• Yıkım edebiyatının en tanınmış isimlerinden Wolfgang Borchert... O henüz 18 yaşındayken  başlıyor savaşlar ile beraber gelen huzursuzluk. Ruhların bile donduğu soğuk Rus cepheleri. Gençliğini parçalayan korkunç hastalıklara sebep oluyor ve karşılığı vatan hainliği ile suçlanmak. İdamlarla korkutulmak.

    Çok şey sığdırmak zorunda bırakılmıştır saygı değer Borchert bu kısacık 26 yılına. Böyle parlak bir zeka böyle derin ruh nerelere mezar oluyor! Savaş-cepheler, sürgünler, hücreler... Korkunç,  bizler içinde çok büyük bir kayıptır bu derin ruh.

    "Sagt nein" hayır de.. Savaşa hayır de, o hasta hali ile bağırsa bile başkaları hep susuyordu ve hâlâ susmaya devam ediyor.
     Sevgi değer Borchert.. Kısacık 26 yıl dedik bir de kısacık iki yılın var, yazmaya harcayabildiğin, kutsal bir iki yıl. Bu kadar kısa zamanda sen nasıl yazabildin bunları. O savaşlarda, o soğuklarda bir de geceler hayat  bunlarken nasıl taşırdın eserleri. belli de olur çok üşüdüğün hikâyelerinde.
    Soğuk , gece, savaş, hücreler hepsi zihninde hepsini yaydın ellerinle.. Sol yaralanan ellin. inanmamışlardi belki ama niye? O öpülesi eline kelepçe mi yakıştı?

    Ilık rüzgarların esintisi yoktu hayatında, sen soğukta yetişmeyi öğrenmiştin o kasırgalarla.. Tasvirlerin o kadar inanılmaz dokunuyor ki bana etkilenmeyi öğrendim şiirlerin ve hikâyelerinle..

    Borchert ile tanışmama ve Maria hikâyesini merak sarmama vesile olan Ebru İnce'ye teşekkürler, belki geç belki de hiç tanımayabilirdim bu iki güzel insanı.

    Sizlere kitaptan: Bir asker. Pazar sabahlarının en temizinin şimdiye dek asla görülmemiş bu kar beyazında bir leke. Pek canlı bir savaş tablosu, nüansça zengin, suluboya resimler için çekici bir konu: kan, kar ve güneş. Soğuk kar ve içinde buram buram sıcak kan. Ve hepsinin üstünde güneş baba. Güneş babamız. Yeryüzündeki çocuklar der ki: güneş baba, güneş baba Ve güneş bir ölü­yü, bütün ölmüş kuklaların işitilmeyen çığlığını haykıran bir ölüyü aydınlatıyor suskun, korkunç, suskun çığlığını, içimizden kim, kalk ayağa saz benizli kardeşim... Kar, buna göğüs gerebilir, buzsu kar. Ve güneş. Güneş babamız.

    Nürnberg'e yazıklar olsun hücrelerinin kapılarını açtığı için ve sizler Borchert'in kitaplarını okuyacaklar, çok yaşayın, güzel yaşayın ve yaşatın. Sevgiler!
  • Toprağa Gömülen Umutlar

    Ucu keskindir kalemimin
    Esirgemez satırlardan sözünü
    Ya susar şahit olur
    Bir ağaç gibi
    Ya konuşur öfke kusar bir dağ gibi
    Ya da susar örtünür toprak gibi
    Konuşun ey kelepçe vurulmuş kelimelerim
    Siz konuşun hüzünlü kitaplarım
    Ben sizin yerinize gömülmeye hazırım, yakılmaya da
    Salın köklerinizi o kara topraktan
    Ve yeşerin yine umut umut
    Yasak yasak ...
    Kitaplarım, masumun canı yetmedi mi
    Sizi de gömüyorlar .
    iki kapak arasına sığınmış dünyam,
    şiirlerim ,
    Sözlerim ,
    Şimdi yıldızlar  yoldaştır size geceleri
    Güneş ısıtır üşüyen sayfalarınızı
    Korkmayın , asla korkmayın
    Dualarım var size,
    Yeniden bişeyler  için secdem var.
    Olsa da yürek Tur gibi
    Yerle yeksan olsa da .
    Dağılmaz Nur olur
    İner yüreklere
    Korkmayın
    Konuşun
    Öfkelenin
    Dur deyin artık
    Ve dursunlar
    Dayanamıyorum bu ayrılığa
    Beni sizinle buluşturan kelimelerim !
    Benden selam söyleyin
    Elbet bizde birgün bürünürüz
    O kara örtüye
    #Avesta
  • Ama işte bileklerinde kelepçe vardı, onu gebertemezdik. Çizmelerini çıkarması için çaresiz bir saatlik süreyi buyur edecektik kendisine.
    Wolfgang Borchert
    Sayfa 276 - Yapı Kredi Yayınları
  • Oturup bir halkın yüreğine
    Duvarları korkudan saraylar kurdular
    Her aşka bir kelepçe
    Her söze bir zincir vurdular
  • Toplumun çeşitli yönden insanlara bakış açısı vardır
    Bazıları sadece kötü eleştiri yapmaya kendilerini adamışlar biri kısa giyinmiş kötü kadın ilan edilmiş biri kapanmış kafayı dinle bozmuş denilmiş biri dövme yaptırmış yatacak yerin Yok denilmiş bir erkek küpe takmış ağır sözlere mahkum edilmiş ve biri kilosundan dolayı hep dışlandığı için midesine kelepçe taktırmış ve ölmüş birine kel demişler peruk takmış bu ne hal demişler sahi bunları diyenler sizin için bu dünyaya gelmeyen insanlara bu hakaretleri savurmada hiçbir hakkınız olduğunu düşünmüyorum sözlerinizin boğuculuğu iğrenç bir hal alıyor gözümün önünde bırakın artık insanları dışlamak için uğraşlarınızı biz insanız ve yine insanlığa en uzak olan davranışlarda bulunmayalım biz insanız insan gibi olalım birine samimi bir sevgiyle kucak açmayı ne olursa olsun ne giyerse giysin nefesinin dünyaya muazzam bir haz yaydığını hissettirelim biz ne olursak olalım kendimizin başına gelmeyeceğini bilmediğimiz şeyler için kör sakat demeyelim köşede duran küçük kediye tepik atmayı yanımızdan geçen köpeğe durduk yere taş kavramayı bırakalım bu dünya tüm canlılarıyla ayrı güzel bunların farkına varıp kucak açalım tüm iyiliklere
    Yani demem o ki önce zihnimizde merhaba diyelim hayata
  • Yavaş yavaş alışmıştık Polonyalı ya
    Polonya kokuyordu ..
    (Kimbilir biz ne kokuyorduk ! )
    Çizmelerini bir saatte çıkartmıştı ..
    Bu kadarı da sabrımız için fazlaydı doğrusu.
    Ama ışte bileklerinde kelepçe vardı. .
    Onu gebertemezdik.