Geri Bildirim
  • Oysa Hakikat daima bizimleydi, elimizin altında. O, kitabımız olan Kur'an-ı Kerim idi. Biz onu sarıp sarmaladık ve duvarlara astık. Ancak biri vefat edince indirdik ve okuduk. Diri'ler için geleni, ölü bedenlere okumak nasıl bir zaman kaybıydı. İşte Diri olan Kur'an, bizimdir, bizedir. Günceldir, moderndir, her zamana ve her çağa uygundur.
    Kevser Yeşiltaş
    Sayfa 111 - Sınır ötesi
  • O, kendi Zat’ı yani vücudu diri olandır, kıyas edilemezdir. Dirilik, sana kadar gelen katmanlarda azalır azalır ve buna rağmen sen, O’nun diriliğinden Hay! yani hayat bulursun. Bir nevi beslenirsin. O’nun Zat’ı ve senin mevcudiyetin bitişiktir. O kendi Zat’ı, kendi Nefsi, Kendi başınalığı ile varlığını sürdürür, sen O’nun varlığı ile hayat bulursun.
    Kevser Yeşiltaş
    Sayfa 19 - Sınır ötesi
  • Ölmeden zafere, sekiz uçma’a ulaşma, nefissiz bir akıl ile vicdanı, gönül gözünü bir etme, bir saadettir. Egosunu aklın önünde tutan, nefisli akıl ile hareket eden zalimlerden olmak ya da onlarla yaşamak ise çarpık bir çağdır.
    Ben ölümü saadet biliyorum ve zalimlerle yaşamayı ise zillet.
    Hz. Hüseyin
    Sekiz uçma Hacı Bektaş Veli’nin makalat eserinde sıkça kullandığı bir kelimedir. Aynı zamanda Hallac el Mansur da “ölmeden ölmek, nar-ı kadehten içmek, sekize ermek, mim olmak” manaları üzerinde durur. Tüm veliler ve erenlerin ortak özelliği ölümün bir saadet olduğudur. Ancak ölüm bedeni terk değil, o beden içerisinde Sevgili’ye ulaşmadır. İşte Hacı Bektaş Veli’nin Işk Yolu’nda batıni anlatımı bu özellik üzerinedir. Sekiz uçma’a kavuşmanın yoludur. Nasip alınan ruhun olgunlaşması ve özüne kavuşmasıdır.
    Herkes kendi hakkındaki gerçek bilgiyi öğrenmeli. Bu Hak’tır. Öldüğümde öğreneceğim gerçeğe, ölmeden önce ulaşmak... Ve bu benim HAK’kım...
    KA’yıb
    Hacı Bektaş Veli öğretisinde Aşk, Işk olarak anılagelir. Işk, Nurun madde ortamına aksetmesidir. Aşk ışık olarak nur olarak yansır. Bu yüzden Işk zamanla Aşk manası olarak dillenmiştir. Fakat bu Işk ve Aşk manaları, günümüz aşk anlayışından oldukça uzaktır.
    Bedenin yakıtı Aşk’tır. Aşk yeniler, dönüştürür, arındırır. Âlemleri KUTBUN etrafında döndürendir... Varoluşun yakıtı, hiç bitmeyecek sonsuzlukta döngünün sebebidir...
    Ve O’nun Sevgi’sinin kudreti, Ariflerin gönüllerindeki Aşk ateşi ile diner, dönüşür ve yayılır sessizlikte.
  • Kâinat satır aralarındadır.

    İbn Arabi
  • Ledün İlmi aslında İslamiyetin bilinmeyen bir parçasıdır. Kitapta anlatılanları okuduğumuzda aslında Peygamberimizin bizlere öğrettiği öğretilere çok benzediğini anlayacaksınız. Tek fark bu öğretilerin alt metinlerinin de bulunmasıdır. Bunları şuurlu bir şekilde yapmaktır. Ledün İlmi gizemli merak edilen bir konudur. İlk dinlerden beri mevcut olan bir vaziyettir. Sizlerde Ledün İlmi nedir nası icra edilir gibi merak edenlerdenseniz bu kitap aradığınız kaynak olabilir.

    İslam Tasavvufu'na göre görünmez anlaşılmaz başka bir deyişle akıl ve beş duyu ile idrak edemez âleme gayb âlemi denir. Gayb, görülenin zıttıdır ve gayb görülenden üstündür. Eskiler buna "Ledün İlmi" ismini vermişlerdi. Şimdi ise "Kendinde Öğretim" diyoruz. Bu içsel bâtıni bir yolculuktur. Bu yolculuğu yazarımız kitabında şöyle tanımlamıştır: "Batında derin ol, derinleş ki, zahirde genişleyebilesin. Gayb âleminde derinleş ki, görüneninde yol alabilesin.

    Saklında derinleş ki, bedenindeki dünyadan, hakikat dünyasına doğabilesin. Ledün İlmi sende zuhur etsin, açığa çıksın, kendini alana vursun. Yoksa zahirilikte boğulursun."Hayy'di... Konuşanın, konuştuğunu yazdıkları gibi, susanın susduğu da kayıt altındadır. Asal susanların konuşmalarını duyma vakiti geldi. Kulak verelim. Hayy'di..

    Gece gündüze, gündüz de geceye hiçbir zaman kavuşamaz, aralarında hep alaca karanlık vardır. Birinden diğerine geçebilmek, o "alacaya" uğramadan olmaz. Bu dünya için de insan için de öyledir. Gecenin karanlığından, kim, hemen gündüzün aydınlığına geçmiş ki? Bir adım daha at. Hayy'di..

    Herkes kendi hazine sandığının üzerinde oturmakta. Ve kilidin anahtarı da, yeniden kendi eline verilmiştir. Şayet ki o kapakları açarsa, bir sağanak geliyor onlara, bu sağanak uyanışa sebeptir. Hazır mısın kendi hazinende neler var bir göz atmaya? Hayy'di..

    Erbabı sensin. Esbabı benim. Sen bana Ayn'a, ben sana Ayn'a. Kanatların uçacak hâle geldi, onları Şems Güneşi'nde parlat ve hazırda tut. Yine bir "Yeni"ye doğru uçacaksın. Gönül Arkadaşlığı'na. Hayy'di.
  • Gece gündüze, gündüz de geceye asla kavuşamaz, aralarında hep alaca karanlık vardır. Birinden diğerine geçebilmek, o "alacaya" uğramadan olmaz. Bu dünya için de insan için de öyledir. Gecenin karanlığından, kim, hemen gündüzün aydınlığına geçmiş ki? Bir adım daha at. Hayy'di..