Fatih Gürbüz, Satranç'ı inceledi.
18 Nis 20:22 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Bazıları bakar , bazıları görür.Kimisi saldırı odaklı oynar kimisi savunma , bazılarımız bekler, bazılarımız sabırsızdır.Kimi düşünürler için büyülüdür , kimileri içinse 64 kareden oluşan bir deli saçması...Dünya üzerinden bulunan atom sayısından ,daha fazla sayıda olası satranç oyunu vardır.Hiç kimse hepsinin sonucunu tahmin edemez .Sen ve karşı oyuncu arasında sonsuz denilecebilecek hamle kombinasyonları vardır.Bu da demek oluyor ki eğer bir hata yaparsanız , bunu düzeltmek için neredeyse sonsuz sayıda çözüm vardır.Yeter ki görmesini bilin.(person of interest)İyi okumalar... :)

“Sular yükseldikçe balıklar karıncaları yer, sular çekildikçe de karıncalar balıkları yer. Kimse bugünkü üstünlüğüne gücüne güvenmemeli… Çünkü kimin, kimi yiyeceğine suyun akışı karar verir.”

Kimileri Eflatun’a mal eder, kimisi Afrika Atasözü, çoğunluğu da bir Kızılderili atasözü olduğunu söyler. Çok da önemli değil bence, söyleyen ne güzel söylemiş be! Helal olsun…

Kamyon Arkası yazısı deyip geçme :)
İnsanlar hayatta değişik olaylardan keyif alıyorlar. Kamyon arkası yazıları da bunlardan biri. Kamyon şoförlerinin kendilerini ifade etme şekillerinden biri olan kamyon arkası yazıları, hem sosyolojik gerçeklikler taşıyor, hem de insanları eğlendiriyor.

Kamyon Arkası Yazıları Nedir, Niye Önemlidir?Kamyon arkası yazıları bir uzun yol şoförünün kendini ifade etme şeklidir.Sosyolojik, ekonomik, siyasal, felsefi mesajlar taşır. Sadece bu yazıları okuyarak bile nasıl bir toplum içinde yaşadığınızı anlayabilirisiniz.Kimileri çok hüzünlüdür:Bilmem bu gidişin dönüşü olur mu ?

Kimisi neşeli:Korna çalma, uyuyorum.Kimisi edepsiz Kimisi felsefi:Sen de geçeceksin....Kimi Orhan Abi'ye takmıştır kafayı, kimi sevgilisine.Kimini hepimiz ezbere biliriz:aşıksan vur saza şöförsen bas gaza.Kimi yeni çıkan ürünlere gönderme yapar:Nescafe bile üçü bir arada ben yine yalnızım.:)

HER İNSAN ÖLDÜRÜR SEVDİĞİNİ
ama gene de herkes sevdiğini öldürür
bu böylece biline
kimi bunu kin yüklü bakışlarıyla yapar
kimi de okşayıcı bir söz ile öldürür
korkak, bir öpücükle
yüreklisi kılıçla, bir kılıçla öldürür!

kimi insan aşkını gençliğinde öldürür
kimi sevgilisini yaşlılığına saklar
bazıları öldürür arzunun elleriyle
altın'ın elleriyle boğar bazı insanlar
bunların en üstünü bıçak kullanır çünkü
böylelikle ölenler çabuk soğuyup donar.

kimi insan az sever, kimisi de çok uzun
kimiler aşkı satar, kimiler satın alır
kimileri de yapar bu işi gözyaşıyla
kimilerinde aşka serin kanla kıyılar
hemen herkes bir türlü öldürür sevdiğini
ama bundan ötürü herkes asılmamıştır.

Oscar Wilde

sümeyye kip, Karanlık Zihinler'i inceledi.
19 Eki 2017 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 9/10 puan

Normal insanlardan farklı zihinsel ve fiziksel yetenekleri olan 10-18 yaş arası gençler kitabın konusunu oluşturuyor. Bu gençler yeteneklerinin özelliklerine göre renklere ayrılıyor. Yeşil, sarı, mavi, turuncu ve kırmızı. Kimi karmakarışık bulmacaları çok kısa süreler içinde çözebilen ve 450 sayfalık koca kitabı tek okuyuşta ezberleyebilen dâhilerken, kimisi tek bir el hareketi ile araçları hareket ettirebiliyor, kimi ise başkalarının anılarını okuyup onları silebiliyor ve yerine istediğini koyarak kişileri yönetebiliyor. Yeteneklerinin tehlikeli ve etkililiğine göre bazı renkler diğerlerine göre daha tehlikeli olarak addedilerek ona göre muamele ediliyor. Bu insanüstü yeteneklerle donatılmış gençler konusunda herkesin farklı farklı planları var. Kimi onları bir kampa kapatarak ailelerinden ve sevdiği birçok şeyden uzak yaşatarak hatta bazen tabiri caizse “imha ederek” düzeni sağlamaya çalışırken kimileri onların bu yeteneklerini düşmanlara karşı savaşmak için kullanmak üzere kendi taraflarına çekecek vaatlerde bulunuyorlar. Bu çocukları gerçekte düşünecek ve onları kullanmak değil onların derdine çare olacak kimseleri yok. Hepsi aslında onları bir robota dönüştürmeye çalışan birer düşman. Kendileri dışında.

Karakterlere gelecek olursak; baş karakterlerin hepsini çok sevdim ve benimsedim diyebilirim. Ruby zaten kitabın anlatıcısı olarak gönlümde taht kurdu. Yeteneklerini nasıl kullanacağını bilememek, sürekli birilerinin hafızasından istemeden kendini, kendiyle ilgili anıları silmekle başı dertte. Yeteneklerini nasıl kullanacağını bilmiyor ve ona bunu öğretecek düşmanları haricinde kimse yok. Düşmanlarına teslim olmayı mı seçmeli yoksa kendi kendine bir yolunu bulmayı mı öğrenmeli arada sıkışıp kalmış. Liam Stewart ise herkesin içinde bir iyilik görmeye meyilli, saf ve temiz bir yakışıklı. Yeteneklerine hakim ve lider karakterli. Çevresindeki herkese başarabileceklerine dair umutlar vererek onların yaşama sebebi olan bir gün ışığı gibi. Birde minik asyalımız Suzumi namı diğer Zu var ve gerçekten sempatik bir karakter. Birde Chubs var ki ona olan duygularımı hala çözemesem bile genel olarak sempatik bulduğum ve zor bir insan olmasını takdir ettiğim birisi.

Kitabın dili oldukça sadeydi. Kitap baş karakterlerden birisi olan Ruby’nin ağzından anlatılıyordu. Diyalogları okurken çok eğlendim hatta son sayfalarda Ruby ile Liam arasındaki diyaloğu okurken nefesim kesildi diyebilirim. Kitap oldukça akıcı ve heyecanlıydı. Sürekli macera dolu yerler oluyor ve heyecan içerisinde okuyordum. Her bölümün sonu heyecanlı bitiyor sonrakini okumak için acele ediyordum. Karakterleri ve kurgusu ile gerçekten çok başarılı buldum. Sonu da oldukça soru işaretleri ile dolu ve heyecanlı bitti. Diğer kitapları elimde yok sadece ilkini almıştım ve şimdi koşup diğerlerini de almam gerekecek. Araya zaman girmeden hepsini okumak istiyorum. Açlık Oyunlarında ilk kitabı diğerlerinden başarılı ve heyecanlı bulmuştum ve bunda da yazarın diğer kitaplarda ritmi düşürüp kalitesini bozmasından korkmuyor değilim. Umarım öyle olmaz. Çünkü seriye gittikçe bağlanmak ve bittiğinde üzülmek istiyorum bana bu duyguyu yaşatan pek seri olmuyor çünkü. Okumanızı tavsiye ederim. Seveceğinizden emin olduğum bir kitap. Detaylı yorumlar için: http://yorumatolyesi.blogspot.com/...er-kitap-yorumu.html

Kitap
Okuyacağımız kitap bazen kalabalık bir caddede hızlı hızlı yürürken karşımıza çıkar.Kimi zaman bir tavsiye sonucu. Kimi zaman kapak resmi içine çeker, kimi zamansa bir Tv reklamı. Bazen sırf klasik kategorisine girdiğinden seçeriz, bazense otobüste otururken okumak için. Bazen cebimizdeki son kuruşu o kitaba veririz, bazense bir dosttan hediye gelir. Kimileri başkalarına kültürlü görünmek için okur görünür, kimisi okudukça ne kadar cahil olduğunu anlamakla yetinir. Kimisi kitabı aç bir kurdun koyunu parçalayıp yemesi gibi bitirmek ister, kimisi de iştahı kesilmiş ölümü bekleyen hasta gibi okumaya çalışır. Her ne olursa olsun okumak güzel be arkadaş...!

R', bir alıntı ekledi.
23 Nis 2017

Ama gene de herkes sevdiğini öldürür,
Bu böylece biline,
Kimi bunu kin yüklü bakışlarıyla yapar,
Kimi de okşayıcı bir sözle öldürür,
Korkak, bir öpücükle,
Yüreklisi kılıçla, bir kılıçla öldürür!

Kimi insan aşkını gençliğinde öldürür,
Kimi sevgisini yaşlılığına saklar;
Bazıları öldürür arzunun elleriyle,
Altın’ın elleriyle boğar bazı insanlar:
Bunların en üstünü bıçak kullanır çünkü
Böylelikle ölenler çabuk soğuyup donar.

Kimi insan az sever, kimisi de çok uzun,
Kimileri aşkı satar, kimileri satın alır;
Kimileri de yapar bu işi gözyaşıyla,
Kimilerinde aşka serin kanla kıyılır;
Hemen herkes bir türlü öldürür sevdiğini,
Ama bundan ötürü herkes asılmamıştır.”

Reading Hapishanesi Baladı, Oscar WildeReading Hapishanesi Baladı, Oscar Wilde
Sercan ATİK, Reading Hapishanesi Baladı'ı inceledi.
21 Nis 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Ama gene de herkes sevdiğini öldürür,
 Bu böylece biline,
 Kimi bunu kin yüklü bakışlarıyla yapar,
 Kimi de okşayıcı bir sözle öldürür,
 Korkak, bir öpücükle, 
 Yüreklisi kılıçla, bir kılıçla öldürür!

 Kimi insan aşkını gençliğinde öldürür,
 Kimi sevgisini yaşlılığına saklar;
 Bazıları öldürür arzunun elleriyle,
 Altın’ın elleriyle boğar bazı insanlar:
 Bunların en üstünü bıçak kullanır çünkü
 Böylelikle ölenler çabuk soğuyup donar.

 Kimi insan az sever, kimisi de çok uzun,
 Kimileri aşkı satar, kimileri satın alır;
 Kimileri de yapar bu işi gözyaşıyla,
 Kimilerinde aşka serin kanla kıyılır;
 Hemen herkes bir türlü öldürür sevdiğini,
 Ama bundan ötürü herkes asılmamıştır.”

MadesaM, bir alıntı ekledi.
21 Mar 2016

Herkes Öldürür Sevdiğini ve Hiç Bilinmeyen Hikayesi


"Kulak verin sözlerime iyice,
Herkes öldürebilir sevdiğini
Kimi bir bakışıyla yapar bunu,
Kimi dalkavukça sözlerle,
Korkaklar öpücük ile öldürür,
Yürekliler kılıç darbeleriyle!"



Bu şiirle ilgili bilinmesi gereken birkaç unsur vardır. Birincisi, bu şiir Oscar Wilde'a aittir. Orijinal adı, "The Ballad of Reading Gaol"dür ve şiirin bilinen en ünlü üç kıtası, tümünün üçte biri kadar yoktur. Şiirin Türkçeye çevirisini, Özdemir Asaf yapmıştır. En önemlisi de, Oscar Wilde mezarından çıkıp Türkiye'ye gelse bile, kendi şiirini Tuncel Kurtiz kadar iyi okuyamaz.

Aynı zamanda şiirin hikayesini anlatan bir Türkçe kaynak yoktur, varsa da ben bulamadım. İşte bugün, bu şiirin gerçek hikayesini anlatacağız.

Charles Thomas Woolridge...1866'da, Doğu Garston'da gelmiş bu dünyaya. 1896'da da ölmüş. Ölmüş demek çok doğru olmaz gerçi, idam edilmiş. Peki ne yapmış, ne suç işlemiş?

Charles Thomas, yirmi yaşındayken "Royal Horse Guards"a katılmış. Sincap kuyruklu bir miğfere, güçlü bir zırha ve siyah bir İngiliz atına sahip, bildiğimiz klasik İngiliz askerlerine yani. Yirmi sekizindeyken bağlı bulunduğu alayın Windsor'a yollandığı sırada da Laure Ellen "Nell" Glendell ile evlenmiş. Evlenmiş evlenmesine de, komutanı eşinin alay Windsor'dan geri Londra'ya dönerken onun yanında olmak için çok güçsüz olduğunu söylemiş ve çifti ayrı yaşamaya zorlamış. Karşı çıkamamış Charles, vazife ağır basmış.

"Kimi aşk kısadır, kimi uzundur,
Kimi satar kimi de satın alır;
Kimi gözyaşı döker öldürürken,
Kimi kılı kıpırdamadan öldürür;
Çünkü herkes öldürebilir sevdiğini
Ama herkes öldürdü diye ölmez."

Onlarınki kısayla uzun arasında kalanlardanmış. Bu zorunlu ayrılığa rağmen dile kolay on yıl boyunca birbirlerine bağlı kalmayı başarmışlar. Ama ikilinin doğası aslında bambaşkaymış. Nell eğlenmeyi seven ve flörtöz bir yapıya sahipken, Charles ise kıskanç ve pimpirikli bir adammış. Ne zaman berabere gelseler kavga, kıyamet koparmış. Belki de bu yüzden on yıl evli kalabilmişler, birbirlerini sürekli göremedikleri için, tam bir evlilik hayatı yaşayamadıkları için katlanabilmişler birbirlerine. Ya da tam tersi, belki de birbirlerinden sürekli ayrı kaldıkları için, hep kendi karakterlerini yansıtmaya devam etmişler, ikisi de alttan almayı öğrenememiş. Bunu asla bilemeyeceğiz. Ama bildiğimiz bir nokta var ki, Mart 1896'da Nell tekrar kendi kızlık soyadını kullanmaya başlamış. Charles bu olayı öğrendiğindeyse, en büyük kavgalarını etmişler. Charles karısına saldırmış, gözlerini yaralamış ve burnunu paramparça etmiş. Nell kaldıramamış tabii bu olayı ve bir daha Charles'la görüşmeyi reddetmiş. Ne zaman yanına gelse kovmuş, gitmediğinde de kendisi başka yerlere kaçmış...



Bundan sonra, zaten temelden sarsılmış bu ilişkiyi olabilecek en son noktada koparan olay yaşanmış. Charles, Nell'in çalıştığı posta ofisinde biriyle ilişkisi olduğunu öğrenmiş ve üstüne üstlük Nell'den kendisine bir daha yaklaşmayacağına dair söz isteyen bir mektup almış. Bunun üzerine Charles yalva yakar sonunda Nell ile bir buluşma ayarlamış, ayarlamış ayarlamasına da Nell buluşma yerine gelmeyince tamamen çıldırmış ve alaydan firar edip Windsor'a geri dönmüş. Evinin önüne gidip Nell'i beklemeye başlamış. Sonunda gözükmüş Nell ve sokak ortasında çok ama çok şiddetli bir tartışma yaşamışlar. Charles, yine sinirlerine hakim olamamış. Ama bu sefer bayağı bir hakim olamamış ve bıçağını çekip karısının boğazını kesmiş. Kadıncağız oracıkta ölmüş. Ardından karakola gidip teslim olduğunda da, "Bıçağı elimden almasalardı kendi boğazımı da kesecektim." şeklinde bir ifade vermiş.

"Kimi gençken öldürür sevdiğini
Kimileri yaşlı iken öldürür;
Şehvetli ellerle öldürür kimi
Kimi altından ellerle öldürür;
Merhametli kişi bıçak kullanır
Çünkü bıçakla ölen çabuk soğur."

Yargılandığı duruşmada da, jüri tarafından oybirliğiyle idama mahkum edilmesi sadece iki dakika sürmüş. Charles'ın cezasını "Nell'i sadakatsizliğinden ötürü, kasıtsız bir biçimde, anlık bir şekilde sinirlerine hakim olamayarak öldürdüğüne" dair savunması da hiçbir şekilde ciddiye alınmamış. Charles'ın son ümit cezayı ertelemek için yaptığı tüm itirazlar da reddedilmiş. Şiirde bu durum, şöyle özetlenmiş,

"Yasaların yargısı doğru mudur
Ya da yanlış mıdır bunu bilemem;
Bildiğim tek şey bu hapishanede
Demir gibi sağlamdır tüm duvarlar,
Bir yıl kadar uzundur her geçen gün
Yıl bitmek bilmez, uzadıkça uzar."

Reading Hapishanesine konulan Charles, hapishane papazına çok sevdiği karısını öldürdüğü için inanılmaz bir azap ve pişmanlık içinde olduğunu anlatmış, jüriye ve davanın yargıcına cezasının ertelenmesine dair bir öneride bulunması için ona çok dil dökmüş, yakarmış. Ama onu, koskoca papaz bile affetmemiş, affedememiş...

"Vali kesinlik yanlı,
Kurallara bağlıydı:
Doktora göre Ölüm
Bilimsel bir olaydı:
Ve Din-Adamı her gün iki kere uğrayıp,
Dinsel konularda bir özet bırakmaktaydı."

İdam gününün sabahında, Charles hapishane şapeline giderek son bir kez pişmanlık dilemiş, dua etmiş. Kaderine kızmış, bağırmış, çağırmış... Hayatta Charles'a hiçkimse acımamış. Öyle ki, celladı bile Charles'ın boynuna normalde dolanandan daha uzun bir ip dolamış.

"O Reading zindanında Reading iline yakın
Şimdi bir çukur vardır çok alçakça bir çukur,
Bir mutsuz adam şimdi yatmaktadır orada
Alevin dişleriyle delik deşik olmuştur,
Yatmaktadır yakıcı bir kefene sarılmış
Mezarında ad yoktur."


Oscar Wilde, Charles'la hiç tanışmamasına rağmen onu hapishanedeyken sürekli takip etmiş, gözlemlemiş. Reading Hapishanesi Balladı'nı, ona ithaf etmiş.

"Çünkü herkes öldürebilir sevdiğini

Ama herkes öldürdü diye ölmez." demiş, Charles'ı, bir yandan aklarken, bir yandan ölüme mahkum etmiş.

Şöyle veya böyle, herkes öldürürmüş sevdiğini. "Ama herkes öldürdü diye ölmez."miş. Charles Tomas Woolridge, ölmüş...

"Sevdiği bir kadını öldürmüştü bu adam,
Bu yüzden asılmıştır.

Ama herkes de gene sevdiğini öldürür,
Bu böylece biline,
Kimi bunu yüklü bakışlarıyla yapar,
Kimi de okşayıcı bir söz ile öldürür,
Korkak, bir öpücükle,
Yüreklisi kılıçla, bir kılıçla öldürür."

Acaba?
Herkes öldürür mü sevdiğini? Gerçekten seven, öldürmeyi geç, sevdiğini incitmeyi göze alabilir mi? Evet, alabilir, yapabilir ve öldürebilir elbette. Ama sayılmayan bir durum vardır bu şiirde. Her şey tam olsa da, bir şey eksiktir. Kimisi yüklü bakışlarıyla, kimisi okşayıcı bir söz ile, bir öpücükle, ya da bir kılıç darbesiyle öldürür sevdiğini, kabul, ancak, kimisiyse hiçbirini yapmaz bunların.

Kimisi, sadece unutarak öldürür.

Ve kimisi için de, unutulmak, en acılı ölümdür...

Tuncel Kurtiz'e de, Özdemir Asaf'a da, Oscar Wilde'a da selam olsun...

http://www.dununcapkini.com/...sthash.XQ3Bc9xd.dpuf

Oscar WildeOscar Wilde