• Bazıları bakar , bazıları görür.Kimisi saldırı odaklı oynar kimisi savunma , bazılarımız bekler, bazılarımız sabırsızdır.Kimi düşünürler için büyülüdür , kimileri içinse 64 kareden oluşan bir deli saçması...Dünya üzerinden bulunan atom sayısından ,daha fazla sayıda olası satranç oyunu vardır.Hiç kimse hepsinin sonucunu tahmin edemez .Sen ve karşı oyuncu arasında sonsuz denilecebilecek hamle kombinasyonları vardır.Bu da demek oluyor ki eğer bir hata yaparsanız , bunu düzeltmek için neredeyse sonsuz sayıda çözüm vardır.Yeter ki görmesini bilin.(person of interest)İyi okumalar... :)
  • “Sular yükseldikçe balıklar karıncaları yer, sular çekildikçe de karıncalar balıkları yer. Kimse bugünkü üstünlüğüne gücüne güvenmemeli… Çünkü kimin, kimi yiyeceğine suyun akışı karar verir.”

    Kimileri Eflatun’a mal eder, kimisi Afrika Atasözü, çoğunluğu da bir Kızılderili atasözü olduğunu söyler. Çok da önemli değil bence, söyleyen ne güzel söylemiş be! Helal olsun…
  • İnsanlar hayatta değişik olaylardan keyif alıyorlar. Kamyon arkası yazıları da bunlardan biri. Kamyon şoförlerinin kendilerini ifade etme şekillerinden biri olan kamyon arkası yazıları, hem sosyolojik gerçeklikler taşıyor, hem de insanları eğlendiriyor.

    Kamyon Arkası Yazıları Nedir, Niye Önemlidir?Kamyon arkası yazıları bir uzun yol şoförünün kendini ifade etme şeklidir.Sosyolojik, ekonomik, siyasal, felsefi mesajlar taşır. Sadece bu yazıları okuyarak bile nasıl bir toplum içinde yaşadığınızı anlayabilirisiniz.Kimileri çok hüzünlüdür:Bilmem bu gidişin dönüşü olur mu ?

    Kimisi neşeli:Korna çalma, uyuyorum.Kimisi edepsiz Kimisi felsefi:Sen de geçeceksin....Kimi Orhan Abi'ye takmıştır kafayı, kimi sevgilisine.Kimini hepimiz ezbere biliriz:aşıksan vur saza şöförsen bas gaza.Kimi yeni çıkan ürünlere gönderme yapar:Nescafe bile üçü bir arada ben yine yalnızım.:)
  • ama gene de herkes sevdiğini öldürür
    bu böylece biline
    kimi bunu kin yüklü bakışlarıyla yapar
    kimi de okşayıcı bir söz ile öldürür
    korkak, bir öpücükle
    yüreklisi kılıçla, bir kılıçla öldürür!

    kimi insan aşkını gençliğinde öldürür
    kimi sevgilisini yaşlılığına saklar
    bazıları öldürür arzunun elleriyle
    altın'ın elleriyle boğar bazı insanlar
    bunların en üstünü bıçak kullanır çünkü
    böylelikle ölenler çabuk soğuyup donar.

    kimi insan az sever, kimisi de çok uzun
    kimiler aşkı satar, kimiler satın alır
    kimileri de yapar bu işi gözyaşıyla
    kimilerinde aşka serin kanla kıyılar
    hemen herkes bir türlü öldürür sevdiğini
    ama bundan ötürü herkes asılmamıştır.

    Oscar Wilde
  • Normal insanlardan farklı zihinsel ve fiziksel yetenekleri olan 10-18 yaş arası gençler kitabın konusunu oluşturuyor. Bu gençler yeteneklerinin özelliklerine göre renklere ayrılıyor. Yeşil, sarı, mavi, turuncu ve kırmızı. Kimi karmakarışık bulmacaları çok kısa süreler içinde çözebilen ve 450 sayfalık koca kitabı tek okuyuşta ezberleyebilen dâhilerken, kimisi tek bir el hareketi ile araçları hareket ettirebiliyor, kimi ise başkalarının anılarını okuyup onları silebiliyor ve yerine istediğini koyarak kişileri yönetebiliyor. Yeteneklerinin tehlikeli ve etkililiğine göre bazı renkler diğerlerine göre daha tehlikeli olarak addedilerek ona göre muamele ediliyor. Bu insanüstü yeteneklerle donatılmış gençler konusunda herkesin farklı farklı planları var. Kimi onları bir kampa kapatarak ailelerinden ve sevdiği birçok şeyden uzak yaşatarak hatta bazen tabiri caizse “imha ederek” düzeni sağlamaya çalışırken kimileri onların bu yeteneklerini düşmanlara karşı savaşmak için kullanmak üzere kendi taraflarına çekecek vaatlerde bulunuyorlar. Bu çocukları gerçekte düşünecek ve onları kullanmak değil onların derdine çare olacak kimseleri yok. Hepsi aslında onları bir robota dönüştürmeye çalışan birer düşman. Kendileri dışında.

    Karakterlere gelecek olursak; baş karakterlerin hepsini çok sevdim ve benimsedim diyebilirim. Ruby zaten kitabın anlatıcısı olarak gönlümde taht kurdu. Yeteneklerini nasıl kullanacağını bilememek, sürekli birilerinin hafızasından istemeden kendini, kendiyle ilgili anıları silmekle başı dertte. Yeteneklerini nasıl kullanacağını bilmiyor ve ona bunu öğretecek düşmanları haricinde kimse yok. Düşmanlarına teslim olmayı mı seçmeli yoksa kendi kendine bir yolunu bulmayı mı öğrenmeli arada sıkışıp kalmış. Liam Stewart ise herkesin içinde bir iyilik görmeye meyilli, saf ve temiz bir yakışıklı. Yeteneklerine hakim ve lider karakterli. Çevresindeki herkese başarabileceklerine dair umutlar vererek onların yaşama sebebi olan bir gün ışığı gibi. Birde minik asyalımız Suzumi namı diğer Zu var ve gerçekten sempatik bir karakter. Birde Chubs var ki ona olan duygularımı hala çözemesem bile genel olarak sempatik bulduğum ve zor bir insan olmasını takdir ettiğim birisi.

    Kitabın dili oldukça sadeydi. Kitap baş karakterlerden birisi olan Ruby’nin ağzından anlatılıyordu. Diyalogları okurken çok eğlendim hatta son sayfalarda Ruby ile Liam arasındaki diyaloğu okurken nefesim kesildi diyebilirim. Kitap oldukça akıcı ve heyecanlıydı. Sürekli macera dolu yerler oluyor ve heyecan içerisinde okuyordum. Her bölümün sonu heyecanlı bitiyor sonrakini okumak için acele ediyordum. Karakterleri ve kurgusu ile gerçekten çok başarılı buldum. Sonu da oldukça soru işaretleri ile dolu ve heyecanlı bitti. Diğer kitapları elimde yok sadece ilkini almıştım ve şimdi koşup diğerlerini de almam gerekecek. Araya zaman girmeden hepsini okumak istiyorum. Açlık Oyunlarında ilk kitabı diğerlerinden başarılı ve heyecanlı bulmuştum ve bunda da yazarın diğer kitaplarda ritmi düşürüp kalitesini bozmasından korkmuyor değilim. Umarım öyle olmaz. Çünkü seriye gittikçe bağlanmak ve bittiğinde üzülmek istiyorum bana bu duyguyu yaşatan pek seri olmuyor çünkü. Okumanızı tavsiye ederim. Seveceğinizden emin olduğum bir kitap. Detaylı yorumlar için: http://yorumatolyesi.blogspot.com/...er-kitap-yorumu.html
  • Okuyacağımız kitap bazen kalabalık bir caddede hızlı hızlı yürürken karşımıza çıkar.Kimi zaman bir tavsiye sonucu. Kimi zaman kapak resmi içine çeker, kimi zamansa bir Tv reklamı. Bazen sırf klasik kategorisine girdiğinden seçeriz, bazense otobüste otururken okumak için. Bazen cebimizdeki son kuruşu o kitaba veririz, bazense bir dosttan hediye gelir. Kimileri başkalarına kültürlü görünmek için okur görünür, kimisi okudukça ne kadar cahil olduğunu anlamakla yetinir. Kimisi kitabı aç bir kurdun koyunu parçalayıp yemesi gibi bitirmek ister, kimisi de iştahı kesilmiş ölümü bekleyen hasta gibi okumaya çalışır. Her ne olursa olsun okumak güzel be arkadaş...!
  • Ama gene de herkes sevdiğini öldürür,
    Bu böylece biline,
    Kimi bunu kin yüklü bakışlarıyla yapar,
    Kimi de okşayıcı bir sözle öldürür,
    Korkak, bir öpücükle,
    Yüreklisi kılıçla, bir kılıçla öldürür!

    Kimi insan aşkını gençliğinde öldürür,
    Kimi sevgisini yaşlılığına saklar;
    Bazıları öldürür arzunun elleriyle,
    Altın’ın elleriyle boğar bazı insanlar:
    Bunların en üstünü bıçak kullanır çünkü
    Böylelikle ölenler çabuk soğuyup donar.

    Kimi insan az sever, kimisi de çok uzun,
    Kimileri aşkı satar, kimileri satın alır;
    Kimileri de yapar bu işi gözyaşıyla,
    Kimilerinde aşka serin kanla kıyılır;
    Hemen herkes bir türlü öldürür sevdiğini,
    Ama bundan ötürü herkes asılmamıştır.”