• Sevgili dost,
    İnsanların hüzünlerini, sevinçlerini, hayal kırıklıklarını, kızgınlıklarını ilk paylaştığı insanlardan birinin kendin olduğunu bilmek şu hayatta en motive edici ve hayatı çekilebilir kılan şeylerden birisi. Duygularını paylaşacak birine sahip olabilmek ise kişiye bahşedilmiş kocaman bir nimet. Allah hepimizi her iki nimetle de nasiplendirsin ve şükrünü eda ettirsin 🌿
  • Neden uyuyamadığımı bilmiyorum oysa uyumamak için bir sebebim de yok son zamanlarda bayağı tembelleştim öyle böyle değil, bu tembellik uykularıma bile vurdu uyuyamıyorum, ya bu tembellik değilse ya bu başka bir şeyse ne olduğunu bilmiyorum.. farkındalık mı, insan bazı şeyleri farkettiğinde her şey daha güzel olacak sanır her şey bitti, tamam oldu sanır ama aslında her şey o zaman başlar bu farkındalık yolculuğu zordur ama güzeldir, çilelidir ama sonunda kendin olarak var olabilmek vardır. Yol hiç bir zaman bitmez dönüşür ve farkındalığın yerini başka bir şey alır. Şimdi uyanıkken bile uyuyan o insanlar gibi mışıl mışıl uyumak vardı ama o zaman hiçbir zaman uyanamazdım ki..
  • 104 syf.
    ·6 günde·Beğendi·Puan vermedi
    ️Güzel bir öykü kitabı okudum.
    Tüm bu öykülerden çıkardığım, anladığım şu ki, yazar Papini  mükemmel bir ruhsal tahlilci. Melankolik desem evet kesinlikle.. , intiharın eşiğinde gibi aslında sürekli.  Hatta bu, kitabın kimi öykülerinde  daha  can sıkan bir hal alıyor. Evet sürükleyici öyküler mevcut , fakat bir yerden sonra ruhum daralmaya başladı. . Aslında sadece  kendisiyle bir kavgası, derdi var. Hayatında sanki yeni bişeyler, bir hareket istiyor. Geçmişindeki kendisiyle sürekli olarak anlaşamamazlığı var. Biraz da bu yüzden bu öykü kitabını ben  beğendim sanırım, kendimden bişeyler bulduğum için Genel olarak çoğu öyküsünde zaman, mekan algısı yok. Hafif bilim kurgu özellikleri var bazılarında. Vermek istediği mesajlar güzel, en azından bana ulaştı Zamanın kıymetini bilmek, anı yaşamak, geçmişe takılı kalmamak, kendin olabilmek, kendin kalabilmek en mühimi sanırım
  • 216 syf.
    ·10/10
    Kendine iyi davran Güzel İnsan .!

    Bazen tam da içinde bulunduğunuz ateş çemberinin bir kaç çizgi gerisine çıkmak bazende tam çemberin dışından izleyici olmak gerekir , Bazen Bilinçli .!! Kabullenmek bazen olmuyorsa yöntemi değiştirmek bir kaç defa denemek gerekir ....

    Birey olduğunu farketmek > Kendin olabilmek > Kendine merhametli iyi davranabilimek .....

    Sen bi Kum çuvalı değilsin her gelene eyvallah dersen sonra eyvahlar olsun dersin , sen kendindinsin ve böyle güzelsin ve güzelleşmelisin seni gerçekten dinlemeyen sana en az senin kadar değer ve zaman vermeyen e boşuna kendini yorma .!!!!

    Zehirli düşünceler barındıran insanlardan uzak dur ( mümkün mertebe ) ,

    Zehirli düşünceler ; Seni değersiz hissettiren , seni kendi benliğinden uzaklaştıran veya benliğine karşı savaştıran ,
    seni dahada dibe çekmeye çalışan insanlar ....

    Kendinden hep bir fazla insanlarla vakit geçirmeye çalış çalışki sana birşeyler katsınlar her manada bir adım geliştirebilesin kendini .....
  • 408 syf.
    ·24 günde·9/10
    “Bir zamanlar tanrılığın ölümün zıttı olduğunu düşünmüştüm ama artık her şeyden daha ölü olduklarını görüyorum,çünkü hiç değişmiyorlar ve hiçbir şeyi ellerinde tutamıyorlar. “
    Orta okul dönemimde Percy Jackson okuyarak mitolojiyle tanıştım. Çoğu insan mitolijiyi abartı,çocuk masalı ve ya fazla iğrenç olarak nitelendirebilir. Fakat bana göre içinde yaşadığımız dünyanın,günlük kullandığımız birçok kelimenin gerçek kökenini bulabileceğimiz,hayatı daha anlamlı kılacak şeydir mitoloji.
    Ben de Kirke’yi duyunca çok mutlu olmuştum o yüzden.
    Kirke’nin mitoloji hikayelerinde pek öne çıkmayışı ve genelde Odysseus sayesinde bilinmiş oluşu da bunu çok etkiledi tabii. Hep sadece cadı olarak bilinen küçük bir tanrıçanın hikayesini kendi ağzından dinlemek,tanrıçalığın verdiği sonsuz acısını onunla hissetmek çok hoşuma gitti.
    Kirke çok farklı bir tanrıçaydı. Her nympha gibi onun da güçleri çok sınırlıydı ve güçlerini keşfetmeden önce çok farklıydı. Güçlerini bulana kadar arafta kalmış gibiydi.Bir tanrıça gibi hissetmiyordu,farklıydı, çünkü yüreğinde ölümsüzlere özel acımasızlık hissinden muaftı;ama bir ölümlü gibi de kesilince kırmızı kanı akmıyordu. Onun zihni ve ruhu ölümlülere has merhamet,dürüstlük ve belki biraz aptallıkla kaplıydı. Bu yüzden kendi türüyle anlaşamadı;onların kirli oyunlarında,eğlence masalarındaki dedikodularında kendine yer bulamadı.
    Hep ölümlülere aşık oldu. Bir ölümsüz için bunun ne kadar acı verici olduğunu hayal edebiliyor musunuz? O gidiyor,ama sen hep kalıyorsun. Sonra bir başkasını seviyorsun ve aynısı yaşanıyor. Sen yine yalnızsın.Uzak bir adada,tek başına,belki aslanın ayağının dibinde kıvrılırken gözlerini ufka dikip gelecek yeni gemileri bekliyorsun. Zaman tüm ölümlüler için geçiyor,ama senin için zaman yok.
    Kitabın sonunun çok güzel bir belirsizlikle bitişi beni mutlu etti. Çünkü Kirke’nin içindekinin bir canavar olmadığını biliyorum. İçinde olan şey belki bir savaşçı,belki de sadece bir şifacı. Tek bildiğim ona kendisi olmayı Telemakhos’un öğrettiği.
    Telemakhos,en sevdiğim karakterdi diyebilirim. Odysseus’un oğlu olunca,her kes senden de büyük kahramanlıklar bekler tabii. Ama sen Athena’nın karşısındayken hayır,dersin. “Hayır,istemiyorum. Benim içimde bununla ilgili bir arzum yok”. Kendin olabilmek böyle bir şey.
    Çok sosyal bir insan olmama rağmen,bazen kendimi Kirke gibi hissediyorum. Kimsenin ihtiyacı yokmuş gibi. Uzun bir süre(hala) kendini bulamamış gibi. Sonsuzadek yalnız kalacakmışım gibi.
    Belki de hepimiz bazen öyle hissediyoruzdur.
  • Kendisine yakın hissettiği bir arkadaşını kaybeden insan çevresindeki diğer arkadaşlarını görür, içi rahatlar ve teselli eder kendini. Malını mülkünü kaybeden insan daha önce nasıl kazandığını düşünür, kaybettiklerini tekrar elde edebilme yolunu bulur, geçmişi unutur. Ancak yüreğinin zenginliğini yitiren insan tekrar nasıl kavuşur ona, nasıl avutur kendin? Ölümün sana varlığını hissettirdiği anlarda üzülürsün, sarsılırsın. Ancak kısa bir süre sonra hayatın dokunuşlarını yüreğinde hisseder ve tekrar mutluluğa kavuşursun tekrar...Ancak hayatta kaderine yazılmış olan sevgili, yüreğinin tohumlarıyla beslenip bakışlarını içen, göğsünün kafesinde oturup ruhunda barınan bir kuşsa ve eğer sen kuşunun tüylerini yavaşça okşayıp ona bakmaktayken birden ellerinin arasından kaçıp, yalnızca başka bir kafese ait olabilmek amacıyla, göğe yükselirse , işte o zaman ne yaparsın, sevgili dostum? Nasıl sabreder, nereden bulursun teselliyi, yaşamayı artık nasıl düşünürsün?"