• SAHİ YÂ NE OLDU BİZE...
    - Bir kız gördüm sokakta başı kapalı nargile içiyor..
    Sigarası elinde kendinden geçiyor..
    Bacak bacak üstüne atmış, arsızca gülüyor...
    ✔İNANÇ Hz. Fâtıma Olmaktı NE OLDU BİZE

    Çık sokağa başı örtmek şıklık ve gösteriş olmuş..
    Parkta sevgilisi ile hayâyı iffeti şeytana sunmuş,
    Bahane hazır hemen nefsine uymuş.
    ✔İNANÇ HZ. HATİCE Olmaktı NE OLDU BİZE

    Kocaman topuz başında arsız hareketler cabası..
    Yanındaki sevgilisi ama, sanki kırk yıllık kocası,
    Siyonistler veriyor sana dünya kupası.
    ✔İNANÇ HZ. ÂİŞE Olmaktı NE OLDU BİZE

    Rektör başını aç demiş hemen açıyor,
    Farzdan taviz verip hemen kaçıyor,
    Dünya için ağlıyor sitem saçıyor..
    ✔İNANÇ HZ.SÜMEYYE Olmaktı NE Oldu Bize

    Erkeği küpe takmış, modaymış yırtık pantolon..
    Ona göre hayat eğlence gez toz herşey monoton.
    Camide gençleri göremez olduk,yaşlıya mı sadece son..
    ✔İNANÇ Hz.Ebûbekir Olmaktı NE OLDU BİZE

    Adâlet görülmez oldu caddede sokakta,
    Erkek zinâ yapınca olur hovarda.
    Aynı şeyi kadın yapsa, zinâcı haspa
    ✔İNANÇ Hz.Osman Olmaktı NE OLDU BİZE

    İlim öğrenmek farzdı kadın erkeğe,
    Öğrenmedi dinini, nefsi bahane,
    Kitaplar tozlanmış kütüphânede
    ✔İNANÇ Hz.Ali Olmaktı NE OLDU BİZE...

    Sokaklar hayâdan habersiz yürüyor adım adım,
    Adâlet gelecek bir gün, budur murâdım,
    Çocuğa zinâ edeni etmeli hadım.
    ✔İNANÇ Hz .Ömer Olmaktı NE OLDU BİZE...

    Hani mücahitler, sözde esip gürlüyor.
    İcraata gelince kedi oluyor.
    İslâmı haykırmaktan geri duruyor.
    ✔İNANÇ Hz. Hâlid Bin Velid Olmaktı NE OLDU Bİze

    Doksan yaşına gelmişti Eyup El ensari.
    Bir hadis-i şerif uğruna, islâm askeri,
    İstanbul'a geldi o piri fani..
    ✔İNANÇ Eyyüp'El Ensâri NE OLDU BİZE..

    İki kılıçla savaşırdı Hz.Hamza.
    Önüne geleni devirirdi Allah aşkına..
    DERDİ: Gözümün gördüğü hiçbirşeyden korkmam.
    Benimle dövüşecek olan çıksın karşıma..
    ✔İNANÇ Hz.Hamza Olmaktı NE OLDU BİZE...

    Annesi gözünün önünde şehit edilen Ammar...
    Dininden dönmedi Dedi ALLAH var.
    Annesini şehit ettiler İŞKENCE Künhar.
    ✔İNANÇ Hz.Ammar Olmaktı NE OLDU BİZE

    Ümeyye dedilen zâlim işkence yaptı ona ..
    İslamdan tâviz vermedi canı uğruna...
    İslamın müezzini oldu sabrın sonunda..
    ✔İNANÇ Hz.Bilâl Olmaktı NE OLDU BİZE
  • tahirü'l-mevlevî, istiklâl mahkemesi hatıraları
    2. feridüddin attar, esrarnâme
    3. mehmet nusret tura, o'nun güzel isimleri; sunullah gaybi, sohbetnâme
    4. erzurumlu ibrahim hakkı, insan-ı kamil
    5. ibn ataullah el-iskenderî, gelin tacı
    6. darkavî, mektuplar; ahmed el-alavî
    7. hz. ali cenkleri
    8. köstendilli ali alaeddin el halveti, telvihât
    9. abdulkadir geylani, fethu'r-rabbani
    10. ibn arabî; mevlana, fihi ma fih
    11. aynülkudat hemedanî, temhidat
    12. nizamülmülk, siyasetnâme
    13. imam gazali, kimya-i saadet, eyyühel veled, mişkatü'l-envar
    14. nuşirevan, zafernâme; kenan rıfai, sohbetler
    15. azizüddin nesefi, insan-ı kamil
    16. şebüsteri, gülşen-i râz
    17. ismail rusuhi dede, minhacu'l-fukara
    18. feridüddin attar, hüsrevnâme
    19. muhammed sadık erzincanî, terbiyenâme
    20. ihvan-ı safa; mahmud erol kılıç, ayırmaya değil birleştirmeye geldik
    21. el-kindî, risâleler; imam gazalî, tehafütü'l-felasife
    22. hazinî, cevahirü'l-ebrar min emvac-ı bihar
    23. eşrefoğlu rumî, müzekki'n-nüfus
    24. imam rabbani, mükaşefat-ı gaybiyye
    25. şah veliyullah dıhlevî, hüccetullahi'l-baliğa
    25. el-muhasibî, er-riâye
    26. hz. süleyman'ın meselleri
    27. hucvirî, keşfu'l-mahcûb
    28. kamile ünlüsoy, anadolu'da hz. ali tasavvurları
    29. hüseyin vassâf, vakıat
    30. molla camii, şerh-i rubaiyyat
    31. nasıruddin tusî, ahlâk-ı nasırî
    32. sultan murad han, fatih sultan mehmet'e nasihatler
    33. mustafa bin muhammed el kastamonî, şerh-i kemalat-ı çehar yar-ı güzin
    34. abdulcebbar en-nifferî, mevakıf
    35. şeyh bedreddin, varidat
    36. imam nevevî, kırk hadis
    37. fahreddin-i ırakî, uşşâknâme
    38. ebu nevid sühreverdi, yol ahlâkı
    39. ismail hakkı bursevî, şerh-i rümuzat-ı hacı bayram veli
    40. ismail hakkı bursevi, niyazi-i mısrî, çıktım erik dalına
  • 158 syf.
    Daha önce hiç böyle garip bir kitap okumamıştım.Ve daha önce okuduğum hiçbir kitap böyle arafta bırakmamıştı.Kitapta anlatılanların doğru ya da yanlış olduğuna dair hiçbir fikrim yok.Tek gerçek olan bu kitabı okuduktan sonra Mısır'a gitmek istemez kimse.Kitap Mısır'ı anlatıyor.İdris aleyhisselam döneminden başlayıp İslam tarihine kadar özetliyor.Piramitlerden de büyük ehram olarak bahsediyor.Hatta piramitlere ait bazı yazıtlar bile kısaca açıklanmış.Ve ikinci bölüm başlıyor.Mısır halkının yaşam tarzını anlatıyor.Şok geçirdiğim, gülme krizine yakalandığım bölüm bu kısım.135 sayfalık kitabın yaklaşık 50-55 sayfası ve en can alıcı kısmı işte burası.Bombardımana hazırsanız başlayalım.
    *Bir hadis-i şeriften bahsediyor evvela."Orasını yurt edinip de o ülkeye girmeyin ve o diyarda yerleşmeye sürüklenenlerin az ömürlü olduklarından gafil kalmayın." Mısır'a gidenlerin fazla yaşamayacaklarını ifade ediyor.
    *Sonra kahvehaneleri anlatıyor.Ebced alfabesini öğrenmek için kullanılan "karaşet" diye bir terkip varmış.Kahvehanelerdeki afyon tiryakileri buna "kara eşek" dermiş.Yazar da onlara karaşete kara eşek diyen iki ayaklı eşekler diyor."
    Sıkı durun mevzuya derinlemesine bir dalış yapacağız şimdi.
    *Mısırlıların havuza tükürüp, burunlarını sümkürüp o sudan abdest aldıklarını rivayet ediyor.İmam-ı Şafi bunları görseydi hiç şu sudan abdest almaya ruhsat verir miydi diyor.
    *Bir gün bir ilim meclisine davet ediyorlar Gelibolulu Mustafa Ali'yi.Kadılar elbiselerini soyunmaya başlıyor.Herhalde güreşecekler diye düşünüyor.Sonra bir de bakıyor itişe kakışa sofraya oturuyorlar.Manzarayı görünce bütün iştahı kaçıyor.
    *Mısır'da mal sahibi tüccara satıştan pek bir şey kalmazmış.Dellal denilen adamlar tüccarın malını alır pazarda bağıra çağıra satarmış.Dilediği fiyata satışı yapar mal sahibine de satıştan çok az bir para bırakırmış.Satış işine gelmezse alana da satana da sövermiş. Gelibolulu da diyor ki alan da satan da aslında kendi olduğuna göre söverken isabet buyurmuş.
    *O dönemde kötü kadınları eşeğe bindirerek teşhir edermişler.Mısırlı kadınlar da eşeğe binerek gezermişler.Bu yüzden Mısırlı kadınların kendisini kötü kadınların seviyesine düşürdüğünü ifade ediyor.
    (Tehlikeli kısım hemen kaçalım...)
    *Tam bir dilenciye para uzatmak için elini cebine attığında bütün dilencilerin adamın çevresini sardığını söylüyor ve ne kadar büyük sevap gelecek olsa bunlara para vermem diyerek dilencilerden yaka silktiği ifade ediliyor.
    Mevzu daha uzayıp gidiyor.Son bölümde önce bazı devlet yöneticilerini anlatıyor.Sinan Paşa diye bir adamdan bahsederken rüşveti hiç sevmez diyor.Bu adam hazinenin tamamını yutar üç beş kese altına dönüp bakmaz diyor.Ve daha tuhafı Otuzbeşli denen adamın hikâyesi.Bu adam resmi bir evrak hazırlayacağı zaman ayın otuz beşi diye tarih atarmış.Adı bu yüzden Otuzbeşli kalmış.Buna ayın otuz beşi olmaz diyenler olmuş.Zoruna gitmiş ve "Bu itibari bir hesaptır iki ayı yan yana getirince otuz beşi değil ayın kırk beşi de olur."demiş. Deha diye buna denir işte...
    Kitabın son bölümünde İslam tarihinde Mısır'ı yöneten hükümdar ve valilerden, beylerbeyi görevinde bulunan kişilerden bahsediyor.
    En başta da söylediğim gibi anlatılanların ne kadarının doğru ya da yanlış olduğuna dair hiçbir fikrim yok.Tamamen Mısır eyaletini karalamak için yazılmış bir eser de olabilir.Gerçekten insanların tükürdüğü sudan abdest aldığı temizlikten uzak bir diyar da anlatılmış olabilir.Abartılmış da olabilir.Ben bu konuda yorum yapma hakkını kendimde görmüyorum.Sadece ilginç bir kitap olduğunu söyleyebilirim vesselam...
  • ‘Biz kulluğumuzu fark ettiğimiz zaman yaraticimiz bize en uygun olanı gösterir. Hem yasatir, hem de öldürür.’
  • "İnsanı zavallılıktan paraca zengin olması kurtarıyorsa onun aslî değerler bakımından iflâs ettiğini anlamak hiç zor değil."
  • Müslüman olmak;belli bir ritüeli yerine getirmek, belli bir davranış formunu uygulamak ile tamamlanabilecek bir şey değil. Yerine getirilen ritüel, uygulanan davranış formu Müslümanlığın başlangıç ve en azından zararları asgariye indiren kısmıdır. Belli bir davranış biçimini, belli bir yaşama tarzını korumak, uygulamak hiç şüphesiz bizi birçok zarardan tehlikeden arındırır;ama niçin belli bir davranış biçiminde ısrar ettiğimiz, niçin belli bir yaşama tarzını üstün tuttuğumuz konusunda zihnimizi açıklığa kavuşturamamışsak bu yaptığımız iyi niyetli bir girişimden ibarettir ve orada kalır.