• ''Kür Sad’ın adı geçince budun arasında bir çalkalanma oldu. Çinli beğ ise üzerine yağdırılan bu kınamaların altında kendinden geçmiş gibi idi. İ-çing Katun bu deyişleri Çinceye çevirerek kendisine anlattıkça kuduruyordu. O denli köpürmüştü ki istemeyerek kılıcına el attı. Kara Ozan onun elini kılıcına attığını görmüştü. Şimdi kopuzla cevap veriyordu:

    Kılıcına el atma,
    Şimdi deyiş çağıdır.
    Ortalıkta dolaşan
    Ak kımız çamçağıdır.
    Yad elde oturanlar
    Bil ki yurt kaçağıdır.
    Senin kılıç dediğin
    Türk’ün oyuncağıdır''
  • Biz kimiz? İnsandan çok daha fazla sayıda galaksinin bulunduğu bir evrenin unutulmuş bir köşesinin içine tıkılmış bir galakside kaybolmuş can sıkıcı bir yıldızın önemsiz bir gezegenini mesken tutmuş insanlarız.
  • Onlar kim, biz kimiz?
    Onlar prens ve sultanlar
    Onlar zengin ve güçlüler
    Biz fakirleştirilmiş ve muhtaç bırakılmışlarız
    Aklını kullan, düşün
    Düşün kim kimi yönetiyor?
    Onlar kim, biz kimiz?
    (Ahmed Fuat Negm)
  • 360 syf.
    ·Beğendi·8/10
    Kitabı 2 gecede bitirdim. Hakan Günday öyle bir kitap yazmış ki tek bir niteleme sıfatı yetmiyor bu kitap için. Tanıtım bültenini bir yerde okumuştum. Sonra tesadüfen o muazzam satırların Hakan Günday a ait olduğunu öğrendim. Ve az ı sadece tanıtım bülteni için aldım.
    Şunları söyleye bilirim;
    İlk gece Derdâ’yı okudum. Olaylar sizi kasvete sürüklüyor. Ve hayrete düşürtüyor. Yani öyle şeyler yaşıyor ki gerçekten böyleleri var mı diyorsunuz. Ama Derda’nın yaşadıklarını okudukça Derdâ gayet olağan geliyor.Derda’nın hikayesinde tesedüfler öle artıyor ki kitabın inanadırıcılığı sönüyor . Bu kadar tesadüften sonra küçükken mezarlıkta karşılaştıklarını fark edememeleri insanı hayal kırıklığına uğratıyor. Bari o da öğrenilseydi . Derda ‘nın hapisten çıktıktan sonra ki Derdâyla karşılaşması çok basitti. Derda ‘nın hikayesinde kitabın elle yazılmış bölümü olan masal kısmı gerçekten çok iyidi . tanıtım bülteninden sonra kitaptaki favori yerim kesinlikle orası. Yinede bu kitabı bir sofraya benzetecek olursak :
    Derdâ ‘ nın hikayesi : bol acılı mercimek çorbası
    Derda ‘ nın hikayesi ( masala kadar olan ) : beşamel soslu portakallı ördek , masal :bir tepsi hamsi.
    Masaladan sonraki kısım : kımız 
    Ve son olarak : Derdâ ‘ nın Derdaya yazdığı mektup :profiterol
    Sonuç olarak mideniz karman çorman olarak kalkasanızda bu sofra sizi doyuruyor. 
  • 344 syf.
    ·8/10
    Biz kimiz, nereden geldik konulu bir kitap.
    Olayın içinde olay geçen bir kitap diyebilirim. Frode adlı bir denizci, kaza sonucu ıssız bir adaya düşer. Tek dayanağı cebindeki fal kartlarıdır. Her gün düşlerinde kartları canlandırarak yalnızlığını gidermeye çalışır. Bir gün kafasında canlandırdığı bu dünya gerçeğe dönüşür. 52 kart canlanır.Bir de sonradan Joker çıkar ortaya. Joker diğerlerinden farklı olarak sorgular nereden geldiğini.
    Bu arada baba ve Hans Thomas da bir eşi ve aynı zamanda bir anneyi aramaya yolculuğa çıkarlar. Yolculuk sırasında Hans Thomas'a bir büyüteç ve küçük bir kitap verilir. Kitapta bu büyülü ada anlatılır.
    Kitap akıcı, konu itibariyle değişik ve insanın bir nevi hayatı sorgulaması gerektiğine dikkat çekiyor.Ama sanki bir şeyler eksik kalmış ve oldu bittiye getirilip olan olaylar kadere bağlanmış.Ama yine de hoş bir kitaptı.
  • Bazen Tek dilimiz tek dinimiz ve tek ırkımız olsun istiyorum.
    Türk olmayanlar gitse keşke diyorum kendi kendime..
    Önce Ermeniler begenmiyolarsa terketsinler ama , -Balyan Ailesi’ni ...
    Ve yaptıkları Çırağan Sarayı, Dolmabahçe Sarayı ,Kuleli Askeri Mektebi, Selimiye Kışlası, Gümüşsuyu Askeri Hastanesi, Malta Köşkü ve Bezmiálem Valide Sultan Camii, Ortaköy Camii, Hamidiye Camii, Pertevniyal Valide Sultan Camii ve daha nicesi.. dünyanın hayranlıkla izlediği mimarilerini de alsınlar giderken.
    ve ermeniler giderken kesinlikle Adile Naşit i götürsünler istiyorum..Onno Tunç u ve usta Ara Güler'i Ayhan Işığı da alsınlar.cem karaca da sarkılarını alıp gitmeli ki tam olsun.BİZ den başkası kalmasın..Tiyatronun kurucusu agop vartiyanı(güllü agop) ve ilk opera topluluğunu kuran, ilk operetimiz Dikran Çuhacıyan’ı vs vs vs unutmasınlar.ermeniler hepsini alıp gitseler keşke diyorum.
    Rumlar da gitsin istiyorum..
    Bizim bir tanemiz dünyaya bedeldir..sadece BİZ ler kalalım.
    Rumlar giderken mutlaka o güzel cumbalı ahşap evleri ,hayranlıkla izlediğimiz,hiç birimizin estetikden anlayabilip köyümüzde falan yapmayı bile denemediği şehirlilerin ise "ah bitane satınalabilsek"diye hayal ettiği rum Taş Evlerini ve arnavut kaldırımlarını da götürsünler istiyorum.Koca Mimarsinanı ... Ve selanik türküsünü ,O güzel rum Meyhanelerini ve hep içtiğimiz Rakıyı da alıp gitmeliler .kim neyi varsa alsın da gitsin..
    Kürtler Yaşar Kemali ,Ahmed Arifi ..
    ismet inönüyü ,bülent ecevit i halayları halk oyunlarını.ağıtlarını şarkılarını ... Deniz Gezmiş'i,Yılmaz Güney'i Ahmet Kaya'yı, Erol taş'ı ve teomanı ne biliyim işte bütün prof. Larını, öğretmenlerini ,kara cahilini vs alıp da gitmeli.
    Araplar battal gaziyi,kebaplarını ve tavlalarını..
    Bulgarlar şarkılarını türkülerini; ayletme beniyi ,arda boylarını,damat halayını.şarkıcı Ciguliyi:) ve akıtmalarını,börek çöreklerini ,tatlı bozalarını..taklitleri yapılan komik aksanlarını,Naim süleymanoğlunu ve Sabahattin Ali'yi ..alıp da gitmeli.
    Çerkesler de terketmeli burayı.. Ama terkederken yeşil çam'dan Türkan Şoray'ı ..türk edebiyatının içinden ise Ömer Seyfettin'i çekip alsınlar istiyorum.Nazım hikmet ran ve isterlerse çerkes etem'i de götürsünler giderken..
    Lazlar fıkralarını,takalarını,horonu,hamsiyi muhlamayı ve topal osman'ı hatta Kazım koyuncuyu..süryaniler ise kaburga dolmalarını ,içli köftelerini,şaraplarını,coskun sabahı ve anılar şarkısını da alabilmeli giderken mesela..
    Romanlar çingeneler toplasın sazlarını,çadırlarını ama neşet ertaşı ve türkülerini de götürsünler istiyorum giderken.
    Aynı ırkımız dilimiz ve dinimizle bir tek BİZ kalalım istiyorum.
    Sonra birbirimize bakalım uzuun uzun...Ve soralım istiyorum. BİZ kimiz? diye.