Giriş Yap
200 syf.
·
3 günde okudu
·
7/10 puan
PKK terör örgütünün lideri konumundaki Apo'nun yakalanış sürecine dair, bizzatihi kendi ağzından çıkan cümlelerle ortaya konulmuş gazeteci Tuncay Özkan'ın kitabı. Apo'nun Suriye'den nasıl çıkarıldığı, ülke ülke kaçış rotası ve en son Kenya'da son bulan süreç, bahse konu kişilerin ağzından alınma cümleler ile tüm şeffaflığı ile ortaya konuldu. Apo, neden gittiği ülkelerde barındırılmadı? Neden Türkiye'ye teslim edildi ? Gaye neydi? Kendi kurduğu örgüte, ülke içinde binlerce insanın hayatına mâl olan bu terör oluşumuna bakışı nasil ? Bu ve buna benzer birçok soruya ışık tutan, ülke tarihimizin en büyük belasına yer veren bu kitabı okumakta fayda var.
Reklam
·
Reklamlar hakkında
Yazmış Olduğum eski bir makale;D
Evet nasıl ki ırklar ayrıldı, kendilerine has aile oluşturdular, aynen dillerde ، insanların sayesinde farklı ailelere ayrıldılar . ( Ünlü filologlar yani. İbni hAzm, batılı filologlar dan evvel dillerin farklı aile de olduğunun farkında idi ve hatta "el - ihkam " kitabında yazmıştır. )Ve dil aile sayısı bestir. ( Bizim bildiğimiz sayı budur. Belki daha fazla munkasım olmuştur ) ve dil aileleri de , Kendi aralarında ayrılırlar . ( İlerleyen zamanlarda beyan edilecektir inşallah. ) Bütün iken, parça oldu. O parçalarda kendi aralarında ayrılırdilar . Ve parçaların parçalarıda kendi aralarında ayrılırlar. Keza parçaların parçalarının parçalarıda kendi aralarında ayrılırlar. Hasıl-ı kelam, önce dil aile , bölge dil ailesi , dil, lehçe ortaya çıkar. Bu diller arasında en meşhuru , " Hint- Avrupa" dil ailesidir. Çünkü dünya da en çok konuşulan 20 dilden 12, si , Bu dil ailesinde vardır. Farsça, ingilizce, İspanyolca, Portekizce gibi. Bu dil ailesine mensup olan kişi sayısı 2.500.000.000 dir ( daha fazla olabilir) bu dil ailesi, Karadeniz- Hazar stepleri arasında çıkmıştir. Yani Kafkas bölgesi ve çevresinde. ( Belki bundan dolayı bu tür bölgelerde enva-ı elsine ekseriyet derecesinde ziyadedir . ) Şimdi ise bu dilleri kısımlandıralım .  1- Hami Sami dil ailesi : Arapça , Süryanice, İbranice, Akadca, Habeşce, nebatice ve daha fazlası... Bu dil ailesi, ismi ile müsemma olmuş zaten " Nuh' peygamberin evlâdının isimlerinden gelir . (Evladlarının yazmadım . Zaten evlâd kelimesi çoğul ) yani bu dil ailesi Ortadoğu ve Mezopotamya' da zuhur etmiştir. Hem bu dil ailesinde , Babilce asurca, Fenikece de vardır . ( Babil-Asur dilleri, akad dilinin lehçeleri olarak kabul edilmiştir. ) Bu dil ailesinde kelime Muşabeheti çoktur . Bu dil ailesinin içinde en eski diller Arapca, Süryanice, Akkadca'dır . Keza İbranice'de bu menbaa dahil olur. 2- Hint- Avrupa dil ailesi : 2 kısma ayrılır -Asya dilleri  ( bu da 2 kısma ayrılır ) 1- Hint dilleri : hintçe, Urduca, bengalce ve daha fazlası... 2- İran dilleri: Farsça, Kürtçe, pestuca, tacikce , zazaca  ve daha fazlası... - Avrupa dilleri : 3 kısma ayrılır 1- germen dilleri : Almanca, ingilizce, Flemenkçe ve daha fazlası... 2- Latin dilleri: İtalyanca, İspanyolca, Portekizce ve daha fazlası... 3- Slav dilleri: Rusça, Hırvatça, Boşnakça, slavca, Bulgarca, Sırpça ve daha fazlası ... 3- Çin- Tibet dil ailesi : çince, Tibetce , Vietnamca , tayca ve daha fazlası... 4- Bantu dil ailesi: Afrika dilleri. Svahili, zuluca gibi. Afrika kıtasında (54 ülkede) bir çok dil vardır . Hatta kabileler arasında bile dil farklılığı vardır . (Etiyopya, Kenya, Tanzanya, Kongo gibi bazı kabileler) 5- Ural- Altay dil ailesi: 2 kısma ayrılır -Ural dilleri: macarca, Fince, estoncA ve daha fazlası... - Altay dilleri: Türkçe, Moğolca, Korece, mancurca, ÇağataycA , Azerice, japonca , Özbekçe ve daha fazlası... Bu mezkûr dilleri inşallah bir kaçını seçip yazacağız. Yani bazı bilgiler yazacağız. Önceden , 2 küçük makale yazmıştık . Ve şuan  bu 2 iki makaleyi birleştirerek, 3. Makaleyi de yazmış bulunmaktayız. Bizler toplam 35 dil ihtar edip sorulu- cevaplı olarak inşallah yazacağız ... ( Dil ailesine göre)
Temel gelir hakkında yazmaya ilk başladığımda, çoğu kişinin bundan haberi bile yoktu. Ama şimdi, üç yıl sonra, fikir her yerde. Finlandiya ve Kanada geniş çaplı deneyler yaptıklarını duyurdular. Fikir Silikon Vadisi'nde müthiş gözde. GiveDirectly (2. Bölüm'de sözü edilen kurum) Kenya'da büyük bir temel gelir çalışması başlatıyor. Benim ülkem Hollanda'daysa en az yirmi yerel yönetim, temel geliri hayata geçiriyor. Bu ani ilginin nedeni 5 Haziran 2016'da İsviçre'de yapılan referandumdu. Temel gelirin ne olduğunu beş yıl önce belki birkaç yüz İsviçreli biliyordu ama bugün durum çok farklı. Evet, önerge ciddi bir çoğunluk tarafından reddedildi ama unutmayalım ki henüz 1959'da İsviçre erkeklerinin büyük çoğunluğu, diğer tuhaf bir ütopyacı önergeye de “hayır” demişti: kadınlara oy hakkı. 1971'de ikinci bir referandum yapıldığında, çoğu lehte oy verdi.
DÜNYADAN SEÇME ATASÖZLERİ
- Taşı delen suyun kuvveti değil, damlaların sürekliliğidir. (Brezilya) - Hiçbir mutfak iki kadını alacak kadar geniş değildir. (Sudan) - Sevmek keman çalmak gibidir, bilmeyen kötü sesler çıkarır. (Bolivya) - Sis yelpazeyle dağıtılmaz. (Japonya) - Şöhret kabiliyetin gölgesidir. (İngiltere) - Güzellik, tabiatın kadınlara verdiği ilk hediye, aynı zamanda geri aldığı ilk şeydir. (Şili) - İnsan dışı ile karşılanır, içi ile uğurlanır. (Moğolistan) - Ağaç ne kadar yüksek olursa olsun, yaprakları yine de yere dökülür. (Çin) - Altın ateşle, kadın altınla, erkek kadınla imtihan edilir. (ABD) - Kadınlar gülebildikleri zaman gülerler, istedikleri zaman ağlarlar. (Venezuela) - Kadın gölge gibidir, kendisini takip edenden kaçar, önünden gidenin arkasından koşar. (Kongo) - Evlenmeden önce gözlerinizi dört açın. Evlendikten sonra yarı yarıya kapatın. (Portekiz) - Mutluluk herkesin hayatından bir kere geçer. (Venezuela) - İnsanlar yaşadıkça ihtiyarladıklarını sanırlar, halbuki yaşamadıkça ihtiyarlar. (İskoçya) - Gerçek sevgi ayrılıkta unutulmaz. (Belçika) - Biri öteki kadar zengin olunca, kardeşler birbirlerini severler. (Uganda) - Evlilik bir kale gibidir. Dışarıdakiler oraya girmek için, içindekiler de çıkmak için uğraşıp dururlar. (Tayland) - Yaşını söyleyen kadın ya genç olduğu için kaybedecek bir şeyi yoktur ya da yaşlı olduğundan kazanacak bir şeyi yoktur. (Malezya) - Çabuk gelen kötü şans, geç gelen iyi şanstan iyidir. (Arnavutluk) - Başkalarını azarlar gibi kendini azarla, kendini affeder gibi başkalarını affet. (Çin) - Bilgi inancın düşmanıdır. (Anonim) - Erkek yaşını saklamaya, kadın ise saklamamaya başladığı zaman yaşlanmıştır. (Peru) - Ömrünün sonuna kadar eşeğe binmektense, bir yıl ata binmek yeğdir. (Hollanda) - Üç taşınma bir yangına bedeldir. (Japonya) - Nisan yağmuru Mayıs çiçeği getirir. (Kanada) - Bir yalan ne kadar hızlı olursa olsun, hakikat onu yetişip geçer. (Kenya) - Yatağa yattığın zaman, problemlerini elbiselerinde bırak. (Hollanda) - Büyük acılar sessizdir. (İtalya) - Küçük üzüntüler konuşurlar, büyük dertler dilsizdir. (Nijerya) - Birleşmek başlangıçtır, birliği sürdürmek gelişmedir; birlikte çalışmak başarıdır. (ABD) - İdealler yıldızlar gibidir, onları tutmak mümkün olmaz, ama karanlık gecelerde yolumuza onlar rehberlik ederler. (Fransa) - Yalan dört nala gider, gerçek adım adım yürür, fakat gene de vaktinde yetişir. (Norveç) - Biri sizi bir kez aldatırsa suç onundur. İki kez aldatırsa suç sizindir. (Romanya) - Bir şekilde doğar, fakat bin bir şekilde ölürüz. (Yugoslavya) - Hak yenir ama hazmedilmez. (Yunanistan) - Bir adam en çok sevgilisini, en iyi şekilde ailesini, en uzun da annesini sever. (İrlanda) - İntikam soğuk yenen bir yemektir. (Fransa) - Belli düşman gizli dosttan yeğdir. (Türkiye).............. Alıntı: linkedin.com/posts/yavuz%C5%9Fen...
Reklam
·
Reklamlar hakkında
Devlet sistemlerinin doğası hakkındaki bu gözlemlerin insanların maladaptasyonuyla ne işi olur? Gözlemler birçok kişiye bilindik gelebilir fakat maladaptasyona yönelik bir değerlendirme için etkileri daha kapsamlıdır. İlk olarak bazı kültürel inanç ve uygulamaların bir toplumun bazı veya tüm üyeleri için maladaptif olabileceğini ve ayrıca bazı toplumların diğerlerine göre üyelerinin ihtiyaçlarına daha iyi hizmet ettiğini gördük. Buna rağmen bu bölümde vurguladığımız nokta, tüm toplumlarda -Marx'ın inandığı gibi sadece sınıflara ayrılmış olanlarda değil bazı insanların ihtiyaçlarına diğerlerine kıyasla daha iyi hizmet edilmesi ve büyük ve karmaşık toplumlarda ise refaha ulaşmış küçük bir elit kesimin, halkın çoğunluğunun sırtından geçinerek bu refaha ulaşmasıdır. Refah, yaşam memnuniyeti, sıhhat ve uzun ömür gibi kriterlere dayalı olarak elit kesim, halkın geri kalanına göre daha “adaptif” olmaktadır. Adaptasyonun temel kriteri çoğalma başarısı olsa da elit kesim halkın geri kalanı kadar fazla çoğalmadığı için denge altüst olabilir. Elit kesimin çocukları daha iyi şartlarda yaşayabilirlerdi ama sayıca daha az olurlardı. Fakirlerin üreme konusundaki başarısı sadece Malthus'un tüm toplumun üzerine doğru kalkan kılıcını keskinleştirmez aynı zamanda elit kesimin gücü ve dolayısıyla adaptif başarısını tehdit etmektedir. Kendisini besleyeceği seviyeden çok daha fazla büyüyen nüfus yavaş yavaş açlıktan ya da hastalıktan yok olabilir fakat aynı zamanda elit kesimin refahını ve yaşamını yok etmek için isyan da edebilir. İnsanlık tarihi, çoğalmanın nispi başarısının bu paradoksal sonucuna bir kanıttır ve gelecekte de muhtemelen bu kalıp devam edecektir. Örneğin, Kenya son otuz yılda nüfusunu dörde katladı ve şu andaki artış hızı oranı yıllık yüzde 4 ile muhtemelen dünyada liderdir. Bu önemli oran, gelişen sağlık hizmetleri ve gıda stokunun bir göstergesidir fakat Kenya'nın çok zengin ve güçlü siyasal elit kesimi, günümüzde dahi hızla artan kırsal ve şehirsel fakirlerin nüfus oranını tehdit eden şartları iyileştirmek için yollar bulamazsa Malthus'un aksiyomu Kenya'yı yıkacaktır. Bu durum Bangladeş ve diğer birçok ülkede de aynen geçerlidir. Elitlerin kişisel çıkarları çoğunluğa fayda sağlayabilir —keşke isteyerek olsa. Sulama projeleri bu duruma bariz bir örnektir. Devletin bekası için köylü bir işçi tarafından inşa edilmiş olsa da nüfusun tümüne fayda sağlamaktadır. Endüstri devrimi de diğer bir örnektir. Bir kişinin birden fazla işi yapmasına imkân veren makinelerin yaygınlaşması, Avrupa'da ortaya çıkmamıştır çünkü endüstriciler, siyasal liderler veya soylular çalışan erkek ve kadınların yaşamlarını geliştirmek istemiştir. İşçiler kendi geçim kaynaklarına yönelen tehdidi mükemmel bir şekilde anladı ve Avrupa'nın tamamında şiddetli protestolarla makineleri paramparça ettiler. Bu türden bir zarara neden olma, İngiltetede ölüm cezası nedeni olmasına rağmen Luddite adı verilen işçiler, sistematik olarak makinelere o kadar çok zarar vermeye başlamışlardı ki 1811 yılında hükümet, isyanı bastırmak için Wellington'ın dört yıl sonra Waterloo'da yanında bulunduracağından daha fazla asker görevlendirmiştir. Kuşaklar boyunca İngiliz erkek ve kadınların makinelerin faydalı olduğu değirmenlerde, fabrikalarda ve madenlerde korkunç derecede kötü şartlarda çalıştığı konusunda şüphe yoktur ancak İngiliz liderler, zalimce sömürünün bir biçimi olması sebebiyle endüstrileşmeye karşı çıkma yolunu seçselerdi, kendisinden sonra gelecek nesillerin İngilizlerin endüstriyel gücünden yararlanacağı Britanya halkı için öngörülemez fakat vahim sonuçlarıyla beraber Britanya sonunda sadece bir imparatorluk olarak değil, aynı zamanda bağımsız bir toplum olarak da var olmayabilirdi. Sağlık hizmetleri ve gıda üretimindeki birçok gelişim benzer şekilde ortaya çıkmıştır. Britanyalı emsallerinin aksine Tokugawalı Japon yöneticiler askeri teknolojide ilerleme kaydetmeye karşı çıktılar. Portekizliler 16. yy. ortalarında Japonlara ateşli silahları tanıttıktan sadece yirmi beş yıl sonra Japon feodal lordlar, Portekizlilerin silahlarının ilkel versiyonlarının gelişmiş hâllerini ürettiler ve ürettikleri bu silahları o kadar iyi kullanıyorlardı ki o zamanın en güçlü orduları Japon askerleriydi. Bu silahların kullanımı savaşlarda büyük kıyımlara yol açtı fakat aynı zamanda korkutucu güce sahip silahlı köylülerin artan bir şekilde Şogun yönetimiyle mücadele etmesine yol açtı. Silahlı cahil köylüler en soylu lordlanı bile öldürebilmiştir. 16. yy. sonlarına kadar feodal lordlar ateşli silahları köylülerden toplamaya ve üretimi ile ithalatını önlemeye başladı. Köylüler silahsızlandırıldı ve Tokugawa samuraylarından oluşan elit kesim kendi askeri zorba yönetimini kurdu, Komodor Perry 1853 yılında Japonya'ya ulaşıp ateşli silaha ve ateşli silahı üretecek bilgi birikimine dahi sahip olmayan bir halk bulana kadar bu zorba yönetim devam etmiştir. Sonuç olarak Japonlar Batılı silahlara ve askeri bir işgali önleyecek saldırılara karşı savunmasızdı ve ülkenin işgalini önlemek maksadıyla Tokugawa yöneticileri, Amerika Birleşik Devletleri ve diğer Batılı ülkelere ticarette ayrıcalık tanımaya zorlandı. Meiji oluşumunun imparatorluk gücü, Tokugawa yönetiminin sonunu getirdi ve yerine Avrupa askeri teknolojisinde kendine yeten bir gelişim arayan Batı eğilimli bir hükümet geldi. Uzun dönem içinde Samuray elitinin kişisel çıkarları kendi başarısızlığının nedeni olduğunu kanıtladı. Eşitsizlik birçok farklı biçimiyle evrenseldir. Eşitsizliğin varlığı diğerlerinin sırtından geçinen bazı insanların ihtiyaçlarına hizmet eden geleneksel inanç ve uygulamaların kurulmasına yol açmıştır. Eşitsizliğin ve maladaptasyonun potansiyel diğer nedenlerinin varlığından dolayı maladaptif uygulamaların geniş çapta ve ciddi sonuçlara sahip bir şekilde ortaya çıkabileceğine inanmak için birçok sebep vardır. İlerleyen bölümlerde, ciddi şekilde zararlı inanç ve uygulamaların sıkça ortaya çıkmasına değinen kanıtları inceleyeceğim.
Sayfa 143 - Buzdağı Yayınları, Yedinci Baskı, 2019
2
70
692 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.28.11