• Kelimelik oynamak isteyenler ile oynayabiliriz ismim : Nayi88
  • ÜNLÜ MÜ ÜNLÜ 16 Yazarın “HADİ CANIM!” DİYECEĞİNİZ ÖZELLİKLERİ

    Ben yazılanların yalancısıyım:))

    1)Doğa tasvirli şiirlerin şairi olarak bilinen Schiller’in tüm bu eserlerini ,üzerinde sinekler uçuşan çürük bir elmayı koklayarak yazması gerçekten ilginç. Ama daha da ilginci var. Ünlü şair yazmak için elmanın kâfi gelmediği zamanlarda banyoya kapanır ve suyun içinde ilham gelmesini beklerdi.

    2)“Sefiller” ve “Notre Dame’ın Kamburu” gibi başyapıtların efsane yazarı Victor Hugo’nun beğenilme takıntısı vardı. Yaşlanma etkilerini yavaşlatmak, vücudunu diri tutmak için her sabah buzlu suyla yıkanır, sesi güzel çıksın diye çiğ yumurta içerdi. Kötü görünmekten korkan yazar; her zaman şık giyinir, her gün ama her gün berbere gidip saçını düzelttirir, dakikalarca aynada kendini izlerdi.

    3)Yaşadığı dönemde oldukça bilinmesine ve sevilmesine karşın sonraki nesillerin çok tanımadığı bir yazardır Hüseyin Rahmi Gürpınar. Yaşamının son 31 yılını Heybeliada’nın tepesinde manzaraya nazır bir köşkte geçiren Gürpınar, temizlik hastasıydı. Mikrop kaparım korkusuyla eldivenleri olmadan sokağa çıkmaz, dört mevsim eldivenle dolaşırdı. Yazarın ilginç yönü sadece bununla da sınırlı değildi. Örgü örmeyi çok seven Gürpınar, Avrupa’dan model bile getirtirdi. Kendi ördüğü takkeleri giyer, yazmaktan sıkıldığı zaman mutfağa inip erik reçeli ve dondurma yapardı.

    4)İlk gerçek Amerikan yazarı olarak kabul edilen Mark Twain’in bir yazar için belki de iyi diyebileceğimiz bir hastalığı vardı; insomnia, yani uykusuzluk. Twain geceleri bir türlü uyuyamıyor, mecburen çalışıyor; sonra hiç beklenmedik zamanlarda, kâh bir parkta kâh banyoda uyuyakalıyordu. Ünlü yazar, yatağında şöyle kesintisiz, mışıl mışıl bir uykuya öyle hasretti ki bir keresinde yakınlarına, “Bana güzel bir yatak verin, size ölümsüz başyapıtlar vereyim.” demişti. Bu hastalığını bir türlü yenemedi. Ancak doğru düzgün uyumadan da ölümsüz başyapıtlar vermeyi başardı.

    5)Monte Kristo Kontu, Üç Silahşörler, Demir Maskeli Adam; 100 bin sayfanın üzerinde basılmış eseri olan Alexandre Dumas’nın en bilinen üç romanı. Dumas, çalışkan ve üretken bir yazardı. Ancak aşırı çapkınlık gibi bir huyu vardı. Öyle ki evli olmasına rağmen aynı dönemde 40 sevgilisi olduğu rivayet edilir.
    Kendisi hayattayken dört, öldükten sonra ise üç gayrimeşru çocuğu ortaya çıktı. Bunca kadının arasında yazmaya ne zaman vakit ayırdı bilinmez ama yaşadığı dönemde yazarlığı kadar çapkınlığıyla da ünlüydü

    6)İstedik, gerçekten çok istedik. Neyi mi? Elbette Ulysses’i okuyup bitirebilmeyi… Takıntılı bir adam olduğu Ulysses’ten belliydi zaten. Bir adam 800 küsur sayfa boyunca tek bir günü anlatır mı? Evet takıntılı bir adamdı James Joyce; mutlaka yatağında, yüzüstü, büyük mavi kalemiyle, beyaz giysiler içinde yazardı. Yazmak bir ritüeldi sanki onun için. Bunların biri eksik olsa olmazdı. İçinde hiç kelime tekrarı ve isim tamlaması olmayan 500 kelimelik tek bir cümle yazmayı başarabilmiş.

    7)Charles Dickens sağlam bir hayvanseverdi. Evi, daha doğrusu çiftliği Ali Baba’yı aratmayacak cinstendi; iki kuzgunu; ikisi St. Bernard, ikisi Newfoundland, biri spanyel, biri mastiff, biri Pomeranian olmak üzere yedi köpeği; bir kedisi, bir kanaryası ve bir de midillisi vardı. Dickens, “Grip” adlı kuzgununa öyle düşkündü ki öldüğünde gömmemiş, doldurtup çerçevelettirerek duvarına asmıştı. İnanmayanlar Grip’i Philadelphia Free Library’de görebilir.

    8)Tefeci William Shakespeare:
    Babası döneminin en zengin tüccarlarından biri, annesi ise en zengin toprak ağalarından birinin kızıydı. Bu anlamda şanslı bir adamdı William Shakespeare. Ticarete, zenginliğe ve soyluluğa aşinaydı. Geçim sıkıntısı gibi bir derdi olmadığı için yazmaya uzun vakitler ayırabiliyor, sanat camiasıyla iç içe bir hayat yaşıyordu. Henüz 35 yaşında dönemin en büyük tiyatrosunun ortağıydı. İyi bir tiyatro adamı olduğu gibi iyi bir tüccardı da. Yazdıklarından daha fazlasını ticaretten, hatta “Büyük Yazarların Gizli Hayatları” kitabının yazarı Robert Schnakenberg’e göre tefecilikten kazanıyordu.

    Edebiyat dünyasında büyük tartışma yaratan kitaba göre Shakespeare, kıtlık döneminde tahıl ticareti ve tefecilik yaparak, vergi kaçırarak geçimini sağlayan bir tüccardı. Ancak İngiltere, dünya çapında ünlü bir edebiyat tanrısı yaratmak istediğinden, Shakespeare’in bu yönleri tarihten silindi. Bu iddia kimilerine büyük bir iftira gibi gelebilir. Ancak ünlü yazarın kendisinin değil ama babasının tefecilikten birkaç kez yargılandığı kayıtlarla sabit.

    9)Balzac öldüğünde 51 yaşındaydı ama arkasında onlarca ölümsüz eser bırakmıştı. Günde yaklaşık 50 fincan kahve içtiği söylenen Balzac, kahve yapacak birisi olmadığında kahve çekirdeklerini çiğnerdi.

    10)Alice Harikalar Diyarında’nın yazarı Lewis Carroll bir matematik dehasıydı. Kelime üretmekte üstüne yoktu. Halen İngilizcede onun uydurduğu onlarca kelime kullanılmaktadır. Kütüphanelerde kitapların daha kolay bulunabilmesi için kitap adını cildin sırtına yazma fikrini hayata geçirdi. Scrabble kelime oyununun ilk örneğini yaptı. En sevdiği ulaşım aracı kendi icat ettiği üç tekerlekli bisikletti.

    11)Agatha Christie, 1926 yılında 36 yaşındayken ortadan kayboldu. Yerel polis, halk ve istihbaratçılar her yerde onu aradı. 10 gün sonra sahte bir kimlikle bir otelde bulundu. Soranlara ne olduğunu hatırlamadığını söyledi. Gerçekte ne olduğu ise bir sır olarak kaldı.