Shakespeare'in herkesçe bilinen Romeo ve Juliet adlı romanı, benim de ziyaret etme şansına sahip olduğum İtalya'nın Verona adlı kentinde geçmektedir. Roman artık klasik bir tiyatro oyunu haline geldiğinden, spoiler vermekte bir sakınca görmüyorum.
Bu trajik romanın konusu her ne kadar ailelerinin birbirine düşman olduğu iki aşığın birbirine kavuşamaması olmasıyla birlikte bu roman, alıntılarımdan da görecek olduğunuz üzere tam bir söz sanatları cenneti ve tiyatroseverlerin gözde bir oyunudur. Bu hususta elbette Sheakspeare'in edebi yeteneği kadar, romanı tercüme eden Özdemir Nutku'nun gayretlerini de görmezden gelmemek gerek. Nitekim dillerin de bir evrim süreci olduğunu düşünürsek o dönem İngilizcesini tercüme edip bir edebiyat şöleni haline getirmenin ne kadar zor olduğunu tahmin edebilirsiniz.
Anlatım tekniği olarak roman, salt sahneler ve diyaloglar içermektedir. Diğer romanlarda gördüğümüz karakterlerin ayrıntılı analizi, bu romanda bulunmamakta ancak diyaloglara kendinizi öylesine kaptırıyorsunuz ki sonunu bilseniz dahi eseri okumaktan kendinizi alıkoyamıyorsunuz. Kaldı ki bazen sonuca neden geldiğiniz değil, nasıl geldiğiniz önemlidir. Romanın sonu trajik te olsa sona geliş süreci okuyucuda güzel duygular uyandırabiliyor. Belki de bu yüzden gerçekten "Romeo ölmeli" dir...