• - 24 Haziran 1980 MHP Gaziosmanpaşa İlçe Başkanı Ali Rıza Altınok kızıyla birlikte öldürüldü.
    - 3 Aralık 1979 Fedai dergisi sahibi MHP'li yazar Kemal Fedai Coşkuner öldürüldü.
    - 27 Mayıs 1980 MHP Genel Başkan Yardımcısı Gün Sazak öldürüldü
    - 19 Eylül 1979 Malatya Ülkü Ocakları eski Mürsel Karataş öldürüldü
    - 1 Şubat 1979 Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Abdi İpekçi öldürüldü.
    (Şartların olgunlaşmasını bekledik !. Siyasi partileri de lağveden askeri yönetim, Süleyman Demirel ile Bülent Ecevit'i Hamzakoy'a, Necmettin Erbakan ile Alparslan Türkeş'i ise Uzunada'ya sürgüne gönderdi. Siyasi yasaklar geldi.
    Darbeye liderlik eden 5 generalin oluşturduğu Milli Güvenlik Konseyi, bütün yetkileri ele aldı. Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Bülent Ulusu'ya kurdurulan hükümet, 21 Eylül'de göreve başladı.
    Günde 15-20 kişinin öldürüldüğü cinayetler, çok sayıda insanın hayatına mal olan katliamlar bıçak gibi kesildi. Evren'in “Şartların olgunlaşmasını bekledik!” sözü tarihe geçti...
  • TÜRKİYEDEKİ EĞİTİMİN NASIL DEĞİŞTİĞİ HAKKINDA ÇOK GÜZEL BİR YAZI:

    Eğitim Bakanı, eğitimde köklü değişim sinyalleri verdi. 1970'lerde bozulan sistemi tamamen değiştireceğiz dedi. Peki Türkiye'deki bitmeyen eğitim sorunu nasıl başlamıştır? Gerçek bozulma tarihi 1970 midir? Eğitimi gizli anlaşma ile bitiren hükümet hangisidir?

    1* Türk eğitim sisteminin bozulması öncelikle Atatürk'ün ölümü ile başlar. İsmet İnönü tarafından 11 Kasım 1938'de İçişleri Bakanı yapılan Refik Saydam "Devlet A'dan Z'ye bozuktur" demiştir.

    1941 yılında ise Atatürk tarafından yazdırılan kitaplar müfredattan kaldırılır.

    2* İnönü, 2. dünya savaşının sonlarına doğru çok ölümcül diplomatik bir hata yaptı. Rusların yenileceğini düşünerek Almanlarla gizli görüşmeler gerçekleştirildi. Ruslar Berlin'e girdiğinde bu diplomasinin tüm evraklarını ele geçirdi.

    Böylece Türk-Rus dostluğu çöktü.

    3* Ruslar savaşın ardından Türkiye'den toprak talebinde bulununca, İnönü çareyi ABD ittifakında aradı. ABD fırsatı çok iyi değerlendirerek Türkiye'yi adım adım avucuna almaya başladı.

    İlk anlaşma 23 Şubat 1945'te imzalandı ve Amerikan ajanları Türk ordusuna sızmaya başladı.

    4* Bu anlaşma ile birlikte bir Amerikan heyeti Türk ordusunu inceleyip lazım olan silah/cephane listesini çıkarmak Ankara'ya geldi. Amerikan heyetinin oluşturduğu listedeki silahların alınabilmesi için 27 Şubat 1946'da 10 milyon dolarlık kredi anlaşması imzalandı.

    5* Bu anlaşmayla alınan kredinin nasıl ödeneceğiyle ilgili olarak 6 Aralık 1946 tarihli yeni bir anlaşma imzalanır. Bu anlaşmaya göre ABD borç karşılığı Türkiye'de kullandığı gayrimenkulleri satın alabilecekti.

    Evet yanlış anlamadınız. Binalar ve arsalar ABD'ye satılacaktı!

    6* Kanunlara göre yabancılara taşınmaz satılması mümkün değildi. Fakat anlaşmanın 2. maddesine göre Türkiye satışın gerçekleştirilebilmesi için gayret sarf edecekti.

    Hükümet yasağa takılmamak için 10 Şubat 1947'de yeni bir kanun çıkardı ve gayrimenkullerin satışı sağlandı.

    7* 10 milyon dolarlık kredinin ödemeleri 1947 senesinde başladı. Fakat Türkiye borçlarını aksattı. ABD bu duruma karşı 10 Şubat 1947 tarihinde yeni bir anlaşma önerdi: EĞİTİM ANLAŞMASI!

    8* Anlaşmaya göre Türkiye parayı ABD'ye ödemek yerine TC Merkez Bankası'nda bir hesap açıp oraya ödeyecek, ABD bu parayı EĞİTİM ANLAŞMASI hükümlerine göre dilediği gibi kullanacaktı.

    9* Para, 4'ü Türk 5'i Amerikan olan 9 kişilik EĞİTİM KOMİSYONU tarafından çoğunluk esasına göre (Yani ABD lehine) alınan kararlar doğrultusunda harcanacaktı. Komisyon, 27 Aralık 1949 tarihli anlaşmanın imkan verdiği tüm hak ve yetkilerle ilgili karar verme hakkına sahipti.

    10* Anlaşmaya göre komisyonun bir çok yetkisi bulunuyor. Komisyon ABD'den seçilen öğrencilerin Türkiye'de eğitim, araştırma, öğrenim ve diğer eğitim faaliyetlerinde bulunmasını sağlayabiliyor.

    Dikkat edin "ve diğer eğitim faaliyetleri" hükmü bulunuyor.

    11* Bu "ve diğer eğitim faaliyetleri" hiç de masum değil. Çünkü sınırsız bir kapsamı bulunuyor. Komisyon ABD'den "öğrenci adı altında" getireceği herkesi memlekette araştırma ve akla gelebilecek her türlü "eğitim" faaliyeti altında kullanabilme yetkisine sahip oluyor.

    12* Üstelik ABD dışişleri bu öğrenci görünümlü tipleri her türlü finanse etme yetkisine sahipti. Komisyon ayrıca Türkiye'de burs vermek, burs vermek için memur tayin etmek gibi haklara sahipti.

    Paraları ABD dışişleri karşılayacaktı.

    13* Komisyon ayrıca her sene ABD dışişleri bakanına rapor sunma hakkına sahipti. Türkiye sınırları içerisinde tamamen denetimsiz şekilde memur tayin edebilen, öğrenci adı altında üniversitelere ajan yerleştirebilen ve her yıl rapor vermek hakkında sahip bir komisyon!

    14* ABD Türkiye'ye silah satıyor. Bunun için 10 milyon dolar borç veriyor. Borcu geri alabilmek için de eğitim anlaşması imzalayıp tam donanımlı bağımsız bir "eğitim komisyonu" kuruluyor.

    Anlaşma 18 Mart 1950'de 18116 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanıyor!

    15* Komisyon 1950 yılında derhal harekete geçip ilk nesil öğrencileri alıp ABD'ye gönderiyor. Genç Sami, o yıl ABD'ye gönderilenlerden biridir. Okulu bitirir bitirmez ünlü Morrison Şirketi'nde çalışır. 1953'te geri döner ve Seyhan Barajı proje müdürlüğüne atanır.

    16* Sami sadece 2 yıl sonra 1955'te DSİ müdürü olur. Hızlı yükselir. Türkiye 1960'larda darbeye yürürken, Sami yeniden ABD'ye gidiyor. Çalışıyor. Ve darbeden sonra Türkiye'ye geliyor. Kısa süre içerisinde Demokrat Parti'nin devamı olarak kurulan Adalet Parti'sinin başına geçiyor!

    17* 1955'te kimsenin tanımadığı Sami, DSİ müdürü yapıldı. On yıl sonra aynı Sami, 1965'te başbakan oldu. Kimse bu kadar hızlı yükselmemiştir. Ama Sami, istisnadır!

    Tam adıyla, Sami Süleyman Demirel!

    18* Demirel'den iki yıl sonra 1952'de bu kez Halil ABD'ye gönderilir. Demirel 1965'te başbakan olunca, Halil'i danışmanı olarak yanına alır. Kısa süre sonra Halil'i 1967'de Devlet Planlama Müsteşarı yapar.

    Halil de hızlı yükselmektedir!

    19* Demirel 60 darbesinden önce ABD'ye gitmiştir. Halil de 1971 muhtırasından önce ABD'ye gider. Dünya Bankası'nda çalışmaya başlar! Başbakan olan Demirel kendisini yine DPT'ye atar.

    Bu esnada Dünya Bankası'nda görevli olan Kemal, Türkiye hakkında rapor yayınlar.

    20* Raporu hazırlayan Kemal 1949'da doğdu. İngiltere'de okudu. Sonra ABD'ye geçti. Kemal'i 1973'te ODTÜ'ye geldi. Ecevit'in danışmanı oldu. Sonra Dünya Bankası'na geçti. Yayınladığı raporda Türkiye'nin sanayiyi bırakıp tarıma yönelmesini, IMF ile anlaşmasını öğütlüyordu.

    21* Kemal'in raporunda yayınlanan çoğu öğüt 24 Ocak 1980 kararları ile kabul edildi. Kararları Halil yazmıştı. 12 Eylül'de darbe olunca herkes hapse atıldı. Ama Halil serbestti. Kenan Evren onu darbe hükümetinde bakan yaptı. 22 ay boyunca görevini sürdürdü.

    22* 1983 yılında seçimler yapılacaktı. Kenan Evren eski siyasetçilere izin vermiyordu. Sadece 2 asker kökenli siyasetçi parti kurabildi. Halil bu esnada ABD'ye gitti. Döndü, parti kurdu. Evren izin vermişti.

    Seçimi Halil kazandı, başbakan oldu. Tam adıyla: Halil Turgut ÖZAL!

    23* Eğitim anlaşması imzalandıktan sonra ABD'ye gönderilen öğrenciler bir şekilde devlet kademesine getiriliyor, hızla yükseltiliyor ve hatta bir şekilde başbakan olabiliyordu.

    Arkadaşlar, bu komisyon hala aktif şekilde faaliyetlerini sürdürüyor!

    24* Türkiye'nin Sovyet tehdidi ile ABD'ye yanaşıp silah alabilmek için kullandığı kredinin geri ödenmesi kapsamında kurulan bir tam donanımlı eğitim komisyonu, aradan geçen 68 yıla rağmen hala ayakta, tuhaf değil mi?

    25* Bugün artık Sovyet tehdidi bitmiştir. Türkiye güçlenmiştir. Silah anlaşması da, borç da kalmamıştır. Buna rağmen kurulan eğitim komisyonu neden hala aktiftir?

    Türkiye bu komisyonu dağıtıp daha iyi şartlarda, daha haysiyetli maddelere sahip bir anlaşma yapamaz mı?

    26* ABD bunu sadece Türkiye'de değil, dünyanın bir çok noktasında yapmıştır. Eğitim kanalıyla, sızmak istediği ülkede devşirmeler yetiştirmiş, onları sağladığı güçle yüksek mevkilere çıkarmış ve kullanmıştır.

    Haritaya iyi bakın. Her bir nokta, bir eğitim komisyonu!

    27* ABD, dünyanın çeşitli ülkelerinden bulup yetiştirdiği kişileri o ülkelerde başa getirmiştir. Afganistan, Kolombiya, Kenya, Yeni Zellanda hatta Fransa'da bile!

    Listeye çok iyi bakın!

    28* Sadece liderler değil, bakanlar, müsteşarlar, emniyet müdürleri hatta generaller... Bir çok yönetici, ABD'nin eğitim komisyonu adı altında çalışan teşkilatlar sayesinde eğitilip mevki sahibi yapılmıştır.

    29* Bu arada... 1970'lerde Türkiye'ye öğütler yazan Kemal'i unuttuk. Kendisi yıllar sonra IMF'nin emriyle bakan olmuştur!

    Tam ismiyle, Kemal Derviş!

    30* Uluslararası Kalkındırma Fonu başkanı Richard Podol 1975'te bakın ne söylüyor:

    Önemli mevkilerde Amerikan eğitimi görmemiş bir yönetici kalmamıştır. Yardım kuruluşu tüm gayretleri bu gruba yönlendirmelidir. Geniş ölçüde Türk idarecilerini DEVŞİRMEK gerekir.
  • Türkiye'nin bağımsızlığından başka bir şey istemedim. Bundan dolayı da ölümden korkmuyoruz. Ve ben 24 yaşındayken kendimi Türkiye'nin bağımsızlığına armağan etmekten onur duyuyorum.

    Bizlerin tek özlemi tahsil sırasında bulunmamıza rağmen Türkiye'nin bağımsızlığıdır. Biz hiçbir zaman bütün çabamıza rağmen Türkiye'nin bağımsızlığını temin edemedik.

    Biz 50 sene evvel Kurtuluş Savaşı vermiş bir ülkenin çocukları olarak Kurtuluş Savaşı'nın gerçek tahlilini yapmaya her zaman için muktediriz. Biz yine çok iyi biliriz ki Türkiye Kurtuluş Savaşı'nı yapmak için Samsun'a çıkanlara İstanbul örfi idaresince ve mahkemelerince idam cezası verilmiştir. Ve yine bilmekteyiz ki, Osmanlı İmparatorluğu yüzlerce generalinden ancak birkaç tanesi Kurtuluş Savaşı'na iştirak etmiştir. Ve yine bilmekteyiz ki Kurtuluş Savaşı yapıldığı sırada İstanbul'da bulunanlar bunları yapanlara eşkıya demiştir.

    1950 tarihinde Amerikan emperyalizmi iktidara geldi. Demokrat iktidar 27 Mayıs 1960'da tarihe gömüldü. Demokrat Parti gitti, bunun gitmesiyle tellaklar değişmedi. 27 Mayıs'ı kastetmiyorum, bundan sonrasını kastediyorum. Hamam aynı fakat bu defa da tellaklar değişti. Amerika bu dönemde imdada yetişip İnönü'yü düşürdü, Demirel'i iktidara getirdi.

    Mustafa Kemal'e gerçekten sahip çıkanlar varsa onlar da bizleriz

    Öğrenci hareketlerine gelince, Türkiye'de öğrenci olayları 50-60 senedir eksik olmamıştır. Sultan Hamit'in Tıbbiye talebelerini Sarayburnu'ndan denize attığı tarihten itibaren öğrenci hareketleri Türkiye'de devam edegelmiştir. İkinci Dünya Savaşı sırasında faşizme hayır diyen gençler ilerici gençlerdi. Ve 28 Nisan 1960 tarihinde özgürlük savaşı veren gençlerdir. Amerikan emperyalizmi tarafından İnönü hükumetten düşürüldüğünde protesto gösterisi yapan gençler ilerici gençlerdir. Anayasa'ya Bağlılık Mitingi'ni de bizler yaptık. O günün mitinginde iktidarın kiralık adamlarından ve polisinden dayak yiyen de gene bizlerdik.
    Halit Çelenk
    Sayfa 262 - 68’liler Yayınları, Mayıs 2008
  • Osmanlı döneminden, tek partili döneme ve sonra da cok partili sisteme geçişin sancılarını, özellikle de Menderes'li,Demirel'li, Özal'lı yılları çok iyi analiz etmiş yazar, anlatımı sade ve net, anlaşılabilir. Dönen dolapları, oyunları kimin nasıl nerelere geldiğini ve ne gibi pislikler döndürdüğünü TARAFSIZ değerlendirmiş.
    Mustafa Kemal'i de ciddi eleştirdiği kısımlar var. Zaten tarih böyle yazılmalı. Geçmişini bilmeyen geleceğini göremez. Dolayısıyla okuyunuz.
  • İnsanlar, insanlar için
    yaşadıklarının,
    yaptıklarının
    hesabını verirler
    insanlara.
    Kemal Demirel
    Sayfa 66 - Yaba Yayınları, 4.Basım, 2002
  • Eğer siz bu olan bitende insanca şeyler arasaydınız, sanırım ki, şaşılacak kadar çok şey görürdünüz. Ama sizin bütün kaygınız, olan biteni yasalara uydurmak, hukuk kitaplarında yer bulmaktır. Neredeyse şöyle bir bildiri yayınlayacaksınız: Suçunuzu o şekilde işleyin ki, yasalara, kitaplara tıpatıp uysun.

    /Anitogone/
    Kemal Demirel
    Sayfa 64 - Yaba Yayınları, 4.Basım, 2002
  • Yasalara uygun yapılan kötülükler, yasalara aykırı yapılanlardan daha çok.

    /Antigone/
    Kemal Demirel
    Sayfa 62 - Yaba Yayınları, 4.Basım, 2002