• İstanbul, ruhu olan, ruhunu koruyan bir şehir.
  • Nikola Tesla, 10 Temmuz 1856’da Hırvatistan’ın bir köyünde yaşayan Sırp-Ortodoks bir ailenin dördüncü çocuğu olarak dünyaya geldi, daha sonra bir kardeşi daha oldu. Nikola’nın annesi ev işlerini kolaylaştırmak için küçük icatlar yapan bir kadındı, bir keresinde mekanik yumurta çırpıcısı tasarlamıştı. Aynı zamanda okumayı çok sever ve okudukları hafızasından çıkmazdı; Nikola’nın mucit dehasının annesinden miras kaldığı söylenir. Nikola zor bir çocukluk geçirmişti; ailesi onu hep ağabeyi ile karşılaştırıyordu. Ağabeyi 12 yaşındayken attan düşüp öldü. Ailesi atı korkuttuğu için Nikola’yı sorumlu tutmuşlardı. Ailesinin Nikola’ya davranışlarının onun psikolojisini etkilediği ve içine kapanık bir insan olmasının önünü açtığı düşünülür.

    Nikola çocukken şiir yazmayı ve okumayı severdi. Müthiş bir hatırlama kabiliyetine sahipti; gördüğü, duyduğu ve okuduğu hiçbir şeyi unutmuyordu, özellikle görsel hafızası müthişti. Buluşlarına çok erken yaşta başlamıştı, daha 6 yaşındayken kendi su çarkını yapmıştı. Fakat gariplikleri olan bir çocuktu. Örneğin, kimsenin saçına dokunamıyordu ve yürürken adımlarını sayıyordu. Parlak cisimlere karşı çok büyük zaafı vardı. Ayrıca, her zaman yemeğinin kübik içeriğini hesaplıyor, bunu başaramazsa yemek yemeyi reddediyordu.

    Üniversite Yılları ve Sonrasındaki Çalışma Deneyimleri
    Tesla ilk olarak 1873’te Graz’daki Politeknik Enstitüsünde daha sonra 1880’de Prag Üniversitesinde okudu. İlk zamanlarda amacı fizik ve matematik alanlarında uzmanlaşmaktı ama elektrik alanına girince büyülendi. Kariyerine 1881 yılında Budapeşte'deki bir telefon şirketinde elektrik mühendisi olarak başladı. Amerika'ya gitmeden önce Paris'teki Continental Edison Companyde çalışarak burada dinamolar tasarladı. 1883'te Strazburg'da endüksiyon motorunun bir prototipini inşa etti yalnız bu cihazı destekleyecek kimseyi bulamaması nedeniyle New York'tan gelen iş teklifi kabul etti. Thomas Edison’un kurduğu Edison Machine Works şirketi için çalışacaktı.



    Tesla 1884'te New York'a geldi. Edison'u çalışkanlığı ve ustalığından etkilemişti. Edison, Tesla'ya DC dinamolarını geliştireceği tasarım için 50.000 dolar ödeyeceğini söylemişti. Aylarca süren deneylerden sonra, Tesla bir çözüm sundu ve vaat edilen parayı istedi ama parayı alamadı. Tesla 6 ay süren bu çalışma macerasından ayrılmaya karar verdi. Daha sonra Edison’un şu sözleri sarf ettiği söylenir: “Tesla... Sen Amerikan mizahından anlamıyorsun”. Öte yandan Edison'ın biyografları, Tesla'nın AC patentlerini Edison'a 50.000 dolara satmaya çalıştığını, bunun üzerine Edison'un gülerek bu teklifi reddettiğini yazmaktadır.

    Tesla’nın İlk Şirket Kurma Deneyimleri
    Tesla, Edison Machine Works şirketinden ayrıldıktan sonra orada geliştirdiği ark aydınlatma sistemlerinin patentini almaya çalıştı. Bu çalışmaları sırasında, kuracağı şirketi finanse edecek iş adamları Robert Lane ve Benjamin Vail ile tanıştı. Mart 1885’de Tesla Electric Light and Manufacturing Company adlı şirketi Rahway, New Jersey'de kurdular. Tesla, o yıl geliştirdiği jeneratörün patentlerini almak için uğraştı. Fakat, yatırımcıları Tesla'nın yeni alternatif akım motorları ve elektrik iletimi donanımları hakkındaki fikirlerine pek ilgi göstermediler. Yatırımlarını başka bir şirket için yaparak Tesla’yı yarı yolda ve beş parasız bıraktılar. Tesla, şirketin kontrolüne verdiği patentleri de kaybetmişti. Bu hayal kırıklığından sonra çeşitli elektik işleri yaparak hayatını kazanmaya çalışan Tesla, o dönemi ‘’korkunç baş ağrıları ve acı dolu göz yaşları’’ diye tanımlar.

    Tesla, 1886’nın sonlarında müfettiş Alfred S. Brown ve avukat Charles F. Peck ile tanıştı, üçü birlikte 1887'de Tesla Electric Company adlı şirketi kurdular. Patentlerden elde edilen kârları paylaşacaklardı. Böylece Tesla, tekrardan yeni projeler gerçekleştirebilmek ve yeni cihazlar geliştirebilmek için Manhattan’da kurdukları laboratuvarda çalışmaya koyuldu.



    Tesla, East Houston St. laboratuvarında kablosuz güç deneylerinde kullanılan bir spiral bobinin önünde otururken.
    Tesla, East Houston St. laboratuvarında kablosuz güç deneylerinde kullanılan bir spiral bobinin önünde otururken.
    Wikipedia
    Tesla’nın Hayatımızı Değiştiren Buluşları ve Katkıları
    1. Alternatif Akım
    Şüphesiz ki alternatif akım, Nikola Tesla’nın hayatımıza en fazla katkısı olan buluşlarından biri olmuştur. Evlerimizde kullandığımız elektrik alternatif akımla gelmektedir. Buzdolabı, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi gibi birçok alet alternatif akımla çalışırlar. Televizyon gibi aletler ise alternatif akımı doğru akıma çevirerek çalışırlar. Alternatif akım sayesinde uzun mesafelere daha az kayıpla ve güvenli bir şekilde enerji sağlanabilir. Doğru akımla bunu yapmak mümkün değildir.

    19. yüzyılın sonlarında Nikola Tesla ve Thomas Edison kendilerini, doğru akım mı (DC: Direct current) yoksa alternatif akım mı (AC: Alternating current) daha iyi tartışmalarının içinde buldular. Bu duruma Akım Savaşları dendi. Edison, elektrik akımının bir yönde sabit bir şekilde aktığını söylerken, Tesla ve Westinghouse akımın sürekli olarak değiştiğini söylüyordu. Tesla, Edison’un şirketinde çalışırken DC jeneratörlerinin geliştirilmesinde yardımcı olmuştu. Daha sonra AC teknolojisini kullanarak geliştirdiği birkaç patenti oldu ama bu patentleri Westinghouse’a sattı.

    AC teknolojisinin DC’den daha ucuz olması Edison’u korkutmuştu. Edison, bunun üzerine karşı kampanyalar düzenledi. Edison ayrıca, alternatif akımın doğru akımdan daha tehlikeli olduğu yalanını yaymak için birkaç teknisyenini kullanarak bazı hayvanların ölmesine sebep olmuştu. Fakat Edison’un yaptığı alternatif akımı itibarsızlaştırma çalışmalarının hiçbiri işe yaramadı. Westinghouse, 1893’de Şikago’da düzenlenen Dünya Fuarı’nın elektrik sağlayıcısı oldu. Ayrıca Niagara Şelalesi'ndeki bir hidroelektrik santrali için alternatif akım jeneratörleri inşa etmek için önemli bir sözleşme imzaladı. Bu savaşın galibi alternatif akım, yani Tesla olmuştu.

    Günümüzde elektrik üretim tesislerinden evlerimize kadar olan elektrik alternatif akımla taşınmaktadır ancak bu elektrik evimize ulaştıktan sonra, evin içindeki cihazların neredeyse hepsi doğru akım ile çalışmaktadır. Dolayısıyla akım savaşlarının nihai kazananı insanlık oldu diyebiliriz: Her iki akım türü de, vazgeçilmez derecede öneme sahiptir.

    Tesla ve Edison arasındaki ''Akımların Savaşı'' nı görselleyen bir çalışma.
    Tesla ve Edison arasındaki ''Akımların Savaşı'' nı görselleyen bir çalışma.
    Gizmodo
    2. Tesla Bobini (Tesla Coil)
    Nikola Tesla denince çoğu zaman aklımıza en önemli buluşlarından biri olan Tesla bobini gelir. 1891’de tasarlamıştır ve patentini aynı yıl içinde almıştır. Tesla bobininin çalışma prensibi; elektrik geriliminin yükseltilmesi ile yüksek frekanslı düşük akıma sahip bir çıkış elde etmek ve elektriği kablosuz olarak aktarmaktır. Bu her ne kadar kulağa çok tehlikeli gelse de Tesla bu buluşunu denemekten kendini alamamıştır. Sonuç olarak, Tesla bobini yüksek miktarda enerji üreterek lambaların kablosuz olarak aydınlatmasını sağlamıştır.



    Tesla, bu devreleri daha sonra farklı deneylerde kullanacaktı: elektriksel aydınlatma, fosforesans, X-ışını oluşumu, elektroterapi ve elektrik enerjisinin kablolar olmadan iletimi gibi. Tesla bobini devreleri, 1920’lere kadar kablosuz telgraf için ve elektroterapi ve mor ışın cihazları gibi tıbbi cihazlarda kullanıldı. Bugün de eğlence ve eğitim amaçlı gösteriler için kullanılmaktadır.

    Tesla Bobini
    Tesla Bobini
    Wikipedia
    3. Radyo
    Tesla, keşfettiği bobinlerle güçlü radyo sinyalleri alabildiğini de keşfetti. 1895'lerin başında, 80 km uzaklıktaki New York'taki West Point'e sinyal göndermeye hazırdı ama aynı yıl laboratuvarında çıkan yangınla bütün çalışmaları harap olmuştu. Bu arada İngiltere'de, Guglielmo Marconi kablosuz telgraf için bir cihaz yapmaya çalışıyordu. Daha sonra Marconi, sinyalleri İngiliz Kanalından iletmek için bir Tesla osilatörü kullanarak gösteriler düzenledi. Tesla, 1897'de radyo patenti başvurusunu yaptı ve 1900'de patentini almıştı. Marconi'nin Amerika'daki ilk patent başvurusu ise 10 Kasım 1900 tarihinde reddedilmişti. Ancak 1904'te, ABD Patent Ofisi kararını değiştirdi ve Marconi'ye radyo icadı için bir patent verdi. Bunun nedenini hiçbir zaman tam olarak açıklanmadı. Tesla Marconi için şöyle der:

    Marconi iyi bir adam. Devam etmesine izin verin. Patentlerimin 17'sini kullanıyor.
    Ancak Marconi 1911'de Nobel Ödülü'nü kazandığında, Tesla buna dayanamayarak Marconi Şirketi'ni 1915'te dava etti ancak büyük bir şirket aleyhindeki bir davayı kazanacak mali durumu yoktu.

    Bu konuyla ilgili detaylı bilgiyi buradaki yazımızdan alabilirsiniz.



    4. Flüoresan
    Nikola Tesla'nın buluşlarından biri de özel olarak tasarlanmış yüksek frekanslı güç kaynağı üniteleri ile çalışmak üzere tasarlanmış elektrik lambalarıdır. Bu lambalardan bazıları günümüzde kullanılan flüoresan lambalarının öncüleridir. Neon tüplü lambaların üretiminde de Tesla’nın tasarladığı lambalar esas alınmıştır. Akkor lamba ampulü olarak bilinen Tesla'nın tasarladığı üçüncü tip lamba, yüksek verimlilikte ışık üretme yeteneğine sahipti. Bu lambanın tasarımında değişiklik yapılarak üretilmeye başlanmıştır. Tesla, 1891 yılında Elektrikli Akkor Lamba adı altında patentini aldı.

    5. X-Işını
    Tesla'nın yüksek voltajlı, yüksek frekanslı alternatif akımları araştırması, tıbbi uygulamaları olan çok çeşitli vakum tüplerinin gelişmesine yol açmıştır. X ışınlarının üretilmesi ve canlı dokuların fotografik olarak görüntülenmesinde kullanılması için teknikler geliştirilmiştir. Tüplerinden biri günümüz elektron mikroskobunun bir öncüsü olarak kabul edilir. Tesla'nın keşifleri ayrıca Nükleer Manyetik Rezonans Görüntüleme’nin temellerini de oluşturmuştur.

    6. Uzaktan Kumanda
    Tesla, 1898’de ilk uzaktan kumandalı model botunu yapmayı başarmıştı ve bu buluşu bütün radyo prensiplerine sahipti. Dolayısıyla elinize aldığınız her kumandada Tesla’nın da emeğinin bulunduğunu düşünebilirsiniz ve ayırca bu buluş radyo patentinin aslında Nikola Tesla’nın hakkı olduğunu bir kez daha kanıtlar.

    Nikola Tesla’nın buluşları ve katkıları bu kadarla kalmaz tabii ki. Radarın, elektron mikroskobunun ve mikro dalga fırının çalışma sistemlerinin ve otomobillerdeki ateşleme sisteminin temelleri de Tesla’nın katkı sağladığı buluşlar arasındadır.

    Tesla’nın hayata geçiremediği birçok projesi de olmuştur. Bunlardan biri ise askeri amaçlar için kullanılması amaçlanan güçlü ve uzun mesafeli bir silahtır. Nikola Tesla, elektrik silahı olarak tasarlamayı amaçladığı silahını 1934’te kamuoyuna açıkladı fakat yeterli destek bulamadığından bu proje hayata geçemedi.



    Tesla’nın Bazı Sözleri
    Nikola Tesla’nın Şubat 1892’de Elektrik Mühendisleri Enstitüsü’nde yapacağı konuşmanın bir bölümünde alternatif akım ve Tesla bobini ile ilgili çalışmaları hakkında şunları söyler:

    Bütün bu gözlemler bizi büyüledi ve bizi bu fenomenlerin doğası hakkında daha fazla bilgi edinmek için yoğun bir istekle doldurdu. Kim olursak olalım, her gün işimize keşfetmek umuduyla ve bizi bekleyen büyük sorunlardan birinin çözümünü bulabilmek için gidiyoruz, her geçen gün, her başarımızda yenilenen heyecanla görevimize geri dönüyoruz ve başarısız olsak bile çalışmalarımız boşuna gitmiyor çünkü bu çabalarımızda saatlerce süren keyifli çalışmalarımız var ve enerjimizi insanlığın yararına yönlendirdik.
    5 Mart 1904’de Electrical World and Engineer için yazdığı The Transmission of Electric Energy Without Wires’dan bir bölüm:

    Doğa aynı sonuca birçok yönden ulaşabilir. Fiziksel dünyadaki bir dalga, sınırsız okyanusta herşeyi saran madde gibi; yani organizmaların dünyasında, yaşamda bir itki oldu, bazen ışık hızıyla, bazen o kadar yavaş ki yıllarca kalacakmış gibi görünüyor, insanın aklına gelemeyecek bir karmaşıklık sürecinden geçiyor ama enerjisi her biçimde, her aşamada, her zaman ve tamamıyla doğada mevcut. Geçmiş zamanlarda bir tiranın gözüne düşen uzak bir yıldızdan gelen tek bir ışın, yaşamın akışını değiştirmiş olabilir, ulusların kaderini değiştirmiş olabilir, dünyanın yüzeyini değiştirmiş olabilir, çok dallı budaklı, bu yüzden doğadaki süreçler düşünülemeyecek şekilde karmaşıktır. Hiçbir zaman doğanın ihtişamı hakkında düşündüğümüzden daha fazla bir fikre sahip olamayız; enerjinin korunumu yasasına göre, sonsuzluk boyunca kuvvetler mükemmel bir dengededir ve dolayısıyla tek bir düşüncenin enerjisi, evrenin hareketini belirleyebilir.
    Tesla Hakkında Bazı İlginç Bilgiler
    Yazının başında Nikola Tesla’nın çocukluğundan bahsederken garip davranışlarından da bahsetmiştik. Bu davranışları Nikola Tesla’yı ilerleyen yaşlarında da bırakmadı ve hatta yenileri eklendi. Temizlik ve hijyen konusunda titizliği aşırı seviyede idi. Bu titizliğine rağmen hayvanları ve özellikle güvercinleri çok seviyordu. Onları otel odasına götürüyor ve besliyordu. Tesla güvercinlerinden biri hakkında şu sözleri söylemiştir:

    O güvercin hayatımın neşesiydi, bir erkeğin kadını sevdiği gibi sevdim onu. Bana ihtiyaç duyduğunda, başka hiçbir şeyin önemi olamazdı. Ona sahip olduğum sürece yaşamımda bir hedefim de oldu. Onu düşünmek yeterliydi benim için, onu çağırdığımda uçup gelirdi. Ben onu anladım ve o da beni.
    Tesla hiç evlenmemiş biri olarak kadınlarla ilişkileri konusunda çok başarılı bir insan değildi. Kadınlarla tek başına yemek yemekten hoşlanmaz, onların taktığı küpelerden, özellikle inci küpelerden nefret ederdi.

    Tesla, Amerika'ya geldikten sonra 1889'da, bir New York kulübünde yazar Mark Twain ile tanışmıştı. Tesla, Twain'e çocukluk hastalığından ve okuduğu Twain kitaplarından bahsetmişti. Mark Twain bundan çok etkilenmişti ve sonra çok iyi arkadaş oldular. Tesla, Twain'i Amerika'ya vardığında kendisine ilham veren ilk kişi olarak tanımlar ve Twain sıklıkla Nikola Tesla'nın laboratuvarını ziyaret ederdi.

    Gazeteci Frank G. Carpenter, Boston Sunday Globe için 18 Aralık 1904’de gerçekleştirdiği söyleşiden bir bölümde Tesla hakkında şu sözleri söylüyor:

    Waldorf'ta onu gördüğümde çalışkan bir mucitten çok İtalyan bir savcıya benziyordu. Takım elbisesi içinde ve diğer erkeklerin arasında lobide duran en çarpıcı figürdü. Bay Tesla şu anda 47 yaşında ve fiziksel ve entelektüel olarak en üstün halinde. Uzun ve ince bir insan, başı uzun, ince ve entelektüel, alnı yüksek ve dolu. Macaristan'da doğmuş ve orada eğitim görmüş fakat mükemmel derecede İngilizce konuşuyor ve şimdiye kadar tanıştığım en etkileyici konuşmacılardan biri.
    Bu fotoğrafta Nikola Tesla 40 yaşındadır. Her zaman şık giyimiyle ve duruşuyla dikkat çekmiştir.
    Bu fotoğrafta Nikola Tesla 40 yaşındadır. Her zaman şık giyimiyle ve duruşuyla dikkat çekmiştir.
    Wikipedia
    Tesla, 1931'de 75. doğum gününde Time Magazine'in kapağında yer almıştır. Bu vesileyle, Albert Einstein da dahil olmak üzere bilim ve mühendislik alanındaki bir çok isimden tebrik mektubu almıştır. Ne var ki Tesla, 11 Temmuz 1935'te The New York Times gazetesine verdiği bir demeçte şöyle söylemektedir:

    Einstein’ın görelilik çalışmaları göz alıcı bir matematiksel kılıftan ibarettir. Bu kılıf, insanları büyüler, etkiler ve bir yandan da altında yatan hataları gizler. Einstein’ın Teorisi, cahil insanların onu bir kral gibi görmesi için mor renkte giysiler giyen bir dilenci gibidir. Teorinin yandaşları, bilim insanı olmaktan ziyade metafizikçilerden ibarettir.
    O "mor renk" ile ilgili söyledikleri, gerçekten son derece acımasızdır. Batılı kültürde mor renk, İncil'de de geçtiği gibi eski zamanlarda zor elde edildiği için "saltanat"a işaret etmektedir. Bizim kültürümüzde bu, "kadife kumaş" demek gibi... Tesla, Einstein'ı ve teorisini "cehalet" ile suçlamakla kalmıyor, bu teorinin amacının insanların kafasını karıştırarak hatalarını gizlemek olduğunu da açıkça iddia ediyor.



    Tesla, 1934 yılında yazdığı "Tanrısal Dedikodunun Parçaları" başlıklı şiirinde şunları söylemektedir:

    Çok üzgünüm, Sir Isaac, sizin ününüzü kıstılar,

    Sizin büyük biliminizi alt üst ettiler,

    Şimdi uzun saçlı bir deli, Einstein isimli,

    Sizin tüm öğretilerinizi bozuyor.

    Diyor ki: madde ve kuvvet dönüştürülebilirdir,



    Sizin değişmez yasalarınızı yalanlıyor.

    Aynı Tesla, 75. doğum günü şerefine verilen galada, Einstein'ın E=mc2E=mc^2E=mc
    2
    formülüyle ilgili şunları söylüyordu:

    Ben bugüne kadar sayısız atomu birbiriyle çarpıştırdım, hiç de dikkate değer bir enerji açığa çıkmadı.
    Halbuki ilk parçacık hızlandırıcısı, Tesla'nın bu iddiasından 50 yıl sonra icat edilecekti.

    Sonuç
    Nikola Tesla, insanlık tarihinin şahit olduğu en iyi mucitlerden biridir ve bir bilim insanıdır. Buluşlarının çoğu yaşamımızı etkileyen ve kolaylaştıran aletlerin temelini oluşturmaktadır. Tesla birçok buluşunun patentini alabilse de bazı buluşlarının patentlerini ya satmak zorunda kalmış ya da haksızlığa uğrayarak Tesla'nın olması gereken patentler başka mucitlere verilmiştir. Yine de bütün bu haksızlıklara rağmen en çok buluşa ve patente sahip mucitlerden biridir. Nikola Tesla, gördüğü bu haksızlıklar ve patent hırsızlıkları yüzünden çok kötü zamanlar yaşamıştır ama yine de çok çalışmaya ve üretmeye devam etmiştir. Hiçbir zaman bir tüccar gibi düşünmeyen ve davranmayan Tesla, ürettiği her şeyi insanlığa adamıştır. 8 Ocak 1943’te, 86 yaşındayken yalnız kaldığı otel odasında hayata gözlerini yummuştur.
  • Fransa’nın 2008 yılı “Kim milyoner olmak ister” programında yarışıyordu ve kötü sıkışmıştı. Doğru cevap verirse 200.000€ kazanacak, yoksa sadece 32.000€ ile yetinecekti.
    Soru ise kolay olmaktan uzaktı:
    -Aşağıdaki kuşlardan hangisi yuvasını kendi yapmaz da, diğer kuşlarınkini kullanır?
    a) Akbaba
    b)Kırlangıç
    c)Guguk kuşu
    d)Serçe
    Cevabı bilmiyordu elbette ki, ve sadece bir jokeri kalmıştı, telefonla arama. Ancak gel gör ki, o saatte ulaşılabilecek tek arkadaşı bir sarışındı ve sarışınların ününü hepiniz biliyorsunuz. Her ne ise…arkadaşı arandı, ve sorularını seçenekleri ile ona okuduğunda, sarışın şaşılacak bir süratle ve hiç tereddüt etmeden:
    -Şüphesiz c) şıkkı, yani Guguk kuşu!..dedi!!!!!

    Cevap doğru çıkmıştı, 200.000€ artık onundu!!!!!!

    Üç gün sonra, yarışmacı evinde ailesi ve arkadaşları, özellikle de ona bu parayı kazandıran sarışın arkadaşı şerefine bir parti vermekteydi.

    -Sana nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum şekerim, dedi ona . Doğrusunu istersen o kadar kesin ve hızlıydı ki cevabın, hiç tereddütsüz c) şıkkı dedim. Bu arada, sahi nereden biliyorsun allah aşkına Guguk kuşlarının yuva yapmadığını?
    -“Yapma bebeğiiim, dedi sarışın, Guguk kuşlarının duvar saatlerinde yaşadığını bilmeyen mi var!" 😁😁😁
  • 176 syf.
    ·10/10
    Faiz haramdır ama ülkemizde faiz oranı yaklaşık %25.50.
    Kitabın yazarı bu konuyu sade bir dille ele almış ve çok basit okuyucunun anlayabileceği dilde de örnekler vermiş.

    Ana konuları ele aldığımda kenara not düştüğüm bazı alıntıları paylaşmak istedim. Ki bu alıntıları sadece okumak yetmiyor, idrak etmek çok önemli.

    Buyrun;
    ''Merkez bankaları nakdi ortadan kaldırarak süper merkez bankalarına dönüşmek ve siber paralar ile bütün ekonomik işlevlere hâkim olmak istiyorlar.
    Merkez bankaları, bankaların para yaratma mekanizmalarını iptal edip onun yerine kendilerinin her şeyi denetleyebileceği siber paralar üretmek istiyorlar.
    Kısaca; Paranın hakimi onlar. Kendi paramızı kendimiz basmıyoruz ve basılan paralar da ülkeye borçla (faizle) veriliyor.

    Gelişen teknolojilerin verdiği imkanları da göz önüne aldığımızda, merkez bankaları artık güçlerini iyice pekiştirmek istiyorlar. Bankaların elinden para yaratma mekanizmasını almak istiyorlar. Kağıt parayı da ortadan kaldırıp bütün transferleri kontrol etmek istiyorlar.
    Tamamen dijital paraya geçerek her şeyi ve hayatlarımızı kontrol altına almak istiyorlar. Buna gerekçeleri de hazır. Suçla mücadele!
    Her şey dijital hale gelirse kimin ne yaptığı da rahatlıkla kontrol edilebilecektir.

    Bu küresel faizci zulüm düzenine karşı duracak olan kim ise sonunda galip gelecek olan O'dur. Kazanacak olandır.
    O kimdir, biliyor musunuz?
    Hayır ben bilmiyorum.
    Bugün elinde imkanları olup da bu değişimi yapmayanlar yarın Allah'ın huzurunda ne cevap vereceklerini de hazırlamalıdırlar. Bu aynı zamanda, içinde bulunduğumuz faizci zulüm sisteminin neden devam ettiğinin de cevabı olur.
    O, bir devlet başkanı olabilir. Değilse de sonunda kesinlikle O bir devlet başkanı olur.

    - Öğretilmiş korkulara veya öğretilmiş çaresizliklere teslim olmadan, haklı olduğu davada cenge girmek bizim milletimizin en büyük özelliğidir.
    Allah ve elçisi faize karşı savaşa girmişken, inananların kenarda durmak gibi bir seçeneği olamaz.''

    Son olarak;
    Borca dayalı para sistemi lağvedilmelidir.
    Adaletin merkezde olduğu yeni bir dönem başlatılmalıdır.''

    ---
    ''Ey iman edenler, Allah'tan sakının ve eğer inanmışsanız faizden arta kalanı bırakın. Şayet böyle yapmazsanız, Allah'a ve Resulüne karşı savaş açtığınızı bilin.'' (Bakara 2/278-279)

    'Ey iman edenler! Kat kat faiz yemeyin. Allah’tan sakının ki kurtuluşa eresiniz.'(Ali-İmran 130)
    ---
  • Bu sözümü unutmayın Mr. Dedalus dedi. İngiltere, Yahudilerin eline geçmiş durumda. En yüksek makamlarda: maliyesinde, basınında...
    Bir milletin çöküşünün işaretleridir bunlar. Nerede toplansalar o milletin hayatiyetini yiyip bitirirler. Yıllar önce, işin bu noktaya gelebileceğini öngörebiliyordum.
    Bizim şu anda burada olduğumuzdan nasıl eminsem, Yahudi tüccarların yıkıcı faaliyetlerle meşgul olduklarından da o kadar eminim.
    Eski İngiltere ölüyor...
    — Hızla aşağı doğru adım attı, masmavi gözleri geniş bir güneş ışığı huzmesinin içinden geçerek canlandılar. Yüzünü çevirdi ve geri döndü.
    — “Ölüyor” dedi. Eğer ölmediyse...

    Bir sokaktan bir sokağa çığlığı fahişenin
    Dokuyacak kefenini eski İngiltere’nin

    Söylediklerinin cezbesine kapılarak altında durduğu gökyüzüne müsamahasızca baktı.
    — Tüccar dediğiniz, ister Yahudi olsun ister diğer milletlerden olsun, ucuza alıp pahalıya satan kişi değil midir?
    — Onlar, nura karşı günah işlediler dedi Mr. Deasy ağır bir ciddiyetle. Gözlerinde karanlığı görebilirsiniz. İşte bu sebeple hala dünyada yersiz yurtsuz dolanıp duruyorlar.
    Paris borsasının basamaklarında altın tenli adamlar, mücevherli parmaklarıyla fiyat kotasyonları veriyorlar. Kazlar gibi gürültü çıkarıyorlar. Tapınağın etrafına abes tavırlarla, gürültüyle üşüşüyorlar. Kafalarına beceriksizce geçirdikleri o silindir şapkaların altında kırk tilki dolaşıyor. Kendilerine ait değil: ne giydikleri, ne dilleri, ne jestleri. Kocaman, ağırkanlı gözleri, sözlerini yalanlıyorlar. Jestleri kibar ama etraflarını sarmış olan kinin farkındalar ve tüm emeklerinin boşuna olduğunu biliyorlar. Biriktirip istiflemek için boşuna sabrediyorlar.
    Kuşkusuz, zaman hepsini savuracak. Yol kıyısına yığılmış bir stok: Yağmalanmış ve paylaşılıyor. Gözleri, gezginlikle geçen yılların bilincinde, gözleri sabırlı, etlerindeki ‘onursuzluk’ damgasını tanıyor.
    — Kim işlemedi ki? dedi Stephen.
    — Ne demek istiyorsunuz? diye sordu Mr. Deasy.
    Bir adım yaklaştı ve masanın yanında durdu. Çenesi yan tarafa doğru tereddütle açıldı. (Bu mu şimdi yaşlılığın bilgeliği? Benim konuşmamı bekliyor)
    — “Tarih” dedi Stephen, uyanıp kurtulmaya çalıştığım bir kâbus.
    Oyun sahasından oğlanların çığlıkları yükseldi. Cırıldayan bir düdük: Gol.
    Peki ya o “kâbus” sana bir çifte atarsa?
    — Yaradanın yolları bizim yollarımıza benzemez dedi Mr. Deasy. İnsanlığın tüm tarihi tek bir büyük hedefe doğru ilerler: Tanrı’nın tezahürüne.
    Stephen, başparmağını pencereye doğru sallayıp dedi ki: Tanrı dediğiniz işte şu... Ayy, Yeahh.
    — Ne? diye sordu Mr. Deasy.
    — Sokaktan gelen bir çığlık diye yanıtladı Stephen omuzlarını silkerek.
    Mr. Deasy bakışını aşağıya doğru çevirdi ve bir süre burnunun kanatlarını parmaklarının arasında çimdikler gibi tuttu. Başını kaldırırken onları serbest bıraktı.
    — Ben sizden daha mutlu bir insanım dedi.
    Hepimiz pek çok hata yaptık, pek çok günah işledik. Yeryüzüne ‘günahı’ bir kadın getirdi. Olması gerekenden daha iyi olmayan bir kadın için, Menelaos’un kaçak karısı Helen için Yunanlar on yıl boyunca Troya’yla savaştılar. Sadakatsiz bir kadın, yabancıların topraklarımıza ayak basmasına neden oldu. MacMurrough’un karısı ve kadının dostu, Breffni Prensi O’Rourke. Parnell’i de bir kadın yıkıma götürdü. Pek çok hata, pek çok başarısızlık... Ama hiçbiri o büyük günahı işlemediler. Ben artık, yaşamımın sonuna gelmişim, zorlukla ayakta duruyorum. Yine de sonuna kadar “hakkaniyet” için mücadele edeceğim.

    Çünkü Ulster savaşacak
    Ve Ulster kazanacak

    Stephen elindeki sayfaları kaldırdı.
    — Bakın efendim diye söze başlamıştı ki... Tahminime göre dedi Mr. Deasy araya girerek. Siz bu işte pek uzun kalmayacaksınız. Bana, öğretmen olmak için doğmuşsunuz gibi geliyor. Belki de yanılıyorumdur.
    — Daha çok öğrenen biri olmak için dedi Stephen.
    Peki burada öğreneceğiniz ne kaldı ki?
    — Kim bilir? dedi. Öğrenmek için alçakgönüllü olmak gerek. Ama asıl büyük öğretmen yaşamdır. Stephen, sayfaları bir kez daha hışırdattı.
    — Bu yazıya gelince diye söze başladı...
    — Evet dedi Mr. Deasy hemen. Size iki kopya verdim. Eğer bir an önce bastırabilirseniz... Telegraph, Irish Homestead.
    — Deneyeceğim dedi Stephen. Size yarın haber veririm. Yazı işleri müdürüyle tanışıklığım var.
    - Yeterli dedi Mr. Deasy.
    Dün akşam milletvekili Mr. Field’a yazdım. Bugün, “City Arms” otelinde Sığır Tüccarları Derneği’nin bir toplantısı var. Ondan, mektubumu toplantıya sunmasını istedim. Siz de mektubu, şu sizin iki gazetede bastırtabiliyor musunuz bir bakın. Yitirecek zamanımız yok. Şimdi, kuzenimin mektubuna yanıt yazmam gerek.
    — İyi günler efendim dedi Stephen, sayfaları cebine yerleştirirken. Sağ olun.
    — Rica ederim dedi Mr. Deasy. Masasındaki kağıtları karıştırıyordu. Arada bir sizinle kılıç çarpıştırmayı seviyorum, yaşımı başımı almış olsam da.
    — İyi günler efendim dedi Stephen bir kez daha. Onun eğilmiş sırtını selamlayarak...
    Açık sundurmadan dışarı çıktı ve ağaçların altındaki çakıllı patikadan devam etti yoluna. Oyun sahasından yükselen çığlıkları ve sopaların çatırtılarını duyuyordu. Bahçe kapısından çıkarken, aslanlar sütunların üstünde yatıyorlardı; dişsiz canavarlar. Yine de ona mücadalesinde yardımcı olacağım. Mulligan bana yeni bir lakap takar artık: Sığır sever şair.
    — Mr. Dedalus!
    (Peşimden koşuyor, başka bir mektubu yoktur umarım)
    — Bir saniye...
    — Buyrun efendim dedi Stephen dönerek.
    Mr. Deasy durdu. Nefes nefeseydi, nefesini yutuyordu.
    — Diyecektim ki dedi. İrlanda, “Yahudilere hiç zulmetmemiş tek ülke olma şerefine sahiptir” derler. Biliyor muydunuz?
    — Hayır.
    — Peki nedenini biliyor musunuz?
    — Nedenmiş efendim dedi Stephen gülümsemeye başlayarak.
    — Çünkü onları memlekete hiç sokmadı dedi Mr. Deasy ciddiyetle.
    Ansızın, gırtlağından bir kahkahanın öksürük topu sıçradı. Peşinden kuvvetli bir hırıltıyı ve balgam zincirini getirerek. Sonra da hızla arkasına dönüp ilerlemeye başladı. Öksürerek, boğazını temizleyerek, iki yana açtığı kollarını havaya savurarak...
    — Arkası dönükken “onları memlekete hiç sokmadı” dedi yine. “İşte bu yüzden” dedi son kez. Uzaklaşmaya başlamasına rağmen öksürüklerle, hırıltılarla kesintiye uğrayan kahkahası da hala duyuluyordu.
    Güneş, bilge omuzlarının üstüne, yaprakların damalı gölgelerinin yanından parlak pullar fırlattı.
    Dans eden demir paralar gibi.
  • ... Bu durumda tek çare kalıyordu: mücadele etmek, insan düşüncesinde varolabilecek bütün silahlarla mücadele etmek...

    Bundan dolayı, bu hareketin ilkelerini anlamak için, bu ideolojinin kurucularının kim olduğunu araştırmaya başladım. Araştırma hedeflerine ümit ettiğimden daha çabuk varmamı, Yahudi meselesi hakkındaki derin bilgime borçluyum. Gerçeğe Sosyal-Demokrasi savunucuları ve önderlerinin teorilerindeki çelişkileri, pratik biçimde karşılaştırarak ulaştım. Gerçekte Yahudiler hakkında söz söylemenin ne anlama geldiğini öğrenmiş bulunuyordum. Bu her zaman için fikirlerini gizlemek veya örtmek için kullanılan bir taktiğin adıydı. Onun için bunun ne anlama geldiğini kitaplardaki metinlerde bulmak hiçbir zaman mümkün değildi. Belki özenli bir biçimde araştırarak satır aralarında bulmak mümkün olabilirdi.

    Bu fikirlerim öyle bir noktaya ulaştı ki bir daha hiçbir zaman rastlamayacağım derin bir ihtilal kasırgasına yakalandım.

    O zamana kadar yeteri kadar aktif olmaktan uzak yarı kozmopolit bir hayat sürerken, bundan böyle tutucu bir Yahudi düşmanı kesildim.

    Yüzyıllar boyunca toprak davasıyla yaşayan bu halka, acaba sözünü ettikleri topraklar gerçekten vaat edilmiş miydi!?

    Marksizm'i incelemeye ve Yahudilerin teşkilatlanmasını tarafsız bir gözle araştırmaya başladığım günlerde bu sorunun cevabını kolayca alma şansı buldum.

    Marksizm'in Yahudi inancı, tabiatın uyduğu aristokratik ilkeleri reddederek gücün ve enerjinin sonsuz egemenliği yerine sayı çoğunluğunu koyuyordu. Bu ideolojiye göre insanın bireysel değeri yoktu. Irk olgusu ve ırk üstünlüğü bir kenara itilerek geleceği ilişkin önceden tayin edilmiş şartları yok sayılmaktaydı. Bu tez dünya hayatının esası olarak kabul edildiğinde hiç şüphesiz bu insanlığın tasarlayabildiği bütün düzenin sonu demekti.

    Bu nedenle Yahudiler, bu dünya da yaşayan milletler üzerinde Marksizim sayesinde bir zafer kazanacak olurlarsa, kazandıkları başarı ancak insanlığın cenaze merasimi olurdu. Ondan sonra gezegenimiz, milyonlarca olurdu, insansız kalmaya mahkum olacaktı.

    Oysa sonsuz yaratılış ilkesi kendi yasaları dışına çıkan her şeyden acı biçimde intikam almak üzere kurulmuştu.

    Bu sebeple ben, yaratıcımızın mutlak olan ruhuna göre hereket ettiğime inanmaktayım.
    Çünkü, Yahudi' ye karşı savaşırken aynı zamanda Tanrı' nın kanunları için de savaşıyorum demektir. ️