• Marx, dine 'halkın afyonu' dedigi noktada ideolojik bir motivasyonla hareket etmez. Marx'ın bu ifadesi, kelimenin tam anlamıyla 'sosyolojik' bir mahiyet taşır. Yaşanan hayatın acı, sefalet ve çaresizlikle karşı karşıya bıraktığı yoksul insanlara dayanma gücü veren bir 'müsekkin' olarak kavramaktadır dini burada Marx. 1840'ların ortasında hızla ve kırıla kırıla degişen, 'modernleşen' Batı'da 'dinin hali' ortalama olarak buydu çünkü.
  • "Who are you to wave your finger?
    You must have been out your head!"
    "Sen kim olduğunu sanıyorsun da bana parmağını sallıyorsun?
    Kafayı sıyırmış olmalısın!" Tool*

    UYARI : Bu inceleme yazılırken hiçbir kitap yakılmamış, haplanmamış veya fiziksel şiddet görmemiştir.

    https://image.ibb.co/fETD4e/1.jpg

    1984 : Evet beyler, uzat kolları, uzat kolları. Aranızda konuşmayın. Ben izin vermediğim sürece siz konuşamazsınız. Burada otorite benim. Nerede olduğunuzun farkında olun. Sabah içtimasında konuşan birisi olursa hayatta en korktuğunuz şeylerin gerçek olduğu 101 Numaralı Oda'da bulursunuz kendinizi. Sayımız 8 olmalı, Fahrenheit 451 nerede?

    https://image.ibb.co/epdkHz/2.jpg

    F451 : Buradayım efendim! Geldim, yetiştim işte! Umberto Eco'nun meşhur Gülün Adı kitabı için büyük bir kitap yakma töreni düzenledik biraz önce. Geç kaldığım için özür dilerim hem sizden hem Büyük Birader'den.

    1984 : Bir daha böyle şeyler istemiyorum, herkes vaktinde burada sıraya geçmiş olacak!

    F451 : Emredersiniz.

    https://image.ibb.co/dbAXxz/3.jpg

    1984 : 1,2,3,...8. Tamam sayı doğru, rahat oturuş pozisyonuna geçebilirsiniz. Parti'nin geleceği, onun sonsuz iktidarının sürekliliği ve sizlerin kesintisiz refahı için birkaç şey anlatmam gerekli.

    https://image.ibb.co/cNHCxz/4.jpg

    1984 : Öncelikle, içinde bulunduğunuz distopik dünyanın ve panoptikonun farkında olun. Bu bir rica değil, emirdir. Hepiniz birer distopya kitabısınız ve bağlı olduğunuz bu türün tanımlarını bilmek zorundasınız.

    Distopya, anti-ütopya demektir. Ütopya Yunanca'da olmayan yer, güzel yer anlamlarına gelebilirken distopya ise bunun tam tersidir. Genellikle distopyalar geleceğe duyulan kaygıdan dolayı yazılmış olumsuz senaryolardır, baskıcı bir sistem ve totaliter bir devlet modeli bulunmaktadır.

    Yaşamakta zorunlu olduğunuz bu dünya içerisinde renkler sadece bana aittir, sizi bir panoptikonun içerisinde yaşadığınızı unutturmamak adına elimizden geldiği kadar renklerinizden ve duygularınızdan arındırmaya çalışırız. Arkamda gördüğünüz Büyük Birader adındaki liderimize sınırsız ve sorgusuz itaat bekleriz. Panoptikon, mahkumların görülebileceği duygusu nedeniyle davranışlarını kurallara uygun yapmasına sebep olduğu modern bir hapishane modelidir. Evet, şu anki insanların çağdaş sandığı hayatları ve sizin renksiz hayatlarınız kelimenin tam anlamıyla bir panoptikondur diyebiliriz. Burada bulunduğunuz distopyanın müdürü ise Büyük Birader'dir. O her zaman sizi izler. O her zaman sizin 2x2'nin sonucunun 5 olduğuna sınırsız itaat etmenizi ister. Çünkü Parti böyle dediyse bu böyledir.

    Bu arada görevleriniz tam olarak neydi bana hatırlatın.

    F451 : Ben sabah akşam tür fark etmeksizin kitap yakarım. İnsanların kitap okuyamaması için elimden geleni yaparım. Çünkü kitap insanı cahilliğinden arındırır ve bu eylem 1984'ün içinde geçen "CAHİLLİK GÜÇTÜR." ilkesine ters düşer.
    Büyük Birader'in emirlerinin dışına çıkarsam ceza alacağımı, fobilerin gerçek olduğu 101 Numaralı Oda'yı boylayacağımı bilirim.

    Cesur Yeni Dünya : Ben insanları Ford Sistemi adını verdiğim, Tanrı'nın Ford olduğu ve doğan her yeni bebeğin ebeveyn bilincinden yoksun, şartlandırılarak doğduğu bir model içerisinde yönetirim. Soma adlı bir mutluluk hapını bir distopyanın içinde olduklarını unutsunlar diye onlara içiririm ki hiçbir zaman bu acımasız durumun farkında olamasınlar. Benim dünyamda da kitap okumak yasaktır, bebekleri ürettikten hemen sonra bebekler bir kitaplığa doğru emekletilir, kitaplara tam ulaşacağı sırada onlara elektrik verilir ve bu bireyler bir daha kitaplara hayatları boyunca dokunamaz.

    Otomatik Portakal : Ben şiddetin meşrulaştırıldığı yerin tam kendisiyim. Fiziksel ya da manevi her şekilde, her saniyede halkın gözü önünde ve çekinmeden şiddet uygularım.

    Çarpışma : Ben teknolojinin, arabaların, makineleşmenin distopyasıyım. Makinenin verdiği haz ve hızın, arabaların birbirleriyle çarpışmasının bana cinsel mekanizmaları hatırlattığı bir senaryoda anlatırım her şeyimi.

    1984 : Tamam, tamam! Kes, kes. Yeter bu kadar! Hadi, herkes görevlerinin başına! Mesai vakti!

    https://image.ibb.co/b5CCxz/5.jpg

    F451 : Seni yakmak istemiyorum NA1, kitap okuyanları anında yakalayan Mekanik Tazı'dan zorla kaçtım da buraya geldim, seni kesinlikle yakamam ben. Umarım 1984 bizi görmez.

    NA1 : Başımız belaya girecek.

    1984 : Benden ve Büyük Birader'den asla kaçamazsınız! Ona sınırsız itaat etmeli ve sonsuz sevgi duymalısınız. Aynı askerde size öğretildiği gibi, itaat et, rahat et felsefesi geçerlidir! Bu sistemde eğer bir hatanız olursa siz Büyük Birader'i sevecek hale gelene kadar cezayı, işkenceyi hak etmiş olursunuz.

    https://image.ibb.co/e6qAje/6.jpg

    C.Y.D. : Abi kafam çok güzel. Birkaç Soma hapı attım bir distopyanın içerisinde olduğumu unutayım diye. Kafam güzel ama nasıl güzel, o kadar güzel ki, o kadar güzel ki. Nasıl böyle... Neyse Havva'nın Üç Kızı, biliyorsun ki 1984 distopyasının içerisinde sadece Parti'nin soyunu devam ettirebilecek verimli döllere izin verilir, yani bu işi Damızlık Kızın Öyküsü ile yapmam gerekiyordu ama artık bu kafanın da etkisiyle senle olmuş oldu, bunu Büyük Birader ve 1984'ün kesinlikle duymaması gerek.

    Havva'nın Üç Kızı : Ah, kesinlikle bir skandal olacak, hem de büyük bir skandal, ateizm, günah, bombalı patlamalar, laiklik, tarikat, Mevlana, bekaret, yobaz, falan filan.

    1984 : Ne yazık ki, kadere bak, kadere bak. Kimler kimlerle beraber yan yana geliyor!! Büyük Birader sizi her yerde, her zaman izler. Yaşamış olduğunuz Okyanusya içerisinde izinsiz cinsel ilişkiye ve Parti'den olmayan insanlarla takılmaya nasıl cüret edersiniz! Bu sınırlar içerisinde böyle bir ilişki kesinlikle yasaktır. Elif Şafak'la kimse takılmayacak bundan sonra! Derhal 101 Numaralı Oda'ya!

    https://image.ibb.co/e8934e/7.jpg

    O.P : Tamam kardeşlerim, kaçmayın artık lütfen. Efendim, kaçmayın sizi dövmeyeceğim. Kendimi riske atıyorum ama bu işten gerçekten sıkıldım artık kardeşlerim.
    1984 : Senin görevin şiddeti meşrulaştırmaktır, sen bunun için distopyasın! Derhal 101 Numaralı Oda'ya!

    https://image.ibb.co/ewoKcz/8.jpg

    Çarpışma : Hayır yani, arabaların çarpışmasının, makineleşmenin erotizmi nasıl bir distopyadır? Arabalar yollarında gitsin, herkesi işine ve evine getirsin götürsün işte...
    F451 : Çok suçluyum, artık hiçbir kitabı yakmak istemiyorum.
    C.Y.D. : Bu distopyanın artık net olarak farkındalığındayım, Soma hapı atıp bunu görmezden gelmek istemiyorum.

    1984 : İtaat edin, rahat edin! Genellikle disiplinden dolayı olsa da bu iktidarın içerisinde disiplinin olmadığı yerde kan ve gözyaşı vardır! Unutmayın. Hepiniz birer distopyasınız, özellikle de F451'i 2.kez uyarıyorum zaten. Şimdi doğru hepiniz 101 Numaralı Oda'ya!

    Beyler, beyler... Sizi anlamakta güçlük çekiyorum gerçekten. 302. sayfamda da belirttiğim gibi; "Eski reformcuların hayalini kurduğu o enayi, zevk düşkünü ütopyaların tam tersi bir dünya." içerisindesiniz. Enayi mi olmak istiyorsunuz yani gerçekten?

    https://image.ibb.co/g021qK/9.jpg

    Ütopya, Devlet : Merhaba, biz bugünkü toplantı için gelm...
    1984 : Siz de kimsiniz enayiler?! Çıkın dışarı, yanlış kapı! Yoldaş olmayan kimse buraya giremez!
    Ütopya : Arkadaşlar, bu Büyük Birader dedikleri 2 boyutlu kağıt parçasından başka bir şey değil, görmüyor musunuz bunu gerçekten? Bunu göremeyecek kadar at gözlükleriyle mi dolaşıyorsunuz? Biraz içinde bulunduğunuz hayatı, benliğinizi sorgulay...
    1984 : Muhafızlar çıkarın dışarı bunları, hemen!

    https://image.ibb.co/bRG5Hz/10.jpg

    1984 : Ben mimarlığın, cinselliğin, yaşamanın, iktidarın, etimolojinin distopyasıyım. Konuşacağınız duygu yoksunu kelimeleri bile ben belirlerim. Dün söylediğim şey bugün geçerli olmayabilir. Bugün doğru bildiğiniz gerçek, bir bakmışsınız yarın bambaşka bir gerçeklik haline dönüşmüş. Bellek deliğine onun evrağını attım mı bu dünyadan o bilgi silinir gider. Her söylediğimi halkımın 1 gün sonra hemencecik unutması bu sayededir. Düşmanımızın bugün Goldstein olduğunu söylüyorsam, bu kişi yarın başka birisi olabilir ve siz bunu hatırlamazsınız, hatırlasanız bile kanıtınız kalmamış olur. İktidar için yapmayacağım şey yoktur, gerekirse dini satın alır size tekrar satarım, Tanrılık rolünü Büyük Birader'e veririm, her türlü hırsızlığı ve kötülüğü yaparım ama siz yapamazsınız!

    Ayrıca istediğim kadınla da takılırım, kim söylemiş takılmanın yasak olduğunu? Zaten sen kim olduğunu sanıyorsun da bana parmağını sallıyorsun, bana itaat etmiyorsun? Kafayı sıyırmış olmalısın!

    O anda, fobilerin gerçek olduğu 101 Numaralı Oda'dan gürültülü sesler yükselmekteydi. Renksizlik, duygusuzluk, sınırsız ve sorgusuz itaat ilk günkü gibi hüküm sürmekteydi. Tek fark ise bütün distopyaların ortak özelliğinde olduğu gibi umut olmayan geleceğin kaygı duyulan senaryosunun esas gerçeklik olmasıydı. Bu yaşamın içinde hayatta kalabilmek sorgusuz itaate ve Büyük Birader'i koşulsuz sevmeye bağlıydı. Onlar Büyük Birader'in götünün kılıydı!

    https://image.ibb.co/eNGGPe/11.jpg

    Umut varsa halkın %85'ini oluşturan proletaryaya -yani alt sınıfa- aitti. 252. sayfada dendiği gibi, birbirlerinin varlığından ve gücünden habersiz olan bu topluluk, düşünmeyi hiçbir zaman öğrenmedikleri halde yeryüzünün dört bir yöresinde, aralarına nefret ve yalan duvarları girmiş de olsa bir gün dünyayı alt üst edebilecek gücü yüreklerinde, içlerinde biriktirmekteydi. Umut, varsa eğer, proleterlerdeydi!

    Tam da o anda, dışarıdan geçen onlarca arabanın oluşturduğu görgüsüz, sayısızca maganda içeren konvoyun önündeki kamyonetten bu gürültüyü bastıran daha ikna edici bir vaat işitiliyordu :

    "SAVAŞ BARIŞTIR
    ÖZGÜRLÜK KÖLELİKTİR
    CAHİLLİK GÜÇTÜR."

    *Epigrafta bahsi geçen şarkı : https://www.youtube.com/watch?v=R2F_hGwD26g
  • İhsan Oktay, benim en sevdiğim yazarlar listesinde üst sıralarda yer alıyor.Henüz okumamışlar için bu kitabın iyi bir başlangıç olmayacağını düşünüyorum. Efresiyab'ın Hikayeleri, Galiz Kahraman veya Puslu Kıtalar Atlası ile başlamanız daha hayırlı olur.Bu kitap sanırım İhsan Oktay'ın en zor okunan kitabıydı.Kitapta İhsan Oktay yavaştan büyülü gerçekçiliğe doğru direksiyonunu kırmış.Yazarın en belirgin üslup özelliği eski sözcükleri,deyimleri bol kullanmasıdır. Ama bunu öyle güzel yapar ki okurken o kelimeleri sanki biliyormuşsunuz gibi hissedersiniz. O ahenk içinde kelimenin anlamına bakmadan da lezzetini alır, anlamını öğrendikten sonra daha kalıcı bir tat yakalarsınız. Bu kitapta Anar, mitolojiden edebiyata, tarihe ve metafiziğe kadar geniş bir çemberde dolanmış. Her zamanki gibi kıs kıs güldüren zekice bir mizahla da süslemiş eserini. Daha sonra tekrar yoğunlaşarak okuyacağım. Ancak daha önce Anar okumuş ve sevmiş olanlar bu kitaptan da zevk alacaklar diye düşünüyorum. Bol göndermeli,mizahlı,eleştirel,öğretici bu şaheseri tavsiye ettim gitti.
  • “Genel olarak, burada olsun, başka bir yerde olsun erkeklerin daha çok acı çektiklerini anladım. Daha doğrusu erkeklerin bu konularda dayanma gücü daha az. Kadınlara gelince, onlar daima suçsuz oldukları halde acı çekerler, bir şey yapmamaktan doğan bir acı değil, kelimenin tam anlamıyla acı çekerler.”
    Franz Kafka
    Sayfa 15 - Flipper Yayıncılık
  • Benim için bir ilk oldu. Koyu bir Stephen King hayranı oğlumdan önce yazarın son kitabını ben okudum :) Berke kitaplar konusunda çok hassastır. Kitapları yıpransın bir yerine bir şey olsun tahammül edemez. Bu kitabın siparişini verdi ve tatile gitti. Tabi kitap geldi ve önce ben okuyayım dedim. Nasıl da özen gösterdim aman kitaba bir şey olmasın diye. Lakin şeytana keyif gerek kitabın cildi ayrıldı ortadan. Tabi beni bir düşünün Berke 'ye ne diyeceğim diye panikledim. Yayınevini aradım ve bu konuda Altın Kitaplar hakkını vererek çalışıyor. Kitabın resmini bandrol numarasını istediler aynı gün yeni kitabı kargoya verdiler ve ertesi günü ulaştı bize kitap. Bir teşekkürü hakediyorlar. Berke de tertemiz yeni kitabına kavuştu.
    Kitap yazar Stephen King ve oğlu Owen King tarafından kaleme alınmış. Kitabın ilk sayfasında oldukça kalabalık bir karakter listesi vardı. İlk etapta gözümü korkutsa da okurken kim kimdir diye hiç zorlanmadım. Kitaba kelimenin tam anlamıyla hayran kaldım. Böyle bir hayal gücü insanı hayrete düşürüyor. 750 sayfalık kitabın her sayfasını ve dahi her satırını büyük bir keyif ve heyecanla okudum. Bazı sayfalarda heyecan öyle doruklara ulaştı ki daha ne kadar olabilir derken şaşkınlık içinde son buldu bu eser. Bir dünya düşünün kadınlar ardı ardına uyuyorlar ve bir koza ile kaplanıp uyanmıyorlar. Kadınların olmadığı bir dünya nasıl olurdu? Onlara bir çok acıyı tattıran bazı erkekler için hayat daha mı kolay yoksa çekilmez mi olurdu? Dünya'nın dengesi nasıl değişirdi? Bu durum son bulacak mıydı? Yoksa dünyanın sonu mu gelecekti? Ben nefes nefese okudum fantastik ve oldukça gerçekçi ayrıntılarla dolu bu muazzam eseri. Sadece bu türü sevenlere değil her okura tavsiye ediyorum.
  • Kelimenin tam anlamıyla zengin olan insanlar yaşamın bir öğrenme deneyimi olduğunu bilirler. Tecrube asla durmaz. Alışkanlıklarınızı sürekli iyileştirmeyi öğrenin. Şu anda ne kadar iyi olursanız olun, her zaman erişilecek daha üst başka bir seviye vardır. Sürekli iyileştirmeye çalıştığınızda karakterinizi inşa edersiniz. Bir insan olarak daha fazlasına sahip oldukça sunacağınız daha çok seçeneğiniz olur. Bu nihayetinde tatmin ve refaha götüren heyecan verici bir yolculuktur. Malesef bazen dersleri zor yoldan öğreniriz. Hayatınız hakkında kayıtsız kalmayın, kayıtsızlığı tehlikeli sonuçlar takip eder, tetikte kalın.
    Hayat her zaman eylemlerinizle ilgili hangi sonuçları vereceğini gösterir. Yani belirli bir kursa başlamadan önce ileriye bakın. Olumsuz sonuçlar mı yoksa potansiyel ödüller mi yaratıyorsunuz? Düşüncenizde açık olun. Biraz araştırma yapın. Herhangi bir yeni alışkanlığa adım atmadan önce sorular sorun. Bunu yaparsanız, yaşamın zevklerinden daha fazla keyif alacaksınız ve ağrınızı gidermek maksadıyla morfin vermeleri için çığlık atmayacaksınız.
    Kötü alışkanlıklarınızı listelemenin yanısıra zihninizi açmak için şu soruları kullanabilirsiniz:
    -Finansal alışkanlıklarım bana en önemli mali hedeflerime ulaşmamda yardımcı oluyor mu?
    -Mevcut sağlık alışkanlıklarımdan herhangi biri geleceğimi tehlikeye atıyor mu?
    -Hangi iletişim alışkanlıklarını geliştirmem gerekiyor?
    -Ailemle ilişkilerime zarar verebilecek olan alışkanlıklarım neler?
  • Bir marka isminin gücü, kelimenin zihindeki anlamından gelir.