• 531 syf.
    ·30 günde·Puan vermedi
    'Hiç bir şey yok' diyen Kayra'nın ve
    'Her şey var' diyen Kinyas'ın bilmediğimiz yeraltı dünyasında, çocukluk döneminden itibaren herkes ve herşeyden farklı olduğuna, sonlarının bedensel ölümden çok zihisel olacağına inanan ve beş duyusuz katiller, tecavüzcüler, dolandırıcılar...
    İki adamın hayata bakış açılarını ve bendenlerinden önce zihin ölümünü seçtikleri yolu okuyoruz. Kinyas Kayra'ya göre kendi kabuğunu kırmayı başardı. Kendi kendini doğurdu. Kayra ise bedeninden önce kendini öldürdü.
    Uzun uzun okuma oldu benim için. Çünkü yazarın dili; birçok felsefecilere kafa atacak cinsten. Lise yıllarında başlayıp 23 yaşında bu romanı bitirdiğini öğrendiğimde daha da hayranlık duydum. Hakan Günday okuyanlar bilirler, uzunca akılda kalacak cümleleri sayesinde başka böyle bir dolu dolu okuma olmayacağını.
    Unutmayın, hayat bize doğduğumuz anda verilen ambalajı çok parlak bir hediyedir. Bize bağlı onu nasıl nerede kullanacağımız.
  • 215 syf.
    ·Beğendi·7/10
    Yer altı edebiyatının vazgeçilmez yazarlarından olan Hakan Günday’ın her ne kadar kalemine ve eserlerine yansıttığı hayal gücüne hayran olsam da sanırım “Azil “yazarın okumuş olduğum 3 kitabı arasından (Kinyas ve Kayra , Daha) en az beğendiğim kitap oldu .
    Belki yanlış zamanda okudum, belki yazarın tarzına hiç aşina olmadan ilk okuduğum kitap , onun ile tanıştığım kitap bu olmasından dolayı mı bilmiyorum ama ,her ne kadar okumuş olduğum 2 kitabı için bende hayranlık uyandırsa da “ Azil “ kitabı ile benim beklentimi karşıladığını söyleyemeyeceğim .

    Hakan Günday’ın kendine has ve oldukça güçlü bir kalemi olmak ile beraber kurgusu hayal gücü sonsuz .
    Bu neden ile böyle kuvvetli bir yazarın bazen kurguyu bu kadar karışık yada abartılı yansıtmasına gerek var mı bilmiyorum .Tabiki bunlar şahsi görüşüm ve Eminim kitabı bir çok eserinde olduğu gibi büyük beğeni ile okuyanlar vardır .Ancak bende maalesef beğenenler ile aynı etkiyi bırakmadı .
    Zaten kalemine yansıyan birikimi ve eserlerine can veren konuları ile bile insanı baştan sona saran bir kitap ortaya çıkarabiliyorken , bu kitabı okumayı zorlaştıracak şekilde bir dil kullanmak ne kadar doğru bilemiyorum .Kabul yazarın kendine has bir dili var ve bunu her kitabında görüyoruz , ama bu kitapta neden ise bana biraz fazla geldi .
    Baştan belirtmeliyim yazarın daha önce okuduğum 2 kitabından oldukça etkilendim ve bence tartışmasız yer alto dünyasınız sayılı yazarlarının başında geliyor .
    Sadece biraz acımasız bir tabir olacak ise de doğru tanımı yapabilmek adına bu cümleleri seçmek zorundayım ; farklı olmak için bu kadar zorlamaya gerek olmadığını düşünüyorum ve yazarın kendi hayal dünyasının ve kaleminin çok fazla bir kurguya ihtiyacı olmadığını düşünüyorum .

    Bunlar haricinde hatta bunca acımasız eleştirmeme rağmen yine de okumanızı tavsiye ederim çünkü daha önce de belirttiğim gibi yazarın eşsiz , derin bir hayal gücü ve bunu yansıtmak için çok güçlü bir kalemi var sadece benim için belki doğru zamanda okumadığımdan bana geçmeyen bir konu ve kurgu oldu o kadar .
  • Kinyas ve Kayra okuyanlar için ;

    https://open.spotify.com/...px3y6wTbGrm9jp3pOnkg
  • 531 syf.
    ·21 günde·Beğendi·9/10
    Kitabı okuyalı az biraz zaman geçmiş olsa da nihayet incelemi bitirebildim.
    Bir an önce okumak için ayırdığım kitapların içinden eşimin seçtiği bu kitap oldu.
    Kitabı ilk başladığımda okuyamadım tabi. Sonra dedim ki (bazı kitaplarda olduğu gibi) bu da bi yerden sonra çorap söküğü gibi gelecek. Geldi tabi, akşam olsa da Kinyas ile Kayra neler yaptı okusam dedim, merak ettim. Yazarın kitabı lise yıllarında yazmaya başladığını okumuştum. Kitabın konusuna bakılınca gayet güzel bir hayal gücü. İlk başlarda Kayrayı sevdim, sonra Kinyası."Benim insan yanım hiçbir zaman tamamen kaybolmamıştı. Ve yok
    olması da mümkün değildi" diyen Kinyası. Sevgim bu sebepten değil tabi, okuyanlar anlayacaktır :) Kayranın yolunda Kayra için dua ettim, Kinyasın yolunda Kinyas için :) ama bu sefer birini tutturdum.
    Ailelerini bırakıp yurt dışına kaçma sebepleri çok basit bir sebep gibi geldi bana. Ve onlar ailelerinin ne yaptıklarını düşündükçe ben üzüldüm. Özellikle Kayra' yı sordukları zaman duygulanmamak elde değil... Hayattan, insanlardan iyi ve kötü yönlerinden bahseden herşeyin var olduğu kitap. Yeri geliyor duygulanıp, üzülüp, sevindiririyor, yeri geliyor kızıp hatta midenizi bulandırıyor bu iki kaçak...
    Kitap Kinyas ile Kayrayı önce beraber yaşadıkları olayları, sonra da ayrıldıktan sonraki yollarıyla 3 bölüm olarak anlatıyor. Kayranın sonunu hala merak ediyorum :) Ayrıca Kayra' nın mektupları okusa yolundan dönüp dönmeyeceğini merak ettim, çok inatçı olmasına rağmen... Her zaman herkesin doğruyu, güzeli bulmasından yanayım, hem kendisi hem de sevenleri için. Bu yüzden Kinyas için mutluyum, çaba göstermesine sevindim.
    Yalnıza sürekli olarak zihinsel ölüm, zihinsel ölümümüz cümlelerinin tekrar tekrar yazılması gereksiz geldi bana. Sağır Sultan bile duymuştur ben okurken :) Ben beğendim, bir kere daha tadına ve daha çok farkına vararak keyifle okumak isterim...
  • 531 syf.
    ·10 günde·Beğendi·9/10
    570 sayfalık kitabın ilk 100 sayfasını sıkılarak okudum desem yeridir. Kitaba başlamadan önce okuduğum yorumlara göre Kinyas ve Kayra'yı okuyanlar ikiye ayrılmış; okuyanlar ya çok beğenmişler ya da hiç sevmemişler. Bazı okurlar ise yarım bırakmış. Yazarın daha önceden 2 kitabını okuduğum için ( daha ve az ) kötü yorumlardan fazla etkilenmedim çünkü yazarın tarzının  biraz ilginç olduğuna aşinayım. Bu kitap da tam anlamıyla bir yeraltı romanı. Derin, sarsıcı ve nefret yüklü...

    Konudan biraz bahsetmek gerekirse; Kinyas ve Kayra; iki arkadaşın evlerini terk edip yaşantılarını değiştirerek değişik ülkelerde yasa dışı faaliyetlerde bulunup kafalarına göre yaşamalarını anlatıyor. Hiçbir yere ait olmayan (olamayan) ve sürekli kaçıp giden iki karakter Kinyas ve Kayra.  Kişisel ve toplumsal problemlerinden ötürü buhranlar içinde, oldukça öfkelidirler.
    Okurken; korktum, kızdım, iğrendim, üzüldüm, umutlandım...
    Neyse bunca karanlığa rağmen güzel bitiyor sonu ve bende çoğu okur gibi güzel sonları severim...
    Böylece ben de Kinyas ve Kayra'yı okuyup beğenenler tarafında yerimi almış oldum.
  • 531 syf.
    ·32 günde·Puan vermedi
    Kitap iyi güzel hoş fakat " Daha " romanını okuyanlar bilir Hakan Günday'ın mükemmel birşeydir o roman. İlk onu okumamdan sebep sanırım Daha'nın gölgesinde kaldı Kinyas ve Kayra. Fakat Hakan Günday ismini duymama sebep olan da Kinyas ve Kayra'dır. O yüzden her ne kadar konular genel olarak uzatılarak anlatılmış olsa da kaldırıp kenara atılacak bir roman asla değil. İçerisinde yazarın genel varoluş veya gündelik yaşam içerisindeki olaylar için çok hoş tahlilleri var. Altını çizip tekrar dönmek isteyeceğiniz pasajlar bulmakta zorlanmayacaksınız. Kitap da iki kötü insan var ve iyileşmenin her zaman kişinin kendinde bittiğini ve irade kavramını aklımıza sokan değerli bir roman olmuş. Bir insanın ilk romanının bu kadar kaliteli olması yaşlandığında cekette iliklenmeyecek düğme bırakmamamıza sebep olacak sanırım :) tek eleştirim 531 sayfa bu konulara uzun olmuş ve daha kısa yazılabilecekti diye düşünüyorum.
  • 531 syf.
    ·Beğendi·6/10
    Bu kitap Hakan'ın çıkardığı ve birçok yayınevine vermesine rağmen son bir umutla elden teslim ettiği ve şuan minnet duyduğunu her defasında yenilediği ağabeyi sayesinde bizlere bir kitap daha kazandırdı. Aslında aynı beyin içinde yer alıp ve beynin iki farklı loblarının konuştuğunu düşündüğüm romanıdır. Bildiğiniz üzere insanın beyninde sağ ve sol lob olmak üzere iki lob mevcuttur. Okuyanlar olarak düşündüğünüzde çoğunlukla iki farklı karakter ve bu lobların özelliklerini taşıyan karakterleri baz aldıklarını sezinleyebilirsiniz. Avrupa'da doğup, çeşitli ülkelere seyahat edip (mekanlar sallamasyon olsa bile şehir, ulaşım şartları) çok derinlemesine incelenmiş ve mekana göre iyi yerleştirilmiş. Tıpkı diğer kitaplarında olduğu gibi yine burada da abartıya kaçtığını görüyoruz. Ben Hakanı Daha kitabıyla keşfetmiştim, sonra Az okudum ve daha sonra Kinyası okumuştum. ama en ağır olan Daha kitabını aştıktan sonra bu üslubunu tattıktan sonra diğer koşullarda okumaya alışmak zor olmadı. Yazar yer yer, mekan mekan çok iyi dizayn etmiş. Evinin bahçesine güzel kokulardan eklemiş, o bahçeye huylarından ektiği kötü örnek ve zararlı maddeleri ektiği için zevkine kullanarak bizi farklı bir dünyaya taşımayı başarmış..