Dilan, bir alıntı ekledi.
20 May 01:36 · Kitabı okuyor

Diyet, çeşitlilikten kaçınmayın diyordu. Bir gün tavuk yiyorsanız ertesi gün pirzola, ertesi gün balık yiyebilirdiniz. Bu diyetisyenler de, insan kilo vermek isteyince para da vermek istiyor sanıyordu herhal.

Kul, Seray Şahiner (Sayfa 21 - Can)Kul, Seray Şahiner (Sayfa 21 - Can)
sueda reyyan, bir alıntı ekledi.
15 May 23:46 · Kitabı okuyor

Ramazan ayı;
İSRAF ayı değildir...
Yemek için uğraş ayı değildir..
Kilo almak ve vermek ayı değildir...
Zamanı uyku ile geçirme ayı değildir...

Ramazanı Nasıl İhya Ederim?, Ahmet Bulut (Sayfa 19)Ramazanı Nasıl İhya Ederim?, Ahmet Bulut (Sayfa 19)

Nouman Ali Khan-Ramazan için hazırlıklar :
1-Bu ayda telefon, tablet vsdeki oyunlarınızı , müzik vs uygulamalarınızı ,kısaca bağımlı olduğunuz her türlü uygulamayı kaldırın.Youtube mevzusunu unutun.Film izlemelerinizi bırakın.

2-Çouklar , eğer anne-babalarınız size tablet , telefon vs verirlerse , bilin ki güzel Ramazan geçirmek istiyorsanız hepsini silmeniz gerekecek.Ömür boyu değil, endişe etmeyin , 1 ay için.

3-Çocuklar ve ebeveynlere söylüyorum , her gün 1 saatinizi Kur'an ezberine ayırın.Şu ana kadar Kur'an'ın nasıl okunduğunu dahil bilmeyenleriniz olabilir , onları suçlamıyorum.İnternetten 1 ayet bile olsa, nasıl okunduğunu öğrenin ve ezberleyin.

4-Teravih sonrası sosyalleşmelerinizi bırakın.Ramazan 'da geceleri uyanık olmayın.Yatsı için camileri dolduruyorsunuz ama sabah namazlarını burada kılmıyorsunuz.Halbuki Efendimiz'in bildirdiğine göre biz biliyoruz ki yatsı ve sabah namazını cemaatle kılan tüm geceyi ibadetle geçirmiş olur.Kadir gecesini düşünün, bu geceyi ibadetle geçirmiş gibi sevap kazanma fırsatını kaçırmış oluyorsunuz!

5-Sahura kadar ayakta kalanlarınız , teravih sonrası gezenleriniz var biliyorum.Bunu yapmayın.Uyuyun, sahur için uyanın.1 ay boyunca bunu yaptığınızda Ramazan sonrasında teheccüd vakti için uyanmayı metabolizmanıza alıştırmış oluyorsunuz.

6-Hafızlar için söylüyorum , Kur'anı anlamaya odaklanın.Tefsir dinlemelerine ağırlık verin.

7-Ramazan ayı için her sene , kendinize 20 dua ezberlemeyi hedef edinin.(Mescide girereken-çıkarken, ezan , yemek vs) Ne olursa olsun , böylelikle günlük hayatta Allah'ı artık daha çok anar hale geleceksiniz.

8-Beyler , hanımlarınıza iftar için yüklenmeyin.Ramazan'da kilo vermek yerine kilo alanlar var?Ramazan'ın amacını gözden geçirin beyler! Az yeyip , az için.Bu ay akşam namazını geç kılıp sofrada oyalanma ayı değil.

9-Hanımlar , sahurdan arta kalan yiyecekleri gündüz atmayın.İftara ekleyin.Bu ay masalarda kızartma, tatlı vs dağlarının oluşması gereken bir ay değil.Allah'a şükretmek , akşamdan kalan yemekleri çöpe dökmekle olabilir mi?

10-Bu ay , normalden daha fazla sosyalleşip , "Bu akşam kimin iftarına gitsem?" diyeceğiniz bir ay da değil.Bu ay kalbin 1 ay boyunca nefsi susturduğu , bu ay Kur'an'ı anlayıp , sünnet-i seniyye ile amel etmenin ayı.

11-Her Ramazan için kendinize bir sure seçin.Ve o sureyi , tüm tefsirleriyle , hadisleriyle , yorumlarıyla , ezberiyle , her şeyiyle kavrayın.Her yönüyle hakim olun.

12-Ancak bu şekilde , her Ramazan sonrası , artık biraz daha Kur'andan ezberimiz olarak, biraz daha dua bilerek , Allah'a asıl o zaman yaklaşmış oluyoruz.Ramazan'dan çıktığımızda bu şekilde , "daha iyi" bir müslüman olmuş oluyoruz.

13-İhtiyaç sahibi aileleri,mülteciler varsa onları iftarlarınıza davet edin.Bırakın çocuklarınız onların çocuklarıyla oynasın.Biz bir aileyiz , biz ümmetiz.Onların bizim diyarımızda bulunmasıyla biz onlara yardım ediyor değiliz , asıl onların varlığı bize şereftir.Kim bilir , belki günahlarımız onlara karşı takındığımız güzel muamele sayesinde affolunacak.Onların bize verdiği bu şerefin yanında biz onlara hiç bir şey vermiş olmuyoruz.

*Allah bu ayı tüm bereket ve feyziyle faydalanmayı nasip eylesin tüm aile bireyleiyle.O müthiş geceyi yakalamayı ve değerlendirmeyi de nasip eylesin.

Bir roman kadar uzun hayat kadar kısa ısrarla okumanızı tavsiye ederim
Bu arkadaş günah çıkartmış bu yazısıyla ama yatacak yeri yok bu dünyada....
KÖPEKLERİ ÖLDÜREN ESKİ BİR BELEDİYE İTLAFÇISI..( ibret için aklıma her düştükçe paylaşırım bunu )
Adım Yaşar Berberoğlu
Eski bir sabıkalı
Eski bir katil
Eski bir katliam sanığıyım…
Bir hafta kadar önce sizlere imdaaaat; diyerek gönderdiğim mesajda:
Emekli bir memurum... Zeynep Kamilde iki köpeğimi Üsküdar Belediyesi zehirlemek istiyor… Bana yardım edin lütfen. Onların öldürüleceklerini bilmenin çaresizliği içinde yüz kiloluk cüssemle sadece ağlayabiliyorum…; diye yazmıştım..
Bir çok insan, özellikle mimar Meral Olcay hanım ve sokaktaki melekler ilgilendi. Sağ olsunlar..
Oysa…
Oysa ben de eski bir Üsküdar belediyesi çalışanı ve Üsküdar Belediyesinin maaşlı katiliydim.
Aşağıda yazacaklarım noktasına kadar gerçek olup asla bir kurgu ve hayal ürünü değildir.
İster kızın
İster küfredin
İster gülün, gerçek bu…
İbret olsun diye yazdığım geçmişimi okursanız acımasız bir katliam sanığının acınacak öyküsünü öğrenmiş olacaksınız.
Yıl 1983
20 li yaşlardaydım.
Üsküdar Belediyesi Ümraniye şubesinde zabıta memuruydum.
Yaka numaram 6641
Sicil numaram 28700
Aynı zamanda İstanbul Üniversitesinde okuyordum.
Bir gün zabıta amirliğine bir şikayet telefonu geldi.
Adamın biri bahçesine bağladığı köpeğinin gözlerinden kuduz diye şüphelenmiş.
Amir sen Karadenizlisin tabancayla o işi üzerine al; dedi
gururum okşandı.
Tamam; dedim,
Arabaya atlayıp zanlının! adresine gittik.
7.65 çapında bir tabanca verdiler elime
hadi; dediler...
Köpeğe yaklaştığımda önce elimdekini yiyecek bir şey sanıp kuyruğunu sallamaya başladı.
İyice yanaşıp alnına nişan aldım.
Son birkaç saniyede onu öldüreceğimi anlamış gibi canhıraş ipini çekmeye çalıştı.
Tetiği düşürdüm.
Alnının tam ortasında bir beyazlık gördüm sanki, ardından kan fışkırdı.
Hayvan geriye doğru bir takla attı.
Sürünerek zincirinden kurtulmaya, benden kaçmaya çalışıyordu..
Bir daha sıktım.
Boynu düştü..
Beni tebrik ettiler.
Belediyenin temizlik işlerine bağlı iki kişilik köpek itlaf ekibi vardı.
Bu kişiler köpek zehirlemeye çıktıkları zaman vatandaşın tepkisini
çektiklerinden beni onların başına hem koruma hem de amir olarak vermişlerdi.
Silahla yaptığım şov amirimin beni ödüllendirmesine yetmişti.
Sabahleyin belediyenin altındaki kasaptan 3-4 kilo kıyma alır içine zehri iyice karıştırır ve infaza çıkardık.
Aslında duygusal bir insandım.
Hatırı sayılır dergi ve gazetede yayınlanmış onlarca şiirim vardı.
dalida, rodrigo; beethoven bile dinlerdim.
işin garibi yakında psikoloji öğretmeni olacaktım.
ama bunlar hayvan katliamı yapmamı engellemiyordu.
öldürdüklerimiz ne de olsa köpekti..
bir köpek için üzülmenin mantığı olabilir miydi..
o zamanlar ümraniye köpek cenneti gibiydi.
her tarafta koloniler halinde köpekler mevcuttu.
genellikle şehrin dışındaki gecekondu mahallelerinde öldürmeye giderdik.
oradaki köpekler kuru ekmeğe hasretti.
bizim kıymanın kokusunu metrelerce uzaktan alır etrafımızda pervane olurlardı.
heyecanla kuyruk sallar “ne olur bize bir tutam verin” diye adeta yalvarırlardı.
kıymayı attığımızda bu karşılıksız iyiliğimizin mantığını çözemeden, minnet dolu şaşkın bakışlarla onu havada kaparlardı.
damaklarına bulaşan et kokusunun mutluluğuyla kuyruklarını sallar, bize teşekkür etmek için üzerimize sürtünürlerdi..
sonra..
sonra titremeye başlarlardı.
ardından nefes almaları zorlaşırdı.
boğulur gibi hırıltılar çıkararak nefes almaya çalışırlardı..
ağızlarından burunlarından köpükler çıkmaya başlardı.
bazen kan kusarlardı..
soluk borularını, midelerini parçalardı zehir..
bunlar olurken genellikle gözlerimize bakmaya çalışırlardı
bana bir şey mi yaptın..;
beni kurtarabilir misin; der gibi bakarlardı.
lütfen bana yaradım et;
beni neden kandırdın;
bana bunu neden yaptın; der gibi bakarlardı
en çokta çırpınırlardı ölürken.
vücutlarının bir kısmı felç olur
bir kısmı kasılır
bir kısmı titrer..
çok karmaşık bir olaydır zehirlenen köpeğin ölümü.
bazıları çığlık çığlığa can çekişirken
bazıları hafif iniltilerle
bazıları da sessizce ölürlerdi..
nedense hepsi ağlardı can verirken..
bakışları bir bilmece gibi olurdu hep..
bakışlarının okunmasına asla izin vermezlerdi ölürken.
kıyma yetsin diye az az atardık..
az attığımız için daha zor ölürlerdi..
çırpına çırpına ölürlerdi..
can çekişmeleri dakikalarca sürer, çocuklar onları izlerdi..
şişmiş cesetlerini bir kamyonete atıp çöp sahasına götürürdük.
iki kişinin amiri olmak beni fazlasıyla mutlu ederdi.
bir sorumluluğumun olması önemliydi benim için.
düşünebiliyor musunuz; öldürme emri verebiliyordum.
hayvanların kaderleri iki dudağımın arasındaydı..
zabıta şapkamla gurur duyuyordum.
ekiptekilerin biraz önlerinden yürürdüm hep.
amirleriydim ne de olsa..
koskoca ümraniyenin bu büyük sorununun sorumluluğu benim üzerimdeydi.
az iş değildi bu: yöneticilik yeteneği ve dirayet isterdi..
öyle sıradan insanın yapacağı kadar basit bir iş değildi.
bir ilçenin köpek sorununu çözen önemli bir memurdum ben..
akşamları rakı masasında süsler süsler anlatırdım bu infazları..
çeşitli maskaralıklarla ölen köpeğin taklidini yapar güldürürdüm herkesi..
bir cellattım ben.
dilediğimi öldürtüyordum.
yok etmenin psişik cazibesi beni sarmıştı.
gücün doruklarında hastalıklı bir mutluluk yaşıyordum.
köpeklerin tanrısıydım ben.
asırlardır süren bastırılmış vahşi duygularımı tatmin ediyordum.
avlanma çağlarından beri genlerimden silinmeyen ilkel duygularımı besliyordum.
ölüm emri vermenin girdabıyla karanlık, sadist duygularımı doyuruyordum.
sanırım 20 gün kadar sürdü bu katliamlara katılmam.
benim için biçilmiş kaftandı bu iş.
çünkü işimizi kısa sürede bitirip ellerimi yıkayıp üniversiteye gidebiliyordum.
ben bir toplumbilimci adayıydım..
felsefe, mantık, sosyoloji, psikoloji dersleri verecek formasyonla donatılıyordum.
bir gün infaz için ümraniye kazım karabekir mahallesine gidecektik.
orada çok köpek vardı.
dolayısıyla zehirli kıymayı daha çok hazırlamıştık.
ilk iki köpeğe kıymayı attığımı hatırlıyorum.
yaşlı bir adam bizi kömürlüğüne götürdü.
orada tanımadığı bir köpek doğurmuş 7-8 yavru yapmıştı.
onları öldürmemizi istiyordu.
yavrular ananın memelerine yumulmuştu.
ana bizi görünce tedirgin oldu.
yavrularını korumakla kaçırmak arası kıvranmaya başladı.
ancak kıymayı görünce sevindi.
çocuklarına süt verecekti
yemeli sütü çoğalmalıydı.
üstelik bu gecekondu semtinde kıyma onun için olağanüstü bir ziyafetti.
mutlulukla ete uzandı.
kuyruğunu salladı.
bakışlarıyla teşekkür etti.
bir tane daha attık.
onu da bir hamlede yuttu..
titreme nöbetleri başladı..
sarsıldıkça yavrularının ağzı memesinden kopuyordu; onları patisiyle tekrar memesine iterken ölüm nöbetleri sıklaşıyordu.
ihtiyar.
yavrularına da yavrularına da verin.. ben ne yapacağım onları..; diye sürekli söyleniyordu..
kıymadan küçük parçalar koparıp yavrulara yedirmeye çalışıyordum.
ama çok miniklerdi ve yemekte zorlanıyorlardı.
bu arada ağzından köpükler çıkmaya başlayan anne bana doğru sürünerek geldi. isıracak diye bir elime aldığım taşı kafasına vurmaya hazırlanıyordum ki olağanüstü bir şey oldu: ayağımı, ellerimi kanlı diliyle yalamaya başladı..
bir yandan burnunun ucuyla yavrularını iterek yerdeki zehirli kıymadan uzaklaştırmaya çalışıyor
diğer yandan gözlerime yalvararak bakıp ;ne olur onlara zehirli kıyma verme; der gibi başını sallıyordu..
iki-üç kıyma yediği halde ölmemekte direniyordu.
ağzından kanlar gelmeye başladığı halde can havliyle yavrularının uzaklaştırmaya çalışması, ellerimi yalvarır gibi yalaması ilginç bir sahne oluşturuyordu.
sanırım manzara şuurumu biraz bulandırmıştı..
ihtiyar adam yavruları gösterip.
memur bey ağzını parmaklarınla açıp öyle sok kıymayı… ağzını açıp öyle sok..; deyip duruyordu..
birdenbire bir şeyler oldu bana..
devletin memuruydum ve adam bana emir veriyordu..
sinirlendim.
ben devlet memuruyum. bana nasıl emir verir gibi konuşursun lan; diye bağırdım.
yavruların hali sanırım etkilemişti beni.
içimdeki insani duygular canlanmıştı sanırım.
sonra ben ne yapıyorum yahu; dedim kendi kendime.
sapık mısın lan; dedim kendi kendime
yavruları var daha gözleri açılmamış, bu şerefsiz ihtiyarın sözüne bakıp onları nasıl öldürüyorsun lan; dedim kendi kendime..
adama daha çok sinirlendim.
öldürmüyorum lan pezevenk. defol git; diye bağırdım
emrimdeki itlaf işçilerine; bugün bu kadar yeter, hadi gidiyoruz; dedim.
uzaklaşırken yavruların, yerde son çırpınışlarını yapan annenin memelerini emmeye çalıştıklarını gördüm en son..
birde; kıyma yediği için yerde çırpınan, gözleri henüz açılmamış yavrunun o durumdayken bile annesini arandığını gördüm..
Belediyeye döndüğümüzde moralim bozuktu..
mutsuzdum.
garip bir hüzün çöreklenmişti içime..
elbisemi değiştirip meyhaneye gittim.
o gece sabaha kadar kabus gördüm..
insanların beni zehirlediklerini, ağzımdan kanlar geldiğini, nefes alamadığımı…
sabaha kadar o yavru köpeklerle uğraştım.
onların, anamı neden öldürdün amca; diye ağlaştıklarını gördüm..
ertesi gün zabıta amiri zaim sancak;a bu ekipte çalışmak istemediğimi söyledim.
ve o ekipten böylece ayrıldım.
sonraki günlerde vicdan azabı beni kuşatmaya başladı.
bu azap gün geçtikçe çığ gibi büyüdü
orman yangını gibi büyüdü.
bu azap gün geçtikçe işkence olmaya başladı
bu azap boynuma bir kement gibi
beynimde bir yangın gibi
alnıma bir leke gibi kaldı hep..
hiçbir zaman aklımdan çıkmadı yaptığım katliamlar.
otururken, kalkarken, yerken, uyurken..
gülme yeteneğimi kaybettim o günden sonra..
daha suskun
daha içine kapanık bir insan oldum. sürekli bir kabusun içinde yaşadım
üniversiteyi bitirdiğimde pendik belediyesinde şube müdür yardımcısı oldum..
bugünkü başkan yardımcısı düzeyi yani..
temizlik işlerinden de sorumluydum.
itlaf ekibi bana bağlıydı.
asla köpek öldürtmedim.
belediyede yıllarca müdürlük yaptım ve cinayetlerimin diyetini vermek için vatandaşın hiçbir şikayeti kaale almadım.
onları çağırıp nasihat ettim.
onlara köpeklerin asla öldürülmemesi gerektiğini, öldürmeye hakkımız olmadığını anlattım.
her insanın içinde bir katil vardır.
genlerinde mağara döneminden kalma öldürme güdüleri vardır.
insan beyni bilimle, sanatla, sevgiyle aydınlandıkça bu güdüler azalır ve yok olur.
sonraki yıllarda yaptığım katliamların azabı daha çok büyüdü
cinayetlerimin acısı beni daha çok kuşattı.
karınca ezmemek için yolumu değiştirmeye başladım.
odamdaki sivrisineklerini camları açıp çıkarmaya çalıştım. asla öldürmedim.
akrep yakalasam emin bir yere bıraktım.
ama köpekler
köpeklerin karşısında kendimi hep suçlu hissettim.
onlarla asla göz göze gelemedim.
onlardan utandım.
onlardan kaçtım.
nerede bir yalnız yavru görsem içim kan ağladı.
annemi sen mi öldürdün…? diye hep sorguluyorlardı beni sanki..
bir an olsun yakamı bırakmadı o yavruların haykırışları..
beynimden zehirlenen köpeklerin çığlıkları eksik olmadı hiç..
bir katilin suçluluk duygusu içinde, aşağılık duygusu içinde yaşadım hep.
bunları yazmaktaki amacım tüm katillere seslenmektir.
katillere, katil adaylarına sesleniyorum: öldüreceğiniz hayvanın gözlerine bakın; orada zavallılığınızı göreceksiniz..
orada ben sana ne yaptım.. seni korumanın, sana köle olmanın dişinde ne yaptım; diye yakaran bir ana bir baba bir kardeş göreceksiniz..
orada sessiz bir çığlık
orada çaresizlik
orada acı göreceksiniz..
orada merhametsizliğinize karşı sevgi
canavarlığınıza karşı saygı göreceksiniz..
itlaf ekibindeki arkadaşlar..
lütfen öldürmeyin..
öldürmek size ve ailenize uğursuzluk getirecektir.
psikolojiniz bozulacak, hayat size zehir olacaktır.
o hayvanların çırpınışları sizi çarpacaktır.
o hayvanların ağızlarından çıkan köpükler
o hayvanların ağızlarından dökülen kanlar sizi boğacaktır.
amirler, müdürler size sesleniyorum: siz isterseniz hayvanlar ölmez..
inanın asla öldürmeye mecbur değilsiniz..
onların yaşamı iki dudağınızın arasında.
onların yaşama haklarına saygı duyar ve birazcık fedakarlık yaparsanız ne olur sanki..
küçük dağları ben yarattım demeyin asla..
ben nasıl çırpınıyorsam şimdi zehirlenmiş bir köpek gibi
nasıl boğulur gibi yaşıyorsam 24 saat
her anım bir yangının içinde nasıl geçiyorsa
sizde öyle olacaksınız yarın..
inanın içinizde bir damla insanlık varsa
her öldürdüğünüz köpek için, bin kez öleceksiniz..
bende müdürlük yaptım sizin gibi
öldürtmedim ve hiç bir şey olmadı..
hayvanları şikayet eden ruh sağlığı bozuk bazı kişilere alet olmayın lütfen.
sevgisiz büyüyüp toplumda canlı bomba gibi gezen canavarların şikayetlerine kulak asmayın lütfen..
sokağını bekleyen, orayı sahiplenen köpekleri öldürtmek isteyen psikopatların maşası olup masum canlara kıymayın lütfen..
ve siz köpekler..
katiline bile sevgiyle yaklaşan
katilini bile koruyan müthiş canlılar.
sizin karşınızda insanlığımdan utanç duyuyorum.
siz olmazsanız yaşamak için sebebim kalmayacak biliyor musunuz.
hiçbir ilaç dindiremez size yaptıklarımın acısını
hiçbir psikiyatr teskin edemez, kandıramaz beni suçluluğumdan olayı
hiçbir tanrı kurtaramaz beni vicdan azabından
hiçbir cehennem yeterli gelmez günahlarımın kefaretine..
siz köpekler
sizleri kalleşçe kandırıp öldürdüm hep
arkanızdan vurdum sizi
alçakça vurdum sizi..
zavallının biriyim ben.
şerefsiz bir mazisi olan katilim ben..
acıların okyanusunda çırpına çırpına boğulmak yetersiz benim için.
şimdi sadece intihar kokuyorum
şimdi her hücremde bir köpek mezarı var .
zehirlenirkenki çırpınışınızı yaşıyorum sürekli
sürekli yavrularınızın çığlıkları kulaklarımda
ne çıldırabiliyorum, ne ölebiliyorum.
ben köpekleri değil, kendimi zehirlemişim meğer..
biriniz beni silkeleyip uyandırsın lütfen bu kabustan.
ve asla hayvan öldürmedin, bir karabasandı gördüğün; desinler lütfen.”

Cansu Toprak, bir alıntı ekledi.
12 May 18:34 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Bir gün tavuk yiyorsanız ertesi gün pirzola, ertesi gün balık yiyebilirdiniz. Bu diyetisyenler de, insan kilo vermek isteyince para da vermek istiyor sanıyordu herhal!

Kul, Seray Şahiner (Sayfa 21 - can yayınları)Kul, Seray Şahiner (Sayfa 21 - can yayınları)

ramazan ayı
Nouman Ali Khan-Ramazan için hazırlıklar :

1-Bu ayda telefon, tablet vsdeki oyunlarınızı , müzik vs uygulamalarınızı ,kısaca bağımlı olduğunuz her türlü uygulamayı kaldırın.Youtube mevzusunu unutun.Film izlemelerinizi bırakın.

2-Çouklar , eğer anne-babalarınız size tablet , telefon vs verirlerse , bilin ki güzel Ramazan geçirmek istiyorsanız hepsini silmeniz gerekecek.Ömür boyu değil, endişe etmeyin , 1 ay için.

3-Çocuklar ve ebeveynlere söylüyorum , her gün 1 saatinizi Kur'an ezberine ayırın.Şu ana kadar Kur'an'ın nasıl okunduğunu dahil bilmeyenleriniz olabilir , onları suçlamıyorum.İnternetten 1 ayet bile olsa, nasıl okunduğunu öğrenin ve ezberleyin.

4-Teravih sonrası sosyalleşmelerinizi bırakın.Ramazan 'da geceleri uyanık olmayın.Yatsı için camileri dolduruyorsunuz ama sabah namazlarını burada kılmıyorsunuz.Halbuki Efendimiz'in bildirdiğine göre biz biliyoruz ki yatsı ve sabah namazını cemaatle kılan tüm geceyi ibadetle geçirmiş olur.Kadir gecesini düşünün, bu geceyi ibadetle geçirmiş gibi sevap kazanma fırsatını kaçırmış oluyorsunuz!

5-Sahura kadar ayakta kalanlarınız , teravih sonrası gezenleriniz var biliyorum.Bunu yapmayın.Uyuyun, sahur için uyanın.1 ay boyunca bunu yaptığınızda Ramazan sonrasında teheccüd vakti için uyanmayı metabolizmanıza alıştırmış oluyorsunuz.

6-Hafızlar için söylüyorum , Kur'anı anlamaya odaklanın.Tefsir dinlemelerine ağırlık verin.

7-Ramazan ayı için her sene , kendinize 20 dua ezberlemeyi hedef edinin.(Mescide girereken-çıkarken, ezan , yemek vs) Ne olursa olsun , böylelikle günlük hayatta Allah'ı artık daha çok anar hale geleceksiniz.

8-Beyler , hanımlarınıza iftar için yüklenmeyin.Ramazan'da kilo vermek yerine kilo alanlar var?Ramazan'ın amacını gözden geçirin beyler! Az yeyip , az için.Bu ay akşam namazını geç kılıp sofrada oyalanma ayı değil.

9-Hanımlar , sahurdan arta kalan yiyecekleri gündüz atmayın.İftara ekleyin.Bu ay masalarda kızartma, tatlı vs dağlarının oluşması gereken bir ay değil.Allah'a şükretmek , akşamdan kalan yemekleri çöpe dökmekle olabilir mi?

10-Bu ay , normalden daha fazla sosyalleşip , "Bu akşam kimin iftarına gitsem?" diyeceğiniz bir ay da değil.Bu ay kalbin 1 ay boyunca nefsi susturduğu , bu ay Kur'an'ı anlayıp , sünnet-i seniyye ile amel etmenin ayı.

11-Her Ramazan için kendinize bir sure seçin.Ve o sureyi , tüm tefsirleriyle , hadisleriyle , yorumlarıyla , ezberiyle , her şeyiyle kavrayın.Her yönüyle hakim olun.

12-Ancak bu şekilde , her Ramazan sonrası , artık biraz daha Kur'andan ezberimiz olarak, biraz daha dua bilerek , Allah'a asıl o zaman yaklaşmış oluyoruz.Ramazan'dan çıktığımızda bu şekilde , "daha iyi" bir müslüman olmuş oluyoruz.

13-İhtiyaç sahibi aleleri,mülteciler varsa onları iftarlarınıza davet edin.Bırakın çocuklarınız onların çocuklarıyla oynasın.Biz bir aileyiz , biz ümmetiz.Onların bizim diyarımızda bulunmasıyla biz onlara yardım ediyor değiliz , asıl onların varlığı bize şereftir.Kim bilir , belki günahlarımız onlara karşı takındığımız güzel muamele sayesinde affolunacak.Onların bize verdiği bu şerefin yanında biz onlara hiç bir şey vermiş olmuyoruz.

*Allah bu ayı tüm bereket ve feyziyle faydalanmayı nasip eylesin tüm aile bireyleiyle.O müthiş geceyi yakalamayı ve değerlendirmeyi de nasip eylesin.

Nouman Ali Khan-Ramazan için hazırlıklar:
1- Bu ayda telefon, tablet vs.deki oyunlarınızı, müzik vs uygulamalarınızı, kısaca bağımlı olduğunuz her türlü uygulamayı kaldırın. Youtube mevzusunu unutun. Film izlemelerinizi bırakın.

2- Çocuklar, eğer anne-babalarınız size tablet, telefon vs verirlerse, bilin ki güzel Ramazan geçirmek istiyorsanız hepsini silmeniz gerekecek. Ömür boyu değil, endişe etmeyin, 1 ay için.

3- Çocuklar ve ebeveynlere söylüyorum, her gün 1 saatinizi Kur'an ezberine ayırın. Şu ana kadar Kur'an'ın nasıl okunduğunu dahil bilmeyenleriniz olabilir, onları suçlamıyorum. İnternetten 1 ayet bile olsa, nasıl okunduğunu öğrenin ve ezberleyin.

4- Teravih sonrası sosyalleşmelerinizi bırakın. Ramazan'da geceleri uyanık olmayın. Yatsı için camileri dolduruyorsunuz ama sabah namazlarını burada kılmıyorsunuz. Halbuki Efendimiz'in bildirdiğine göre biz biliyoruz ki yatsı ve sabah namazını cemaatle kılan tüm geceyi ibadetle geçirmiş olur. Kadir gecesini düşünün, bu geceyi ibadetle geçirmiş gibi sevap kazanma fırsatını kaçırmış oluyorsunuz!

5- Sahura kadar ayakta kalanlarınız, teravih sonrası gezenleriniz var biliyorum. Bunu yapmayın. Uyuyun, sahur için uyanın. 1 ay boyunca bunu yaptığınızda Ramazan sonrasında teheccüd vakti için uyanmayı metabolizmanıza alıştırmış oluyorsunuz.

6- Hafızlar için söylüyorum, Kur'anı anlamaya odaklanın. Tefsir dinlemelerine ağırlık verin.

7- Ramazan ayı için her sene, kendinize 20 dua ezberlemeyi hedef edinin. (Mescide girerken-çıkarken, ezan, yemek vs) Ne olursa olsun, böylelikle günlük hayatta Allah'ı artık daha çok anar hale geleceksiniz.

8- Beyler, hanımlarınıza iftar için yüklenmeyin. Ramazan'da kilo vermek yerine kilo alanlar var?Ramazan'ın amacını gözden geçirin beyler! Az yiyip, az için. Bu ay akşam namazını geç kılıp sofrada oyalanma ayı değil.

9- Hanımlar, sahurdan arta kalan yiyecekleri gündüz atmayın. İftara ekleyin. Bu ay masalarda kızartma, tatlı vs dağlarının oluşması gereken bir ay değil. Allah'a şükretmek, akşamdan kalan yemekleri çöpe dökmekle olabilir mi?

10- Bu ay, normalden daha fazla sosyalleşip, "Bu akşam kimin iftarına gitsem?" diyeceğiniz bir ay da değil. Bu ay kalbin 1 ay boyunca nefsi susturduğu, bu ay Kur'an'ı anlayıp, sünnet-i seniyye ile amel etmenin ayı.

11- Her Ramazan için kendinize bir sure seçin.Ve o sureyi , tüm tefsirleriyle , hadisleriyle , yorumlarıyla , ezberiyle , her şeyiyle kavrayın.Her yönüyle hakim olun.

12- Ancak bu şekilde, her Ramazan sonrası, artık biraz daha Kur'andan ezberimiz olarak, biraz daha dua bilerek, Allah'a asıl o zaman yaklaşmış oluyoruz. Ramazan'dan çıktığımızda bu şekilde, "daha iyi" bir müslüman olmuş oluyoruz.

13- İhtiyaç sahibi aleleri, mülteciler varsa onları iftarlarınıza davet edin. Bırakın çocuklarınız onların çocuklarıyla oynasın. Biz bir aileyiz, biz ümmetiz. Onların bizim diyarımızda bulunmasıyla biz onlara yardım ediyor değiliz, asıl onların varlığı bize şereftir. Kim bilir, belki günahlarımız onlara karşı takındığımız güzel muamele sayesinde affolunacak. Onların bize verdiği bu şerefin yanında biz onlara hiç bir şey vermiş olmuyoruz.

*Allah bu ayı tüm bereket ve feyziyle faydalanmayı nasip eylesin tüm aile bireyleriyle. O müthiş geceyi yakalamayı ve değerlendirmeyi de nasip eylesin.
|Nouman Ali Khan

Hale Yükselten, bir alıntı ekledi.
08 May 03:39 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Yaşamak için bi sebep
Ama anne, televizyona çıkmak niye bu kadar önemli ya? sen daha oraya çıkmadan öldürücek bu haplar seni. Niye mi bu kadar önemli?... Senin bildiğin, televizyona çıkmış kim var? Kim? Bütün mahallede televizyona çıkmış kimi biliyosun? Kime sormuşlar? Kime biliyo musun Harry? Sordukları tek insan kim biliyo musun? Sara Goldfarb. Bendeniz. Bütün mahallede televizyona çıkması istenen tek insan. Gördün mü güneş alan koltukta kim oturuyodu? Annenin en çok güneş alan özel yerde oturduğunu gördün mü sen?...Şimdi kim insan yerine konuyo biliyo musun? Kim artık küçücük evde yalnız yaşayan bi dul diil sadece? Ben artık biriyim, Harry. Kırmızı saçımın ne kadar güzel olduğunu görüyosun... Eee, tahmin et bakalım hanımların kaçı saçını kırmızıya boyatıcak? Saçım kırmızı olmadan önce sokakta insanlar, küçük çocuklar belki, hakkımda bi şeyler diyolardı; ama şimdi biliyolar o küçük çocuklar bile biliyolar ki, televizyona çıkıyorum ve kırmızı saçımı beğeniyolar ve beni beğeniyolar. Herkes beni beğeniyo. Yakında milyonlarca insan beni görücek ve beni beğenicek. Hem belki kim bilir neler kazanıcam? Yeni bi buzdolabı. Belki bi Rolls Royce. Önemli olan hediyeler değil Harry. Kaybetsem de kazansam da sadece sunucunun elini sıksam da fark eden bi şey yok. Sabah kalkmak için bi sebebi oluyo işte insanın. Sağlıklı olabileyim diye kilo vermek için bi sebebi oluyo. Kırmızı elbiseye sığmak için. En azından gülümsemek için. Ertesi günü çekilir kılıyo. Ben bu hayatta neye sahibim ki Harry? Yatağı ne diye topliyim ya da bulaşıkları ne diye yıkıyim ki? Tek başımayım. İlgileniceğim, bakıcağım kimse yok. Herkes hemen bi şeye sahip. Ya ben? Yalnızım, Harry. Yaşlıyım.

Bir Düş İçin Ağıt, Hubert Selby Jr. (Sayfa 160)Bir Düş İçin Ağıt, Hubert Selby Jr. (Sayfa 160)
Işıl A., bir alıntı ekledi.
29 Nis 16:42 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

“Merhaba ben acı...
İçinize kalbinizden girer, oraya yerleşir, uzun süre sizinle kalırım. Bir tedavim yok. Bir kere beni içinize aldığınız zaman, beni oradan çıkarmanız zor olacaktır, bilirsiniz. Bir insana, bir duruma, bir yere kalbinizi açtığınız an sonunuz kaçınılmazdır. Ben, açtığınız o kalbinizden içeri girecek, en derininize yerleşeceğim. Biliyorum, hepiniz benden nefret ediyorsunuz. Ama aslında ben size zarar vermek için değil, sizi gerçeğinizle buluşturmak için giriyorum kalbinize. Binlerce, hatta yüz binlerce türüm var benim. Şu an hepinizin içindeyim, şöyle bir nefes alın. Acıyı hissedeceksiniz. Elinizi kalbinize koyun ve selam verin bana. Sonra etrafınızdakilere selam verin. Çünkü hepinizin bir ortak noktası var, acı. Hepiniz aslında acı içindesiniz. Acı sizin içinizde, siz acı içindesiniz. Ruhunuz hayatında ilk kez dizleri üzerine düşmüş bir çocuk gibi acıyor. Ağlamıyorsunuz ya da ağlıyorsunuz. Ne olursa olsun dayanıyorsunuz. Çünkü siz dizlerinizin üzerinde değil, ayaklarınızın üzerindesiniz. Binlerce kiloyum ben. İçinizde binlerce kiloluk bir acı taşıyor, yine de düşmüyorsunuz. Miktarım arttıkça kilom da artıyor. Bazen yüz binlerce kilo oluyorum içinizde. Yürürken birden duruyorsunuz, acıdan yürüyemeyeceğinizi hissediyorsunuz. İşte o an bilin ki beni çok doyurmuş, kilo aldırmışsınız. İçinize ata ata, biriktire biriktire beni büyütmekten başka bir şey yapmıyorsunuz. Oysa hareket etseniz, konuşsanız, gülümseseniz birikmeyeceğim içinizde. Giderek kilo verecek, kayıp gideceğim içinizden... Siz sustukça ben büyüyeceğim. Siz sustukça acınız artacak...”

3391 Kilometre, Beyza Alkoç (Sayfa 117)3391 Kilometre, Beyza Alkoç (Sayfa 117)