Daha ilk sayfasında şaşakalınan distopik bir evrenin yamyamlık simülasyonu nazarında hep o dünyadan çıkılmaya çalışılan amma velakin satırlara çakılı kalmanıza, saatlerce duvar izletebilecek cümleler dolusu bir yeraltı edebiyatı örneği Leziz Kadavralar.
Hayvanlar virüslü kisvesi altında ortadan kaldırılıp onların yerine "besi hayvanı", "özel et" paravanı arkasında insanların vahşice yetiştirilip(!) katledildiği; üzerlerinde insanlık dışı deneylerin yapıldığı, marullarla süslenip kasaplarda satılması kitabın ne kadar uçuk olduğunun bir göstergesidir muhakkak.
Et işleme tesisinde çalışan başkarakter Marcos'un, etrafında şekillenen olaylar neticesinde, insanların kanibalizmi normal hayatlarının bir parçası haline getirmesini yadsıması, geçmişe özlem şeklinde geçen ilk yarısı belki de insanlığın içinde kalan vicdanın son bir kez çırpınışıdır.
İkinci yarıda işler iyice çirkinleşmeye başlar. Nitekim Marcos, yadsıdığı duruma kayıtsız kalmaya ve çoğunluğa ayak uydurmaya girişir. İşte bu kanıksama insanlığın bittiğinin kanıtıdır. Her iki anlamda da...
Çarpıcı bir finalle biten eser; insanlığı kalmamış insan müsveddelerinin bir virüs çerçevesinde ne denli alçalabileceğini gösteren, kanibalizmin ne denli rahatsızlık verici olabileceğini gözler önüne seren adeta bir kabusun provası niteliğinde.