İsmail Saymaz'ın 'Türkiye'de IŞİD' kitabı öncelikle bu grubun düşüncesel ve örgütsel gelişim sürecini tarihsel ve dini açıdan ele almıştır. Daha sonra eserde Türkiye-Suriye sınırının cihatçılar için nasıl bir geçiş noktası haline geldiği, Kilis-Gaziantep-Hatay-Adıyaman gibi şehirlerdeki İslam Devleti'nin yapılanma biçimi, İslam Devleti'nin ideolojisi ve militanlarına verdikleri görevler/eğitimler açıklanmıştır. Kitabın diğer bölümlerinde ise İslam Devleti militanlarınca Türkiye Cumhuriyeti'nde gerçekleştirilen Reina, Suruç, Ankara Gar Saldırısı, Gaziantep'deki gazeteci infazları, Atatürk Havaalanı Saldırısı, İstiklal Caddesi Saldırısı, Reyhanlı Saldırısı, Gaziantep Polis Merkezi'ne saldırısı gibi çeşitli saldırıları, mahkeme tutanaklarını da kullanarak detaylıca açıklanmaya çalışılmıştır. Eser, İslam Devleti'nin ve küresel selefilik hareketinin gelişimini, 2017 yılına dek olan Türkiye-İslam Devleti ilişkisi ve mücadelelerini, İslam Devleti militanlarının Türkiye Cumhuriyeti'nde yaptığı istişhadi faaliyetleri, örgütlenme yapılarını, kod adlarını ve faaliyet mekanizmalarını açıklaması bakımından gayet faydalı olmuş. Bu konulara ilgi duyanların okumasını tavsiye ederim.

Ülkü Tamer
Kilis'e haber saldım
hekim gelecek bildim
kanı bir yana bırak
revan içinde kaldım

İbrahim KAŞUT, bir alıntı ekledi.
31 Mar 20:14 · Kitabı okudu · İnceledi · 5/10 puan

Türk ordusunun Suriye'ye girmesini Recep Bey ilk beyanatında; "Suriye'ye, devlet terörü estiren zalim Esed'in hükümranlığına son vermek için girdik, başka bir şey için değil" demişti. Uluslararası camiadan ve Türkiye içindeki gelen sesler üzerine Recep Bey "Biz özgür Suriye ordusuna destek için Suriye'deyiz" cümlesiyle beyanatını değiştirdi.
*
Başka bir konuşmasında da "Ne işimiz var Suriye topraklarında diye muhalefet atıp tutuyor. Antep'e, Kilis'e bomba yağdıran işid insanlarımızı öldürüyordu. İşte onun için Suriye'deyiz" demişti.

Düzenek, Süleyman Türkoğlu (Sayfa 44 - Siyah Beyaz Yayınları)Düzenek, Süleyman Türkoğlu (Sayfa 44 - Siyah Beyaz Yayınları)
Kitabî, Zaferden Zafere'yi inceledi.
 11 Mar 11:46 · Kitabı okudu

Gazi üniversitesinde öğrenci olduğum 2004 senesinde okumuştum.Yazın Bayburt'ta simit satıyordum.Eve gelip o yorgunlukla bu kitabı okuyordum.O gün bu kitaptan aldığım haz apayrı bir şeydi ki bugün okusam bulamam belki.
Malazgirt'ten Çanakkale'ye kadar şanlı tarihimizde kesitler sunan kıymetli bir eser.İçerisinden bilindik konular dışında unutulmuş kahramanlarımızın öykülerine de yer verilmiştir.
Bunlardan birisi de Canbolat Beydir.Kilis sancak beyinin oğlu padişahın arzusu üzerine Kıbrıs kuşatmasına katılmıştır.Babası oğluna kıyamaz ama padişaha karşı boynu kıldan incedir. Magosa Kalesinde düşman kalenin gediğine ucunda keskin bıçaklar bulunan bir çark kurmuştur.İçeriden el ile çevrildikçe gedikten içeri geçmek isteyen askerlerimizi doğruyor. Çark döndükçe nice Osmanlı askeri şehit düşüyor. Bu manzara Canbolat Bey'in yüreğine dokunur ve kendisini atıyla beraber çarkın üzerine atarak şehit olur.Çark da bozulur.Magosa Kalesi düşer böylelikle.

Halil Korkmaz, bir alıntı ekledi.
06 Mar 21:34 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Böyle Kalmaz Padişahın Çağları
Fırsatı ganimet bildi kötüler
Böyle kalmaz padişahın çağları
Eninize boyunuza eğlenin
Sizin olsun Binboğa'nın dağları

El kalmamış Binboğa'ya çıkacak
İp kalmamış salıncağa takacak
Hemen Avşar mıdır başa kakacak
Bir gün olur geri gelir sağları

Kadir Mevla’m eğer izin verirse
Hak-adalet er geç yerin bulursa
Eğer bir gün Avşar geri gelirse
Kovgun eder sizin gibi beyleri

Dadaloğlu'm Yetim Ali oldu adın
Ne meskenin kalmış ne kalmış yâdın
Yazıcıoğlu derler harammış sütün
Ben takmıştım taşıdığın tuğları

Avşarlar, Yozgat-Bozok yöresine sürgün edilmiştir. El-oba dağılmıştır, insanlar perişan olmuşlardır. Bu kargaşada Dadaloğlu da yakalanıp Payas kalesindeki zindana atılır. Fakat Dadaloğlu hasırdan bir kanat yapar, bu zindandan (kaleden) atlayarak kaçar ve kurtulur.
O sıralar Afşin'in Tanır kasabasında Şerefli Beylerinden Yazıcıoğlu adında bir Türkmen beyi vardır. Dadaloğlu, kaçak olduğundan bu beyin yanına sığınır, kılık- kıyafet değiştirerek bu beyin hizmetine girer. Adının da Yetim Ali olduğunu söyler. Günler böylece gelir, geçer.
Bir gün Yazıcıoğlu yörenin ileri gelenlerine büyük bir şölen verir. Bu şölene Malatya'dan, Maraş'tan, Antep'ten ve Kilis'ten ünlü konuklar çağrılır.
Yenilir, içilir, sohbet koyulaşır. Dönüp dolaşır söz Avşar'a gelir. Yazıcıoğlu:
"Avşarlar çok kavgacıydılar, sürgüne gittikleri iyi oldu. Onlar bizi Binboğa'ya çıkartmıyorlardı, hayvanlarımızı sürüp götürenler de onlardı" der. Daha da atıp tutar, çok ağır konuşur.
Beri yanda Dadaloğlu da bu şölende bulunmakta ve bu söylenenlere, hakaretlere tanık olmaktadır. Nihayet dayanamaz, kılık kıyafetine bakmadan sazını omuzladığı gibi meydana atılır ve konukların huzurunda bu şiiri söyler.

Avşarlar ve Dadaloğlu, Ahmet Özdemir (Ürün Yayınları)Avşarlar ve Dadaloğlu, Ahmet Özdemir (Ürün Yayınları)
My Angel, Yağmurun Gelini'yi inceledi.
07 Şub 21:57 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Gerçek yaşam hikayesi olan kitaplar benim için hep başka önemlidir.
Bu kitap da beni aldı taaa Kilis'e Delal'in hikayesine götürdü. Gerçekten muhteşemdi.
Umut etmeyi ve umudundan hiç vazgeçmemeyi öğütleyen, hüzünlü ve bir o kadar da güzel bir hikayeydi.
Kitabı okurken umutlarımızın tükenmemesini , ve olmaz dediğimiz şeylerin olabileceğini düşündüren , inandıran bir kitap . Aklımda tuttuğum söz
"Umut güzeldir oğul,
İnsanın bir dileği beslemesi güzeldir,
Sen de umut et ...
Bir de Delal'ın son sözü
"En mutlu anımda bile,hiç aklımdan çıkmadı ki..."
Ne kadar da anlamlı..
Ben çok beğendim ve herkese tavsiye ederim..

Bugün Kilis ve Reyhanlı'ya 6 roket daha atıldı.
Kilis ve Reyhanlı'daki saldırılarda 1 kişi Şehit oldu, 10 kişi yaralandı.