• Oysa birbirlerine baktıkça gözleri gülen Derdâ ve Anne kol kola yürüdükleri bahçede garip bir gururla taşıyorlardı o saçsız başlarını. Kemoterapi gören ve ölümü zerre kadar önemsemeyen iki lösemili çocuk gibi birbirlerinin başlarını okşuyorlardı.
  • Metabolik atıklar,yağlar,toksinler ve tuz fazlalığı kıl soğancıkları vasıtasıyla dışarı atılmaktadır. Bundan dolayı kıllar ve tüyler metabolizma atıklarından temizlemede böbrekten sonraki en önemli yere sahiptir.
    Hücre öldürücü kemoterapi ilaçlarının seyreltilmiş hali olan tüy dökücü kremler metabolizmayı bozarak atıkların dışarı atılmasını engeller.
  • Sentetik ilaçların tamamı sonuçta kimyasal maddedir. Bu nedenle hepsinin yan etkisi var. En büyük yan etki, böbrek ve karaciğerde görülüyor. Örneğin... Yüksek dozda alınan kuvvetli antibiyotik boğazda mantar yapıyor. Kortizon böbrek ve kanı bozuyor. Kemoterapi ilaçları bağırsakları iflas ettiriyor ve kanı bitiriyor. Aşırı antibiyotik alanların karaciğeri bir süre sonra iflas ediyor.
  • Amerika Birleşik Devletleri 1956 yılından beri Güney Kutbu’nda tüm yıl süren çalışmalar yapıyordu. Ulusal Bilim Vakfı’nın Amerikan Antartika Programı, bilim yapanlar için buraya uzun bir süre önce günlük hayatı taşımıştı. Tabi ki bunun anlamı Güney Kutbu’nun artık Güney Kutbu olmadığı değildi. 1998 yılının güney kışında kendi göğüs kanserini teşhis eden, kendine biyopsi yapan ve kemoterapi uygulayan doktor Jerry Nielsen’in öyküsü dünyada başka hiçbir yerde yaşanabilecek bir durum değildi. Sonra akla Rodney Marks geliyordu. 12 Mayıs 2000 tarihinde birdenbire yaşamını yitiren Avustralyalı gökfizikçinin cenazesi otopsi için Yeni Zelanda’ya ancak birkaç ay sonra güneş yükseldiğinde götürülebilmişti. Otopside ölüm sebebinin metanol zehirlenmesi olduğu anlaşılmıştı. Bu da Marks’ın, kutupta onunla birlikte yaşayan meslektaşlarından birini işlediği kusursuz bir cinayete kurban gitmiş olma olasılığını yükseltmişti.
  • Mavi gözlü bir kansere yakalandım Jose
    Acı çekerken kemoterapi saatlerinde umutlanabildin mi hiç kanserli hücrelerin sana sarılıp, gülümsemesine
    Korkuyorum
    Bütün halkım tedirgin Jose "Palyaço, mavi gözlü kansere yakalanmış" dedi tanrı
    "Ameliyat edelim" dedik
    Dedi, "olmaz"
    erinlemesine temizlik deterjan reklamlarında olur diye koridorda ağladı palyaço
    "Eğer bir Müslümansam kılınması gereken bir namaz gibi benim için o"
    diye hemşirenin sırtına kazıdı palyaço Güldü Biraz da ağladı Biraz daha yalnız kaldı
    "Eğer bir Hristiyansam benim için kutsal üçlünün dördüncüsü odur benim için"
    diye yazdı kağıda palyaço, eline tutuşturdu bir cesedin
    ve "sıkılırsak okey çeviririz hem" diye gülümsedi
    Yalnızlık tam kalbine kazık çakacaktı ki,
    "Eğer bir Museviysem, vaadedilmiş topraklardır teni benim için" dedi palyaço,
    yalnızlık utancından ağladı "Ağlama" dedi palyaço, "ağlama"
    "Eğer bir Darwinistsem, gamlı bir hayvandan bir insana dönüşmemin sebebidir o"
    diye sırtını sıvazladı köşede pandomim yapan ayrılığın
    Ben çok yalnızdım Dağların arasındaki bir ova gibi yalnızdım
    En derinde yok olmaya yüz tutmuş, adı bilinmeyen,
    bilinemeyecek olan bir gezegen gibi yalnızdım
    Yalnızlık güzeldi, hoştu, yakışıklıydı
    Yakışıklıydı bir Nazi subayı gibi, yakışıklıydı bir kadın kadar
    Yalnızlık benimle sık sık konuşurdu, eski bir dost gibi, nasihat veren öğretmen gibi,
    kızan bir anne gibi Tanrı yalnızdı, Dünya yalnızdı, ben yalnızdım
    Ama dünya değildim, tanrı da değildim sadece bendim Aslında ben de değildim
    Ben, çoktan başkaları olmuştu
    Bir parça geçmişim, bir parça da geleceğim deyip geçmişime karışmıştı ben
    Ve ben her yerdeydim Her bedende, her ruhta, her kalpte
    Ben güçlüydüm
    Gücüme güç katacak başka herhangi bir iletken aramadım
    Güçsüz değildim
    Sadece bir parça yaralı, birkaç organı eksilmek üzere olan
    Ben sana yalan da söyleyebilirdim, palyaço bu keza ne yapsa yeridir
    Ben seni insanlık dışı sevmeye çalıştım, insanları sevmem sahtedir
    Ben seni palyaço gibi sevmeye çalıştım, palyaçoları severim
    İnsanları korkutur ve eğlendirir
    Kusura bakma Jose, saçmaladım, farkındayım Hep o ilaçlar yüzünden
    Batuhan Dedde