Tuğba Kaya, bir alıntı ekledi.
15 Şub 09:44

Uzaktı dön yakındı dön çevreydi dön
Yasaktı yasaydı töreydi dön
İçinde dışında yanında değilim
İçim ayıp dışım geçim sol yanım sevgi
Bu nasıl yaşamaydı dön

Onlarsız olmazdı, taşımam gerekti, kullanmam gerekti

Tutsak ve kibirli -ne gülünç-
Gözleri gittikçe iri gittikçe çekilmez
İçimde gittikçe bunaltı gittikçe bunaltı
Gittim geldim kara saçlarımı öylece buldum

Kestim kara saçlarımı n'olacak şimdi
Bir şeycik olmadı - Deneyin lütfen -
Aydınlığım deliyim rüzgârlıyım
Günaydın kaysıyı sallayan yele
Kurtulan dirilen kişiye günaydın

Şimdi şaşıyorum bir toplu iğneyi
Bir yaşantı ile karşılayanlara
Gittim geldim kara saçlarımdan kurtuldum

Kestim Kara Saçlarımı, Gülten AkınKestim Kara Saçlarımı, Gülten Akın
Buket Tımaç, bir alıntı ekledi.
 15 Şub 09:38 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Kestim Kara Saçlarımı
Kestim kara saçlarımı n’olacak şimdi
Bir şeycik olmadı deneyin lütfen
Aydınlığım deliyim rüzgarlıyım
Günaydın kaysıyı sallayan yele
Kurtulan dirilen kişiye günaydın

Deli Kızın Türküsü, Gülten Akın (Sayfa 24 - YAPI KREDİ YAYINLARI)Deli Kızın Türküsü, Gülten Akın (Sayfa 24 - YAPI KREDİ YAYINLARI)
Mehmet A., Deli Kızın Türküsü'ü inceledi.
 05 Şub 21:23 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 9/10 puan

UYARI: Okumak üzere olduğunuz ve şu an aşağıda yer alan ve saçmalıklarla örülü bu metin, bu kitabı okurken zihnimin bana oynadığı bir sanrıdır. Kaale almamanız şiddetle tavsiye edilir. Uzunluğu ve ümitlerinizin boşa çıkması ihtimali üzerine okumamanız sizin için daha hayırlı bile olabilir. Duyurulur.






Serin bir yaz akşamıydı. Tüm gün sokaklarda aylak aylak dolaşmanın verdiği yorgunlukla ayaklarımı ardımdan sürüye sürüye yürüyordum. Yarısına kadar gelmiş sigaramdan bir nefes çektim, daha fazla içecek halim yoktu. Sigarayı attım. Oturduğum apartmana da az kalmıştı zaten. İki adım sonra bahçe kapısından içeri girdim. Etraf yemyeşildi. Fakat benim onları görecek halim yoktu. Kalıp uğraşamazdım çiçekle böcekle. Kapıdan içeri girdim. Merdivenleri usul usul çıkmaya başladım. Arada başım dönüyor gibi oluyordu. Asansör varken neden asansöre binmediğimi ben de bilmiyorum. Dördüncü kata geldiğimde istemsizce durdum. Alt komşum Gülten Abla’nın evinden sesler geliyordu. Neler olduğunu merak ediyordum. Önce kulağımı kapıya yasladım, içeriyi dinledim. Ama bir şey anlaşılmıyordu. Şimdi ise içerideydim. Gülten Abla ile bir masada oturmuşuz. Hangi ara içeri girdiğimi bilmiyorum. Ama bu önemli değildi. Sonuçta içerideydim ve Gülten Abla’yla oturuyorduk.
“Senin için bir şiir yazdım,” dedi Gülten Abla.
“Sahi mi? Okur musun abla? Nasılmış merak ediyorum. Yani... Sen yazdıysan tabii ki güzeldir... Iııı... Şey... Yani merakımdan öyle dedim... Abla” demiştim. Bir an pot kırdığımı ve bu güzide insanı kırdığımı düşünmüştüm. Dilim de dolaşıp durdu zaten heyecandan, ama bunları o an ona söyleyememiştim. Neyse ki Gülten Abla çok anlayışlı bir insandır.
“Merak etme Mehmetciğim. Ben seni biliyorum. Okuyayım mı şiiri?” dedi.
“Sağolasın abla. Oku ya, pek bi merak ettim,” dedim. Ama bir an durup, “Sağolasın mı dedim ben demin” diye kendi kendimi payladım. Gülten Abla da o arada şiiri yazdığı kağıdı bulmuş ve şiiri okumaya başlıyordu. Boğazını temizledi. Derinden bir bakışla bana baktı, sonra da şiiri okumak için başını kağıda eğdi ve billur sesinden (belki de şiiri bana yazdığı için sesi bana öyle geliyordu bilmiyorum) şunlar döküldü:

“Bir yıldız iliklerine kadar karanlık
Bir adam yağmur altında yalnız
Tahammül edilmez düşüncesine
O inadına yaslanır kayıtsız

Ne söylenecek tek sözü vardır
Ne büyük hikayesi yaşayanlara dair
Ağır sallanışını duyar yarasaların
Vakit gecedir

O çoktan affetmiştir unutanları
Alır götürür gözlerini bir deniz
Bırakır boşluğa kanatlarını
Bir yarasa gece vakti bahanesiz”

Aklımdan delice sorular geçiyordu. Bu kadın benim hakkımda bunları nereden biliyordu, nereden öğrenmişti ki? Ah, işte şiir de bitmiş. Şaşkın gözlerle Gülten Abla’ya bakıyorum. Benim şaşkınlığım onu da tedirgin ediyor.

“Beğenmedin mi yoksa şiiri?” diye soru yönlendirdi bana aniden. Soru ile birlikte iyice afallamıştım.
“Iııı... Yok. Yok abla... Beğendim. Ihhım Ihhım... Beğendim... Yani şey... Aslında çok beğendim...
“Eee... O zaman?”
“eeesi abla... Yani, kendimi bir an garip hissettim... Yani sen... Neyse abla boşver.” dedim sonunda. Ama dedim ya, Gülten Abla başkadır.

“Nasıl oldu da bunları yazdım, nereden biliyorum diye merak ediyorsun değil mi,” dedi. O anda gözlerini gözlerimin içine dikmiş bana bakıyordu. Ağzımı bir şeyler söylemek için açtım ama söyleyemedim.

“Geçen gece seni sokakta gördüm. Beni de uyku tutmamıştı. Balkona çıkmıştım. Seni orada görünce nasıl derler, ilham perileri geldi. Ben de bu şiiri yazdım ve sana ithaf etmek istedim. Şey... Yani en azından ilk sen duy istedim,” dedi. O böyle söyleyince üzerimden koca bir yük kalkmıştı sanki. Ferahladığımı hissettim.

“Çok teşekkür ederim Abla. İthafa gerek yok,” dedim. O ise tebessüm ederek ve başını sallayarak cevap verdi. O başını salladığında, aklım yine saçlarına takılmıştı. Her gördüğümde merak edip bir türlü soramıyordum. Neden diye. Ta ki bugüne kadar. Öyle apansız çıktı ki soru ağzımdan, yerin dibine girmek istemiştim utancımdan.

“Gülten Abla, neden hep saçların kısa?”
O ise yine gülmüştü. Gözlerinin içi parlıyordu resmen. Ama hafif de bir burukluk var gibiydi gözlerinde. Tam olarak ne olduğunu anlamamıştım. Biraz buruk bir dille:

Kestim kara saçlarımı n’olcak şimdi
Bir şeycik olmadı – Deneyin lütfen –
Aydınlığım deliyim rüzgarlıyım
Günaydın kaysıyı sallayan yele
Kurtulan dirilen kişiye günaydın” dedi.
Şiiri çok sevmiştim. Ama son dizesi aklıma takılmıştı. Pek de anlamamıştım doğrusu.

“’Kurtulan dirilen kişiye günaydın,’ demekle neyi kastediyorsun abla?” diye yine pat diye soru sormuştum. Normalde böyle patavatsız ve anlayışsız biri değildim. Ama bu gece her ne oluyorsa, patavatsızca soru soruyordum Gülten Abla’ya. Neyse ki o hep anlayışla karşılıyordu.

“Bak Mehmetciğim, bizim zamanımızda kadınların saçını kesmesi günahtı. Haramdı. Yani öyle diyorlardı. Ben ise anlayamıyordum. Yani, erkeğin saçını uzatması, kadının saçını kesmesi neden günah olsun ki? Kadınımız, hor görülüyordu ve eziliyordu. Ben de elimden geleni yapıyordum. Herkes saçını kesmekten korkuyordu. Haramdı ya, ya başımıza bir şey gelirse diyorlardı. Ben kestim. Bakın bir şey olmadı diyebilmek için. Kadınlarımızı bu aptal esaretten kurtarmak istiyordum. İşte, bu başlangıcı yapan kadın, kurtulandı, dirilendi. Onlara selam olsun diye söyledim,” dedi.

“Anladım,” demekle yetinmiştim. Çünkü Gülten Abla haklıydı ve benim ona diyecek tek bir lafım yoktu. En iyisi susmaktı. Bir an gözüm pencerenin önündeki fesleğen ve sardunyalara çarptı. Hızla oturduğum yerden kalktım ve pencerenin önüne koştum. Fesleğeni kokladım. Mis gibi kokuyordu.

“Ne güzel fesleğen bu Abla. Annem de pek bir severdi fesleğenleri. En sevdiği çiçek değildi belki ama severdi.”
Gülten Abla bir an sinirlendi. Sonra hemen sakinleşti. Sonra da:

“Fesleğen ekiyorum, sardunya dikiyorum
Arsızmış, öyle diyor komşum
Artık siz istemeseniz de
Açar tohumunu, yayılır toprağınızda ” dedi.

Sanırım bu dizeleri sadece fesleğen ekmesine kızmış komşusu için yazmadığını anlamıştım bu sefer. Sanki şiirin içindeki bir imgeydi. Sanki, fesleğen ve sardunyalar Gülten Abla’nın fikirleriydi ve insanlar fikirlerini arsız buluyordu. Ama o ekmişti ki fikirlerini. Onlar istemese de yayılacaktılar işte. Ama şu an aklımdan geçenleri soramamıştım. Utanmıştım biraz da. Daha doğrusu, iyice aptal gibi görünmek istemiyordum artık. Ama o anlık sinirlenişinden ürkmüştüm. Acaba bir derdi var mı diye sordum:

“Derdimi kimseye vermek istemem
Erincimi paylaş” dedi bana.

“Abla, biliyor musun ben de eskiden şiirler yazardım,” dedim. Bu sözlerim üzerine gözlerinin içi parladı.
“Bana okusana bir tanesini,” dedi.
“Hepsini yırttım, yaktım Abla. Sildim aklımdan yüreğimden hepsini. Artık yazmıyorum,” dedim. Durdu Gülten Abla. Hemen eline kalem ve kağıt aldı ve bir şeyler yazmaya başladı. Anladım ki yeni bir şiir yazacaktı. Varlığım belki onu rahatsız eder diye masadan kalktım ve pencereden dışarıyı seyrettim. Hayat durmuş gibiydi. Saat kaç olmuştu farkında bile değildim. Öylece kör geceye ve boş sokağa bakıyordum. Gülten Abla’nın sesiyle irkildim:

“Yırttı yüzlerce dizesini
Çekti duyulan şiirlerinden adını
Sildi şiire dönüşen sözleri
Yüreğinden

Kendi bedenine tutkunlar ey
Kendi aydınlığını sevenler ey
Yorgan gibi bürünüp geceyi
Kendi sıcaklığında uyuyanlar
Bu nedir bu nedir, bir gencecik ozan
Yazdı ama size değsin istemedi
Sizi değmez gördüğündendir
Reddetti güzelim şiirlerini
Sizi reddetti” diyordu. Hayranlıkla dinledim şiiri. Bu kadar kısa sürede ruhuma böylesi dokunan bir şiir yazmak kabil miydi? Gülten Abla’ya hayran kalmıştım o an. Sanki içimi görüyor, içimi okuyor ve tüm şiirlerine beni konu ediyordu. Saçlarındaki aklığa gözüm takıldı birden. Sanki nereye baktığımı anlamış gibi

“Bir roman kadar uzun bu tümce,
-Sonra işte yaşlandım.” dedi. Sanki o an fark etmiştim yaşlandığını. Sanki şu ana kadar gencecik bir insan vardı karşımda. Birden çok yorulmuş olacağı geldi aklıma. Oysa daha Gülten Abla’nın güvercinlerine bakmak istiyordum. Şşşşt. Kimseye söylemeyin. Gizlice besliyordu onları çünkü. Ama kısmet değilmiş demek ki. Kalktım Gülten Abla’ya veda ettim. Belki daha sonra yine uğrarım diye.
Sonra bir de baktım ki bir avludayım. Etrafım yeşillik. Hangi ara bahçeye çıkmıştım bilmiyorum. Aslında evim de bu apartmanda değilmiş ki, şimdi hatırladım. Meğerse sadece Gülten Abla’yı göresim gelmiş. Onu ziyaret etmeye gelmişim. Sokak kapısından çıktım, sokak lambasının altından geçtim. Çıkardım sigaramı yaktım. Şehrin sessizliğini dinleye dinleye yürüdüm. Nereye gideceğimi bilemeden.

Mehmet A., bir alıntı ekledi.
05 Şub 12:58 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Kestim kara saçlarımı n'olcak şimdi
Bir şeycik olmadı - Deneyin lütfen -
Aydınlığım deliyim rüzgarlıyım
Günaydın kaysıyı sallayan yele
Kurtulan dirilen kişiye günaydın

Deli Kızın Türküsü, Gülten Akın (Sayfa 24 - Yapı Kredi Yayınları - 8. Basım, Ekim 2017)Deli Kızın Türküsü, Gülten Akın (Sayfa 24 - Yapı Kredi Yayınları - 8. Basım, Ekim 2017)
Mehmet A., Kestim Kara Saçlarımı'ı inceledi.
04 Şub 20:28 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Geçenlerde sinemaya gitmiştim. Yavuz Turgul ve Şener Şen ikilisinin uzun zaman sonra tekrar beyazperdede buluştuğu “Yol Ayrımı” filmini izlemek için… O gün, salon tıklım tıklımdı. Neredeyse boş koltuk yoktu. Film, ikilinin buluştuğu önceki yapımlarına oranla zayıf, ama Türk Sineması bazında başarılıydı yine de. İzlenilebilir.

Şimdi gelelim asıl meseleye: Gülten Akın, uzun zamandır ismiyle karşılaştığım, bir gün okumayı düşündüğüm bir isimdi. Yol Ayrımı filminde Rutkay Aziz’in canlandırdığı karakter “Altan”, gönül adamı, entelektüel, birikimli bir karakterdi. En sevdiği şair de, Gülten Akın’dı. Filme gittikten sonra, aklımın bir köşesinde bulunan yerinden ön saflara çıkmış olacak ki, dün kitap almaya gittiğimde bu kitabını da almış bulundum. Hayat böyledir işte; beyniniz neye öncelik verirse, o yönde oluyor seçimleriniz de... Sayfa sayısının azlığından dolayı, bu sabah kitabı alıp okumaya karar verdim. Gerçi, dün yurda gelinceye kadar yolda da bir kısmını okumuş ama bir şey anlamamıştım. Bu sabah, tekrar okuyunca zevkine vardım.

Kitabı, şiirleri, genel hatlarıyla beğendiğim. 50’li yıllara göre gayet başarılı şiirler. Ama edebi akımların (şiir bazlı edebi akımlarımızın) hiçbirinin çatısına sokamadım. Belki de detaylarını tam olarak bilmediğim bir akımdan yazmıştır şiirlerini. Veya hiçbir akıma bağlı olmadan. Bir akıma bağlı olmak gerekmiyor sonuçta. Yalnız, filmdeki okunan şiirleri kadar beğenmedim. Belki daha sonra yazdığı şiirler, bu ilk yıllar diyebileceğimiz şiirlerinden daha iyidir. Kim bilir?

Daha sonraki yıllarda şiirinin konusu olarak ne olduğunu bilmiyorum ama bu kitaptaki şiirlerinin konusu, bireysel, kadın ve erkek farkı, kadının toplumdaki yeri, aşk, doğa vs konulardan oluşuyor. Gerçi, 50’li yılları baz aldığımız zaman, gerçekten de çarpıcı dizelerdir bunlar. Mesela o zamanlar;

Kestim kara saçlarımı n’olcak şimdi
Bir şeycik olmadı -Deneyin lütfen-“

Kim diyebilirdi ki? Ya da, demeyi bırakın, bir de bunu yapıyor ve diğer kadınlara da tavsiye ediyor! Olacak iş mi!? Töbe töbe... Kadın saçını hiç keser mi? Gülten Akın, kesin diyor. Bir şey olmadı, diyerek baskı altındaki kadına güç veriyor, yol gösteriyor.

“Onlar iş oynarlar sevgi oynarlar
Üstü örtülü giyinik utançlı”

50’li yıllarda bu sözleri söylemek kolay değil, a dostlar. Hem de bir kadın! Toplumun bu tabusuna dinamit yerleştirmektir. Bir kadın ki, isteklerini dile getiremez. O yalnızca ev işlerini yapacak ve bebek büyüyecektir. Gülmesi yasak! Konuşması yasak! Utanmalı!..

İşte Gülten Akın, 50’li yılların bu tabularına meydan okuyor resmen. Günümüze baktığımızda, o günlerden bu günlere yaşanan büyük değişimleri göz önüne alırsak (evet, günümüzde de belki kadınlara mutlak bir serbestlik yok ama o günlere oranla çok büyük bir serbestlik alanı var kadınların) bu değişimin ve gelişimin en büyük mimarları olarak, Gülten Akın ve onun gibi değerli sanat erbabına teşekkürü bir borç bilmeliyiz.

Zaten sanatçı, toplumun aynasıdır. Toplum, ondan faydalandığı ölçüde yükselir. Onu ezdiği ve hor gördüğü ölçüde de, karanlığa doğru çöker. Günümüzde karanlığa doğru gidişimizin en büyük sebebi; böyle güzel sanat erbabımızın yok oluşudur. Şiirle, sanatla ve bilimle kalın. Kitabı okumanızı tavsiye ederim. Güzel dizeleri, size hoş vakit geçirirler. Sayfa sayısının azlığından dolayı, bir vakit kaybınız da olmayacaktır zaten...

(Edit: Bu aralarda bu kitap sık sık aklıma düşer oldu. Sanırım, iki hafta önce, iki yıldır uzattığım saçlarımı kestiğimden dolayıdır. Neyse, duygusala bağlamadan lafı bitireyim. Maksat, buradaki yazı anı olarak kalsın diye yazdım. Günün birinde okursam tekrardan diye...)

Mehmet A., bir alıntı ekledi.
04 Şub 20:18 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Sevginin değeri büyük tiksintiden

Kestim Kara Saçlarımı, Gülten Akın (Sayfa 39 - Yapı Kredi Yayınları - 2. Basım, Ekim 2016)Kestim Kara Saçlarımı, Gülten Akın (Sayfa 39 - Yapı Kredi Yayınları - 2. Basım, Ekim 2016)
Mehmet A., bir alıntı ekledi.
04 Şub 20:17 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

İşimiz dünyayı biraz kendimizde
Biraz sürdürmek dışımızda sadece
Yoksa sonu başından bellidir

Kestim Kara Saçlarımı, Gülten Akın (Sayfa 34 - Yapı Kredi Yayınları - 2. Basım, Ekim 2016)Kestim Kara Saçlarımı, Gülten Akın (Sayfa 34 - Yapı Kredi Yayınları - 2. Basım, Ekim 2016)
Mehmet A., bir alıntı ekledi.
04 Şub 20:16 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Ellerin kalsın ellerin titrediğini görme
Başın mı oyala az bir umutlandır
Kimseyi eskisi kadar... Yok düşünme
Sevememek biraz yorgunluktandır
Hani o günlerdeki gibi
Yine her şey düzelir

Kestim Kara Saçlarımı, Gülten Akın (Sayfa 34 - Yapı Kredi Yayınları - 2. Basım, Ekim 2016)Kestim Kara Saçlarımı, Gülten Akın (Sayfa 34 - Yapı Kredi Yayınları - 2. Basım, Ekim 2016)
Mehmet A., bir alıntı ekledi.
04 Şub 20:15 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Acılar bittiği yerde kalır.

Kestim Kara Saçlarımı, Gülten Akın (Sayfa 33 - Yapı Kredi Yayınları - 2. Basım, Ekim 2016)Kestim Kara Saçlarımı, Gülten Akın (Sayfa 33 - Yapı Kredi Yayınları - 2. Basım, Ekim 2016)
Mehmet A., bir alıntı ekledi.
04 Şub 20:14 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Koşarsınız filmlere kitaplara
-Karanlıkta düşünmek unutmak kolay-
Koşarsınız bir iki saatçik
Baştan savmaya kendinizi

Kestim Kara Saçlarımı, Gülten Akın (Sayfa 31 - Yapı Kredi Yayınları - 2. Basım, Ekim 2016)Kestim Kara Saçlarımı, Gülten Akın (Sayfa 31 - Yapı Kredi Yayınları - 2. Basım, Ekim 2016)