• HAYIRLI CUMALAR...

    Ey Rabbim! Ben, gizlide senden hayâ etmeyen utanıp çekinmeyen, açıkta seni gözetmeyen zavallıyım. Ben, büyük musibetler sahibiyim. Ben, Mevlasına karşı çıkan cüretkârım. Ben, gökyüzünün güçlü Rabbine isyan eden biriyim. Ben, büyük günah yolunda malını harcayanım. Ben, büyük günahlara doğru koşanım. Bana mühlet verdin, kendime gelmedim. Günahlarımı örttün, çekinmedim. Günah işlemekte haddi aştım. Beni gözünden düşürdün, yine kendime gelmedim. Ama sen hilminle bana mühlet verdin; kereminle kusurlarımı örttün; bana karşı kusurlarımı hiç görmemiş gibi davrandın; benden hayâ ediyormuşsun gibi günahlarımın azabını benden uzaklaştırdın.

    Allah’ım! Günah işlediğim zaman, senin Rablığını inkâr ederek, emrini hafife alarak, azabına göğüs gererek, tehdidini umursamayarak günah işlemedim. Bir hataydı oldu; nefsim onu bana güzel gösterdi; heva ve hevesim bana galip geldi; bedbahtlığım buna yardımcı oldu. Diğer taraftan kusurlarımı örtmene, aldandım. Böylece, sana isyan ettim, emrine muhalefete kalkıştım. Şimdi senin azabından kim kurtaracak beni?! Yarın davacılarımdan kim koruyacak beni?! Eğer tutunacağım ipi çekip koparırsan, kimin ipine tutunurum ben?! Amel defterimin açılacağı gün vay benim halime! Eğer kerem ve sonsuz rahmetine ümit etmeseydim ve rahmetinden ümit kesmemi yasaklamamış olsaydın, yaptıklarımı hatırladığımda tamamen ümitsizliğe kapılırdım, ey çağırılanların en hayırlısı ve ey ümit edilenlerin en üstünü!

    Allah’ım! İslam’a olan bağlılığımla sana yöneliyorum. Kur’an’ın hürmetine sana güveniyorum. Ümmî, Kureyşî, Haşimî, Arabî, Tihamî, Mekkî ve Medenî olan Peygamber’in aşkına, sana yaklaşmayı ümit ediyorum. O halde, imanla olan tanışıklığımı yabancılığa çevirme. Mükâfatımı, senden başkasına ibadet eden kimsenin mükâfatı gibi kılma. Çünkü insanlardan bir grup, kanlarının dökülmesini önlemek için dilleriyle iman ettiler ve arzuladıklarına kavuştular. Biz ise, bizi bağışlayasın diye sana dilimiz ve kalbimizle iman ettik. Öyleyse bizi de arzuladığımıza kavuştur; sana olan ümidimizi kalbimizde sabitleştir; bizi hidayete kavuşturduktan sonra kalbimizi saptırma ve kendi katından bize bir rahmet ihsan et; şüphesiz sen, bol ihsan sahibisin.

    Andolsun izzetine, kalbime ilham olan bilgiye dayanarak senin kerem ve geniş rahmet sahibi olduğunu bildiğim için, beni kovsan dahi, kapından ayrılmam ve sana yalvarmaktan vazgeçmem. Kul, mevlasından başka kime gidebilir?! Yaratılan, kendisini yaratandan başka kime sığınabilir?! Allah’ım! Beni (kıyamet günü) ağır zincirlere vurup insanların arasında ihsanını benden kessen, insanların gözlerini kusurlarımı görmeye açsan, ateşe sürüklenmemi emretsen ve benimle iyi kulların arasında ayrılık düşürsen, yine de senden ümit kesmem; affına olan ümidimden vazgeçmem; senin sevgin hiçbir zaman kalbimden çıkmaz. Ben, hiçbir zaman verdiğin nimet ve ihsanlarını ve dünyada kusurlarımı örtmeni unutmam.

    Ey Mevlam! Dünya sevgisini kalbimden çıkar. Beni, peygamberlerinin sonuncusu Muhammed Mustafa -Allah’ın salatı ona ve âline olsun- ve yarattıklarının içinden seçtiğin Ehl-i Beyt’iyle bir araya getir. Beni, tövbe ehli ve gerçekten sana yönelenlerin makamına ulaştır. Beni kendi halime ağlamaya muvaffak eyle. Gerçekten ömrümü boş şeyler ve boş arzularla geçirdim. Nefsimin hayrından ümit kesenlerin durumuna düştüm. Bu halimle kabre intikal edecek olursam, hali benden daha kötü olan kim olabilir?! Orayı, rahatlayabileceğim bir yer olarak hazırlamış değilim; salih amelle orada yatmak için bir sergi sermiş değilim. Nasıl ağlamayayım?! Oysa gidişimin nereye varacağını bilmiyorum; nefsimin beni aldattığını, günlerimin beni yanılttığını ve ölümün (kartal gibi) başım üzerinde kanat açtığını görüyorum. O halde, neden ağlamayayım?! Ruhumun bedenden ayrılacağı ana ağlıyorum! Kabrimin karanlığına ağlıyorum! Lâhdimin (mezarımın) darlığına ağlıyorum! Münker ve Nekir’in beni sorguya çekecekleri ana ağlıyorum! Kabirden çıplak, zelil ve yaptıklarımın ağır yükünü sırtımda taşıdığım bir vaziyette çıkacağım ana ağlıyorum! O gün (şaşkınlık içerisinde) bazen sağıma ve bazen de soluma bakacağım. O gün herkes kendi işiyle meşgul olacaktır. O gün herkesin kendine yeter bir işi vardır. Nice yüzler o gün parıl parıl parlar, güler, sevinir. Ve nice yüzler o gün toz toprakla bulanır, üstlerine bir karanlık çöker ve zillet kaplar.

    Ey Mevlam! Güvenim, itimadım, ümidim ve tevekkülüm sanadır; bağlılığım senin rahmetinedir. Sen dilediğini rahmetine ulaştırırsın ve sevdiğini kerametinle doğru yola iletirsin. Kalbimi şirkten temizlediğin için sana hamd olsun; dilimi seni anmaya açtığın için sana hamd olsun. Bu kusurlu dilimle sana şükredebilir miyim?! Her ne kadar iyi ameller yapmaya çalışsam da senin rızanı kazanabilir miyim?! Ey Rabbim! Şükrünün karşısında dilimin kıymeti ne ki?! İhsan ve nimetlerinin karşısında amelimin değeri ne ki?!

    Allah’ım! Bahşiş ve keremin beni ümitlendirmiştir; lütuf ve keremin amelimin kabul olmasına sebep olmuştur. Ey Mevlam! Yönelişim sanadır; korkum sendendir ve ümidim sanadır. Ümidim, beni sana getirmiştir. Ey Yegane Mevlam! Himmetimi sana bağladım; senin katındakine yönelmişim; en samimi ümidim sanadır; en gerçek korkum sendendir; sevgim seninle tanışıktır; elim sana doğru uzanmıştır ve korkum sana itaat etme ipine bağlanmıştır.

    Ey Mevlam! Seni anmakla kalbim dirilmiştir. Seni çağırmakla korkunun acısını kendimden uzaklaştırmışım. Ey Mevlam, ey umudum ve ey en son isteğim! Benimle, daima senin itaatinde olmama engel olan günahlarımın arasına ayrılık düşür. Sana olan her zamanki ümidim ve üzerine farz kıldığın şefkat ve rahmetine olan büyük ihtirasımdan dolayı hacetimi senden istiyorum. Hüküm senindir; ortağın yoktur. Yaratıklarının hepsi senin rızkınla rızıklanmakta ve senin yed-i kudretindedirler. Her şey senin karşında boyun eğmektedir. Pek yücesin, ey âlemlerin Rabbi!

    Allah’ım! Hüccetim kesilip delilsiz kalacağım, dilimin sana cevap vermekten âciz kalacağı ve sorgulaman karşısında aklımın karışacağı gün (kıyamet günü) bana acı. Ey büyük ümidim! En çok muhtaç olduğum zaman (kıyamet gününde) kereminden beni mahrum eyleme. Cehaletimden dolayı beni katından kovma. Sabrımın azlığından dolayı lütfünü benden kesme. Fakir olduğum için bana ihsan eyle. Güçsüz olduğum için bana merhamet et. Ey Mevlam! İtimadım, güvenim, ümidim ve tevekkülüm sanadır. Bağlılığım senin rahmetinedir. Muhtaçlık yükümü senin ihsan kapına indiriyorum. Senin kerem ve bağışını göz önünde bulundurarak hacetimi sana bildiriyorum. Ey Rabbim! Keremini ümit ederek sana yakarıyorum. İhtiyacımın giderilmesini senin katında umuyorum. Fakirliğimi senin zenginliğinle gidermek istiyorum. Senin affınla ayakta duruyorum. Senin kerem ve bahşişine göz dikiyorum. Bana ihsanda bulunmanı umuyorum. O halde, beni ateşte yakma; sensin benim ümidim. Beni cehenneme yerleştirme; sensin benim gözümün ışığı.

    Ey Mevlam! İhsanına olan iyi kanââtimi boşa çıkarma; gerçekten güvenebileceğim tek sığınak sensin. Benim fakir olduğumu (senin lütfüne muhtaç olduğumu) çok iyi bildiğin halde katındaki sevaptan beni mahrum eyleme. Allah’ım! Ecelim yaklaşmış da amelim beni sana yakınlaştırmamışsa, günahımı itiraf edişimi özür dilememe vesile kılıyorum. Allah’ım! Eğer affedecek olursan, affetmeye senden layık kim var?! Ve eğer azaplandırırsan, hükümde senden daha adil kim var? Bu dünyada garipliğime, ölüm anında kederime, kabirde yalnızlığıma ve lâhitte tenhalığıma merhamet et. Hesap vermek için huzuruna vardığımda zelilliğime acı. İnsanların bilmediği günahlarımı bağışla. Her zaman kusurlarımı ört. Ölüm döşeğine düştüğümde, dostlar başıma toplanıp beni sağa sola hareket ettirdiklerinde bana merhamet et. Gusül için yatırılıp salih komşularım tarafından sağa sola çevrildiğimde bana lütufta bulun. Cenazem akrabalarım tarafından taşındığında bana merhamet et. Bu dünyadan ayrıldığımda ve senin huzuruna varmak için tek başıma kabre koyulduğumda bana ihsanda bulun. Yeni evimde (kabirde) garipliğime (yalnızlığıma) acı ki senden başkasına menus olmayayım.

    Ey Mevlam! Beni kendi başıma bırakacak olursan, helak olurum. Ey Mevlam! Hatalarımı bağışlamadığın takdirde kime sığınabilirim?! Ölüm döşeğinde senin lütfünle ulaşamadığım takdirde kime yakarabilirim?! Kederimi gidermediğin takdirde kime iltica edebilirim?!Ey Mevlam! Senden başka kimsem yok benim. Eğer sen bana merhamet etmezsen, kim bana merhamet eder?! Yoksulluk günümde, senin fazl ve ihsanın beni kapsamına almazsa, kimin fazl ve ihsanını ümit edebilirim?! Ecelim yetiştiğinde günahlarımın affı için hangi kapıyı çalabilirim?!

    Ey Mevlam! Sana ümit bağladığım halde beni azabına duçar etme. Allah’ım! ümidimi gerçekleştir ve korkumu güvene çevir. Günahlarımın çokluğundan dolayı sadece senin affını ümit ediyorum. Ey Mevlam! Hakketmediğim şeyi senden istiyorum. Çünkü sen takva ve mağfiret ehlisin (senden çekinilmeli ve senin affına sığınılmalıdır); öyleyse beni affet. Lütfünden bana kötü yönlerimi örtecek bir elbise giyindir. Hatalarımı bir daha onlardan dolayı hesaba çekilmemek üzere bağışla. Şüphesiz, senin ihsanın kadimdir; affın büyüktür ve büyüklüğünle kullarının hatalarından geçersin. Allah’ım! Sen bir kerimsin ki, ihsanın istemeyenlere ve hatta Rabliğini inkâra kalkışanlara bile daima ulaşır. Öyleyse Ey Mevlam! Hacetini senden isteyeni, yaratan ve işleri tedbir edenin yalnız sen olduğuna inananı kapından nasıl boş çevirirsin?! Bereket sendendir; sen yücesin ey âlemlerin Rabbi. Ey Mevlam! Âciz kulun senin kapına gelmiştir. Muhtaçlık onu senin huzuruna getirmiştir. Dua etmekle senin ihsan kapını çalıyorum. Lütuf ve keremin hürmetine benden yüz çevirme. Dile getirdiklerimi kabul buyur. Seni çağırdığım gibi beni reddetmeyeceğini umuyorum. Çünkü senin çok şefkat ve rahmet sahibi olduğunu biliyorum. Allah’ım! Sen, hacetini isteyene ihsanda bulunmaktan yorulmayan bir kerimsin ve bu senden bir şeyi eksiltmez. Sen, kendin vasfettiğin gibisin ve bizim vasfımızdan çok yücesin.

    Allah’ım! Senden güzel sabır, yakın kurtuluş, doğru konuşan dil ve büyük mükâfat istiyorum. Ey Rabbim! Bildiğim ve bilmediğim her hayrı senden istiyorum. Allah’ım! Senden salih kullarının istedikleri şeylerin en hayırlısını istiyorum. Ey kendisine el açılanların en hayırlısı ve ey bahşiş edenlerin en cömerdi! Kendim, ailem, annem, babam, çocuklarım, yakınlarım ve din kardeşlerimle ilgili isteklerimi gerçekleştir. Yaşayışımı güzel kıl. Yiğitlik vasfını bende aşikâr et. Bütün hallerimi ıslah et. Beni ömrü uzun, ameli iyi, nimetini kendisine tamamladığın, kendisinden hoşnut olduğun ve baştan başa mutluluk, keramet ve rahatlık dolu temiz bir hayatla yaşattığın kimselerden kıl; sen dilediğini yaparsın. Senden başkası her istediğini yapamaz. Allah’ım! Beni kendi tarafından özel bir şekilde anılmaya layık kıl. Geceler ve gündüzler sana yakın olmak için yaptığım amelleri riya, gösteriş ve duyulup övülme tutkusundan uzak tut. Beni senin karşında eğilen ve huşu eden kullarından eyle. Allah’ım! Razkımı bol, vatanımı emniyetli kıl. Ailemi, evladımı ve mal varlığımı benim için göz aydınlığı ve sevinç vesilesi kıl. Bana verdiğin nimetleri elimden alma. Cismime sağlık ve bedenime kuvvet, dinime sağlık ver. Beni yaşattığın müddetçe kendi itaatine ve elçin Muhammed’in -Allah’ın salat ve selamı ona ve Ehl-i Beyt’ine olsun- itaatine muvaffak eyle. Beni kendi katından indirdiğin her çeşit hayır ve bereketten fazlasıyla nasibini alan kullarından kıl. Beni (özellikle) Kadir gecesinde indirdiğin hayır ve bereketten en çok nasibini alan kullarından eyle. Her yıl kullarına indirdiğin rahmet ve giydirdiğin afiyet giysisinden bana da nasip eyle. Beni, üzerlerinden belaları kaldırdığın, iyi amellerini kabul buyurduğun ve fenalıklarına göz yumduğun kullarından eyle. Bu yıl ve her yıl bana, Beyt-i Haram’ı (Kâbe’yi) ziyareti nasip eyle. Ve sonsuz fazlından bana bol rızk ver.

    Ey Mevlam! Tüm fenalıkları benden defet. Eziklik duymamam için borcumu ve üzerimde olan kul haklarını eda eyle. Bana zulmetmeye kalkışanların, düşmanlarımın ve beni çekemeyenlerin gözlerini ve kulaklarını benden uzaklaştır. Beni onlara galip et. Gözümü ışıklı ve kalbimi mutlu kıl. Hüzün ve kederimi, rahatlık ve ferahlığa çevir. Yaratıklarından, bana kötülük etmeye kalkışanı ayaklarım altına düşür (zelil eyle).

    Beni, şeytanın, ve kötü amellerimin fenalıklarından koru. Beni tüm günahlardan arındır. Lütfünle beni cehennem ateşinden kurtar. Rahmetinle beni cennete götür. Fazlınla cennet hurileriyle evlenmeyi bana nasip et. Beni salih evliyan Muhammed ve onun temiz, üstün ve seçkin Ehl-i Beyt’iyle birlikte mahşur eyle. Salat ve selamın onlara, onların bedenlerine ve ruhlarına olsun. Allah’ım ve Mevlam! Andolsun izzet ve celaline, eğer beni günahlarımdan dolayı hesaba çekecek olursan, ben de senin affını öne sürerim. Eğer beni cimriliğimden dolayı hesaba çekecek olursan, ben de senin keremine sığınırım. Eğer beni ateşe atarsan, ben yine cehennem ehline seni sevdiğimi söylerim.

    Allah’ım ve Mevlam! Eğer mağfiretin itaat ehli ve evliyana has olursa, günahkârlar kime yakarsınlar?! Sadık kimselerden başka hiç kimseye ikram ve ihsan etmeyecek olursan, kötü insanlar kime sığınsınlar? Allah’ım! Eğer beni cehenneme atacak olursan, buna düşmanın (şeytan) sevinir. Ve eğer beni cennete götürürsen, buna Peygamber’in sevinir. Allah’a andolsun, Peygamber’inin sevinmesinin düşmanının sevinmesinden sana daha sevimli olduğunu biliyorum. Allah’ım! Kalbimi sana sevgi, senden korku, kitabına tasdik, sana iman ve sana kavuşma sevinci ile doldurmanı niyaz ediyorum; ey celal ve ikram sahibi!

    Sana kavuşmayı bana sevimli kıl ve benim de sana varmamı kendine sevimli kıl. Sana vardığımda bana esenlik, kurtuluş ve keramet nasip et. Allah’ım! Beni geçmiş salihlere kavuştur ve kalan salihlerden eyle; salihlerin yolundan gitmeyi bana nasip et. Salihleri kendi nefislerine galip eylediğin gibi beni de kendi nefsime galip et.

    Amelimi en iyi şekilde sonuçlandır. Rahmetinle amelimin mükafatını cennet kıl. Beni, bana verdiğin şeylerden razı olduğun şekilde yararlanmaya muvaffak eyle. Bana dinde sebat ver. Ey Rabbim! Beni kurtardığın fenalığa bir daha döndürme. Ey âlemlerin Rabbi Allah’ım! Senden ancak, sana kavuşmakla sonuçlanan bir iman gücü istiyorum. Beni yaşattığın sürece böyle bir imanla yaşat, böyle bir imanla öldür ve böyle bir imanla mahşur et. Amelimde ihlaslı olmam için kalbimi dininde riyadan, şüpheden ve duyulup övülme tutkusundan uzak tut. Allah’ım! Bana dinini kavrama, hükmünü ve ilmini anlama kabiliyeti, rahmetinden iki kanat ve günahlardan sakınma gücü ver.

    Nurunla yüzümü ak et. Katında olana beni rağbetli kıl. Beni kendi yolunda ve Peygamber’inin dini üzerine öldür. Allah’ın salat ve selamı ona ve onun Ehl-i Beyt’ine olsun. Allah’ım! Tembellikten, yorgunluktan, hüzünden, korkudan, cimrilikten, gafletten, katı kalplilikten, zilletten, düşkünlükten, fakirlikten, her türlü beladan, gizli ve açık kötülüklerden sana sığınırım. Kanaat etmeyen nefisten, doymayan karından, huşu etmeyen kalpten, kabul olunmayan duadan, faydası olmayan amelden sana sığınırım. Ey Rabbim! Nefsim, dinim, dünyam ve bana verdiğin tüm nimetler hususunda, rahmetinden kovulmuş olan Şeytan’ın şerrinden sana sığınıyorum. Muhakkak sen işiten ve bilensin. Allah’ım! Senin gazabından hiç kimse kurtaramaz beni. Senden başka sığınılacak birini bulamıyorum. Bu durumda, beni azabının hiçbir çeşidine duçar eyleme. Beni helakete ve acı azabına doğru sürükleme. Allah’ım! (Amellerimi) Benden kabul eyle. Ad ve şanımı yücelt. Günahlarımı dök. Hatalarımla beni anma. Meclisimin sevabını, konuşma ve duamın mükâfatını kendi rızan ve cennetin kıl.

    Senden istediklerimin hepsini bana ver ey Rabbim! Fazl ve rahmetini bana artır. Benim sana rağbetim çoktur, ey âlemlerin Rabbi! Allah’ım! Sen Kitabında, haksızlık yapanı affetmemizi buyurmuşsun. Gerçekten biz kendimize zulmettik; o halde bizi affet. Şüphesiz sen affetmeye bizden daha layıksın. Sen bize, dilenciyi kapımızdan boş çevirmememizi emrettin. Ben de bir dilenci olarak kapına geldim; hacetimi vermeden beni geri çevirme. Bize, elimizin altında olanlara iyilik yapmamızı emrettin. Biz de senin kullarınınız; bizi cehennem ateşinden kurtar. Ey kederli anımda sığınağım! Ey zor anlarımda elimden tutan! Sana sığındım ve senden yardım diledim. Senden başkasına sığınmıyorum; senden başkasından kurtuluş ummuyorum. O halde, bana yardımcı ol ve kederlerimi kalbimden gider. Ey esirleri kurtaran ve ey çok günahları affeden! Az itaatimi kabul eyle ve çok günahlarımı bağışla. Sensin merhametli ve çok bağışlayan. Allah’ım! Senden, kalbimden hiçbir zaman çıkmayan kâmil ve sabit bir iman, hakkımdaki takdirlerinden başka hiçbir şeyin bana ulaşamayacağını bilmeme sebep olacak kâmil bir yakîn niyaz ediyorum. Hayatımda bana verdiğin şeylere beni razı ve hoşnut eyle; ey merhametlilerin en merhametlisi!
  • BÜYÜK FİLOZOF VE ŞAİR EHMEDÉ XANİ

    Hem şair hem de büyük bir filozof olan Ehmedê Xanî, 1651 yılında Bazîd’de (Doğubayazıt) doğdu. Aslen Hakkarili olan Xanî’nin Babası Şêx Elyaz’tır ve Xaniyan aşiretine mensuptur. İlk derslerini babası Elyaz’dan alan Xanî, kendini hem bilim hem de din alanında geliştirmek ister. O dönemde yüksek öğrenimler feqi okullarında yapıldığı için Xanî’de bu okullardan birine başlar. Feqilik derslerinde Arapça öğrenip Bayezîd’deki Muradiye Medresesi’ne gider ve bir süre burada eğitim görür. Kısa bir süre sonra Urfa, Ahlat ve Bitlis’e giden Xanî’nin daha sonra Suriye, Mısır, İran gibi ülkelere gittiği yazdığı eserlerden anlaşılıyor.

    Xanî’nin yaşamı bir şair, düşünür ve tasavvufçunun yaşamı olmanın yanında aynı zamanda bir felsefecinin de yaşamıydı. Düşüncelerini yaşama geçirmek için çok uğraşan Xanî onları kuram düzeyinde tutmak yerine, insanları hareketlendirme ve bilinçlendirmeye yönelik bir güç haline getirmeye çalıştı. “İyi bir devlet için iyi bir yönetici olmalı,” diyen Xanî, fikirlerini dönemin yöneticilerini bilgilendirmek ve onları yönlendirmek için kullanmıştır. Sürekliliğini ve kolay ulaşılabilirliğini sağlam temellere dayandırmak ve sonraki kuşaklara kalmak için gençlere yönelik çalışmalar yapmıştır. Bu çalışmaları arasında Bayezîd’de bir okul ve İshak Paşa Sarayı yanında bir kütüphane kurduğu söylenmektedir. İlmi yaymayı kendine ödev bilen Xanî yaşamı boyunca bir sürü düşünürden etkilenmiştir. Bunların başında Feqiye Teyran, Hipokrat, Platon, Aristo, Farabi, Firdevsi, Ömer Hayyam ve Nizamî gelmektedir.


    Döneminin en etkili ilim adamlarından eğitimini alan Xanî, Muradiye Medresesi’ne geri dönüp uzun yıllar burada ders verip çalışmalar yapmıştır. 1707 yılında doğduğu yer olan Bazîd’de ölmüş ve buraya gömülmüştür. Türbesi ziyaretgâha dönüşmüş ve günümüzde de ziyarete açık kullanılmaktadır.

    Ehmedê Xanî’nin en önemli özelliği yurtsever ve halkçı oluşudur. Kürtler arasındaki bölünmüşlüğe, aşiretler arası anlaşmazlıklara karşı çıkmış ve aynı toprak parçası üzerinde yaşayan tüm halklar için birliği savunmuştur. Hem Kürtlerin hemde geriye kalan bütün halkların eşitliğine inanmış ve yaşamı boyunca bunun uğruna çalışmalar yapmıştır. Xanî bazı şiirlerinin her bir mısrasını farklı bir dil ile yazarak bizlere edebiyat dilinde de eşitliği savunduğunu en güzel şekilde göstermiştir (Arapça, Farsça, Osmanlıca ve Kürtçe dilleri kast edilmektedir).


    Dört dile de çok iyi hakim olan ve hepsi ile şiirler yazan Xanî’nin en önemli eseri Mem û Zîn adlı mesnevisidir. Dünyada en çok tanınan Kürt eserlerinin başında gelir ve Kürt yazınında çok büyük öneme sahiptir. Kürt halkının kültürünü, hayal dünyasını, siyasi ve sosyal yapısını dünyaya anlatan onurlu bir eserdir. Dr. İzzeddin Resulü bu konuda şöyle yazmaktadır: ”Şimdiye kadar onun hakkında yeterince araştırma yapılmasa da ona duyulan ilgi, hiçbir Kürt yazarın ulaşamadığı bir boyutta yoğunlaşmıştır.” Celadet Ali Bedirxan ise Mem û Zîn’e “Milletimizin Kitabı” demektedir. Esasında her ne kadar bir aşk hikâyesi olsa da aslında bir halkın hikâyesidir. Kürt halkının yaşam tarzını, düşüncelerini, toplum yapısını, geleneklerini anlatan bir toplum değerlendirmesidir diyebiliriz. Ulusalcı içeriği, felsefi, tarihi, sosyal, dinsel ve sanatsal estetiğiyle bir manifesto niteliğindedir. Ayrıca destan kusursuz bir şekilde düşünce, hayal ürünü ve öğretilerini içerecek bir çerçeveye dönüştürmüştür. İslam dünyasındaki mesnevi geleneği açısından bakıldığında son derece önemli özellikler göstermektedir. Öncelikle bu mesnevi, Tevrat ve Kur’an’da geçen ve mesnevi yazarlarına ilham veren meselleri değil, İsa’dan önceki dönemden beri Kürtler arasında yaşayan “Meme Alan” destanını temel almaktadır. Bu destandaki Kürt motifleri, kimliği ve geleneği ile Mem û Zîn mesnevisindekiler eş değerdir.


    Xanî’nin Mem û Zîn’i, pek çok okunmaya açık bir metindir. Ayrıca Xanî’nin bu eseri Kürtçe kaleme alması Kürt edebiyatı adına en büyük adımlardan biridir çünkü bir halkın hikâyesini anlatmanın en etkili yolu hiç kuşkusuz onun dili ile mümkündür. Bunun yanında Xanî’nin bilinen iki tane daha eseri vardır, bunlar: Eqida İmanê ve Nûbara Biçukan adlı yapıtlardır.

    Eqida İmanê (İmanın Şartları), Xani’in İslam’ın temellerinden söz ettiği ve diğer din konularını Kürt dilinde açıklamaya çalıştığı, 73 beyitten oluşan uyaklı bir dini kitaptır. Nûbara Biçukan ise Xani’nin masum biçimde yazdığı Arapça-Kürtçe bir sözlüktür. Nubar, çeşitli şiirsel uyaklar ve ritimlerle yazılmış, 14 bölümden oluşmaktadır. Her bölüm öğrenmenin ve dürüstlüğün yararları, öğretmenlerin görevleri, sabırlı olma, mücadele, bilgiyi pratikle bütünleştirme ve daha bir çok başka konuda içten bir öğütle başlar ve Nubar, Kürt dil tarihindeki ilk sözlüktür. Ondan önce başka bir Kürt sözlüğü yoktur. Bu Xani’nin Kürt diline büyük bir önem verdiğinin ve bu dilin gelişmesi için uğraştığının açık bir kanıtıdır. Bütün bunların yanında Xanî’nin katkıda bulunduğu birçok eser de bulunmaktadır.

    Xanî, yazdıkları, düşündükleri ve yaptıklarıyla bütün insanlığa bir örnek niteliğindedir. Bu yüzden herkesin okuyup araştırması gereken büyük bir filozoftur.

    Mem û Zîn’de eseri neden Kürtçe yazdığını anlattığı bölüm:

    Sebebê Nivîsîna Pirtûkê Bi Zarê Kürdî / Kitabın Kürt Diliyle Yazılmasının Nedeni
    Xanî ji kemalê bêkemal î / Ey Xanî, sen ki yetkinlikten yoksunsun
    Meydanê kemalê dîtî xalî / Marifet meydanını tenha bulmuşsun
    Yanî ne ji qabilî û xebîrî / Yani yeterli değil ,ehil değilsin
    Belkî bi teesub û eşîrî / Belki biraz tutucu ve asilzâdesin
    Hasil: Ji înad, eger ji bêdad / Yani inat ya da bedel ödemekten
    Ev bid’ete kir xîlafê mu’tad: / Süregelene karşı bu yenildikten
    Safi şemirand, vexwarî durdî / Saf olanı terk edip tortuyu içtin
    Manendê durê lîsanê Kurdî, / İnci gibi olan Kürt dilini seçtin
    Înaye nizam û întîzamê / Özenle ele alıp düzen verdin sen
    Kêşaye cefa ji boyê amê / Halk için cefa ve eziyet çektin sen
    Da xelqi ne bêjitin ku: “Ekrad / Ki elalem çıkıp da demesinler, “Kürtler
    Bême’rîfet in, bêesl û binyad / Yeteneksiz,hünersiz, temelsizdirler
    Enwaê mîlel xwedankitêb in / Türlü türlü milletin vardır kitabı
    Kurmanci tenê di bêhesêb in” / Yalnızca şu Kürtlerin yoktur nasibi”
    Hem ehlê nezer nebên ki: “Kurmanci / Hem düşünce ehli demesin ki,
    Işqê ne kırın ji bi xwe amanc /”Kürtler Aşkı amaç diye hedef seçmemişler
    Têkda ne di talibin, ne metlûb / Hepsi birden ne talip olur, matlûb
    Vêkra ne mihîbb in ew, ne mehbûb / Hepsi birden ne muhîb olur ,ne mahbub
    Bêbehre ne ew ji ijqebazî / Aşktan sevgiden nasipsiz kalmış onlar
    Farix ji heqîqî û mecazî” / Hakikatten, mecazdan vazgeçmiş onlar”
    Kurmanci ne pirr di bêkemal in / Kürtler asla yetkinlikte az değiller
    Emma di yetim û bêmecal in / Ve fakat kimsesiz ve mecalsizdirler
    Fîlcumle ne cahil û nezan in / Hepsi birden cahil, bilgisiz değil ki
    Belki di sefîl û bexwedan in / Amma öyle yoksul ve sahipsizler ki
    Ger dê hebûya me jî xwedanek / Bizim de kimimiz kimsemiz olsaydı
    Alîkeremek,letîfedanek, / Bir kerem sahibi, iş bilen olsaydı
    Ilm û huner û kemal û îz’an / İlim ,yetenek,yetkinlik ve terbiye
    Şî’r û xezel û kîtab û diwan, / Şiir ve gazel ve kitap ve divan ve
    Ev cins bibûya li ba wi ma’mûl / Bütün bu türleri işleseydi eğer
    Ev neqd bibûya ki nik wi meqbûl, / Ve bu nakti de makbûl sayılsaydı eğer
    Min dê elema kelamê mewzûn / O an vezinli sözün bayrağını ben
    Alî bikira li banê gerdûn / Dünyanın tepesine dikerdim hemen
    Bîna ve ruha Melê Cizîrî / Mela’nın ruhunu geri getirirdim
    Pê hey bikira Elî Herîrî / Onunla Herîrî’yi diriltirdim
    Kêyfek we bîda Feqîhê Teyran / Bir sevinç verirdim Feqîyê Teyran’a
    Hatta bi ebed bimayî heyran / Sonsuza dek hayran kalırdı o da
    Çi b’kim ku qewî kesad e bazar / Neyleyim ki pazarda işler çok kesat
    Nînin ji ji qumaşî da xerîdar / Alıcı bu kumaşa vermiyor fiyat
    Xasma di vê esrê da ki hemyan / Hele de şu asırda para kesesi
    Maşûq û hebîb e bo me hem’yan / Hepimizin dostu olmuş ,sevgilisi
    Yanı j’ temeê dirav û dînar / Yani paraya pula tamah etmekten
    -Her yek ji me ra we bûne dildar- / – Hepimize maşuk olmuş şu meretten-
    Ger ilmê temam bidî bi polek / Bütün ilmi bir pula satacak olsan
    Bif´roşî tu hîkmetê bi solek, / Felsefeyi bir ayakkabıya veren
    Kes nakete meyterê xwe Camî / Kimse Câmî’yi atına seyis almaz
    Ranagiritin kesek Nîzamî / Kimse Nizamî’yi uşak diye almaz
    Weqtê ku me dî zeman e ev reng / Zamanın böyle olduğunu gördük biz
    Fîlcumle li ser diravê bû ceng / Savaşlar para içinmiş, anladık biz
    Hez kir me bi bîne kîmîyager / Biz de kimyager olmaya heves ettik
    Gava ku me dî nebû muyessern / O vakit gördük ki,kolay değilmiş pek




    Mem û Zîn’de Mem gül ve reyhanları seyrederken şöyle der:

    ‘Ey gul! Eger tu nazenînî, / ‘Ey gül! Gerçi sen de nazeninsin,
    Kengê tu ji rengê ruyê Zîn’î / Sen nerde, Zin’in yüzünün rengi nerde?
    Ey sınbıl! Eger heyî tu xweş bû, / Ey sünbül! Gerçi senin güzel kokun var,
    Reyhan ji te bûyîne sîyehrû, / Reyhan senin için kara yüzlü olmuş.
    Hun ne ji mîsalê zilfe yarin / Fakat siz yarimin zülfine benzemezsiniz.
    Hun her du fızûl û he zekarın / İkiniz de arsız ve herzecisiniz.
    Ey bılbıl! Eger tu ehlê halî / Ey bülbül! Gerçi sen de aşk adamısın,
    Perwanyê şem’ê werdê alî, / Kırmızı gül mumunun pervanesisin.
    Zîn’a me ji sorgula te geştir / Benim Zîn’im senin kırımızı gülünden daha şendir.
    Bext’ê me ji talıê te reştir’ / Benim bahtım da senin talihinden daha karadir.
  • SABIR IRMAĞI

    Ezgi bayrağının ıtır dağından,
    Yurtsuz fırtınalar esti götürdü.
    Dostluğa kapısız Kerem bağından
    Her giren bir kiraz kesti götürdü.

    Kınalı güzlerin birlik toyunu
    Bozdu cücelerin aksak oyunu,
    Gelin süzülüşlü üzüm suyunu
    Al keşişler testi testi götürdü.

    Çok sesli çanların sevinç avazı
    Çekti kurt dönüşlü yuğlardan yazı.
    En ulu yangından sağ çıkan sazı
    Son sofu omzuna astı götürdü.

    Boz gevene karşı çiğdemin cengi
    Tuğlaştırdığında kokuyu, rengi
    Bir ümmi çobanın yazdığı cöngü
    Bilginler bağrına bastı götürdü.

    Alıç paylaşırken dağlar dize dize
    İlk sabırsız yaprak düştü son ize,
    Bozkırın sırrını açık denize
    En sabırlı ırmak sustu götürdü.
  • Herkes aşkı; Kerem ile Aslı, Leyla ile Mecnun olarak tanımlar. (Bende onlardan biriydim)(Herkes bu aşkı bilsin diyerek; okuduğum bir kitaptan etkilenerek yazdım) Saint Alkala "Sidi Can" ile Billure "Beatrix" Alkala ile Billure ikiside kral ve kraliçelere hizmet etmek üzere nedim ve nedimeleri yetiştirlen okulda tanışmışlardı ve birbirlerine en yakın arkadaş olmuşlardı. Metruk hisar birbirlerinden ayrı düştükleri yerdir. Birbirlerine kavuşacakları yer olacağı içlerine o gün doğmuştur. Yıllarca birbirini görmeden seslerini duymadan bir harita ve üç heykelle sevgilerilerini büyüterek hissederek yaşamışlar. Yıllar sonra Billure Alkala'yı uzaktanda olsa görür. Bir yanı onu görmek için yanıp tutuşurken, diğer yanı da hayal kırıklığı yaşamaktan, üzülmekten korkmaktadır. Korkusu; ya unuttuysa o metruk sahildeki kaybettiği Billure'yi değilde, rahibe kılığındaki Billure'yi kabullenebilir miydi? Ya kabul edecek yılların hasret ve özlemi yerini sevince, şüküre bırakacaktı. Ya da arkasına bile bakmadan Billure'yi oracıkta bıraakıp gidecekti. Hasret ve özlemin yerini; sevinç veya üzüntü, keder saracaktı. Billure bu 2. kaçınılmaz sondan korkup 1. güzel ihtimali yaşayabileceğini hiçe sayarak sadece Alkala'yı uzaktan görmeyi tercih etti. Billure ve Alkala'nın harita ve üç heykeli konuştuğu vakit buluşacaklarına inanıyorlardı ve o günün gelmesi için içten içe duua edip yalvarıyorlardı. Ama Alkala üç heykelin sırrını çözememiş o metruk hisarda kendinden geçmiş diz çökmüş bir halde dua eder ve bir müddet sonra kendine geldikten sonra kendisinin üzerinden yük gittiğini hissederek ayğa kalkar ve hayal mi gerçek mi? diye düşünürek kapıya doğru yönelirken.. Billure'nin o sıcak sesini duyar. "Şehzade Alkala!.. Sevgilim!.." Aradan 8 yıl geçmiştir. Alkala Billure'sine kavuşmuştur artık mutlu mesutlardır. Ve 5 yaşında Yusuf adlı oğulları vardır. Billure, Alkala hüzün ve sevinçle karışık haldeyken üç heykelin sırrını oğluna anlatırken Alkala'da ilk kez öğrenmektedir. 1. Heykel: öğüt dinlemeyen kişilerin halini anlatıyor ve sözler bir kulağından girip diğerinden çıkar. (Buda insanların ziyanda olduğunu göstermektedir.) 2. Heykel: her duyduğunu söyleyenlerin, böyle insanların hayatta sevilmeyeceğini ima ediyor. 3. Heykel: Kulağından gireni kalbinde saklayan kişi makbul kişidir. der. ( BİLGE KİŞİ, KULAĞINDAN GİRENİ KALBİNDE SAKLAYAN KİŞİDİR.)
  • Barış İçin Edebiyatçılar İnisiyatifi

    İlk İmzacılar:
    A Galip
    A. Bedir
    A. Hicri İzgören
    Abdullah Kavak
    Abdullah Yıldız
    Abdurrahman Bakır
    Adar Jiyan
    Adil Okay
    Adnan Caymaz
    Adnan Gerger
    Adnan Özyalçıner
    Ahmet Aktuna
    Ahmet Balad Coşkun
    Ahmet Büke
    Ahmet Çakmak
    Ahmet Çizmecioğlu
    Ahmet Ergenç
    Ahmet Telli
    Ahmet Ümit
    Akın Art
    Akın Olgun
    Akın Yanardağ
    Akif Kurtuluş
    Alaattin Topçu
    Alev Karaduman
    Ali Abaday
    Ali Aydemir
    Ali Çolak
    Ali Dağdelen
    Ali Erbil
    Ali Ertan Akgün
    Ali Fuat Karaöz
    Ali Gülmez
    Ali Gülümser
    Ali Günay
    Ali Köylüce
    Ali Maruf Kaygılı
    Ali Mert
    Ali Özgür Özkarcı
    Ali Uğural
    Ali Yıldırım
    Ali Yılmaz
    Ali Ziya Çamur
    Ali Zülfikar
    Aliye Zorlu
    Altay Ömer Erdoğan
    Amed Çeko Jiyan
    Anıl Alacaoğlu
    Aras Aladağ
    Aras Güngör
    Arif Akkaya
    Arif Berberoğlu
    Arif Madanoğlu
    Arife Kalender
    Arslan Özdemir
    Arzu Demir
    Arzu Eylem
    Aslı Erdoğan
    Aslı Serin
    Aslı Solakoğlu
    Aslı Tohumcu
    Aslı Uluşahin
    Aslı Yalçınoğlu
    Aslıhan Tüylüoğlu
    Asuman Bayrak
    Asuman Susam
    Asyacan Nermin Devrimci
    Ata Egemen Çakıl
    Atalay Girgin
    Attila Tuygan
    Attilla Dirim
    Avjen Argeş
    Aybars Şenyıldız
    Ayça Atikoğlu
    Aydanur Saraç
    Aydemir Çimen
    Aydın Alp
    Aydın İleri
    Aydın Uneşi
    Aydın Zeyfeoğlu
    Ayfer Tunç
    Ayhan Altay
    Ayhan Oruçoğlu
    Aysel Korkut
    Ayşe Akaltun
    Ayşe Başak Kaban
    Ayşe Gökhan
    Ayşe Günaysu
    Ayşe Nalan
    Ayşe Sarısayın
    Ayşegül Çelik
    Ayşegül Devecioğlu
    Ayşegül Kanat
    Ayşegül Tözeren
    Aytekin Karaçoban
    Ayten Kaya
    Ayten Mutlu
    Azad Zal
    Aziz Çelik
    Aziz Küçük
    B. Nihan Eren
    Bade Osman Erbayav
    Banu Özyürek
    Baran Fundermann
    Baran Sirca
    Barış Bıçakçı
    Barış İnce
    Bayram Bayram
    Bedri Soylu
    Behçet Çelik
    Bekir Türker
    Bektaş Cağdaş
    Belma Fırat
    Beni Saadet Erdem
    Berivan Kaya
    Berna Durmaz
    Berxwedan Yaruk
    Betül Dünder
    Beyna İşgüzar
    Bilhan Tuncel
    Bircan Çelik
    Birgül Oğuz
    Bora Abdo
    Bora Şahinkara
    Bozan Yaman
    Burhan Gündoğan
    Burhan Sönmez
    Bülent Tekin
    Bülent Usta
    Bünyamin Bozkuş
    Büşra Akova
    C. Hakkı Zariç
    Cahit Ökmen
    Can Kaya
    Caner Fidaner
    Cansu Col
    Celal İnal
    Celal İnce
    Celil Öker
    Celil Taş
    Celil Taş
    Cem Duman
    Cem Kertis
    Cem Kor
    Cem Uzungüneş
    Cengiz Gündoğdu
    Cengiz Kaplan
    Cenk Gündoğdu
    Ceren Yalçın
    Cevahir Bedel
    Cevdet Özkurt
    Cihan Demirci
    Cihan Oğuz
    Cihan Ülsen
    Cihat Duman
    Cuma Boynukara
    Çağdaş Yusuf Akbulut
    Çiçek Öztek
    Danyal Nacarlı
    Deniz Durukan
    Deniz Gezgin
    Deniz Gündüz
    Deniz Keskin
    Deniz Lodos
    Derya Erkenci
    Devrim Açıkalın
    Devrim Dirlikyapan
    Devrim Gür
    Dilber Hema
    Dilek Akın
    Dilek Çağlayan
    Dilek Özkan
    Doğan Gündüz
    Doğuş Sarpkaya
    Dursun Ege Göçmen
    Duygu Kankaytsın
    Duygu Kıt
    Duygu Özsüphandağ Yayman
    Dünya Emrem
    Ebru Nihan Celkan
    Edip Berk
    Edip Polat
    Edip Yeşil
    Ekin Can Göksoy
    Ekrem Yeşil
    Elif Alp
    Elif Dumanlı
    Elif Köksal
    Elif Orhan
    Elif Yıldırım
    Elîxan Loran
    Emek Erez
    Emel İrtem
    Emin Güler
    Emin Yalçınkaya
    Emine Başa
    Emirhan Dağkan
    Emirli Yagan
    Emrah Polat
    Emre Caner
    Emre Yüksel
    Enes Malikoğlu
    Engin Çetinbağ
    Enis Akın
    Enis Rıza Sakızlı
    Enîse Şîrîn
    Enver Topaloğlu
    Ercan Cengiz
    Ercan Y Yılmaz
    Erdal Elgin
    Erdal Yıldırım
    Erdinç Ozan
    Eren Ali Gül
    Erendiz Atasü
    Ergin Erkiner
    Ergin Kücük
    Erkan Şemin
    Erol Balcı
    Ersin Vedat Elgür
    Eser Caner
    Esra Yalazan
    Evina Berfin
    Eylem Ata
    Eyüp Tosun
    Eyüphan Erkul
    Eyyüp Güven
    Ezgi Ergener
    Ezgi Polat
    Fadıl Öztürk
    Fahri Eperen
    Faik Bulut
    Faize Özdemirciler
    Faris Kuseyri
    Faruk Deniz Zeren
    Faruk Türünz
    Fatih Ayan
    Fatih Erdoğan
    Fatos Kara
    Fehmi Salık
    Felat Özsoy
    Feramuz Acar
    Ferda Balkaya Çetin
    Fergun Özelli
    Fergül Yücel
    Ferhan Acar
    Ferhat Emen
    Feriz Şahin
    Ferzan Şêr
    Fethiye Çetin
    Fetih Koç
    Fevzi Kemal Torun
    Feysel Özdemir
    Feyza Akbulut Öner
    Feyza Hepçilingirler
    Fırat Yaşa
    Figen Öcal
    Figen Şakacı
    Fikret Güneş
    Filiz Zibek
    Fuat Erbey
    Fulya Bayraktar
    G. Ecem Öztürk
    Gaye Boralıoğlu
    Giray Kemer
    Gizem Gürer
    Gizem Yiğit
    Gonca Özmen
    Gökçenur Çelebioğlu
    Gökhan Arslan
    Gökhan Yavuzel
    Gökmen Sambur
    Göknur Yazıcı
    Göksu Baykal
    Gönül Kıvılcım
    Gulgeş Deryasipî
    Gül Abus Semerci
    Gülçiçek Günel Tekin
    Gülderen Canyurt
    Gülsen Gülbeyaz
    Gülsüm Cengiz
    Gülümser Çankaya
    Güngör Şenkal
    H. Sahir Üzümcü
    Hacer Yeni
    Hakan Bıçakcı
    Hakan Keysan
    Hakan Şenocak
    Hakan Tansel
    Hakkı İnanç
    Halide Yıldırım
    Halil Genç
    Halim Yazıcı
    Halûk Sunat
    Hamdi Özyurt
    Hamza Celalettin Okumuş
    Handan Gökçek
    Hanefi Celepli
    Hasan Baraçkılıç
    Hasan Kaplan
    Hasan Ozan
    Hasan Özgüneş
    Hasan Özkılıç
    Hasan Öztoprak
    Hasan Sağlam
    Hasan Sever
    Hasan Uğur Taşçı
    Hasan Uygun
    Hasip Akgül
    Hasip Yanlıç
    Hatice Tosun
    Haydar Ceylan
    Haydar Eroğlu
    Hayrettin Geçkin
    Hayri Yetik
    Hemdiye Çiftçi
    Hemît Dilbihar
    Hıdır Eren Çelik
    Hıdır Işık
    Hıdır Keskin
    Hilmi Nar
    Hilmi Toy
    Hogir Berbir
    Hülya Deniz Ünal
    Hüsetin Şahin
    Hüseyin Bul
    Hüseyin Demirbağ
    Hüseyin Duygu
    Hüseyin Habip Taşkın
    Hüseyin Kartal
    Hüseyin Kıran
    Hüseyin Serdar Tanal
    Irmak Zileli
    Işıl Özgentürk
    İ. Halil Kağar
    İbrahim Adıgüzel
    İbrahim Dizman
    İbrahim Eroğlu
    İbrahim Genç
    İbrahim Oluklu
    İbrahim Tekpınar
    İbrahim Yalçın
    İbrahim Yurtsever
    İdris Avcı
    İdris Sezgin
    İdris Yiğit
    İkbal Kaynar
    İlhami Yazgan
    İlhan Durusel
    İlker Cihan Biner
    İlyas Barut
    İnan Çetin
    İnan Ulaş Arslanboğan
    İnanç Avadit
    İnci Aydın Çolak
    İnci Yasar
    İpek Bayrak
    İpek Soran
    İrfan Amîda
    İskender Kahraman
    Îsmaîl Dîndar
    İsmail Erdoğan
    İsmail Güzelsoy
    İzzettin Akyapı
    Jaklin Çelik
    Janset Karavin
    Jîr Jîn Amedî
    Josef (Hasek) Kılçıksız
    K. Miraç Ağca
    Kaan Göktaş
    Kaan Koç
    Kadir Akın
    Karahan Yılmaz
    Kardelen Demirtaş
    Karin Karakaşlı
    Kawa Nemir
    Kazım Cumert
    Kazim Bayus
    Kemal Varol
    Kemal Yalçın
    Kerem Bakıcı
    Kerem Dağlı
    Kerem Görkem
    Kevser Peker
    Koral Boro
    Korkut Akın
    Kristin Özbey
    küçük İskender
    Lal Laleş
    Lale Dilligil
    Latife Tekin
    Levent Cantek
    Levent Karataş
    Leyla Akgül
    Leyla İpek
    M. Çiya Mazî
    M. Murat Küçükaydın
    M. Raşit Hasimi
    M. Sait Alpaslan
    M.Hakkı Yazıcı
    M.Hakkı Yazıcı
    Mahir Özkan
    Mahir Ünsal Eriş
    Mahmut Bayrak
    Mahmut Temizyürek
    Mazhar Kara
    Mazlum Çetinkaya
    Mebuse Tekay
    Mecît Akgul
    Mehdi Tanrıkulu
    Mehmet Acaruk
    Mehmet Akar
    Mehmet Altun
    Mehmet Çakal
    Mehmet Çakmak
    Mehmet Çetin
    Mehmet Çobanoğlu
    Mehmet Deviren
    Mehmet Erenler
    Mehmet Ergün
    Mehmet Erte
    Mehmet Eşitmez
    Mehmet Fırat Pürselim
    Mehmet Güler
    Mehmet Hameş
    Mehmet İzzi Aksoy
    Mehmet Karaca
    Mehmet Ördekçi
    Mehmet Sadık Kırımlı
    Mehmet Said Aydın
    Mehmet Sait Arzu
    Mehmet Sarsmaz
    Mehmet Süreyya Temur
    Mehmet Şahin
    Mehmet Zaman Saçlıoğlu
    Melek Öztürk
    Melih Ergen
    Melih Özeren
    Meliha Akinci Gökmen
    Melike Belkıs Aydın
    Melike Ergün
    Melike İnci
    Melike Koçak
    Melike Uzun
    Meltem Dağcı
    Mem Bawer
    Memik Horuz
    Menekşe Toprak
    Meral Gündoğan
    Meral Şimşek
    Meral Şimşek
    Merve Yakut
    Meryem Coşkunca
    Meryem Hatice
    Mesud Ata
    Mesut Varlık
    Metin Celal
    Metin Cengiz
    Metin Sabuncu
    Metin Solmaz
    Metin Yoksu
    Mevlüt Asar
    Mısra Gökyıldız
    Mihdi Perinçek
    Mihrap Aydın
    Mine Krause
    Mine Soysal
    Mîrza Ronî
    Mizgin Zana
    Muazzez Üstün Avcı
    Muhamed Seid Temel
    Muharrem Erbey
    Muhittin Çoban
    Murad Olgar
    Murat Arda
    Murat Boran
    Murat Koçak
    Murat Kuseyri
    Murat Özyaşar
    Murat Şevki Çoban
    Murat Uğurlu
    Murat Utkucu
    Murat Uyurkulak
    Murathan Mungan
    Musa Dinç
    Mustafa Güçlü
    Mustafa Orman
    Mustafa Özkan
    Mustafa Öztürk
    Mustafa Tüzel
    Mustafa Ziyalan
    Mustefa Borak
    Mutlucan Güvendir
    Muzaffer Kale
    Müfit Özdeş
    Müge İplikçi
    Müjde Bilir
    Müslüm Yücel
    Naci Kasapoğlu
    Nadir Arzu
    Naim Kandemir
    Nalan Çelik
    Nalan Kiraz
    Namık Kuyumcu
    Nazım Karahan
    Nazlı Karabıyıkoğlu
    Nazlı Kaya
    Necla Antep Aytuna
    Necmettin Yalçınkaya
    Necmiye Alpay
    Nejla Özgür
    Nermin Yıldırım
    Neslihan Cangöz
    Neslihan Önderoğlu
    Neslihan Yalman
    Neşe Yaşın
    Netîce Altûn
    Nevin Koçoğlu
    Nevzat Süer Sezgin
    Nihan Taştekin
    Nil Ormanlı
    Nil Sakman
    Nilay Özer
    Nilüfer Altunkaya
    Nilüfer Uğur Dalay
    Niyazi Zorlu
    Nizamettin Uğur
    Nuran Özden
    Nuray Sancar
    Nuray Tekin
    Nurgül Özlü
    Nuri Akalın
    Nûroj Mûnzûr
    Nurullah Kuzu
    Nusret Öcal
    Oktay Emre
    Onur Orhan
    Orhan Alkaya
    Orhan Berent
    Orhan Kazbek
    Orhan Kazbek
    Osman Akınhay
    Osman Erkan
    Osman Namdar
    Oya Baydar
    Oylum Yılmaz
    Ozan Can Türkmen
    Ozan Telli
    Ömer Asan
    Ömer Ayhan
    Ömer Dilsoz
    Ömer Ediz Yoraz
    Ömer Faruk Hatipoğlu
    Ömer Faruk Sarıçam
    Ömer Fidan
    Ömer İzgeç
    Ömer Turan
    Ömer Türkeş
    Özcan Demirışık
    Özcan Doğan
    Özcan Öztürk
    Özcan Sapan
    Özcan Yurdalan
    Özge Seçkin
    Özgen Özgür Çağdaş
    Özgün Enver Bulut
    Özgür Çakır
    Özgür Zeybek
    Özkan Ali Bozdemir
    Özlem Akcan
    Özlem Yıldız
    Pelin Batu
    Pelin Buzluk
    Pelin Onay
    Pelin Temur
    Pelin Yılmaz
    Perihan Yakar
    Perisa Elvira
    Pınar Kür
    Pınar Öğünç
    Polat Özlüoğlu
    Rabia Mine
    Rahmi Emeç
    Rahşan Yorozlu
    Ramazan Parladar
    Raşel Meseri
    Remzîye Arslan
    Reyhan Yıldırım
    Reyhan Yıldız
    Rêzan Nas
    Rezzan Katılmış
    Rıfat Mertoğlu
    Rıza Kıraç
    Roj Agir
    Roşeng Rojbîr
    Roza Metîna
    Saadet Özen
    Sabri Gürses
    Sabri Kuşkonmaz
    Sacide Alkar Doster
    Sadık Sıklar
    Sadık Varer
    Sahverdi Polat
    Sait Çetinoğlu
    Sait Oral Uyan
    Sakine Zeynep Kurtoğlu
    Salih Kaya
    Salih Öztürk
    Salih Zeki Tombak
    Salim Turgut
    Samim Akgönül
    Sebri Vural
    Sebuktay Kaan
    Seçil Epik
    Sedat Akbal
    Sedef Kandemir
    Sehmus Ay
    Selah Özakın
    Selami Esen
    Selçuk Polat
    Selçuk Yamen
    Selim Bektaş
    Selim Temo
    Sema Aslan
    Sema Gülbahar
    Sema Güler
    Sema Kaygusuz
    Semih Çelenk
    Semih Gümüş
    Semih Özcan
    Semih Öztürk
    Senem Tepe
    Serap Çakır
    Serap Erdoğan
    Seray Şahiner
    Serdar Balcı
    Serdar Koçak
    Serhan Ergin
    Serhat Tufan
    Serkan Eker
    Serkan Türk
    Serkeft Botan
    Serpil Anaç
    Serpil İnanç
    Servet Çolak
    Seval Arslan
    Seval Esaslı
    Sevan Deirmendjian
    Sevengül Sönmez
    Sevgi Binbir
    Sevgi Çifter
    Sevim Korkmaz Dinç
    Sevim Tina
    Sevinç Çalhanoğlu
    Sevinç Koçak
    Sevtap Nurgönül
    Seyda Goyan
    Seyyidhan Kömürcü
    Sezai Sarıoğlu
    Sezer Ateş Ayvaz
    Sırma Köksal
    Sibel Hürtaş
    Sibel Oral
    Sibel Öz
    Sibel Yükler
    Simla Sunay
    Sinan Oğuz
    Sinan Oruçoğlu
    Sine Ergün
    Soydan Kızgın
    Suat Çelebi
    Suna Aras
    Suzan Geridönmez
    Suzan Samancı
    Suzan Yaşar
    Süheyla Taşçıer
    Süleyman Baş
    Süreyya Köle
    Şanver İsmailoğlu
    Şebnem İşigüzel
    Şenay Eroğlu Aksoy
    Şener Özmen
    Şener Şükrü Yiğitler
    Şengül Can
    Şeref Bilsel
    Şerif Kaplan
    Şevket Karakış
    Şêxo Filik
    Şeyhmus Diken
    Şirin İnci
    Şöhret Baltaş
    Şule Erden
    Şükran Belen
    Şükriye Ercan
    Şükrü Erbaş
    Tacim Çiçek
    Tamer Çilingir
    Tamer Öncül
    Tayfun Topraktepe
    Tekgül Arı
    Temel Karataş
    Tomris Sakman
    Toprak Işık
    Tuğba Gürbüz
    Tuğrul Keskin
    Tulunay Özbek Heyer
    Tuma Çelikçi
    Tunca Çaylant
    Tuncay Uğurlu
    Tunç Toker
    Turan Erdem
    Turan Erdem
    Turan Parlak
    Turgay Delibal
    Turgay Delibalta
    Turgut Türksoy
    Turgut Ulucan
    Tülin Er
    Türkan Balaban
    Türker Ayyıldız
    Türker Keşmer
    Ulaş Karadağ
    Ulku Bîngol
    Umay Umay
    Utkun Büyükaşık
    Ümit Aykut Aktaş
    Ümit Kıvanç
    Ümit Şener Ta
    Ümran Ersin
    Ünal Ersözlü
    Vecdi Erbay
    Vedat Çetin
    Vedat Türkali
    Veysel Boy
    Veysel Oruç
    Veysel Otunç
    Veysel Tirpan
    Veysi Ülgen
    Vivet Kanetti
    Welat Dilken
    Xerzi Xerzan
    Yakup Meşe
    Yaqob Tilermeni
    Yasemin Yazıcı
    Yaşar Aksu
    Yaşar Eroğlu
    Yaşar Üstün
    Yavuz Ekinci
    Yavuz Özdem
    Yekin Ölmez
    Yeşim Dorman
    Yıldız Bilgin Bayazıt
    Yıldız Çakar
    Yıldız İlhan
    Yılmaz Avşin
    Yunus Bekir Yurdakul
    Yurdaer Erşan
    Yusuf Araf
    Yusuf Nazım
    Yusuf Turhallı
    Yücelay Sal
    Yüksel Işık
    Yüksel Taylan
    Zafer Demir
    Zafer Doruk
    Zahit Atam
    Zaza Cebelî
    Zehni Örer
    Zehra Aksu Yılmazer
    Zennure Karaaslan
    Zerrin Taşpınar
    Zeynep Aliye
    Zeynep Sönmez
    Zeynep Tozduman
    Zeynep Uzunbay
    Zübeyde Seven Turan