Başımı kaldırıp gökyüzüne baktım. "Peki son bir soru... Macid, pembe ay nedir?"
Macid kollarını başının altına koydu, gözlerini bulutlara dikti.
“Ah… işte geldik işin tadına.”
"Pembe ay," dedi usulca, "arzuların sustuğu, bedenin içe döndüğü bir geçittir."
"Geçit mi?"
"Evet," dedi. "Bu dönemde yeryüzündeki erkeklerin cinsel bağları geçici olarak kesilir. Enerji düşer. İçsel arzu azalır. Çünkü doğa bu dönemi bir dönüşüm alanı olarak kullanır. Erkek bedenine 'dur' denir. Beden dinlenir. Ruhu silkelenir. Böylece yeni döngüye daha güçlü girebilsin diye..."
Duraksadı. Elini toprağa uzattı, küçük bir çiçeği okşadı.
"Bazı kadınlarda da etkisi olur. Bedensel ritimleri, özel günleri değişir. Daha erken gelir, bazen gecikir. Çünkü pembe ay, baharın başlangıcı gibidir. Cinselliği, çoğalmayı ve toprağın uyanışını temsil eder. Ama önce... bir duruş gerekir."
"Yani bu ayda insanlar daha verimli olmak için susar?" dedim hayretle.
"Evet," dedi Macid. "Toprak bile nadasa bırakılır, insan bedeni neden bırakılmasın? Pembe ay, yaratıcı enerjinin yeniden yapılandığı bir zamandır. Beden bir hafta kadar bir iç sessizlikle kalırsa... sonraki döngüde arzular daha berrak, bağlar daha sağlam, enerji ise daha yüksek olur."