• " Bitti dediğimiz her şey aslında yeni başlayan birçok şeyin başlangıcıymış bunu öğrendim. Yanımda kalsın dediklerimizin bir gün gitsin diye dua edeceklerimiz olacaklarını...
    Yenilenmeyi öğrendim.
    Yeniliği...
    Yenilgiyi...
    Yenmeyi bir yerde. Hayatın omuzlarına basarak yükselmeyi o düştüğümüz çukurlardan. Ve... Ve diye başlamayı öğrendim. Son vermeyi ve yeniden yeniden diyebilmeyi..."
  • "Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum."
    Derin, manalı, hafizalara kazınan bir cümle ile başlıyor Masumiyet Müzesi. Ama başlarken birçok hissi de beraberinde sunuyor okuyucuya...
    On yıllık bir emek ve çalışmanın ürünü bu güzel eser. Kitap ile birlikte müze fikri de çok önceden düşünülmüş ve Orhan Pamuk bunun için çok sayıda müze gezmiş.

    Kemal'in anlatımından okuduğumuz kitabın bazı bölümlerinde Orhan Pamuk da dahil oluyor hikayeye. Kemal ve çevresi ile olan anılarını kendi ağzından anlatıyor bizlere.

    Yakın zamanda nişanlanacağı Sibel adında sevgilisi olan Kemal, bir butikte rastlıyor Füsun'a. Uzaktan akraba olmaları, yaşlarının farkı, bir ilişkisinin olması gibi nedenler engelleyemiyor hislerini ve Füsun'a sırılsıklam aşık oluyor Kemal. Dolu dizgin geçen Füsun'lu günlerin sonrasında, saplantıya dönüşen bir aşk kalıyor geriye.
    Her görüşmede bir eşyasını çalıyor Füsun'un ve yılların sonunda Merhamet Apartmanı'ndaki o daire 'müzelik' eşyalarla dolup taşıyor. Kavuşma ümidini hiçbir zaman yitirmeyen Kemal, her geçen yıl daha da artan bir aşkla seviyor 'güzelini'.

    Okurken bu kadar da olmaz Kemal, vazgeç artık dedirtti bana Masumiyet Müzesi. Aşk uğruna bunca şeye katlanılır mı? Bazı aşklar 'hastalıklı' boyutlara ulaşırsa hangi taraf daha çok üzülür? Kötü başlayan her şey kötü mü biter? Kararlar insanın hayatını ne ölçüde değiştirir? Okuyan birçok kişi bu soruları sormuştur kendisine, inanıyorum. Bu nedenle sadece bir aşk hikayesi değildir Masumiyet Müzesi.

    "Herkes bilsin, çok mutlu bir hayat yaşadım."
    Tüm o sayfalardaki duyguları, aşkı, çaresizliği, pişmanlığı anlatan tek bir cümle ile sonlanıyor Masumiyet Müzesi ve üzüyor bizleri.

    1999 yılında müze yapma düşüncesi ile bir bina satın almış Orhan Pamuk. Ve kitapta Füsun'un oturduğu ev adresini verirken bu binanın adresini kullanmış. Füsun'un düşürdüğü kelebek figürlü küpeyi de müzenin logosuna taşımış. Füsun'u ziyaretlerinden topladığı 4213 adet sigara izmaritini, giydiklerini, takıları, mendili her şeyi biriktirmiş Kemal ve müzede hepsi sergileniyormuş. Mutlaka ziyaret edeceğim bir müze olacak Masumiyet Müzesi.
    Yorumlarda, okuyanların sıkıldıklarını gördüm. Ancak tasvirler, açıklamalar renk veriyor kitaba bence. Devam edip, ilerledikçe okuduğuza pişman olmayacağınızı göreceksiniz.