ilya, bir alıntı ekledi.
1 dk.

Bakın, şurada bıyığımın altına, dudağımın üstende pek hoş duran küçük çiçeği görüyor musunuz? Doktorlar buna ne diyorlar, biliyor musun? Oh! Çok hoş bir adı var. Karamela gibi tatlı bir ad: Epithelioma. Söyleyin benimle beraber, siz de tadını duyacaksınız.
“Epithelioma”: Çiçeklere takılan adlara da benziyor, değil mi?
Nedir bu biliyor musunuz? Ölüm.
Geçerken bu çiçeği dudağıma yapıştırı verdi.
“Hatıram olsun” dedi. Arkasından da şunu ekledi. “Beş altı aya kadar gelirim”
Şimdi söyleyin bana: Bu çiçek ağzımın içindeyken, sâkin, sessiz köşemde otura bilir miyim? Söylüyorum bunu karıma, soruyorum? “Nedir benden istediğin? Öpeyim mi yani seni?” “Evet öp beni” diyor. Geçen gün ne yaptı biliyor musunuz? Dudaklarını bir toplu iğne ile delik deşik etti, kanattı, sonra başımı iki eli arasına alarak beni ağzımdan öptü. Benimle beraber ölmek istiyormuş!

Toplu Oyunları 1, Luigi PirandelloToplu Oyunları 1, Luigi Pirandello
N, bir alıntı ekledi.
2 dk. · Kitabı okuyor

Değiştirilmeyen bir düzen kötü bir düzendir.

-Syrus

Denemeler, Michel De Montaigne (Sayfa 160 - Panama)Denemeler, Michel De Montaigne (Sayfa 160 - Panama)
Uğur Ukut, bir alıntı ekledi.
5 dk. · Kitabı okuyor

En iyi kitaplar insana zaten bildiklerini söyleyen kitaplardır, diye geçirdi aklından.

1984, George Orwell (Sayfa 231 - Can yayınları, 51. baskı)1984, George Orwell (Sayfa 231 - Can yayınları, 51. baskı)
Ali Osman Sarı, Felsefenin Kısa Tarihi'yi inceledi.
8 dk. · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Felsefenin kısa tarihi adı üstünde kısa bir tarih kitabı olmaktan ziyade felsefe tarihindeki filozofların kısa biyografileri şeklinde yazıya dökülmüş. Her filozofun hayat hikayesinin bitiminde diğer filozofla alakadar bir düşüncenin işaretleri verilerek diğer bölüme geçilmiş.
Tamam iyi güzel de bu filozofların içinde niye hiç Müslüman filozof yok.İslam literatüründe "mütevahhid" denilen bu şahsiyetlerin batı kaynaklı bir felsefe tarihinde yerinin olmadığını görüyorum.
Bütün bunların dışında düşüncenin ve düşünmenin ne kadar yalnız bıraktığı düşünürlerin talihsizlikleri kendileri için olsa da kendilerinden sonra gelecek nesillerin kendilerini yalnız bırakmayacak düşünce ve hayat standartlarını belirleyecek fikirler ürettiğini görmekteyim.
Bu arada ek ders olarak felsefe dersine giren öğretmen arkadaşlara iyi ama dediğim gibi eksik bir eser olarak tavsiye ederim. :)

ahmet bütün, bir alıntı ekledi.
10 dk. · Kitabı okuyor

"Ölümden neden korkayım ki? Ben varsam, ölüm yok; ölüm varsa, ben yokum."

Hayatın Işıkları Yanınca, Serdar ÖzkanHayatın Işıkları Yanınca, Serdar Özkan

"Yok öyle umutları yitirip karanlıkta savrulmak. Unutma; aynı gökyüzü altında, bir direniştir yaşamak."
~Nâzım Hikmet

Gülce ERİŞMİŞ, Genç Werther'in Acıları'ı inceledi.
13 dk. · Kitabı okudu · 71 günde · Puan vermedi

Kitabı okumaya yurt dışındayken başladım, tam bir kitap kıtlığı içindeydim ve bitmesin diye gıdım gıdım okumam gerekti. Dönüşüme yakın kitabı daha çok okuma imkanı bulabildiğimden şunu söyleyebilirim ki akıcı bir kitap. Cümleleri sade ve anlamlı... Werther, bir ressam olmasına rağmen sadece kitabın ortasında 1 kere ve başlarında buna değiniliyor ve genelinde bir yazar edasıyla Wilhem'e mektuplarını yazıyor. Buna rağmen Werther'ın sanatçı ruhunu ve hassaslığını kitabın tamamında hissemek mümkün.
Başlarda kendini doğada bulan, çevreyi, nehirleri, ağaçları hissetmeyi seven bir sanatçının zamanla umutsuz bir aşka kapılıp yaşamdan elini eteğini çekmesini konu alan oldukça duygusal bir kitap. Hatta bu duygusallığın, Werther'ın taşkın hareketleri ve sürekli Lotte'nin elini tutup önünde diz çökerek ağlamalarıyla bazen aşırıya kaçtığını düşündüğüm de oldu. Yine de Werther'ın çevreye ve olaylara duyarlı, sanatçı kişiliğini düşününce bu bölümlerin Werther'ın ruhundaki duygusal fırtınaları başarılı bir şekilde ortaya çıkardığını düşünüyorum.
Lotte'ye aşık olmadan önce Wilhem'e insanların birilerine umutsuzca aşık olup kendilerini mutsuz ettiğini halbuki doğanın ve hayatın ne kadar güzel olduğunu söyleyen Werther'ın, Lotte'ye aşık olduktan sonra nasıl da o yakındığı kişilere dönüştüğünü görüyoruz ve bu, hayatta her şeyin başımıza gelebileceğinin oldukça güzel bir örneği.

3. ÖYKÜMÜZ
SULTANIN KIZI
Evvel zaman içinde çok büyük bir ülkenin sultanı varmış. Sultanında çok güzel ama biraz havalı bir kızı. Kız bir gün nehir kıyısında gezerken küçük bir bahçede canhıraş bir şekilde çalışmakta olan orta yaşta birini görür. Adamın böyle çalışmasını hem yadırgamış hem beğenmiştir. Yanına gider kolay gelsin der. Adam teşekkür eder kıza azığından bir dilim ekmekle bir tas ayran ikram eder. Bu samimiyet ve paylaşım hissi kızı duygulandırır. Sohbete başlarlar.
Adam son derece zeki ve bilgilidir. Çokta tatlı bir anlatımı vardır. Kız normalde öğretmenlerinden her gün duymasına rağmen asla kaale almadığı sözleri ondan dinledikçe mutlu olur ve yeniden geleceğini söyleyerek oradan ayrılır. Aksam tanıştığı bu adamı sultan babasına anlatır. Babası çok kızar bir daha o adamla görüşmemesini tembihler. Fakat kızın bir gün önceki mutluluğun tadı damağında kalmıştır. Dayanamaz ve yanına kandırdığı hizmetçilerinden birini
ve koruma sağlayacak iki asker alarak adamı dinlemeye gider. Bir gün iki gün derken hem adam hem kız fark ederler ki aralarındaki ilişki sınırları aşmış birbirlerine aşık olmuşlardır. Adam biçarenin biridir. Evli dört çocuğu vardır. Geçim içinde o küçük bahçesinden başka hiç bir şeyi yoktur. Hatta urunun az olduğu yıllarda kazancı geçimine yetmediği için konu komşuya borçlanmakta bir turlu de borçlarından kurtulamamaktadır. üstelik kırk yaşında bir koylu Adamın 25 yaşındaki sultan kızına aşık olmasını akli kabul etmemektedir. Kız ise hem kendine hem adama zarar verebileceğini düşünmeden ziyaretlerine devam etmektedir. Adam düşünür taşınır doluya koyup aldıramaz boşa koyup dolduramaz. Kıza her şeyi anlatıp bir daha görüşmeyelim demeyi tasarlar. Amma gel gelelim kızı görünce hep bu fikrinden vazgeçer. Kıyamaz. Onun üzülmesine dayanamaz. Kız adamın yanında geçirdiği saklı gizli zamanlarda alması gereken dersi almıştır. Elindeki eğitim imkanlarını da kullanarak bilgelik yolunda ilk adımı atmıştır. Altı ay önceki prensesle şimdi ki prenses tamamen zıtlıklar içindedir. Bir turlu çaresizliği yenemeyen adam ise tüm duygularını kalbine hapseder ve kıza durumu anlatır. Artık görüşmek istemediğini söyler. Kız itiraz etmekle birlikte adamın haklı olduğunu bilmektedir. Kız düşünür taşınır bir çare arar. Adamın evindeki hayatını borçlarını ona yapılan asla hak etmediği
Haksiz ve anlayışsızlıkları durdurmanın yolunu arar. Açıktan yapabileceği hiç bir şey yoktur. Gizliden gizliye verebileceği paranın da onun derdine tam çare olmayacağını bilmektedir
Kızındaki gelişmeleri gören sultan çok mutludur. Kızının öğretmenlerine ödüller verir memnun eder. Bu duruma dayanamayan kızın her şeyi bilen hizmetkarı kelleyi koltuğa alıp sultanın huzuruna çıkar ve ödülleri asil hak eden kişiyi anlatır.
İşin Aslını öğrenen sultan hizmetçiyi dinledikten sonra onu saray hizmetinden def eder. Kızına büyük bir öfkesi vardır onu dinlemediği için. Adamın haberi olmadığını düşündüğünden ona kızgınlığı daha azdır bir kaç gün düşünür hem kızından uzak tutması hem ödüllendirmesi gerektiğine karar verir. Adami getirmelerini emreder. Adam yaka paça huzura getirilir. Gelmek istemedigi icin biraz hurpalanmistir. Sultan cok uzerinde durmaz. Onun bahçesini satın almak ister
çok beğendiğini satın almak ve oraya bir köşk yapmak istediğini söyler. Oldukca da iyi bir fiyat verir. Adam temkinli düşünmesi gerektiğini söyler. Bir kaç gün sonra haber gönderir. Bahçeme karşılık ailemin son ferdi ölene kadar onlara maaş ödemeyi kabul ederse satarım der. Teklifi kabul edilir. Adam kendini yollara vurur. Üç ay kadar sonra da yolculuk ettiği kervanın eşkıyalar tarafından basıldığı ve kimsenin sağ bırakılmadığı haberi gelir.
Bu haberle derinden sarsılan genç kızın zaten yaralı olan yüreğindeki yara yeniden kanamaya baslar. Her şeye küser bir köşeye çekilip ölümü beklemeye baslar. Sadece kitaplarda huzur bulur. Bir sabah açtığı kitabinin arasında çamurlu bir kağıt bulur. Nasıl geldiğine bir anlam veremez. Kağıttaki şiiri okuduktan sonra aylardır ilk defa gülümser. Ertesi sabah yıkanır süslenir. kokular sürer ve sarayın yanından geçmekte olan nehrin azgın sularına kendini bırakır.
Saraydaki herkes onu nehre düştü zanneder. Babası haberi aldığında çok üzülür. Ama kızının iyi bir yüzücü olduğunu bildiği içinde umudunu asla kaybetmez. Lakin günlerce suren aramalara rağmen ne ölüsünü ne dirisini bulamazlar. Geriye kalan tek şey o sabah okuduğu ve aynasının köşesine sıkıştırdığı çamurlu kağıtta ki bir dörtlüktür.
Çağırsa can, bir gün ölümüne cananı
Azgın ırmaklar gibi coşup gelir misin?
Gönül bahçesinde açmış hasret çiçeği
Kurumasın diye bir damla su verir misin?

iki yıl sonra saraya gelen bir bezirgan kızın kendisinin verdiğini söyleyerek padişaha kızının kolyesini getirir. Bir de torunu olduğunu söyler.

Hasan cetin, bir alıntı ekledi.
14 dk. · Kitabı okuyor

Imparatorluklar eninde sonunda yikilir, ancak geride zengin ve kalici miraslar birakir. 21. Yüzyilda yaşayan neredeyse herkes bir imparatorlugun bakiyesidir...

Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens, Yuval Noah HarariHayvanlardan Tanrılara: Sapiens, Yuval Noah Harari