• ATTİLA İLHAN:Bir kere antiemperyalist olmayan bir Kemalizm mevcut değil. Kemalizm'in en büyük özelliği, demin orada size cümleyi aynen okudum, işte gene bir daha okuyorum; Hâkimiyeti Milliye Gazetesi 20 Temmuz 1336'da şöyle söylüyor: En büyük düşman, düşmanların düşmanı ne falan, ne de filân milletler. Bilakis bu, âdeta her tarafı kaplamış bir saltanat hâlinde dünyaya hâkim olan kapitalizm afeti ve onun çocuğu olan emperyalizmdir."
    Bu ikisine karşı olmayan herhangi bir insanın Kemalist olması mümkün değil.
  • Azgın bir nehir gibi köpürerek akan zaman içinde geçip giden günlerden bazılarını hiç hatırlamayız. Ama bazı günler vardır ki, bu günlere rastlayan büyük olaylar sade sizin yaşamınızı etkilemezler. Kaderinizi geleceğine bağladığınız güzel ülkenizin tarihinde de dönüm noktaları oluştururlar.
    Ben bilinçle değerlendirebildiğim bu günlerden bazılarını hiç unutmam. Mesela sekiz yaşındaydım. Ankara'da Sakarya Caddesi'nden okuluma giderken, yol kenarındaki kahvenin radyosundan öğle ajansı okunuyordu. 1950 yılının Mayıs ayındaydık. Radyonun spikeri ilk haber olarak, Celal Bayar'ın Türkiye Cumhuriyeti'nin üçüncü Cumhurbaşkanı seçildiğini duyurdu. O anda kahvede oturanlar ayağa kalkıp bu haberi alkışlamaya başladılar.

    Kötü bir son
    İlk sivil kökenli Cumhurbaşkanı seçimi, benim hatırladığım önemli günlerden birinde gerçekleşmişti. Daha sonra Cumhurbaşkanı Celal Bayar'ın kendisini korumakla görevli Muhafız Alayı tarafından esir alındığı ve daha sonra Başbakan Adnan Menderes ile iki bakanının asıldığı 27 Mayıs 1960 darbesi sürecini de yaşadım.

    Özal'lı yıllar
    Darbelerle, seçimlerle ve yeni isimlerle dolu günler geçti. Süleyman Demirel, Bülent Ecevit ve Turgut Özal... Turgut Özal'ın "Transformasyon" diye bilinen ve Türkiye'yi dünya rekabetine açtığı reformlarıyla geçen o günleri unutmak da mümkün değildir.

    Tayyip Erdoğan olayı
    Derken 21'inci yüzyıla girdik ve AK Parti ile "Tayyip Erdoğan Olayı" günlerimize renk katmaya başladılar. Yolun başında bu yeni sürecin eskilerden farksız olduğunu düşündüğümüz de oldu. Ama daha sonra AK Parti'ye açılan kapatma davası, sanki rejimin bekçileri tarafından düzenlendikleri sanılan Cumhuriyet Mitingleri, FETÖ'nün güdümündeki kalkışma ve adliye-polis eliyle yapılan darbe girişimleri geldi.

    Neler görmedik ki?
    Dönüm noktası ise 15 Temmuz 2016 akşamı sahnelenen darbe girişimiydi. O akşam zihnimizde klişeleşmiş kavramlar buharlaştılar. Kemalizm'in kalesi olarak gördüğümüz Silahlı Kuvvetler'in FETÖ'cü olabileceğini gördük. Yenikapı Mitingi'nde başlayan Erdoğan-Bahçeli birlikteliği Cumhur İttifakı'na dayandı. Ve o günden sonra atılan kararlı adımlarla bu güne gelindi.

    Bugünü hatırlayacağız
    Yemin töreninden sonra bugün görkemli bir törenle görevine başlayacak olan Recep Tayyip Erdoğan, Başkanlık Sistemi'nin ilk Cumhurbaşkanı'dır. Bu günü yaşayanların ileride unutmayacakları bir gün olacaktır bu... 1923'ün 29 Ekiminden bugüne akan zaman içindeki dönüm noktalarından biri olarak hep hatırlayacağız 2018'in 9 Temmuzunu.
  • ***MÜKEMMELE 1 KALA***

    (Mükemmel olan henüz yazılmamış olandır falan filan)

    Merhaba 1K.
    53 yaşında, henüz samanın yeni yeni pamukla kaynaştığı, sarısı daha yoğun formülize edilen bu esere dokunmanın tatlı hissiyatı yanında, içeriğinin nesilden nesile aktarılması görev sayılacak kadar önem teşkil eden bu şaheseri incelemek benim için bir onurdur. "Bilgiyi aktarmak" hususunda üniversite hocalarımın "samimiyet" i barındırmanın daha iyi sonuçlar doğuracağı tezi üzerine bizleri sık sık uyarmalarını referans alarak ve aynı zamanda çevremizde siyasi ideologların çokluğunun da farkında olarak tartışmaya yer vermeden affınıza sığınarak incelemeyi yapmak umarım hepimizi memnun eder. Etmese de fark etmez ya... Neyse...

    Tarihin nesnel yorumlanmasının imkansızlığı üzerine yapılan tartışmalar hala devam etmektedir. Ben genelde bunu kültürel çeşitlilik ve Fransız İhtilali' nin getirdiği Milliyetçilik akımından kurtulamadığımız ve çuvaldızı başkalarının popusuna batırmaktan zevk almamıza bağlıyorum. Tabi ki başka nedenleri de vardır diyerek kapıyı açık bırakıyorum ki sitede birilerini kızdırmayalım. Gerçi kızsa da fark etmez ya... Neyse...

    Hocam kitap bizlere şunu fısıldıyor. Ey Türk genci! Kimsin sen? Batıcılık (Avrupalılar gibi giyinme, onlar gibi konuşma, onların kahvelerinden içme) hayaliyle başka bir forma "büründürülmüş" bir aktivist mi? Arap kültürü ile muhafazakarlaşmayı ülkenin kurtuluşunda arayan bir aydın mı? Ülkesinde asfalt yol olmayan bir dönemde araba fabrikaları kurarak kendi ülkesine yabancı, dışarıdaki burjuvazi babalarına bağlı iş adamlarının oluşturduğu özel teşebbüsçü (menderes modeli) Komprador Burjuvazi mi? Kimsin sen?

    Şahsen bu soruya bir cevap veremedim.

    1950-65 dönemi aydınları da cevap verememiş olacak ki toplumsal değişmeyi Avrupaya gidip lüks camekanlarını seyredip "vaaaooooov medeniyet dediğin işte budur" diyerek değişimi alet, edevat, kılık, kıyafet, cilalı mermer taşında Viyana Valsi denemelerin başarısız sonuçlanmasıyla "sonuçta Batılı gibi" olmaya çalışmakta aramışlar. Kendi halkının fakirlikten kırılmalarını görememiş, onların dertlerini duyamamış ve edebiyatta da TÜRKÇÜLÜK, TURANCILIK, GELENEKÇİLİK BİLMEM NECİLİK tartışmalarının ötesine geçememiş, birbirlerinden ayrıldıkça ayrılmış, ötekileştirildikçe ötekileştirilmişler. "Ulan biri de çıkıp Japon modelinin gelişimini dikkate almadı" diyor Berkes. "Onlar da tıpkı bizim gibi Avrupaya öğrenci gönderdi fakat ülkelerine döndüklerinde Avrupada teknolojik açıdan ne üretiliyorsa aynısını kendileri ürettiler. Ama hiçbiri Batı gibi olmaya çalışmadılar" diyor ve ekliyor... "Batıcılık kelimesi kadar Tarihimizde bize zarar veren hiç bir kelime yoktur. "200 yıldır neden bocalıyoruz?" sorusunu taaa 1965 lerde toplumun aydınlarının bu soruyu sık sık sorduğunu ve henüz çözüme ulaşılmadığından yakınıyor Niyazi Berkes.

    Ve sayın 1K sakinleri yıl 2018. Neden bocalıyoruz? Neden zenginlerimiz çok zengin fakirlerimiz çok fakir? Neden hala yerli otomobilimiz yok? Neden tarım ülkesi olmamıza rağmen patatesi bile ihraç ediyoruz? Neden hala özgürlükten anladığımız dışarıda şort giyebilmek? Neden Allahsız bir Fetullah çıkıp diplomatlarımızı kandırabiliyor? Vergiler neden asırlardır devletimizin temel geçim kaynağı olduğu için bu kadar yüksek? Neden Gaziantepteki 2000 yıllık Zuegma medeniyetinin bizlere armağan ettiği mozaiklerin üstünde tepinen bir başkan var da bir allahın kulu sesini bile çıkaramadı? Neden gençlerimiz-bilim insanlarımız kurtuluşu yurt dışına kapak atmakta arıyor? Neden sakızın orucu bozup bozmaması üzerine program yapılır ve en yüksek reytingleri evlilik programları alır? Neden eğitimde bir arpa yol katedilemedi? Babam böyle pasta yapmayı nerden öğrendi?

    Bakın İngiliz Büyükelçisi Jane Marriot' un "Arap dünyasında eğitim" konulu raporundan:

    "En zeki 1. derece mezun öğrenciler tıp ve mühendisliğe gidiyorlar. İkinci derece mezunlar ise iş idaresi ve iktisat gibi bölümlere giderek birinci derece mezunların yöneticisi oluyorlar. Üçüncü derece mezunlar ise siyasete yöneliyorlar ve ülkenin siyasetçileri olarak 1. ve 2. derece mezunlara hükmediyorlar. Fakat eğitimde tamamen başarısız olanlar ise ordu ve emniyete katılarak siyaset ve iktisata tahakküm ederek isterlerse darbe yapıyorlar. Gerçekten dehşet verici olansa asla hiçbir okula gitmeyenler. Din adamı oluyorlar ve herkesin kendilerine itaat etmesini sağlıyorlar."

    ***yorum sizin*** Kitaba dönelim...

    Berkes, Kemalizmi Batıcılık sanan Muhafazakar aydınlarımızı şöyle ölümcül bir söylemle tenkit ediyor. Kemalizm batıcılık değil batıdan bağımsızlıktır.

    Fakat şöyle bir soru gelebilir akıllara. Madem batıcı değildi Mustafa Kemal neden Latin Alfabesine geçildi? Neden şapka kanunu çıkarıldı? v.s. v.s. bir gecede cahil kalmış ya hani halk :)

    Atatürk Ortadoğuyu çok iyi bilen bir askerdi. Avrupayı da iyi biliyordu. Dönemin padişahı Vahidettin' in yaverliğini yaptı. Avrupa gezilerine katıldı. Siz de olsanız hurafelerle, mollacılıkla, sefaletle, kaderciliği ve boyun eğmeyi kendine yaşam felsefesi edinmiş bir toplumla 18. yy' ın son çeyreğinde bilimde adete ciddi bir sıçrama yapmış Avrupayı kıyaslardınız. Toplumu Arap bile olmayan 19. yy Türkiyesinde Arap kültüründen gelen bağnaz izleri reformarla, devrimlerle neden değiştirmek istediğini anlamak oldukça zor olabilir. Ama yine de az da olsa Atatürk' ü anlayabilmek için bir Nutuk okuyabiliriz.

    Ha bu arada Suudiler kadınlara araba kullanma hakkını yeni vermişti değil mi?

    Niyazi abimiz şöyle bir laf ediyor " Bizim ulusal hedeflerimizle Batı yardımının hedefleri birbirine zıttır; aralarında hiçbir uyuşma ve beraberlik yoktur." Ben size Amerikanın eski ekonomik tetikçisi JHON PERKİNS' in Ortadoğu planlarını anlattığı BİR EKONOMİK TETİKÇİNİN İTİRAFLARI adlı kitabının özetini Niyazi abimizin söylemine de yorum olacak şekilde anlatayım. Bu tespiti Niyazi Berkes taaa 1965 lerde yapmış altını fosforlu kalemle çizerim. Şöyle ki; EY ORTADOĞU. EĞER BİR BATILI KULAĞINIZA "BATILILAŞMALISINIZ DURUN SİZE YARDIM EDEYİM" DİYORSA ORADAN SÜRATLE KAÇINIZ. ZİRA SİZİ BELKİ DE ASIRLARCA MAHKUMİYET ALTINA ALACAK MAHPUS DAMININ ANAHTARINI UZATIYOR DEMEKTİR.

    İrangates olayını da şuraya bırakıyorum. :)


    Türk toplumu kadar **toplumculuk** görüşünden bir an uzaklaş[maması] gereken başka bir toplum düşünemiyorum: o, onun hem tarihsel varoluşunun temeli hem ulusal birliğinin huzurdan yoksunluğunun ilacıdır. Bireycilik Türk toplumunun zehridir. der zat-ı muhterem. Yani Batıcılık bireyselleşmek demek değildir. Batıcılık Avrupaya büyülü gözlerle bakıp onların yaşam tarzına özenme eğilimi değildir. Batıcılık onlar gibi puro tüttürmek değildir. Ya da Batıcılık Ekonomi olarak düşünülürse yabancı sermayenin ülkeni tarumar edip kaynaklarını sömürmesi, özel teşebbüs kılıfıyla fabrikalar açarak karış karış ülkeni ele geçirmesi demek değildir. (Adnan Menderes Modeli)

    Türk toplumu Karakumdan günümüze kadar kendi geleneklerinin farkına varamamış zannımca. Yani bizler evet savaşmaktan, devlet kurmaktan çok iyi anlarız. (güreş, halter başarıları genetik yazılımımızla da alakalıdır) Fakat artık devir beden kaslarını geliştirip savaş stratejilerinde başarı sağlayanların değil beyin kaslarını geliştirenlerin yol aldığı bir devirdir. Bu da ancak ve ancak Atatürk' ün devrimlerinin üzerine koyarak, çağa ayak uydurarak (Batılı gibi yaşama değil), Türk toplumunu ileriye taşıyacak istikrarlı bir eğitimle , kendi bokuyla oynamadan reformcu bir bakış açısıyla devrimleri ve reformları halk tabanına indirgeyerek yapılır diye düşünüyorum. Evet sorunlarımız çok fazla evet hala istibdadî bir iktidara sahibiz fakat çok fazla şikayet ediyoruz. Konuşmaktan ziyade bireysel olarak kendi içimizde bir devrim yaratarak ilk fişeği ateşleyebiliriz. Yani Çare Sarıgül :)

    Ayrıca fazlaca dağılmadan şunu söylemek istiyorum. Amerika' nın parçala yönet dış politikasını hepimiz biliyoruz. Ortadoğunun şah damarından akan kanları da biliyoruz. Abi bir adam düşünün kendi halkını ikiye bölüp ayrıştırarak yönetmeyi iç politika edinsin. :) Kim acaba? Peki Amerikada hangi ırktansın sorusunun kaç yıl yatarı olduğunu biliyor musunuz? 5 yıl. Bizde ilk tanışmalar nasıl olur? Nerelisin?

    İslamcı Tarih anlayışı Türkü sevemediği gibi, Türk de İslamcı din anlayışı ile uzlaşamamıştır. Önceden Tanzimatta "geri kaldık" tespitine "batı neden ilerledi? Biz neden geri kaldık" sorusuna o zamanlarda verilmeyen cevap Abdülhamit döneminde "din" bir neden gösterilerek verilmişti. der Niyazi Hoca.

    Sizce günümüzde bu soruya nasıl cevap veriyoruz? 2018 Türkiyesinde. Neden geri kaldık? Sanırım cevaplarını yukarıda vermiştik. (eğitimdeki aksaklıklar, liyakat, Marriot' un raporu falan) Biz sanırım dinsizlik nedir sorusuna cevap aramamız lazım. Yani biz dinsizler ve onlar. Ayrıştırma politikası. CEHAAPE ZİHNİYETİ falan. Fanatizm. Kin. Nefret. Düşmanlık. Farkında olmadan komşusuna düşman olan o canım insanlar. Uzay madenciliği ve popkek arasındaki 7 fark nedir? falan...

    Değişime gösterdiğimiz inanılmaz bir direnç var. Bunun nedeni ne abi ?


    YAN BAŞLIK ATIN...
    KALKINMANIN İMKANSIZLAŞMASI...
    SATIR BAŞI...

    Eğer batılılaşma isteği ya da hissiyatı ne derece şiddetliyse kalkınmanın imkansızlaşması da o derece şiddetli olur. Pozitif korelasyon muydu bu? :)

    Yani Batı bize der ki, bak sen çok yakışıklı ya da taş gibi ponçik bir kadınsın. (Neden kadın taş oluyorsa artık) Senin var ya kesinlikle kaşlarını biraz daha kaldırtman lazım. Ya da şu kenarlara saç ektirmen lazım. Daha iyi yerlere gelmen için sana bir ihtiyaç yaratıyor ve sen gaza geliyorsun. Ama ne var ki kaş kaldırtma merkezi Batılılara ait ve bu işin okulunu okuman için Batıya gitmen lazım. Çünkü onlar da zeki öğrencileri topluyorlar. Ve seni kendi okullarında yetiştirip ülkene gönderiyorlar ve güzel ya da yakışıklı bir ajana dönüştüğünün farkında bile olmuyorsun. Ya da diğer bir deyişle Noel yapacağız diye zaten çöle dönmüş memleketin ağaçlarını kesmek Batılılaşmaktır ve sen bunun farkında değilsin. Bunu sadece emperyalizm olarak düşünmeyelim. Bu örnekler belki emperyalizm olarak kendisini gösteriyor ama ülkendeki sorunların büyük çoğunluğunu Batı'dan emir alan Amerikanın titizlilikle büyüttüğü çocuklarına oy atıyorsun işte. Birazcık dini bilgi; birazcık vatan millet Sakarya fanatizmi; birazcık ayrıştırıcı söylem; birazcık köprü-yol-hastane; birazcık olamayan vergi vergi vergi ve yine vergi... Sonra Kudüsün işgal edilir ve sen ne yazık ki bir kaç sempozyuma katılıp Amerikaya sallayan bir lidere inanıp BOP' un hayata geçirilişini uyuklayarak izlersin.

    Bir Batılıya sormak lazım Batıcılık nedir?

    Son sözü Niyazi Berkes' in cevabıyla bitirelim isterim.

    Batıcılık hiç bir yerde gerçekleşmemiş, sadece gericiliğe yarayan, bireyci aydın ütopyasıdır!
  • Kemalizm batıcılık değil batıdan bağımsızlıktır.
  • ONLİNE KÜTÜPHANELER

    TBMM Kütüphanesi https://acikerisim.tbmm.gov.tr/xmlui/handle/11543/

    Milli Saraylar Kütüphanesi https://acikerisim.tbmm.gov.tr/xmlui/handle/11543/2112

    Yazma Eserler Kurumu'nun transkripsiyon, tıpkıbasım ve yayınları http://www.ekitap.yek.gov.tr

    Tebriz'den (İran) Hasan Bey Hadi'nin Turuz sitesinde taranmış halde binlerce kitap var.
    Özellikle dil ve etimoloji alanında kolleksiyon çok zengin.
    Sitede İran'da basılmış Türkçe kitaplar da yer alıyor.
    Dil/etimoloji meraklıları için özellikle tavsiye: http://www.turuz.com

    +Paha biçilmez bir fotoğraf arşivi:
    Hollandalı tarihçi ve mimari uzmanı Machiel Kiel Balkanları dolaşıp Osmanlı eserlerini tek tek fotoğraflamış (50-60'lar).
    Bu eserlerin bir kısmı bugün ya yok olmuş; ya da yok olmak üzere: http://www.nit-istanbul.org/kielarchive/index.php

    Şu linkte hat sanatına ait kıymetli epey eser var (binden fazla):
    Meraklısı için çok kıymetli bir arşiv
    https://www.flickr.com/...157648694272225/

    Rusya'da Cedit hareketi kurucusu Gaspıralı İsmail Bey'in ünlü Tercüman gazetesinin tam koleksiyonu şu linkte:
    http://kerimofftahir.blogspot.com/...-gazetesinin-nu…

    Dünyanın en büyük harita kolleksiyonu:
    Modern dönem haritalarına ilaveten; son 5 asra ait 67.000 civarında tarihî harita şu linkte: https://www.davidrumsey.com

    ABD Kongre Kütüphanesi II. Abdülhamid'in fotoğraf arşivini dijital olarak yayınlamış. 19. yüzyıl sonu, 20. yüzyıl başlarındaki Osmanlı coğrafyasından toplam 1823 fotoğraf/baskı şu linkte: http://www.loc.gov/...?st=grid&co=ahii

    Osmanlı coğrafyasına ait fotoğrafların da yer aldığı çok kıymetli bir görsel kolleksiyon. Gertrude Bell arşivi:
    NewCastle Üniversitesi kütüphanesindeki bu arşivde 19. yüzyıl sonu ila 20. yüzyıl başında çekilmiş binlerce fotoğraf yer alıyor.
    http://gertrudebell.ncl.ac.uk/photos.php

    Koç Üniversitesi kütüphanesinde bulunan 200'den fazla yazma eserin taranmış-dijital nüshası şu linkte: http://digitalcollections.library.ku.edu.tr/cdm/search/col

    Berlin Devlet Üniversitesi'nin Orient Dijital projesi kapsamında taranmış 3441 Türkçe yazma şu linkte: http://orient-digital.staatsbibliothek-berlin.de/…/index.xml

    Venedik devlet arşivlerinde bulunan toplam 2.022 #Osmanlı belgesinin tamamına internet üzerinden ulaşmak mümkün: http://www.archiviodistatovenezia.it/.../collezione.htm…

    Meraklısı için önemli bir dijital fotoğraf arşivi:
    İstanbul'daki Bizans yapıları: http://digitalcollections.library.ku.edu.tr/…/collecti…/BYGA

    Arşiv:
    2 milyondan çok fotoğrafın yer aldığı, konu, başlık ve bölgelere göre tarama yapılabilen çok önemli bir fotoğraf kolleksiyonu:
    (Türkiye'yle de ilgili binlerce fotoğraf var) https://www.europeana.eu/...lections/photography

    Prof. Mükrimin Halil Yinanç'ın kütüphanesi vârisleri tarafından Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi'ne bağışlanmış (memleketi: Maraş'ın Elbistan kazası).
    Mükrimin Halil Yinanç Kütüphanesi'ndeki taranmış kitaplara şu linkten online erişebilirsiniz:
    http://kutuphane.ksu.edu.tr/yinanc.htm

    Osmanlı devleti Brüksel elçiliği evrakı (1849-1914 dönemi).
    Yaklaşık 5000 belge taranmış, online erişime açık: http://dighum.uantwerpen.be/ottomandiplomats/

    Münih'teki Bayerische StaatsBibliothek adlı çok büyük kütüphane taranmış binlerce eseri online paylaşıma açmış.
    19. asır öncesinde basılmış Türkiye/Osmanlı ile ilgili kitapların çoğu bu kütüphanede var, erişim şu linkte:
    Konulara göre tarama imkânı mevcut
    https://www.bsb-muenchen.de/en/

    Duke Üniversitesi Kütüphanesi'ndeki Osmanlıca 216 kitabı online okumak/incelemek ve indirmek mümkün: https://archive.org/...downloads&page=3

    Kültür Bakanlığı'na bağlı toplam 100 halk kütüphanesindeki kitapların taranmış olanları online erişime açıldı:
    Bu linkteki katalog üzerinden tarama yapmak mümkün. http://koha.ekutuphane.gov.tr/...koha/opac-main.pl…

    Project Gutenberg, dünyadaki en büyük ücretsiz online-kütüphanelerden biri:
    Sol taraftaki menüden konulara ve yazarlara göre tarama yapılabiliyor.
    Bu site üzerinden şu an itibariyle taranmış 54.000 civarında kitaba bedelsiz erişim mümkün. http://www.gutenberg.org

    +Arşiv:
    1930'larda Yakup Kadri ve arkadaşlarının çıkardığı Kadro dergisinin bütün sayıları taranmış olarak şu linkte:
    ("Kadro" dergisi, Kemalizm'in sol yorumu açısından önemli bir ekoldü.)
    http://digitale-sammlungen.ulb.uni-bonn.de/…/struct…/3137049

    İstanbul Belediyesi'ne bağlı olan Taksim Atatürk Kütüphanesi Türkiye'nin önemli kütüphanelerinden birisi.
    Üye olmak şartıyla (ücretsiz) kütüphanenin sitesinden 40.000 kadar kitabı okumak/indirmek mümkün: http://ataturkkitapligi.ibb.gov.tr/...kitapli…/index.php

    Martin Luther Üniversitesi (Almanya) kütüphanesinden dijital erişime açık olan Türkiye'yle ilgili kitaplar şu linkte:
    http://menadoc.bibliothek.uni-halle.de/landau/nav/index/all

    IRCICA'nın dijital Farabi kütüphanesinin sitesinden Osmanlı salnâmelerinin tamamına ücretsiz erişim mümkün: http://e-library.ircica.org

    Hemen her konuda tarama yapabileceğiniz, her dilden binlerce yayının yer aldığı online kütüphane: http://gen.lib.rus.ec

    İspanya Milli Kütüphanesi dijital koleksiyonunda 350 kadar Türkçe/Farsça/Arapça yazma varmış.
    Kitaplar şu linkte: http://manuscripta.bibliotecas.csic.es/buscar

    Princeton Üniversitesi'nin İslami Yazmalar Dijital Kütüphanesi: http://library.princeton.edu/projects/islamic/
  • Tarih: 18 Kasım 2006.
    AKP İzmir İl Gençlik Kolları’nın düzenlediği “Avrupa Birliği ve Türkiye İlişkilerinin Toplumsal Etkileri” başlıklı toplantının konuğu Liberal Düşünce Topluluğu Başkanı Prof. Dr. Atilla Yayla idi. Şunu dedi:

    “Kemalizm ilerlemeden çok gerilemeye tekabül eder. İleride bizlere, ‛neden her yerde (Atatürk’ün) heykelleri, fotoğrafları var’ diye soracaklar.”

    Bu konuşmadan bir gün sonra…
    Hürriyet gazetesi yazarı Emin Çölaşan telefonla ulaştığı Prof. Yayla’ya şu soruyu yöneltti: “Siz Liberal Düşünce Topluluğu’nun başındasınız. Bugüne kadar AB’den kaç para aldınız?”

    Prof. Yayla şu yanıtı verdi: “Her şeyimiz yasaldır. İki adet ifade özgürlüğü projesi için AB’den 450 bin Euro aldık. Ne var bunda…” (22 Kasım 2006, Hürriyet)
    Soner Yalçın
    Sayfa 224 - Kırmızı Kedi Yayınevi