Bu itibarla İslâm, hiçbir zaman dini sosyal hayattan tecrit eden seküler dünya görüşü, gönül ve vicdanlara hapsolunan pasif bir inanç anlayışını benimsememiştir.
Her hâlükârda kul, “İlkeli, sorumlu, şuurlu ve meşru bir hayat tarzı mı yoksa ilkesiz, sorumsuz, şuursuz ve gayr-i meşru bir gidişat mı kolayına gelmektedir?” sorusunu sorarak kendi âkıbetini düşünmelidir.