• Sahil şeridinde yavaş giden arabalar
    Camları açık, açık konuşalım;
    Cereyanda kalmasın parıltılar
    Bir araba dolusu yalan
    Bundan ağır değil hiçbir talan...
    Geçişi rüzgar, bana zaman
    Geçici değil, ardından kalan...
    Işık hızında duruyor her an
    Kapalı penceremde ayna gibi camlar
    Gözlerim kapalı,
    Perdelere çekilirken notalar
    Duvardan evler, beni sokaktan alan...
    Geçişi rüzgar, bana zaman
    Geçici değil, ardından kalan...
    Yuvarlak dünyada karelenmiş fotoğraflar
    Kırık çerçevedir anlam katan
    Çekiç gibi durur her şey aklımda
    Çivilerim kağıttan...
    Geçişi rüzgar, bana zaman
    Geçici değil, ardından kalan...

    Söz: Özgür Göksu
    Müzik: Özgür Göksu(bi'ara)
  • Kırık camlar teorisi, suçun oluşumunda düzensizliğin oynadığı role dikkatleri çekmektedir. Teoriye göre, eğer bir mahallede bazı camları kırık bir bina varsa ve bu kırık camlar onarılmazsa, kimi insanlar tarafından binadaki diğer camların da kırılması kaçınılmazdır. Nitekim binadaki kırık camlar insanlarda binayla ilgili sahipsizlik, denetimsizlik ve kontrolsüzlük duygusu oluşturmakta ve suç işlemeye teşvik etmektedir. Bu tür küçük suçlar ise daha büyük suçlara davetiye çıkarmaktadır.
  • Sen hiç görmedin
    Dans ettik durmadan
    Kırık camlar üstünde
    Sen,öyle sana benzeyen her şey gibi
    Eriyorsun avuçlarımda ben
    Unutuyorum
  • https://www.youtube.com/watch?v=JQUNTJob078

    Haber alamadığım şehirlerden,
    Telaşlı bir soluk düşüyor gözlerime.
    Hiç değişmeyen acılara ev sahipliği yapıyor kalbim.
    Küf kokan odalarda bütün camlar kırık,
    Bütün perdelerim siyah.
    Ahh dedim!
    Ne çok kırıklar batıyor canıma...
  • 128 syf.
    ·3 günde·9/10
    Cyrano De Bergerac, Paris doğumlu Fransız bir oyun yazarı, bu romanı Öteki Dünya : Ay Devletleri ve İmparatorluk 'un devamı niteliğinde olarak yazılan mizah eğilimli, ütopya ve materyalist felsefe içerikli bir bilimkurgu romanı olarak anılır. Hayalgücüyle beslediği düşüncelerini eleştirel ve özgürlükçü bir şekilde döneminin toplumsal düzenlerini ve sorunlarını hikayeleştirerek eleştiriyor. Sanırım eleştirilerin en didaktik olanı 'şakacılık'la olanları. Zihinde daha güzel yer ediniyor.

    Kuşkusuz yazdıkları üzerine uçsuz bucaksız yorumlamalar getirilebilir, gerek yaşadığı dönemde yazacaklarının hayal gücü olmaksızın imkansızlığından ötürü, gerek benzerlerine öncülük etmesine rağmen adının sadece karakterize edilmiş olduğu uzun burunluluğuyla anılmasından... Bu toplara hiç girmeden hikayeciliğinin yine en güzel kendisinin ifade ettiği alıntıyı bırakarak, ardından bir şiirle meskeni olan yerlere seslenmekle yetineceğim;

    'E güzel işte, yani bu hikayeler şaşırtıcı değil mi? Öyledirler, zira bir kızın babasıyla çiftleştiğini, bir genç prensesin bir boğayla aşk açlığını giderdiğini, bir erkeğin bir taştan tatmin olduğunu, bir başkasının kendisiyle evlendiğini görmek şaşırtıcıdır. Bunun gibi, bir evliliğe kız başlayarak erkek olarak sürdürmek, kadın ol­maya başlamadan erkek olmayı bırakmak, ana karnının dışında ikiz olmak ve kendi kardeşi olmayan birinin ikizi olmak, bütün bunlar, doğanın olağan yolunun fazlasıyla dışındadır ve yine de şimdi hikaye edeceklerim sizleri daha da çok fazla hayrete düşü­recektir' S.92



    bu gece
    itlerden emanet bana
    öyle sefil, öyle kimsesiz
    bu gece baykuşlar dahi uykuda
    ay sarımtırak
    hastalıklı çamlar fısıldıyor
    yılanların dilini:
    saklanın sıçanlar!
    sağırlar sabırsız
    ses sunuyor sakiler silahlarda;
    sarımtırak

    bu gece
    bir adam kavgada.
    kırılmış tüm kemikleri,
    sevgiye ve hayata dair.
    tanrı diyor yanılmış olmalı
    ben buraya ait değilim
    ben bu boğulmuşların,
    kangrenden 
    adalet uzvunu kaybetmişlerin,
    çelişkilerinin içinde çürümüşlerin,
    lağıma dönmüş beyinlerin;
    kokan leş gibi kin,
    kadavra olmuş vicdanların; 
    ruhsuz...
    adamı
    demir attığı çağların
    değilim

    terk etmiş tabutları topal kediler
    ölüm lanetlemiş ölümlüleri
    melek inmiyor şehre bu gece
    ölüler kaçmak için toprak kazıyor
    tırnaklarında kanları solucanların
    bir çocuk inliyor, benzi sarımtırak:
    uyandırsın diyor
    biri şu baykuşları !

    bu gece
    bir kadın dargın
    kırmış tüm kemiklerini adam,
    sevgiye ve hayata dair.
    tanrı diyor, O hiç yanılmaz
    git demişse içimdeki ruh
    ruhundur beni çağıran.
    ah Cyrano, duymalısın içindekini!
    silahları bırak ellerindeki
    tanrı kurşunla vurulamaz ki
    kaçmak daha ne kadar zaman?
    öğrenmeli, hiçbir zaman kaçamaz insan
    yaşamdan; elinden
    o çirkef karadulun,  
    gözleri sarımtırak
    doksanlık bir dilenci;
    topluyor uyluk kemiklerini,
    çene kemiğini asıyor 
    köprücük kemiğine 
    kaçık ozanın, 
    mezarından kaçmak istemeyen. 
    kokuyor kemikler
    sarımtırak
    madeni bir ses yolluyor ozan
    kulağı yarı kopmuş dilenciye;
    "sevgilim bu gece tabut sıcak,
    akrepler daha parlak,
    yaşamak öldürüyor beni,
    ölüyken güzel yaşamak..."
    kelimeler
    kokuyor sarımtırak
    baykuşlar uyandı uyanacak

    Cyrano diyor kadın 
    felç etmiş seni gözleri
    o sarımtırak
    şok veriyor aralıklarla umut dozunda
    o anlardan birinde tanıdın beni
    ama doldu vakit
    ve işte ötüyor baykuş
    baykuş gömüleceğe öter
    ki o gömü beni çağırmış olman
    "gitmek zorundasın"  dedi dilenci 
    gömüyü dilendi 
    çene kemiklerine...

    ses oldu ordularca sağır...
    sarsaraktan çekildi  
    sessizlik kadını.
    her harf bir zelzele,
    dümdüz etti olanları 
    uykusunda baykuşların.
    ölümlüler yaşanmamış saydı 
    bu gece
    bellek denen o menfaatçi bunak,
    unutmuş oldu
    dahi 
    unutmuş olduğunu

    kaldı yalnız sessizliği
    kaçık ozanın, 
    güç yetiremedi
    hiçbir ses
    örtmeye onu
    elinde kanlı gömü
    dilencinin getirdiği
    mezarlığından
    lanetli
    her pazar gecesi yükseldi 
    karadulun kölelerini
    ürperten şarkı;
    "oo Cyrano bilmelisin
    ölecek
    kendisine kaçmak istediğin ölüm de 
    kalacaksın çırılçıplak
    tüm sevdiklerin ve sevmediklerinle
    kırık bir kalp verecek eline
    tanrı dirilt diyecek 
    sen dirilt şunu tüm bildiklerinle
    bir kadın sonsuza dek ölü kalacak
    sen dilinde lanetlerinle..."

    tanrı suyu yarattı sevgiler için
    ve de ateşi nefrete
                                         
  • Harap bir evin kapısından içeri giriyorum
    Zorlamama gerek yok, kapı kendiliğinden açılıyor
    Saklanacak bir şey yok çünkü
    Kıymetli bir eşya da yok.
    Hırsız neyi çalsın ki deyip açık bırakılmış kapısı
    Yabani sararmış otlar, örümcek ağları, yıkık duvarlar
    Yıkılmaya yüz tutanlardan da düşen sıvalar,
    Camlar kırılmış, pencerelerden rüzgar fısıldamakta
    Kediler dolaşıyor sağda solda
    Ahşap merdivenler tahtakurularına yem olmakta…
    Kuşlar yok, avluda kurumaya yüz tutmuş ağaçta
    Mahzun, yalnız ve harap...

    Terk edilen bir kalp; seveni tarafından terk edilen bir kalp de böyle mi olur?
    Yıkık dökük bir kapısı mı vardır?
    İteklesen hemen içeri girilir mi?
    İzzetli insanlar, sahipsiz yerlerde gezmezler
    Ya da "buyur" edilmeden girmezler...
    Ya harami tabiatlılar?
    İşte onlar kol gezerler, virane gönüllerin odalarında
    "Yaralı bir kalp içeriye giren çıkana dikkat eder mi?"
    Çok zor; dikkat edemez
    Hatta iyinin kötünün ayrımını bile yapamaz
    O kadar harabe ki; kimlikleri sorgulayamaz

    Dua etmeli ki; kötü niyetli hiç kimse o kapıya gelmesin
    Dua etmeli ki; gönül yıkık harabe bile olsa
    Kapısı kırık bile olsa
    O kırık kapıyı kalın zincirler kapatsın
    İçerde sadece kediler gezsin
    Kuşlar neşeli varlıklardır, pek bulunmasalar da
    Gönül sahibi yaralarını sarana kadar o kapı kapalı kalsın…
    Gönül çelen, fırsatçı varlıklar, viranelerde hoyratça gezip de
    Bir gece vakti, şuursuzca, kalan harabeyi ateşe vermesin.

    Ya da dua etmeli ki; o viraneyi tamir edecek bir gönülle karşılaşsın
    Kendini o gönlün tamir eden ellerine bıraksın
    “Kendisi tamir etsin” demeyin…
    Mümkün; ama çok zor…
    Her zaman hastayı tabip iyileştirir.
    İlaç gerekir
    Hangi ilacın faydalı olduğunu da tabip bilir…

    ‼️🆘‼️
    * Harabe Gönüller Var*