Kitapları Fazla Seven Kadın, bir alıntı ekledi.
05 May 11:59 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

"Batılılar geldiğinde ellerinde İncil, bizim ellermizde topraklarımız vardı. Bize gözlerimizi kapatarak dua etmeyi öğrettiler. Gözümüzü açtığımızda bizim elimizde İncil, onların elinde topraklarımız vardı."

Kenu Kenyattu
Kenya Kurucu Devlet Başkanı

Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı, Ahmet Şerif İzgörenSüpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı, Ahmet Şerif İzgören
mrtdgdvrn, bir alıntı ekledi.
03 Nis 17:34 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

Kenya Devlet Başkanı Kenyatta'nın sözleri;
Beyaz adam Afrika'ya geldiğinde bizim elimizde topraklarımız,beyaz adamın elinde ise İncil vardı.Zamanla bize gözlerimizi kapatıp dua etmesini öğrettiler.Yıllar sonra gözlerimizi açtığımızda gördük ki,bizim topraklarımız beyaz adamın,beyaz adamın elindeki İncil bizim olmuştu...

İktidar Kıskacında Din, Mustafa Balbay (Sayfa 227 - Bilgi)İktidar Kıskacında Din, Mustafa Balbay (Sayfa 227 - Bilgi)
Mustafa İlhan Genç, bir alıntı ekledi.
20 Mar 19:57

Kişilerin önemi yok. Önemli olan şablonu görmek. Okuma
kolaylığı açısından iç içe geçen karmaşık yapılardan seçtiğimiz
örnek kişileri öne çıkaracağız.
Bu Hollywood yıldızı da onlardan biri. Nerede Amerikan sivil toplum sırtlanları, nerede Amerikan,İngiliz istihbaratı, nerede sorunlar tavanda, medya kargaları meydanlardaysa,
nerede kan yeri göğü sarmış, insanlar yerlerinden
yurtlarından olmuşsa, orada Birleşmiş Milletler’in sahne yüzü, “iyi
niyet elçisi” Angelina Jolie ya da diğerleri…

Oscar’lı Hollywood yıldızı, küresel çetenin yaptığı kötülükleri, çıkardığı savaşları gizleyen bir yüz. Savaş baronu küresel efendilerinin “politik” aktivistlerinden
biri. Akıl hocası İngiltere Lordlar Kamarası’ndan Baroness Arminka Helic. Ve patronu BM Mülteciler Yüksek Komiserliği. 2000’de kamuoyu desteği ve beğenisi sadece yüzde
30’du. Birkaç vurdulu kırdılı filmden hatırlanıyordu.

Öyle parlatıldıki 2006’da bu oran yüzde 80’e çıktı. Time ve Forbes dergisi
de destekçisiydi. 2001’den itibaren en az 20 ülkede BM iyi
niyet elçisi olarak mültecilerle buluştu. Tayland, Kosova, Kenya,
Ekvador ve tabii Suriye sınırlarında, Türkiye ve Ürdün’de defalarca
boy gösterdi. 2001’de bu görevi neden kabul ettiği sorulduğunda

“Hepimiz, kötü durumdayken birilerinin yardıma geleceğine
inanmak isteriz,” demişti.

Pakistan’da deprem mağdurlarının yanındaydı, Hatay’da
Suriyeli muhalif ve mültecilerin dayanağıydı. Yıllar içinde rolüne
büyük uyum sağlamıştı. Hollywood’un vampir pozları veren çılgın
seksi kızı saçlarını koyultmuş, makyajını azaltmış, iyilik meleği
maskesi takmıştı. Vücut hatlarını belli etmeyen bol elbiselerle
dünyanın her köşesinde mülteci çocukların ve mağdurların yanındaydı.
Zavallı Suriyeli çocuklar Esad’ın zulmünden korunmalıydı,
ağlamasınlardı, şeker yesinlerdi… Angelina söyledi ya, artık
ne kadar duygusal görüntü varsa CNN, El Cezire, Fox, BBC ekranlarına
girerdi.

Dünya kamuoyu böyle şekillenirdi. Jolie 2005’te rolünü benimsemişti:
Gazetecilerin “Amacınız ne?” sorusuna,

“Bu insanların ne yaşadıklarını herkes bilmeli,” dedi.
Bilinmesi gereken, Washington’daki kuklacıların uygun gördüğü resimdi.

Angelina artık politik bir aktör. ABD Kongre üyeleriyle defalarca
görüşen, Dünya Ekonomik Forumu’nda bilgisine başvurulan,
40 devlet adamı çıkaran üniversite olarak bilinen London
School of Economics’te seminerler veren bir politik “cast ajans”
mamulü. Yıllardır Hollywood, Ronald Reagan gibi ABD başkanları,
Arnold Schwarzenegger gibi belediye başkanları ve daha birçok
ünlü yüzü siyasete yollamıştı.

Halkın sevdikleriyle kandırılması
daha kolaydı…

Zemberek, Banu Avar (Sayfa 16)Zemberek, Banu Avar (Sayfa 16)
Horizon17, bir alıntı ekledi.
14 Mar 13:21 · Kitabı okudu · 9/10 puan

"Batılılar geldiğinde ellerinde İncil, bizim ellerimizde topraklarımız vardı. Bize gözlerimizi kapatarak dua etmeyi öğrettiler. Gözümüzü açtığımızda bizim elimizde İncil, onların elinde topraklarımız vardı."
Kenu Kenyattu Kenya Kurucu Devlet Başkanı

Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı, Ahmet Şerif İzgörenSüpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı, Ahmet Şerif İzgören
Betusch in Booksland, Aradaki Nehir'i inceledi.
11 Mar 23:54 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Post-colonial döneme ait olan eser Kenyalı yazar Thiong'o tarafından yazılmıştır.

Eserde sömürge döneminin başlangıcı, Beyaz Adam'ın Kenya topraklarına nasıl yerleştiği ve Kenya kültürünü nasıl paramparça ettiği anlatılıyor. Bununla birlikte Kenya topraklarında bir ikilem başlamıştır: kimlik ikilemi, dini ikilem, kültür ikilemi... Baş karakterimiz Waiyaki, tüm bu ikilemler arasında ortak noktayı bulmak için canla başla mücadele etmektedir. Peki onun bu mücadelesi sonuç verdi mi dersiniz? ...

Biraz sinirlendim:)
AKP'li değilim ama dindar bir insanım
CHP'li değilim ama Atatürkçü bir insanım
MHP'li değilim ama vatanımı milletimi seviyorum
BDP'li değilim ama kürt kardeşlerimede saygı duyuyorum

Dincilik,Atatürkçülük,Vatancılık,Milletçilik,Kürtçülük gibi şeyleri siyasete bulaştırıpta bunlar üzerinden prim yapmak doğru olmaz böyle ülke yönetilmez. A partisi B partisine sallıyor, B partisi A partisine sallıyor, bıkmadınız mı bundan. Millet ilimle bilimle uğraşıyor nasıl daha çok gelişirim diye bakıyor, biz hala birbirimizle didişiyoruz. Uçak yapamıyoruz havaalanlarımızla övünüyoruz, otomobil yapamıyoruz yollarımızla övünüyoruz, sanayide en gerilerdeyiz kalkınmayla övünüyoruz, eğitimde en az verim alan ülkelerdeniz, eğitim sistemimizle övünüyoruz. Millet insansız araba yapıyor biz hala yerli otomobil üretme hayallerindeyiz, Avmler,yollar,köprüler,havaalanları yapıp ülkenin üstüne beton dökerek geliştiğimizi sanıyoruz. Kimi kandırıyoruz!!Bende Allah inancı olan bir insanım ama ülkede diyanete teknolijiden daha çok yatırım yapılıyorsa, teknoloji şirketleri, araştırma merkezleri, kütüphaneler yerine sürekli camiler yapılıyorsa, ki bu camiler cumadan cumaya anca doluyor. Gelişemezsin. Ülkemizde hergün cinayet haberleri, tecavüz olayları, kadına şiddetten başka birşey konuşulmuyor. Kenya da keçiye tecavüz eden adama 10 yıl hapis cezası veriliyor, bizde kadına tecavüz eden caniler daha hafif cezalar alabiliyor.Bizim kadınımız bir keçiden daha mı değersiz!!! Öyle bir hale gelmişiz ki ülkemizde ateistler dinimizi imamlardan daha iyi biliyor, çocukları eğitecek olan ögretmenlerimiz okulda çocukları dövebiliyor, okumuş mevki sahibi olmuş insanlar karısını,çocuğunu öldürebiliyor. Ülkenin başındakiler ülkeyi din üzerinden yönetmeye çalışıyor bırakın bu işleri isteyen istediğine inansın, isteyen istediğini giysin. Siz ben nasıl ülkemde aç insan bırakmam nasıl insanıma çöpten ekmek toplatmam nasıl insanımı sokaklarda yatırmam nasıl ülkede cahil, her duyduğuna, her gördüğüne, sorgulamadan, araştırmadan körü körüne inan insan bırakmam, nasıl avrupa ülkelerinden her alanda daha iyi olurum bunların derdine düşün. Yapamıyorsanız da bırakın başkaları yapsın. Yeter artık.

Yazımda bazı alıntılara da yer verdim.Bilginize

Dünyadaki pek çok şeyin olduğu gibi, ölüm fikrini sakin karşılamanın da belli bir evrimsel düzleme oturan ve düşündükçe daha da mantıklı gelen sebepleri var. Diğer türlerin aksine hem bilince ulaşıp, hem de ölümü inkâr etmeyi başarabildiğimiz için türümüz devam ediyor olmasın? Ölümün insanları çıldırtmıyor oluşu tam da evrimsel biyolog Ajit Varki ve Danny Brower'ın insan bilincinin nasıl geliştiğini açıklamak için kaleme aldıkları eserlerinin (Denial) ana tezidir.

Şöyle anlatayım;
Asfalt biti gibi üzerinden geçiyoruz ama milyonlarca yıldır pek çok zeki hayvan bizimle beraber yaşıyor-şempanzeler, yunuslar, filler. Bu hayvanlardan özellikle de şempanzeler ile bizim aramızdaki genetik ayrımın nerede başlayıp, nerede sona erdiğini dahi çıkarmak mümkün değil (hatta Jared Diamond, Üçüncü Şempanze eserini de bu fikrin üzerine kurar; o kadar benzer bir genetik altyapı vardır ki, insanı yeni bir tür olarak değil, sadece üçüncü şempanze türü olarak sınıflandırmak mümkün) nasıl oldu da bilinç insanlarda gelişti de, aslında bilinç için belki biyolojik kapasitenin bulunduğu da düşünülen pek çok canlıda bu olmadı? Diğer memelilerin ve özellikle de diğer primatların beyni ile insan beyni mukayese edildiğinde beynimiz temel olarak çok farklı değil, ancak hacim olarak daha büyük. kısaca Danny brower ve Ajit Varuki diyor ki, bizi insan yapan evrimsel süreçleri araştırmaktan ziyade, bu niteliklerin neden sadece insanlarda ortaya çıktığını araştırmamız gerekiyor. Neden muhasebeci bir orangutan, çevre bakanı bir fil, devlet için kurşun atıp kurşun yiyen şerefli bir goril, emlakçı bir şempanze yok? (aktör olan şempanze var, ona girmiyorum)

Bir birey olarak kendi varoluşunun farkına varmaya iten bilincin, diğer türlerde ortaya çıkmasına mani olan setlere odaklanmak gerekiyor.
Ajit Varki ve Danny Brower'ın vardıkları sonuç, bilince ulaşmayla beraber kaçınılmaz olarak ölüm fikrine de ulaşmanın türün devamlılığı bakımından büyük bir dezavantaj olduğu. Homo sapiens gibi ölümün varlığını gayet sulh ve asayiş içinde inkâr edebilen bir tür ancak soyunu devam ettirebiliyor. Ölüm riski ve farkındalığından dolayı dişi için erkekler arasındaki rekabetten kaçabilirdi bir aslan, veya pek çok doğumun aynı zamanda annenin ölümü anlamına gelmesi yüzünden soyunu devam ettirmekten korkabilirdi bir dişi. Derek Denton'ın meşhur deneyindeki gibi, aynadakinin kendisi olduğunu fark edebilen şempanzeleri -ki köpeklerde bile ayna farkındalığı bulunmuyor-, sonraki aşamada görüntüyü bozan bir ayna önüne geçirmeniz durumunda şempanzeler eşekten düşmüş karpuza dönüyorlar, çünkü kendi imajlarını bu şekilde görmenin vermiş olduğu şok etkisi büyük (kaldı ki kendi görüntülerinin biçimsizliği karşısında feleği şaşırmaları, ölüm farkındalığından veya bilinçten birkaç gömlek aşağıda bir şok etkisi.) Bu akşam ölürüm'ü dinleyip intihar eden bir şempanzenin olmaması herkesin yararına.

İnsan zihni belki onu tam olarak kullanmasının tehlikeli olduğu bir hesap makinesini içeriyor, bu yüzden odaklanmayı ve takıntı haline getirmeyi değil, inkârı seçiyor ve uyum sağlayarak hayatta kalıyor.
Otistik savant hastaları evrimsel süreç açısından enfes birer örnek bu bakımdan. Bir otistik savant hastasına yetmiş yıl, onyedi gün ve yirmi saat yaşamış bir insanın kaç saniye yaşadığı sorulur örneğin. Savant hastası da artık seneleri bile hesaba dahil ederek doksan saniye içerisinde yanıtı verir (2,210,500,800). Tom Cruise'un Rain Man filminde işlenen konu da buydu; otistik savant hastaları korkunç bir hesaplama kapasitesine sahip olabiliyorlar. ancak genelleme yapamıyorlar pek; bir şeye odaklanarak onu takıntı haline getirip hayatlarını zora sokabiliyorlar ama "bunların hepsi boş, işine bak" diyerek genelleme yapma vasıtasıyla varoluşsal kaygıları aşamıyorlar. İnsan belki de korkunç aritmetik yetenekleri ve odaklanma becerisi ile dünyaya geliyor, ancak bunun bilinç ve ölüm fikri ile beraber kendi türünün sonunu getirme olasılığı yüzünden bu bireyler soylarını pek de fazla devam ettiremiyorlar. İnsan zihninde zeka ve odaklanmanın haddini aşmasını engelleyen bir "bariyer" var. Misal kaza geçirdikten sonra otistik savantların sahip oldukları yetenekleri gösteren pek çok kişi bulunuyor; bu hepimizin zihninde bir yerlerde kutucukta saklı olan, ama evrimsel olarak soyumuzu devam ettirme şansımızı da azaltan bir nitelik belki de. Bu noktada odaklanma becerisine sahip otistik savant hastalarının, anlam inşa etmeyi başaramayan şizofreni hastalarının tam zıt kutbunda konumlandıkları da söylenebilir.

Ezcümle, insan hem kendinin, hem karşısındakilerin bilincine vardıktan ve ölümün hakikatini kavradıktan sonra öyle bir inkâr ve saklama "filtresi" inşa etti ki, bu filtreyle sistem güncellemesi yapmayanlar virajı alamadıkları için soylarını devam ettiremediler, veya çok az sayıdalar
otistik savantlar, beynimizin filtresiz olması durumunda nasıl işleyebileceği konusunda enfes birer deney örneği de bu yüzden. Örneğin otistik savantların ikiyüzlülük konusunda da başarısız oldukları, hatta din düşüncesini kabul etmekte de aynı biçimde başarısız olduklarına dair çalışmalar var. Otistik savantların "yüz kızarması" davranışını göstermedikleri yönünde dahi bulgular mevcut (ki meşhur bir bilgi olarak 150 yıl öncesinde Charles Darwin, yüzün kızarmasının sadece insanların geliştirmiş olabileceği bir davranış olduğunu söylüyordu.) Karşıdakini sövüşleyerek, ikiyüzlü davranarak hayatta kalma şansınızı arttırırsınız, varoluşsal ölüm kaygısını yenmede de din faydalı olabilir (dinin aksi yöndeki sonuçları başka bir tartışma konusu.) Bu ikisi de bilince bazen ket vuran ama hayatta kalmamıza yol açan filtreler. Dinin ölüm korkusunu yayması dahi bu filtrelerin aleyhinde işliyor değil; örneğin İmam Gazali, İhya-i Ulumiddin kitabının büyük bir bölümünü ölüm bahsine ayırır; öleli seksen yıl olmasına rağmen ölüm acısı dinmeyen insanlardan bahseder. Ancak burada da ölümden sonraki yaşam anlatısı mevcut, gerçek bir ölüm fikrine karşı koruyan bir anlayış var. Hatta bir sonraki yaşam başlangıcı olarak ölümün ne kadar acı verici olduğundan bahsederek şimdiki yaşamın davranışları üzerine bir nizam verme güdülenmesi var. İnsan ölümü din ile inkâr edebildiği gibi, disko topu kullanarak da inkar edebiliyor (ölümü inkâr etmeye abone olmuş insan beyninin, onu mezarlık tacirliği yapan ideoloji ve kültlere balıklama atlamaya müsait hale getirmesi ise ayrıca bir başlık konusu.)

İnsanlara en yakın canlılardan biri olan filleri ele alalım örneğin.
Bir filin ölümünü tam da bizim gibi algılaması durumunda, bu bilinç mutasyonu geliştirmiş olan filin kendi topluluğu içerisinde hayatta kalma şansı azalırdı. Beyni fransız salatasına döndüğü için izole edilirdi ve türünün devamı için odaklanması gereken şeylere diğerleri kadar iyi odaklanamadığı için soyunu devam ettiremeyebilirdi. Bir dişiyle çiftleşmek için diğer erkeklerle rekabetin getireceği ölüm riskini hesaba katarak çiftleşmeden uzak durabilirdi. Filler ki uzun süreli hafızaya yakın bir bilince sahip olduklarını bildiğimiz bir tür; kendilerini avlayan insanların sahip oldukları inekleri öldürebilecek kadar uzun süreli hafızaları bulunuyor. Kenya'da peşlerine düştükleri çiftçileri bulamayınca onların hayvan ve mülklerini imha ettikleri biliniyor. İnsanlar ile yaşamlarını birlikte ikame ettirdikleri inekler arasında bağ kurarak, aradan uzun süre geçmesine rağmen insanların sahip olduklarını imha edebiliyorlar toplu halde. Ancak yine de kendinin, karşısındakinin ve üçüncü bir varlığın bilincinde olma durumu (third order of the intentionality), ölüme dair bilinç mevcut değil.

Son olarak, şempanzeler olgunlaşmış halde dünyaya gelirken, insan beyni doğum sonrasında gelişir; bu da insan beyninin geliştiği habitat içinde kültürün ne kadar etkili olduğunu gösteriyor. İnsan, filtresiyle sadece ölümün inkârına değil, aynı zamanda insanın hoşuna gitmeyecek kişisel hatalarını, yanlışlarını, hatta küresel ısınmayı bile inkâra zemin sağlar (küresel ısınmayı Çin'in bir oyunu olarak gören Donald Trump bu açıdan insanca, pek fazla insanca duruyor, ecce homo! işte insan!...) İnsanlar gündelik hayatta ölümün varlığını düşünerek yaşıyor değiller bu yüzden, Ali Cengiz oyunuyla bunu rutin biçimde gözardı etmenin bir yolunu bulmuşlar. Mendillerin havada uçuştuğu yakın akrabanın cenazesine katılıp, hemen beş dakika sonra Siirt büryan yemeye gidebiliriz gevşek biçimde. Eşi vefat ettikten iki hafta sonra acem çapkını gibi nikah basmayı insan türü yapabildi ancak, şempanze ve fil kendine bunu yediremedi belki.

(balamir1-ekşişeyler)

Tuğba Dk, İnsanın Kökeni'yi inceledi.
 27 Oca 23:54 · Kitabı okudu · 29 günde · Beğendi · 9/10 puan

Richard Leakey, ünlü antropologlar Louis ve Mary Leakey'nin oğulları olarak dünyaya gelmiş ve Leakey ailesinde doğmanın artısını sonuna kadar kullanarak ilk elden inanılmaz bir bilgi birikimine ve bu birikimleri pratiğe dökme deneyimine sahip olmuştur. Bu bilgilerle de yetinmeyip çocukluğundan itibaren kendi araştırmalarını da derleyerek yazmış olduğu "İnsanın Kökeni" benim beğenerek okuduğum, bilgimi tazelediğim ve yararlandığım bir kitap oldu.Kendisi aynı zamanda Kenya Ulusal Müzesi'nin, Turkana Arazi İstasyonu gibi kuruluşların yöneticisidir.

Kitap, Turkana Gölü'nün doğusunda bulunan Koobi Fora bölgesinde yapmış olduğu araştırmaları ile başlıyor. Başka kaynaklardan edindiğim bilgilere göre bu çalışmaları esnasında dünyaca ünlü Kenyalı fosil kaşifi Kamoya Kimeu ona yardımcı olmuş.

Richard Leakey'nin yapmış olduğu en önemli keşiflerden biri 1.6 milyon yıl öncesine ait bir Homo Erectus bireyi olan Turkana çocuğudur. Bu fosil bugüne kadar bilinen bütüne en yakın erken insan fosilidir. Bunun dışında Homo Habilis ve Australopithecuslar olarak bildiğimiz Paranthropus boisei ve Paranthropus aethiopicus türlerinin fosillerini de keşfetmiştir.

Kitapta bu gibi keşiflerine ve henüz tam olarak karara varılamamış evrimsel teoriler üzerine düşüncelerine yer verilmiş. Yoğun bir bilgi depolaması olduğu için, ilerleyen zamanlarda kendime not olabilmesi açısından, kitaptan ilgimi çeken noktalarda pek çok alıntı yaptım. Sıkmadan okutan bir kitaptı benim için. Konuya ilgi duyanlar tereddüt etmeden okuyabilir.

Özlem, bir alıntı ekledi.
 25 Oca 11:55 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

'Gözlerim birkaç kişinin yüzüne takıldı. Kenya'yı temsil eden Albeni Lea. Dünya çapında en iyi ellinin içindeydi. İsveç'i temsil eden Ivo Erikkson. Türkiye'yi temsil eden Hazan Demir isimli kız.'

Warcross, Marie Lu (Sayfa 112 - yabancı)Warcross, Marie Lu (Sayfa 112 - yabancı)