• Yaşlı Adam Ve Deniz
    ''İnsan yenilmek için yaratılmadı'' dedi dokunaklı bir sesle; ''Ademoğlu mahvolur ama yenilmez.''Yazarımız bu kitabıyla, 1953 yılında Pulitzer Ödülünü kazanmıştır...
    Yaşlı Adam ve Deniz Ernest Hemingway
    Kitabın konusu yaşlı bir balıkçının günlerce balık tutamamasıyla başlayıp,umudun,cesaretin ve kendisiyle kavga eden bir adamın hikâyesi kısaca... Kendisiyle kavga eden diyorum çünkü,umudunu kaybettiği bir gün balık avına çıkar ve hikaye asıl orada başlar.İşte burada hayatının belkide en büyük kavgasını kendisiyle yapar,balıkçılık mesleğidir evet ama ya suç işliyorsa ya balıkları sadece öldürüyorsa yada teselli bulur aç karnını başka nasıl doyurabilir ki...Öldürdüğü balıklar için pişmanlık mi duymalı yoksa bunun mesleği olduğunu düşünüp hayatına devam mı etmeli...Hayatınız boyunca doğru bildiğiniz bir çok şeyin aslında ne kadar yanlış olduğunu anlamak belkide en büyük kırılma noktasıdır... Yaşlı adam içinse kırılma noktası karşılaştığı büyük avıdır...gerisini okuyun ve öğrenin diyorum...
    Ben bu kitabı okurken neler hissettim,en çok önemsediğim konu bu benim için.En çok istediğim özendiğim şey oltayla balık tutmaktı,bunu yapamayacağımı anladım çünkü ben o kadar sabırlı bir insan değilim.Bir balık avlamak için saatler ve günler harcayacak ne sabrım ne enerjim var çok iyi anlamış oldum:)
    Bu kitabı okurken şöyle geçti aklımdan,aslında o yaşlı adam bizden, herhangi birimizden biriydi sadece...Başına gelen tüm olumsuzluklar yaşamın ta kendisiydi ve o deniz dünya idi gözümde ve o balık hırsımızdı ve o canavarlar bizi yenmeye çalışan kötü insanlar kötülüklerdi...Tabiki yaşlı adamın umudu,yaşama isteği içimizdeki çocuktu...Böyle iste...Bir büyüğümün tavsiyesi oldu kitabı bitirdikten sonra,yazarın ilk olarak okuyacaksan bu kitabıyla başlamasaydın dedi.Tabi benim için geç bir tavsiye oldu.Onun tavsiyesi üzerine sizler şu kitaplarından başlayın derim;silahlara veda ya da çanlar kimin için çalıyor...
    Kitaptan küçük bir alıntıya yer vermek istiyorum; ''Hem bu hatırı sayılır bir günahtır bence.Aklına günahı getirmenin sırası mı şimdi?Günahı anmadan düşünecek bunca dert var.Hem ben ondan bir şey anlamam ki. Günahın ne olduğunu anlamam, ona pek inanmam da.Belki balık tutmak da günahtır.Geçimimi sağlamak, başkalarını doyurmak için yaptığım halde bu işin günah olduğunu sanıyorum.Ama o zaman her şey günah sayılırdı.Günahı münahı düşünmenin sırası değil şimdi.Bunun İçin çok geç kaldık, hem millet bununla doyuruyor karnını.Başkası düşünsün, bir ben mi kaldım aklını yoracak? Balık nasıl balık olarak yaratılıyorsa, sen de balıkçı olmak için yaratılmışsın...''
    Kitapla kalın...
    Ernest Hemingway
    Yaşlı Adam Ve Deniz
    Bilgi yayınevi
    Çeviri:Orhan Azizoğlu
  • İvan İlyiç'in Ölümü/L.N. Tolstoy
    Ne bu şimdi? Ne için bütün bunlar? Olacak şey mi! Böylesine anlamsız ve iğrenç olabilir mi hayat? Hayat bu kadar anlamsız ve iğrençse, o zaman niye ölünüyor; hem de acılar çekerek?
    Ah klasikler ve ah Tolstoy,insan bu kitapları okumaya başlıyor ve sıradan devam eden satırlar arasında, bir anda hayatınızın hesaplaşmasını yaparken buluyorsunuz kendinizi. Yazarı ilk sevdiğim kitabı "İnsan Ne ile Yaşar" beni derinden etkilemiş ve yazara hayran kalmıştım. İvan İlyiç'in yaşamına sıradan diyebiliriz fakat ölümle yüzleşmesi kitabın kırılma noktası bana göre. Yaşadığı bir çok şeyle yüzleşiyor İvan ve verdiği kararları sorguluyor,yaptığı yanlışları nerede hata yaptığını...ve işte o çarpıcı soruyu soruyor kendine "Ya gerçekten bütün hayatım yanlışsa?"...
    Gerçekten dönüp kendi hayatımıza bakmamızı sağlıyor yazar onca yıl bir yanlışı yaşadıysak ve farkında değilsek. Yaşamımız bir yalandan ibaret boşa yaşanmışsa...
    Aldığımız kararlar bizi yanlışlara sürüklediyse ve asıl almamız gereken kararları hep erteleyip yanlışın içinde debelenip duruyorsak...
    Bütün bunları okurken kendi hayatımı sorguladım,korkarak ve sonuçlarının ne olacağı konusunda hiç bir fikrim olmadan almış olduğum bir kararın ne kadar doğru olduğunu anladım bu kitapla. Zaten bildiğim fakat emin olmadığım bir gerçekti bu benim için. İşte kitapların hayatımıza etkileri...
    Klasikler candır... keyifli okumalar...
    Lev Nikolayevich Tolstoy
    İvan İlyiç'in Ölümü
    Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
    Çeviri:Mazlum Beyhan
    Sayfa:100
  • August isimli bir çocuğun görünüşünden dolayı dışlanmasını anlatıyor. Yüzünün normal insan orantılarında olmaması onu toplumdan soyutluyor. Her ne kadar çevresindeki insanlar onu sevseler de o kendini bir maske ardına saklamaktan geri kalmıyor. Tüm gününü Xbox tan oyun oynayarak geçirirken yaşı geldiği için okula başlaması gerekiyor. Tüm olayların kırılma noktası da burada başlıyor. Toplum onu dış görünüşünden dolayı nasıl karşılayacak ? Kendini yine maskeler arkasına mı saklayacak yoksa toplumda yer alabilecek mi ?"
    Kitabı konusu bakımından çok beğendim. Toplumda çoğu zaman yaşanan bir olaydır bu. Kişiler görünüşleri ya da farklı özelliklerinden dolayı toplumdan soyutlanıyor. Bunun psikolojisi çok güzel yansıtılmış. Özellikle kitapta sadece ana karakterin düşüncelerine yer vermektense diğer karakterlerin gözünden de yazılması olayı açıkça işlemiş. Mutlaka empati açısından okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.
  • İnsanın kaderinde öyle bir kırılma noktası vardır ki tam isyan edeceğin an, evet, işte o an ufacık bir dua ile kaderinin yönünü avuçlarındaki gözükmeyen tılsımla değiştirebilirsin. Her gecenin nasıl bir sabahı varsa her derdin de bir sonu var. Düştükten sonra kalkacak ve üstünü silkeleyip tekrar devam edeceksin koşmaya...

    Ve unutmayacaksın ki Allah yanında, seninle birlikte...

    Eğer yüreğinde Rabb&'in varsa, bu hayatta kimseye ihtiyacın yok demektir. Her şer denilen şeyin içinde kocaman bir hayır var, sakın unutma.

    Hz. Mevlana&'nın şu dizesi ne de hoştur aslında:

    "İyi değilim demek ne haddimize?

    Şükürler olsun her halimize!"
  • Kitabın benim güçsüz ruh halime tesadüf etmesi ilginç. Bu gibi durumlarda tekrar tekrar okunabilecek tedavi niteliğinde bir kitap.

    Seçimlerimizi kim için yapıyoruz ? Kendinizi keşfete bildiniz mi ? Kimsin? Kim olmak istersin ? Nasıl yaşamak isterdin ? Sorularını sorduruyor , düşündürüyor.

    Her gün aynı şeyleri yapmaktan yılmış , düzensizlikten haz alan, kalıpları reddeden, eserekli yaşanlar mıdır deli yoksa ; her gün aynı şeyleri yapan , kuralları bozmaktan korkan, kalıplarının dışına çıkamayanlar mıdır deli size hangi taraftasınız bunu sorgulatıyor. Herkesin bir kırılma noktası vardır sanırım kendimizi keşfettiğimiz andır delirdiğimiz an.

    İntiharla başlayıp sevgiyle biten son ...
    Ölüm bilinci bizi daha yoğun yaşamaya yöneltir
    Veronika başarısız bir intihar girişiminden sonra yatırıldığı hastanede Dr. İgor'un deneyi olur bundan habersiz olan Veronika' ya kısa süre sonra öleceği söylenir. Zaten ölmek isteyen Veronika başka hayatları tanırken kendini keşfettiğini farkeder. Ölümü beklerken çaldığı piyano ve onu dinleyen tek dinleyicisine aşık olması herşeyin başlangıcı....

    Delilik Veronika'yı özgürleştirdi.
  • Üniversiteye başlama zamanında elime geçti kitap. Öğretmen olmaya karar vermişken bu kitabın elime geçmesi nimet gibiydi. Mustafa İnan hocamla oturup kalkmış gibi hissettim. Okuduğum en iyi biyografi kitaplarından biri diyebilirim, yazarı da Oğuz Atay olunca... Her sayfa içinde ayrı heyecan barındırıyor ve anlatılan her olayı idrak edebildim. Bir sürü zorlukla mücadele etmesi, babasının tavırları, savaş, çocukluğunda yaşadıkları. Yılmadan devam etmesine tanık oldukça hayatımda bir kırılma noktası yaşamama sebep oldu. Mustafa İnan'ın öğrenmeye ve öğretmeye olan sevdasını kendimde buldum. Metafiziğe başvurmadan ruhumun röntgenini çekiyor gibiydi. İyi ki okumuşum, iyi ki Mustafa İnan'ı tanımışım...