• Hissettiğim en ufacık bir hüzün, mutluluğun ve anlayışın erişilmez olduğuna dair içimde uyanan en ufacık bir şüphe bile, bu ıslak koyu kırmızı tuğla binaların ortasında ve şehir ışıklarının turuncuya boyandığı bu basık gökyüzünün altında kolayca cesaret buluyor, büyük hüzünlere ve içimi kemiren kocaman şüphelere dönüşüyordu.
    Alain De Botton
    Sayfa 13 - Sel yay.
  • MAĞARA VE KOZMOS KİTABINDAN ALINTI
    UZUN BİR YAZI SAYFADA ŞAMANİZME DAİR BAŞKA GÜZEL YAZILARDA VAR. LİNKE TIKLAYARAK OKUMANIZI ÖNERİRİM.

    https://yeryuzusifasi.wordpress.com/...-yarginin-kirilmasi/

    Michael Harner’ın Mağara ve Kozmos Kitabından alınmıştır. Harner kendi kişisel yolculuğunu anlatmakta…

    Öteki alem, rehber ruhlar, tıbbi bitkiler ve ruhsal şifalanma kültürünü merak edenlerin keyifle okuyacağı bir yazı…

    ARAYIŞ – Ön Yargının Kırılması

    Kaliforniya Üniversitesi’nde (Berkeley şehri) antropoloji öğrencisiyken 1950’lerin başında şamanların heyezanlı, belkide biraz şizofren olması muhtemel kişiler olduklarını tahmin ederdim. Buna kanıtım ise; şamanların ruhları gördükleri, onlarla konuşabildikleri ve hatta insanlara şifa vermek için ruhları kullandıklarını iddia etmeleriydi.

    Şamanlar zaman zaman tedavilerinde başarılı olduklarından araştırılmayı hak ediyorlardı ama ancak psikolojik bir açıdan yapılmak kaydıyla… Walter Cline, şamanların sadece psikolojik açıdan değerlendirildiği bu bakış açısına karşıydı. Şamanların yukarıda belirtilen algılanma şekli Batılı önyargıların bir mirasıdır; bu önyargılar, halen daha kuzey Finlandiya’da söylendiği gibi Avrupa’da “cadı” olarak adlandırıldıklan, Engizisyonun zulmüne uğradıkları yüzyıllar öncesine dayanmaktadır. Engizisyonunun işkence ve infaz yöntemleri, kademeli olarak yerini, onsekizinci yüzyılda yaşanan “Aydınlanma” döneminde bilimin yükselişine eşlik eden laikliğin üstü kapalı baskısına bıraktı.

    O yüzyılda, Avrupa şamanizminin son kalıntıları ve “ruhun yolculukları” olarak bilinen bazı imgeleme yöntemleri, halk şifacılığında bir dereceye kadar varlığını sürdürdü. Ancak onsekizinci yüzyılda akademisyenler, ruhun varlığına dair hiçbir bilimsel kanıt olmadığını ilan ettiler. Bu yüzden, ortaya çıkmakta olan tıbbi kurumsal yapı, imgelemeye dayalı tedavi yöntemlerinin terk edilmesi gerektiğine hükmetti.

    Bu “sapkınlık”, yani imgelemeye dayalı yolculuk, Avrupa tıbbına ondokuzuncu yüzyıl sonlarında Freud bir hastasından, trenle kırsal bölgeden geçtiğini “hayal etmesini” ve neler gördüğünü anlatmasını isteyene kadar da geri dönemedi.

    Özler, ruhlar ve şamanları ciddiye almama konusundaki akademik direnç bugüne kadar sürmüştür.

    Fiilen şamanik yöntemleri denememiş ancak sempatisi olan antropologlar bile şamanizmi, birinci elden bilgilerle incelemek yerine, Batılı peşin hükümler ve paradigmalar çerçevesinden inceleme eğilimindedir.

    Bilim insanlarının çoğu şamanlara, artık etnik merkezli olmasa da, halen daha biliş merkezci mercekler ardından bakmaya meyillidir; yani başka insanların, değişik bilinç hallerinde yaşadıkları deneyimlerin geçerliliğini, bu durumları kendileri deneyimlemeden yargılama eğilimindedirler. Bu bilim insanları, yeterli katılımcı gözlemde bulunmaksızın şamanlar ve şamanizmi, şu anda moda olan teorik sınıflandırmaya tabi tutmaktan sorumluydu. Şamanizm alanında yirminci yüzyılın ikinci yansından önce hiçbir antropolog fiilen katılımcı gözlemde bulunmamıştı. Dolayısıyla “katılıma gözlem”, antropolojide, yerel davranış ve uygulamalann doğru anlaşılmasına yönelik gerekli bir saha yöntemi olarak gerçekten değil, göstermelik bir şekilde desteklenmiştir.

    Diğer yandan, şamanların şifacılıktaki başarıları ve öteki dünyalara yaptıkları inanılmaz seyahatler Batılı bilim insanlarını büyülemiş ve hayrete düşürmüştür. Katılımda bulunmadan, oturduğu yerden teorilerini geliştiren Fransız kurama Lucien Levy-Bruhl yirminci yüzyıl başında çıkan kitabında (Les fonctions zihinseles dans les societes infirieures, ilkel toplumların zihinsel işlevler); yerli insanların olağanüstü deneyimlere dair “yerel” temaslarının, aslında hakiki olmakla beraber yerlilerin, prerasyonel “ilkel” zihnin mahkûmları olduğunu öne sürmüştür. Ne yazık ki bu görüş tamamen kaybolmamıştır, kuramcı Julian Jaynes’in daha yakın tarihli kitabını örnek olarak verebiliriz; gezegenimizde halen daha varlıkları devam eden “tarım öncesi” topluluklardan avcılar ve toplayıcıları yerinde incelemeden, oturduğu yerden, “tarım öncesi” toplulukların bilincine dair detaylı teoriler geliştirmiştir.

    Levy-Bruhl’m kabile insanları ve şamanlar hakkındaki görüşleri, belki de yirminci yüzyılın daha ileri dönemlerinde onlarca yıl boyunca şamanların deneyimlerini “halüsinasyon” ve şamanların kendilerini de fiilen psikozlu veya “kısmi remisyonda psikozlu” olarak tanımlayan psikanalitik kesimin çoğunluk görüşlerinin yanında oldukça masum kalır. Gerçekten de Freudçu psikanalitik teoriden önemli ölçüde etkilenmiş bir antropolog olan VVeston La Barre, şamanizmdekiler de dâhil olmak üzere aslında bütün mistik deneyimlerin, nevroz veya psikoz belirtileri olduğunu savunmuştur. Kendi terimleriyle, Aşağı Dünyaya “yolculuklar” yapan ve Ilyas tarafından orada ruhların gerçekliğine dair eğitilen Cari Jung, bu görüşten ve Freud’tan ayrılmaktadır.

    IIyas ona “Biz sembol değil gerçeğiz. Bize sembol diyebilirsin… Ancak, siz insanlar gibi gerçeğiz. Bize sembol diyerek hiçbir şeyi çürütemez ve çözemezsin. Kesinlikle, sizin gerçek dediğiniz şeyiz.” Ancak, Jung’ın bu ifadeleri kendi Kırmızı Kitabı’na gizlice yazması ve kitabının, ölümünden neredeyse yarım yüzyıl sonra basılması dikkat çekicidir.

    Kuşkusuz, hem şamanizmin akademik rehabilitasyonunda hem de tüm insanlık nezdinde ortaya çıktığının herkesçe bilinir olmasında yirminci yüzyılın en önemli figürü Mircea Eliade idi.

    Klasik kitabı ” Şamanizm: Geçmişin Esriklik Teknikleri” ilk kez 1951 senesinde Fransızca yayınlandı. Eliade, yerel uygulamaların kendi aralarında farklar içermesine rağmen, sürekli olan ve kilit özelliğin, şamanın trans “esriklik” halindeyken öteki dünyalara yaptığı yolculuklar olduğunu belirtmiştir.

    Şamanizm hakkında önemli bir referans olma özeliğini halen koruyan kitabında Eliade, şamanizmin kendisinin bir din olmayıp bir yöntembilim olduğunu açıklığa kavuşturduktan sonra şamanizmin, diğer tüm ruhsal sistem ve dinlerin öncüsü olduğunu belirtmiştir. Ancak Eliade de, şamanların akıl hastası olduğuna dair görüşten kendini arındıramamıştır; Amazonlara dair ilk saha çalışmamdan sadece beş yıl öncesi olan 1951 gibi geç bir tarihte, “şamanların çoğunluğunun psikopat olduğu” şeklinde bir tavır benimsemiştir.”

    Dolayısıyla bilim insanlarının “psikolojik” bakış açısına göre şamanlar “yalancı ve şarlatan” değil, sadece akıl hastasıydılar! Yine de şamanlar, kabul görebilecekleri “çılgın” kültürlerde doğmak gibi bir talihe sahiptiler. Hatta şaman olarak, aralarında yaşadıkları insanların kitlesel heyezanlarını tatmin ederek, bu delilikten fayda sağlayabiliyorlardı. Tabi ki bu “çılgın” kültürler; iki dünya savaşı ve Yahudi soykırımının yanına diğer toplu katliamları, kentsel şiddeti ve gezegenimizin hayat destek sisteminin tahribatım hızlandıran eylemleri da katan ve akıllı olduğu varsayılan kendi “uygar” Batılı kültürümüzün aksine, “ilkel” kabile kültürleriydi.

    Antropoloji bölümünden mezun bir öğrenci olarak öğrendiğim (tabi ki Walter Cline’dan değil) bir diğer şey, saha çalışması yapanların şüpheci bir “nesnelliği” koruması gerektiğiydi. Pederşahi yaklaşım dışında daha pratiğe yönelik amacı doğrultusunda, yani yerel deneklerin kendinden uzaklaşmasını önlemek için antropolog, şüpheciliğini yerlilere doğrudan ifade etmezdi. Akademik çevreye, evine geri döndüğünde ise Batılı psikolojik ve sosyolojik kabuller çerçevesinde, söz konusu yerel kültürlerde “gerçekte” ne olup bittiği açıklardı. Bu riyakâr tutumun çok uygun ve doğru olduğuna dair bir kanaat hâkimdi. Buradaki içkin kabul, yerel işlevlerin, biz Batılılar açısından muhtemel öğreticiler olmaktan ziyade, üzerinde çalışılacak konular olduğu ve modern Batı bilgisinin üstünlüğü idi.

    Aynı şekilde, “dengesiz kişiliklerin” kalkışabileceği bir şey olan “yerlileşme”nin tehlikelerini öğrenmiştim. “Sınırı aşan” etnolog ve kültür antropologlarına verilen örneklerden birisi, Smithsonian Enstitüsü Amerikan Etnoloji Bürosu’ndan Frank Cushing’di. Yüzyıl kadar önce Cushing, gizli topluluklarına resmen kabul edildikten sonra Zuni dini hakkında rapor vermeyi bırakmış ve bu yüzden Batı dünyasını keşiflerinden mahrum bırakmıştı. Ayrıca Birinci Savaş Şefi unvanını almıştı. Meslekte birçokları açısından, “mesafesini korumada” ve akademik yükümlülüklerini yerine getirmedeki başarısızlığından ötürü, genel anlamda bir skandaldı.

    1956-57 arasında Yukarı Amazonlarda ilk saha çalışmama başlarken sahip olduğum akademik birikim buydu. Amacım, Batılı kolonileşme sınırlarını aşıp halen daha fethedilmemiş olan Yerli Amerikan kabilelerinin hayatlarını deneyimlemekti. Kuzey Amerika’da bu fırsat için bir yüzyıl kadar geç kalmıştım, dolayısıyla ben de Güney Amerika’yı ve özellikle de, sözde fatihlere yüzyıllardır direnmiş olan, Doğu Ekvator’un Jivaro proper veya Untsuri Shuar (Şuarlar) olarak anılan halkını seçtim.

    Antropolojik sorumluluk ve amacım, kültürlerinin tamamının doğru etnografyasını (budun betimini) yapmaktı, çünkü sansasyonel “kafa derisi büzme” uygulaması hayatları ve düşüncelerine dair birçok dehşetli, gerçek dışı ve önyargılı rivayete yol açmıştı.

    1956’da Şuarlarm arasına geldikten kısa bir süre sonra gece gündüz ormanda dolaşıp, gördüğü ruhlarla konuşan bir adam fark ettim.

    Azametli akademinin fildişi kulelerinden henüz yeni gelmiş biri olarak; “İşte, bir tane buldum!” diye düşündüm. Halka, adamın şaman olup olmadığını sordum. Onlar da adamın şaman değil, deli olduğunu söylediler! Adamı deli olarak değerlendirmelerine rağmen, onun halüsinasyonlar gördüğünü düşünmüyorlardı. Sonuç olarak topluluktaki hemen herkes, yerel halüsinojenlerden kullanmıştı ve onlar da görmüş oldukları için, ruhların gerçek olduğunu biliyorlardı.

    Bu kişiyi deli olarak değerlendirmelerinin sebebi, ruhlarla olan temasını kesememesiydi.

    Halkı için faydasız biriydi. Şamanlar ise, aksine, ruhlarla etkileşime geçecekleri zamanı bilinçli bir şekilde kendileri seçer ve bunu, başkalarına yardımcı olmak gibi belirli bir amaç için yaparlardı. Böylece, Şamanizm hakkındaki gerçek eğitimimin başlamış oldu.

    Kısa bir zaman sonra sadece savaşçılardan değil, aynı zamanda, şamanlardan oluşan bir toplulukta bulunduğumu öğrendim. Şamanların sayısı yüzlerceydi; şifacılıkları ve diğer faaliyetleri, günlük hayatın içine iyice nüfuz etmişti. Benim açımdan büyüleyiciydiler; önceden bildiğim her şeyden çok daha heyecan verici olan, gerçeklik kavramlarıyla tanıştım.Çoğu, bilinç durumunu değiştiren bitkilere ve bitki karışımlarına bağlı görünmekteydi. Hem şamanlar hem de şaman olmayanlar, görünmez alternatif bir gerçeklikte, görünmez olan ruhları görmek ve etkileşime girmek için çeşitli halüsinojen (sanrı yaratan) veya psikodelik (zihin açıcı) maddeler kullanıyordu.

    Belki de dünyadaki diğer yerli halkların kullanmadığı kadar geniş bir psikodelik madde çeşidine sahiptiler; saklı gerçeklikteki faydalı ruhlarla temas kurmaları için bebekler için çok hafif bir tanesi, yine kız ve erkek çocuklar için olanlar, ruhlardan yardım almaları için av köpeklerine yönelik bir tane, sadece şamanlara yönelik bir madde ve sadece görü arayışına yönelik bir tane… Eğer genç bir delikanlı, kötü davranışlarda bulunursa ebeveynleri onu hizaya getirmek için bir psikodelik alması için zorlayabiliyordu. Altta yatan fikir, ruhlar ve saklı gerçeklikten bahsettikleri zamanlarda, neden söz ettiklerini gerçekten bildiklerini anladığı takdirde delikanlının, ebeveynlerinin otoritesine saygı duyacağıydı.

    Burs almış olduğum doktora projem, Şamanizm veya psikodelik maddelerle alakalı olmadığı için araştırmalarımı farklı konulara yoğunlaştırdım. 1956-57’de Şuarlar arasındaki saha çalışmam esnasında iki kez şamanlar, bilinç değiştiren iksir ve bitkilerinden kullanma fırsatı verdiler.

    Bu bana çok cazip geldiyse de, az da olsa beyin hasarı yapabileceği endişesiyle, kendimi tuttum. Başarılı bir doktora tezi yazmamda en önemli kaynağım, net düşünebilen açık bir zihindi. Lâkin aylar geçtikçe, ruhsal yönelimimde alttan alta bir şeyler değişti. Ruhların gerçek olduğu da dâhil olmak üzere, Şuarların gerçekliğe dair kabullerinden bazılarını bilinçli olarak benimsedim. Nehri geçerken yaşanan kaza, ruh gücüne sahip olmanın önemini gerçekten kavramamı sağladı.

    Artık kendimi, Kızılderililerin durmaksızın devam eden kan davaları, baskınları, pusuları ve cinayetleri arasında fiziksel tehlike içindeyken, sessizce koruyucu ruhlara yalvarırken buluyordum. Ruhların varlığı, bana halen daha görünmez olmalarına rağmen, somut ve güven verici geliyordu. Doğal olarak dünya görüşümdeki (VVeltanschauung) bu hafif kaymadan, üniversiteye doktora tezim için gönderdiğim mektuplarımda söz etmiyordum.

    Aslında saha çalışmamın ilk senesinde, katılıma olmaktan ziyade gözlemci kalarak, bir etnolog olarak esasen “uygun” mesafeyi korumuştum.

    Bir yıl sonra Amerika Birleşik Devletlerine geri döndüğümde, Doğu Ekvator’da deneyimlemiş olduğum bu kişisel ruhsal duyumsamalar, gitgide bilincimin gerilerine çekildi ve belli belirsiz hatıralara dönüştüler.

    Dört yıl sonra, Amerikan Doğal Tarih Müzesi için Yukarı Amazonlara yaptığım bir keşif gezisinde, bu eşiği tam ve fiili olarak geçtim. 1961 senesinin o kaderimi belirleyen gecesinde, Doğu Peru’nun Conibo Kızılderilileri arasında şamanlarm psikodelik bitki çayı “ayahuska”dan içtim.

    Conibolar, kendi ruhsal deneyimlerini ve dinlerini açıklamak için bu şartı ileri sürdüler. Şuarlar arasında yaptığım hatamı, yani iksirlerini içmemeyi, tekrarlamamaya kararlı olarak Conibolarla işbirliği yaptım.

    Conibolar arasında yaşadığım görü deneyimlerim çok güçlüydüler; ayrıca, daha sonra Coniboların bana açıkladıklarıyla da oldukça örtüşüyordu. Fark etmeye başlamıştım ki; antropoloji öğrencisi olarak bana öğretilen kültürel kuramlar, kültürlerden bağımsız olduğu net olan bu deneyimler arası tutarlılığı açıklamakta yetersiz kalıyordu. Bu keşif, gerçeklikle ilgili batılı görüşlerimi temelinden sarsmış, gerçek ve ciddi bir bilgi arayışına girmeme neden olmuştu. Halen daha Coniboların arasındayken, bu arayış, kutsal dünyalara yolculuk yapmak ve ruhlarla çalışmak için gecelik katalizör etkisi gösteren ayahuska ve şamanik şarkılar yardımıyla şamanik yöntemlere ilişkin bir eğitim halini aldı. Tamamen farklı bir gerçekliği, gizli bir evrenin gerçekliğini, araştırmanın ve keşfetmenin verdiği ve hayatımda daha önce hiç tatmadığım bir heyecan ve tatmin duyuyordum.

    Berkeley’deki akademik pozisyonum için 1961 yılında Amerika Birleşik Devletlerine dönmem ve Conibo dostlarımdan ayrılmam gerekti. Aynı zamanda, şamanlarm günlük ifşalarının, ruhani açıdan İndideki eski hikâyelerden daha etkili olduklarını fark eden ve bağlı oldukları misyonerler heyetine, Kızılderililere artık İncil’i öğretmeyeceklerini, sadece sağlık misyoneri olarak hizmet vermek istediklerini belirten iki Kuzey Amerikalı misyoneri de geride bırakıyordum. Bu kişiler, Şamanın Yolu kitabında “Bob ve Millie” rumuzları ile andığım Dick ve Dorothy Kendig idi. Yolum ormandan geçiyordu ve vedalaşmak için yolumun üzerinde bulunan misyonlarına uğradım. Dick, bir nehir kasabası olan Pucallpa’ya yeni gittiğini, daha yeni ayahuska içmiş New York’lu sakallı bir “hippi” ile karşılaştığını anlattı. Bu, Ailen Ginsberg’di. Bu çaydan içen benim haricimdeki tek “yabana” olduğundan, bu kişiyi kaçırmış olduğuma üzüldüm. Deneyimlerinin benimkilerle kıyasla nasıl olduğunu merak ediyordum. San Francisco’ya döndüğümde onu bulmaya çalıştım ve Hindistan’a gitmiş olduğunu öğrendim; deneyimlerimizi karşılaştırmamızdan önceydi bu olay.

    San Frandsco Körfez Bölgesi’nde kendimi, beklenmedik bir şekilde, büyük heyecan ve tartışmalara yol açan LSD, Meksika mantarı, peyote kaktüsü ve meskalin ile psikodelik deneyimler yaşayan, küçük ama hızla büyüyen, maceracı psikolog, şair, müzisyen, botanikçi, kimyacı ve bohemlerden oluşan bir grubun içinde buldum. Artık Batı kültüründe de, şamanların zaten biliyor olduklarım anlamaya başlayan insanlar vardı. Bunlar, daha sonradan Psikodelik Altmışlar olarak bilinen çağın öncüleriydiler.

    Ailen Ginsberg nihayet Hindistan’dan döndü ve Amerikan karşı kültüründe görülmeye başlanan uzun saçıyla beni şok etti. San Francisco’da Gough sokağındaki evine yaptığım ziyaretlerde, akademi haricinde, kendime ikinci bir ev bulduğum hissini duymaya başladım.

    Altmışlı yılların başında, kendilerinden bir önceki Beat kuşağını besleyen ve San Francisco bölgesinde yoğunlaşan, bilinç ve gizli gerçekliklerin kâşifleri olan bu kişilerin çoğu iyi eğitimli, akıllı, yaratıcı ve kendilerini rahatlıkla ifade eden bireylerdi. Onlarla birlikte olmak ve Yeni Çağ hareketinin hızlı gelişimini görmek heyecan vericiydi.

    1963 yılında Berkeley, Kaliforniya Üniversitesi’nde “Yukarı Amazonlarda Psikotrop Maddeler ve Gerçeklik” konulu halka açık bir konferans verdim. O zamanlar psikodelikler veya halüsinojenler henüz “tehlikeli” akademik konular değildi. Konuşmamda Şuarların (o zamanlar adlandırıldığı gibi Jıvarolar), ağızdan alınan bir halüsinojen olan ayahuska çayının yardımıyla görülenin gerçek gerçeklik olduğuna inandıklarını ve sıradan günlük hayatı ise “yalan” olarak gördüklerini açıkladım. Benden habersiz olarak, konuşmamın içeriği, üniversitenin bütün kampüslerine dağıtılan bir gazetede yer aldı.

    Sonucunda 1963 Kasımında, San Francisco’da düzenlenen yıllık Amerikan Antropoloji Derneği toplantısında yanıma tıknaz, iyi giyimli ve Latin tipli bir beyefendi yaklaştı ve kendisini Carlos Castaneda olarak tanıtarak, UCLA’da (Los Angeles Kaliforniya Üniversitesi) öğrenci olduğunu söyledi. Berkeley’deki konferansında konuştuklarım hakkında benimle görüşmek istiyordu. Yakui (Yaqui) Kızılderilileri arasında derlediği saha notlarını düzenlemekte zorlandığını, hakkında konuşma yaptığım, gerçekliğe dair ikilik konusuna ilgi duyduğunu açıkladı.

    Daha sakin bir köşeye çekildik. Carlos’un, içine girmekte olduğum dünyalara karşı heyecan duyan ve bunlara ilişkin yerlilerin bilgisine gösterdiğim ciddi saygıyı paylaşan ilk antropolog olduğunu fark ettim.

    İlerleyen haftalarda düşüncelerini ve deneyimlerini paylaşmak üzere sıklıkla arabasıyla Los Angeles’dan Berkeley’e geldi. Tartışmalarımız, Batılılar açısmdan faydalı iki gerçeklik kavramı geliştirmemizi sağladı. Sonraki yayınlarında Carlos bu ikiliği, “sıradan” ve “sıra dışı” gerçeklik olarak iki basit terimle formüle etti ve ben de bununla ilintili “olağan (sıradan) bilinç hali” ve “şamanik bilinç hali” terimlerini kullandım. En sonunda, şamanizm ve halüsinojenlere ilişkin deneyimlerimi paylaşabileceğim bir antropologun var olduğunu bilmenin verdiği şevkle Şuarları üç kez daha ziyaret ettim.

    Carlos çok nükteli ve içten biriydi. Peyote kaktüsü ve Don Juan isimli bir Yakui brujo’su (büyücü) ile olan temasları hakkında harika hikâyeler anlatıyordu. Sandra Hamer ile bunları yazması için kendisini teşvik ettik. Birkaç hafta içinde ilk yazılı hikâyesini getirdi. Son derece etkileyici ve zannımca etnografya açısından doğru bir anlatımdı; daha da yazması için onu cesaretlendirdik.

    Ziyaretleri sürüp, yeni konular biriktikçe kitap uzunluğunda bir metin oluştu. Carlos’a, taslağını New York’taki Grove Press yayınevine götürmesi için yardıma olduk ve kitabı derhal geri çevrildi; söylendiğine göre yayınevinin sahibi daha sonraları bu kararına çok pişman olmuş. Don Juan’ın Öğretileri adıyla en sonunda Kaliforniya Üniversitesi Yayınevi tarafından, 1968 yılında birçok dram ve zorlukların ardından yayınlandı ki bu, başka bir sefere anlatılacak başlı başına bir hikâye. Ancak açık olan şey şuydu: Batının, yerlilerin sahip olduğu ruhsal ve felsefi bilgiye karşı olan kayıtsızlığı çözülüyordu.

    Bundan öncesinde bile daha 1964 yılında, Eliade’nin 1951 tarihli Şamanizm hakkındaki kitabının İngilizce basımı, başta Kaliforniya olmak üzere Amerika Birleşik Devletlerinde konuya olan ilginin hızla artmasını sağlamıştı. Bu ilgi, 1960’larda LSD gibi psikodelik maddelerin yaygın olarak kullanımından büyük ölçüde güç alıyordu. 1964’ten önce bu Amerikalı psikodelik kâşifleri, şamanlarm binlerce yıldır aşinası oldukları bir alanı yeniden keşfettiklerinin farkında değildi. Hiç de şaşırtıcı olmayan bir şekilde, yaşadıkları bu deneyimleri, Hinduizm ve Tibet Budizmi başta olmak üzere Doğu medeniyetlerinin iyi bilinen ruhcu gelenekleri içinde bir çerçeveye oturtma arayışına girdiler. “Yolculuk (seyahat)” kelimesinden ziyade “gezi” kelimesini kullanıyorlardı ve şamanlann deneyimledikleri seyahatleri çok azı duymuştu.

    Eliade’nin kitabıyla eş zamanlı olarak, San Francisco’ nun Haight-Ashbury bölgesindeki psikodelik “hippi” kâşiflere tuhaf şeyler olmaya başladı. LSD ve diğer bilinç durumunu değiştiren maddelerle yaptıkları geziler sonucu çoğunluğu, bu dünyadan göçmüş Amerikan Kızılderililerinin reenkamasyonlan oldukları sonucuna vardılar, içlerinden bazıları boncuklar, tüyler takmaya ve geyik derisi giymeye başladılar. Şamanik açıdan yorumlarsak, muhtemelen aslında deneyimledikleri, gezileri sırasında özellikle fark edilmek isteyen ruhlarla kaynaşmaktı.

    Tüm bunlar olurken, Berkeley’e döndüğüm zamanlarda meslektaşım olan antropologlarla ayahuska ve diğer şamanik deneyimlerimi paylaşmaya çalıştım. Sempatik ve ilgili davranmaya çalıştılar ancak fark ettim ki, tıpkı misyoner dini görüşlerle olduğu gibi, benim deneyimlerim de onların laik paradigmaları ile çatışıyordu. Kutsallığından ötürü ağza alınmaması gereken tabuları paylaşma çabalarımdan büyük oranda vaz geçerek, hem düz anlamıyla hem de mecazi olarak, akraba ruhları bulmak üzere Berkeley’ deki büyük üniversite kütüphanesinin rafları arasına dal-dım. İlk olarak, güçlü etkileri için halüsinojenlerin, öncelikle Ayahuska ve sonra tatulanın (boru çiçeği), kabilelerdeki kullanımına ilişkin üzerinde durulmamış kanıtları araştırdım. Bu maddelerle olan deneyimlerim ve Kuzey, Orta ve Güney Amerika’da kullanılan diğer bitkiler, insanlığın ruhsal deneyimlerinin psikotrop maddelerden kaynaklandığını düşünmeme yol açtı; başka bir deyişle, dinsel deneyimin ve dolayısıyla din ve şamanizmin esas kaynağının, bu bitkiler olduğunu düşünüyordum. Dinlerin kökenine dair öğrenim görenler tarafından bu bitkilerin ‘kullanım ve etkisinin ciddiye alınmadığına ikna olduktan sonra büyük bir merak ve beklenti ile kültürlerarası karşılaştırma yaparak etnografya ve tarih literatürünü araştırmaya başladım. Dünyanın bazı kesimlerinde şamanların, öteki gerçekliği deneyimlemek için gerçekten de psikodelik bitkileri kullandıklarına ilişkin hatırı sayılır derecede kanıt buldum.

    Aynı zamanda uçan “cadılar”, kurt adamlar, vampir ve zombilere dair hikâyelerin ardında da bu bitkiler varmış gibi görünüyordu. Bu keşiflerin bazıları, Geç Ortaçağ ve Rönesans’ta şamanizmin (o zamanlar “cadılık”) hayatta kalmasında bitkilerin kullanımına dair makalemde yer aldı.

    Makale, düzeltilmiş basımı yapılan Halüsinojenler ve Şamanizm kitabımın bir parçasıydı ve esas olarak 1965 yılında Amerikan Antropoloji Derneği’nin yıllık toplantısında sunduğum makalelerin bir toplamıydı. Carlos Castaneda da sempozyumdaydı; ancak onun makalesi, kendi tercihi olarak, hiç yayınlanmadı.

    Gordon Wasson’in Meksika’da Mazatec yerlileri ile “sihirli mantar” deneyimleri, LSD’yi keşfinden sonra Albert Hofmann’ın yaptığı yayınlar, Aldous Huxley’in meskalin ile deneyimlerine ilişkin açıklamaları ve Timothy Leary’in dünyadan uzak Harvard lisans öğrencilerine LSD hakkında yaptığı sunum en başta olmak üzere başkaları da, eş zamanlı olarak, benzeri bilimsel araştırmalar ortaya koydular. Dolayısıyla 1960’ların başı ve ortalarında çoğumuza göre “bunu yapan uyuşturuculardı” ve eski zamanlardaki “dini deneyimleri” psikodelik bitkilerin ağızdan alınmasına bağlayan birçok makale yayınlandı. O yıllarda yaygın bir şekilde LSD ile yaşanan deneyler, ağızdan alman bioaktif maddelerin, şamanlarm başka bir gerçekliğe geçişinin “gizli” anahtarı olduğu görüşünü kuvvetlendirmişti.

    1968’de yayınlanan Castaneda’nın ilk kitabı da, tıpkı VVasson’ın Sibirya şamanlarının görü deneyimlerini psikodelik sinek mantarı (Amanita muscaria) yenmesine bağlayan 1957 tarihli Mantar, Rusya ve Tarih kitabında yaptığı gibi, bu genel görüşe katkıda bulundu.

    Ancak kültürler arası karşılaştırmalı araştırmalarım neticesinde, 1960’ların sonunda, hiç de istemeyerek, dünyadaki birçok yerli kültürde şamanların işlerini psikodelik maddeler kullanmadan yaptıkları sonucuna varmaya başladım. Dünya genelinde, en başta davul olmak üzere, vurmalı çalgı (perküsyon aletleri) sesinin yerli şamanlar tarafından psikodeliklerden daha yaygın bir şekilde kullanıldığı açıktı. Davulun şamanik amaçlı kullanımının, birisinin bilinç halini değiştireceği olasılığını kabullenmek güçtü.

    Temel Şamanizm

    Onlarca yıllık kendi pratik deneyimlerim, kültürler arası karşılaştırmalı araştırmalarım ve yaptığım saha çalışmalarım boyunca, kademeli bir şekilde, bilinç halini değiştirmek üzere işitsel uyarımın kullanılması da dâhil, şamanizmin temelinde yatan evrensel, evrensele yakın, ortak ilke ve uygulamaları diğerlerinden ayırdım. Özellikle 1970’lerde, sürekli daha da iyileştirmek suretiyle, bu ilkeleri etkin bir şekilde uygulamak ve öğretmek üzere yöntemler geliştirdim.

    Bu, kısmen kendi adıma şamanik şifa ve kehanete yönelik uygulamaları geliştirme çabamdan, kısmen da şamanik yöntemler konusunda başkalarını eğitirken gelmiş olan talepleri cevaplama gayretlerim neticesinde gerçekleşti.

    Şamanik uygulamanın altında yatan bu kültürler ötesi ilkeler, Temel Şamanizm olarak adlandığım şeyin esasıdır. Giriş bölümünde belirtiğim gibi temel Şamanizm, şamanizmin ayırt edici özelliklerinden birisi olan öteki dünyalara yolculukla birlikte şamanizmin evrensel, -evrensele yakın ve ortak özelliklerinden meydana gelir. Çoğu Batılı için şamanik yolculuk dâhil temel şamanizmin öğrenilmesi ve uygulanması, her kültürün kendine özgü sembolizmi, söylenceleri ve kavramsal ayrınülan bulunduğundan, tek bir kültürdeki şamanik uygulamaları örnek almaktan çok daha verimli bir yaklaşımdır. Eğer bu sizin kendi kültürünüz değilse söz konusu ayrıntılar, özellikler ve anlamlar, söz konusu yerli halk açısından taşıdıkları doğruluğu taşımazlar. Bununla bağlantılı olarak antropolog Joan Townsend, temel şamanizmi dikkatli bir biçimde neo şamanizmden ayırmıştır.

    Daha detaylı bilgi için “Şamanik Şifa” kitabımda, “Temel Şamanizmde Ana Kavramlar”a bakınız.

    Zaman içinde atölye çalışmalarının sıklığı, yoğunluğu ve uzunluğu arttı. Yaklaşık son otuz yıldır talepleri karşılamak için, şamanizm ve şamanik şifanın dünya genelinde korunması, çalışılması ve öğretilmesi amacıyla kar gütmeyen bir kuruluş olarak hayata geçirilen Şaman Çalışmaları Vakfı Uluslararası Fakültesine davet edilen eski öğrencilerim atölye çalışmalarında bana yardımcı oluyorlar.
  • UZUN BİR YAZI SAYFADA ŞAMANİZME DAİR BAŞKA GÜZEL YAZILARDA VAR. LİNKE TIKLAYARAK OKUMANIZI ÖNERİRİM.

    https://yeryuzusifasi.wordpress.com/...-yarginin-kirilmasi/

    Michael Harner’ın Mağara ve Kozmos Kitabından alınmıştır. Harner kendi kişisel yolculuğunu anlatmakta…

    Öteki alem, rehber ruhlar, tıbbi bitkiler ve ruhsal şifalanma kültürünü merak edenlerin keyifle okuyacağı bir yazı…

    ARAYIŞ – Ön Yargının Kırılması

    Kaliforniya Üniversitesi’nde (Berkeley şehri) antropoloji öğrencisiyken 1950’lerin başında şamanların heyezanlı, belkide biraz şizofren olması muhtemel kişiler olduklarını tahmin ederdim. Buna kanıtım ise; şamanların ruhları gördükleri, onlarla konuşabildikleri ve hatta insanlara şifa vermek için ruhları kullandıklarını iddia etmeleriydi.

    Şamanlar zaman zaman tedavilerinde başarılı olduklarından araştırılmayı hak ediyorlardı ama ancak psikolojik bir açıdan yapılmak kaydıyla… Walter Cline, şamanların sadece psikolojik açıdan değerlendirildiği bu bakış açısına karşıydı. Şamanların yukarıda belirtilen algılanma şekli Batılı önyargıların bir mirasıdır; bu önyargılar, halen daha kuzey Finlandiya’da söylendiği gibi Avrupa’da “cadı” olarak adlandırıldıklan, Engizisyonun zulmüne uğradıkları yüzyıllar öncesine dayanmaktadır. Engizisyonunun işkence ve infaz yöntemleri, kademeli olarak yerini, onsekizinci yüzyılda yaşanan “Aydınlanma” döneminde bilimin yükselişine eşlik eden laikliğin üstü kapalı baskısına bıraktı.

    O yüzyılda, Avrupa şamanizminin son kalıntıları ve “ruhun yolculukları” olarak bilinen bazı imgeleme yöntemleri, halk şifacılığında bir dereceye kadar varlığını sürdürdü. Ancak onsekizinci yüzyılda akademisyenler, ruhun varlığına dair hiçbir bilimsel kanıt olmadığını ilan ettiler. Bu yüzden, ortaya çıkmakta olan tıbbi kurumsal yapı, imgelemeye dayalı tedavi yöntemlerinin terk edilmesi gerektiğine hükmetti.

    Bu “sapkınlık”, yani imgelemeye dayalı yolculuk, Avrupa tıbbına ondokuzuncu yüzyıl sonlarında Freud bir hastasından, trenle kırsal bölgeden geçtiğini “hayal etmesini” ve neler gördüğünü anlatmasını isteyene kadar da geri dönemedi.

    Özler, ruhlar ve şamanları ciddiye almama konusundaki akademik direnç bugüne kadar sürmüştür.

    Fiilen şamanik yöntemleri denememiş ancak sempatisi olan antropologlar bile şamanizmi, birinci elden bilgilerle incelemek yerine, Batılı peşin hükümler ve paradigmalar çerçevesinden inceleme eğilimindedir.

    Bilim insanlarının çoğu şamanlara, artık etnik merkezli olmasa da, halen daha biliş merkezci mercekler ardından bakmaya meyillidir; yani başka insanların, değişik bilinç hallerinde yaşadıkları deneyimlerin geçerliliğini, bu durumları kendileri deneyimlemeden yargılama eğilimindedirler. Bu bilim insanları, yeterli katılımcı gözlemde bulunmaksızın şamanlar ve şamanizmi, şu anda moda olan teorik sınıflandırmaya tabi tutmaktan sorumluydu. Şamanizm alanında yirminci yüzyılın ikinci yansından önce hiçbir antropolog fiilen katılımcı gözlemde bulunmamıştı. Dolayısıyla “katılıma gözlem”, antropolojide, yerel davranış ve uygulamalann doğru anlaşılmasına yönelik gerekli bir saha yöntemi olarak gerçekten değil, göstermelik bir şekilde desteklenmiştir.

    Diğer yandan, şamanların şifacılıktaki başarıları ve öteki dünyalara yaptıkları inanılmaz seyahatler Batılı bilim insanlarını büyülemiş ve hayrete düşürmüştür. Katılımda bulunmadan, oturduğu yerden teorilerini geliştiren Fransız kurama Lucien Levy-Bruhl yirminci yüzyıl başında çıkan kitabında (Les fonctions zihinseles dans les societes infirieures, ilkel toplumların zihinsel işlevler); yerli insanların olağanüstü deneyimlere dair “yerel” temaslarının, aslında hakiki olmakla beraber yerlilerin, prerasyonel “ilkel” zihnin mahkûmları olduğunu öne sürmüştür. Ne yazık ki bu görüş tamamen kaybolmamıştır, kuramcı Julian Jaynes’in daha yakın tarihli kitabını örnek olarak verebiliriz; gezegenimizde halen daha varlıkları devam eden “tarım öncesi” topluluklardan avcılar ve toplayıcıları yerinde incelemeden, oturduğu yerden, “tarım öncesi” toplulukların bilincine dair detaylı teoriler geliştirmiştir.

    Levy-Bruhl’m kabile insanları ve şamanlar hakkındaki görüşleri, belki de yirminci yüzyılın daha ileri dönemlerinde onlarca yıl boyunca şamanların deneyimlerini “halüsinasyon” ve şamanların kendilerini de fiilen psikozlu veya “kısmi remisyonda psikozlu” olarak tanımlayan psikanalitik kesimin çoğunluk görüşlerinin yanında oldukça masum kalır. Gerçekten de Freudçu psikanalitik teoriden önemli ölçüde etkilenmiş bir antropolog olan VVeston La Barre, şamanizmdekiler de dâhil olmak üzere aslında bütün mistik deneyimlerin, nevroz veya psikoz belirtileri olduğunu savunmuştur. Kendi terimleriyle, Aşağı Dünyaya “yolculuklar” yapan ve Ilyas tarafından orada ruhların gerçekliğine dair eğitilen Cari Jung, bu görüşten ve Freud’tan ayrılmaktadır.

    IIyas ona “Biz sembol değil gerçeğiz. Bize sembol diyebilirsin… Ancak, siz insanlar gibi gerçeğiz. Bize sembol diyerek hiçbir şeyi çürütemez ve çözemezsin. Kesinlikle, sizin gerçek dediğiniz şeyiz.” Ancak, Jung’ın bu ifadeleri kendi Kırmızı Kitabı’na gizlice yazması ve kitabının, ölümünden neredeyse yarım yüzyıl sonra basılması dikkat çekicidir.

    Kuşkusuz, hem şamanizmin akademik rehabilitasyonunda hem de tüm insanlık nezdinde ortaya çıktığının herkesçe bilinir olmasında yirminci yüzyılın en önemli figürü Mircea Eliade idi.

    Klasik kitabı ” Şamanizm: Geçmişin Esriklik Teknikleri” ilk kez 1951 senesinde Fransızca yayınlandı. Eliade, yerel uygulamaların kendi aralarında farklar içermesine rağmen, sürekli olan ve kilit özelliğin, şamanın trans “esriklik” halindeyken öteki dünyalara yaptığı yolculuklar olduğunu belirtmiştir.

    Şamanizm hakkında önemli bir referans olma özeliğini halen koruyan kitabında Eliade, şamanizmin kendisinin bir din olmayıp bir yöntembilim olduğunu açıklığa kavuşturduktan sonra şamanizmin, diğer tüm ruhsal sistem ve dinlerin öncüsü olduğunu belirtmiştir. Ancak Eliade de, şamanların akıl hastası olduğuna dair görüşten kendini arındıramamıştır; Amazonlara dair ilk saha çalışmamdan sadece beş yıl öncesi olan 1951 gibi geç bir tarihte, “şamanların çoğunluğunun psikopat olduğu” şeklinde bir tavır benimsemiştir.”

    Dolayısıyla bilim insanlarının “psikolojik” bakış açısına göre şamanlar “yalancı ve şarlatan” değil, sadece akıl hastasıydılar! Yine de şamanlar, kabul görebilecekleri “çılgın” kültürlerde doğmak gibi bir talihe sahiptiler. Hatta şaman olarak, aralarında yaşadıkları insanların kitlesel heyezanlarını tatmin ederek, bu delilikten fayda sağlayabiliyorlardı. Tabi ki bu “çılgın” kültürler; iki dünya savaşı ve Yahudi soykırımının yanına diğer toplu katliamları, kentsel şiddeti ve gezegenimizin hayat destek sisteminin tahribatım hızlandıran eylemleri da katan ve akıllı olduğu varsayılan kendi “uygar” Batılı kültürümüzün aksine, “ilkel” kabile kültürleriydi.

    Antropoloji bölümünden mezun bir öğrenci olarak öğrendiğim (tabi ki Walter Cline’dan değil) bir diğer şey, saha çalışması yapanların şüpheci bir “nesnelliği” koruması gerektiğiydi. Pederşahi yaklaşım dışında daha pratiğe yönelik amacı doğrultusunda, yani yerel deneklerin kendinden uzaklaşmasını önlemek için antropolog, şüpheciliğini yerlilere doğrudan ifade etmezdi. Akademik çevreye, evine geri döndüğünde ise Batılı psikolojik ve sosyolojik kabuller çerçevesinde, söz konusu yerel kültürlerde “gerçekte” ne olup bittiği açıklardı. Bu riyakâr tutumun çok uygun ve doğru olduğuna dair bir kanaat hâkimdi. Buradaki içkin kabul, yerel işlevlerin, biz Batılılar açısından muhtemel öğreticiler olmaktan ziyade, üzerinde çalışılacak konular olduğu ve modern Batı bilgisinin üstünlüğü idi.

    Aynı şekilde, “dengesiz kişiliklerin” kalkışabileceği bir şey olan “yerlileşme”nin tehlikelerini öğrenmiştim. “Sınırı aşan” etnolog ve kültür antropologlarına verilen örneklerden birisi, Smithsonian Enstitüsü Amerikan Etnoloji Bürosu’ndan Frank Cushing’di. Yüzyıl kadar önce Cushing, gizli topluluklarına resmen kabul edildikten sonra Zuni dini hakkında rapor vermeyi bırakmış ve bu yüzden Batı dünyasını keşiflerinden mahrum bırakmıştı. Ayrıca Birinci Savaş Şefi unvanını almıştı. Meslekte birçokları açısından, “mesafesini korumada” ve akademik yükümlülüklerini yerine getirmedeki başarısızlığından ötürü, genel anlamda bir skandaldı.

    1956-57 arasında Yukarı Amazonlarda ilk saha çalışmama başlarken sahip olduğum akademik birikim buydu. Amacım, Batılı kolonileşme sınırlarını aşıp halen daha fethedilmemiş olan Yerli Amerikan kabilelerinin hayatlarını deneyimlemekti. Kuzey Amerika’da bu fırsat için bir yüzyıl kadar geç kalmıştım, dolayısıyla ben de Güney Amerika’yı ve özellikle de, sözde fatihlere yüzyıllardır direnmiş olan, Doğu Ekvator’un Jivaro proper veya Untsuri Shuar (Şuarlar) olarak anılan halkını seçtim.

    Antropolojik sorumluluk ve amacım, kültürlerinin tamamının doğru etnografyasını (budun betimini) yapmaktı, çünkü sansasyonel “kafa derisi büzme” uygulaması hayatları ve düşüncelerine dair birçok dehşetli, gerçek dışı ve önyargılı rivayete yol açmıştı.

    1956’da Şuarlarm arasına geldikten kısa bir süre sonra gece gündüz ormanda dolaşıp, gördüğü ruhlarla konuşan bir adam fark ettim.

    Azametli akademinin fildişi kulelerinden henüz yeni gelmiş biri olarak; “İşte, bir tane buldum!” diye düşündüm. Halka, adamın şaman olup olmadığını sordum. Onlar da adamın şaman değil, deli olduğunu söylediler! Adamı deli olarak değerlendirmelerine rağmen, onun halüsinasyonlar gördüğünü düşünmüyorlardı. Sonuç olarak topluluktaki hemen herkes, yerel halüsinojenlerden kullanmıştı ve onlar da görmüş oldukları için, ruhların gerçek olduğunu biliyorlardı.

    Bu kişiyi deli olarak değerlendirmelerinin sebebi, ruhlarla olan temasını kesememesiydi.

    Halkı için faydasız biriydi. Şamanlar ise, aksine, ruhlarla etkileşime geçecekleri zamanı bilinçli bir şekilde kendileri seçer ve bunu, başkalarına yardımcı olmak gibi belirli bir amaç için yaparlardı. Böylece, Şamanizm hakkındaki gerçek eğitimimin başlamış oldu.

    Kısa bir zaman sonra sadece savaşçılardan değil, aynı zamanda, şamanlardan oluşan bir toplulukta bulunduğumu öğrendim. Şamanların sayısı yüzlerceydi; şifacılıkları ve diğer faaliyetleri, günlük hayatın içine iyice nüfuz etmişti. Benim açımdan büyüleyiciydiler; önceden bildiğim her şeyden çok daha heyecan verici olan, gerçeklik kavramlarıyla tanıştım.Çoğu, bilinç durumunu değiştiren bitkilere ve bitki karışımlarına bağlı görünmekteydi. Hem şamanlar hem de şaman olmayanlar, görünmez alternatif bir gerçeklikte, görünmez olan ruhları görmek ve etkileşime girmek için çeşitli halüsinojen (sanrı yaratan) veya psikodelik (zihin açıcı) maddeler kullanıyordu.

    Belki de dünyadaki diğer yerli halkların kullanmadığı kadar geniş bir psikodelik madde çeşidine sahiptiler; saklı gerçeklikteki faydalı ruhlarla temas kurmaları için bebekler için çok hafif bir tanesi, yine kız ve erkek çocuklar için olanlar, ruhlardan yardım almaları için av köpeklerine yönelik bir tane, sadece şamanlara yönelik bir madde ve sadece görü arayışına yönelik bir tane… Eğer genç bir delikanlı, kötü davranışlarda bulunursa ebeveynleri onu hizaya getirmek için bir psikodelik alması için zorlayabiliyordu. Altta yatan fikir, ruhlar ve saklı gerçeklikten bahsettikleri zamanlarda, neden söz ettiklerini gerçekten bildiklerini anladığı takdirde delikanlının, ebeveynlerinin otoritesine saygı duyacağıydı.

    Burs almış olduğum doktora projem, Şamanizm veya psikodelik maddelerle alakalı olmadığı için araştırmalarımı farklı konulara yoğunlaştırdım. 1956-57’de Şuarlar arasındaki saha çalışmam esnasında iki kez şamanlar, bilinç değiştiren iksir ve bitkilerinden kullanma fırsatı verdiler.

    Bu bana çok cazip geldiyse de, az da olsa beyin hasarı yapabileceği endişesiyle, kendimi tuttum. Başarılı bir doktora tezi yazmamda en önemli kaynağım, net düşünebilen açık bir zihindi. Lâkin aylar geçtikçe, ruhsal yönelimimde alttan alta bir şeyler değişti. Ruhların gerçek olduğu da dâhil olmak üzere, Şuarların gerçekliğe dair kabullerinden bazılarını bilinçli olarak benimsedim. Nehri geçerken yaşanan kaza, ruh gücüne sahip olmanın önemini gerçekten kavramamı sağladı.

    Artık kendimi, Kızılderililerin durmaksızın devam eden kan davaları, baskınları, pusuları ve cinayetleri arasında fiziksel tehlike içindeyken, sessizce koruyucu ruhlara yalvarırken buluyordum. Ruhların varlığı, bana halen daha görünmez olmalarına rağmen, somut ve güven verici geliyordu. Doğal olarak dünya görüşümdeki (VVeltanschauung) bu hafif kaymadan, üniversiteye doktora tezim için gönderdiğim mektuplarımda söz etmiyordum.

    Aslında saha çalışmamın ilk senesinde, katılıma olmaktan ziyade gözlemci kalarak, bir etnolog olarak esasen “uygun” mesafeyi korumuştum.

    Bir yıl sonra Amerika Birleşik Devletlerine geri döndüğümde, Doğu Ekvator’da deneyimlemiş olduğum bu kişisel ruhsal duyumsamalar, gitgide bilincimin gerilerine çekildi ve belli belirsiz hatıralara dönüştüler.

    Dört yıl sonra, Amerikan Doğal Tarih Müzesi için Yukarı Amazonlara yaptığım bir keşif gezisinde, bu eşiği tam ve fiili olarak geçtim. 1961 senesinin o kaderimi belirleyen gecesinde, Doğu Peru’nun Conibo Kızılderilileri arasında şamanlarm psikodelik bitki çayı “ayahuska”dan içtim.

    Conibolar, kendi ruhsal deneyimlerini ve dinlerini açıklamak için bu şartı ileri sürdüler. Şuarlar arasında yaptığım hatamı, yani iksirlerini içmemeyi, tekrarlamamaya kararlı olarak Conibolarla işbirliği yaptım.

    Conibolar arasında yaşadığım görü deneyimlerim çok güçlüydüler; ayrıca, daha sonra Coniboların bana açıkladıklarıyla da oldukça örtüşüyordu. Fark etmeye başlamıştım ki; antropoloji öğrencisi olarak bana öğretilen kültürel kuramlar, kültürlerden bağımsız olduğu net olan bu deneyimler arası tutarlılığı açıklamakta yetersiz kalıyordu. Bu keşif, gerçeklikle ilgili batılı görüşlerimi temelinden sarsmış, gerçek ve ciddi bir bilgi arayışına girmeme neden olmuştu. Halen daha Coniboların arasındayken, bu arayış, kutsal dünyalara yolculuk yapmak ve ruhlarla çalışmak için gecelik katalizör etkisi gösteren ayahuska ve şamanik şarkılar yardımıyla şamanik yöntemlere ilişkin bir eğitim halini aldı. Tamamen farklı bir gerçekliği, gizli bir evrenin gerçekliğini, araştırmanın ve keşfetmenin verdiği ve hayatımda daha önce hiç tatmadığım bir heyecan ve tatmin duyuyordum.

    Berkeley’deki akademik pozisyonum için 1961 yılında Amerika Birleşik Devletlerine dönmem ve Conibo dostlarımdan ayrılmam gerekti. Aynı zamanda, şamanlarm günlük ifşalarının, ruhani açıdan İndideki eski hikâyelerden daha etkili olduklarını fark eden ve bağlı oldukları misyonerler heyetine, Kızılderililere artık İncil’i öğretmeyeceklerini, sadece sağlık misyoneri olarak hizmet vermek istediklerini belirten iki Kuzey Amerikalı misyoneri de geride bırakıyordum. Bu kişiler, Şamanın Yolu kitabında “Bob ve Millie” rumuzları ile andığım Dick ve Dorothy Kendig idi. Yolum ormandan geçiyordu ve vedalaşmak için yolumun üzerinde bulunan misyonlarına uğradım. Dick, bir nehir kasabası olan Pucallpa’ya yeni gittiğini, daha yeni ayahuska içmiş New York’lu sakallı bir “hippi” ile karşılaştığını anlattı. Bu, Ailen Ginsberg’di. Bu çaydan içen benim haricimdeki tek “yabana” olduğundan, bu kişiyi kaçırmış olduğuma üzüldüm. Deneyimlerinin benimkilerle kıyasla nasıl olduğunu merak ediyordum. San Francisco’ya döndüğümde onu bulmaya çalıştım ve Hindistan’a gitmiş olduğunu öğrendim; deneyimlerimizi karşılaştırmamızdan önceydi bu olay.

    San Frandsco Körfez Bölgesi’nde kendimi, beklenmedik bir şekilde, büyük heyecan ve tartışmalara yol açan LSD, Meksika mantarı, peyote kaktüsü ve meskalin ile psikodelik deneyimler yaşayan, küçük ama hızla büyüyen, maceracı psikolog, şair, müzisyen, botanikçi, kimyacı ve bohemlerden oluşan bir grubun içinde buldum. Artık Batı kültüründe de, şamanların zaten biliyor olduklarım anlamaya başlayan insanlar vardı. Bunlar, daha sonradan Psikodelik Altmışlar olarak bilinen çağın öncüleriydiler.

    Ailen Ginsberg nihayet Hindistan’dan döndü ve Amerikan karşı kültüründe görülmeye başlanan uzun saçıyla beni şok etti. San Francisco’da Gough sokağındaki evine yaptığım ziyaretlerde, akademi haricinde, kendime ikinci bir ev bulduğum hissini duymaya başladım.

    Altmışlı yılların başında, kendilerinden bir önceki Beat kuşağını besleyen ve San Francisco bölgesinde yoğunlaşan, bilinç ve gizli gerçekliklerin kâşifleri olan bu kişilerin çoğu iyi eğitimli, akıllı, yaratıcı ve kendilerini rahatlıkla ifade eden bireylerdi. Onlarla birlikte olmak ve Yeni Çağ hareketinin hızlı gelişimini görmek heyecan vericiydi.

    1963 yılında Berkeley, Kaliforniya Üniversitesi’nde “Yukarı Amazonlarda Psikotrop Maddeler ve Gerçeklik” konulu halka açık bir konferans verdim. O zamanlar psikodelikler veya halüsinojenler henüz “tehlikeli” akademik konular değildi. Konuşmamda Şuarların (o zamanlar adlandırıldığı gibi Jıvarolar), ağızdan alınan bir halüsinojen olan ayahuska çayının yardımıyla görülenin gerçek gerçeklik olduğuna inandıklarını ve sıradan günlük hayatı ise “yalan” olarak gördüklerini açıkladım. Benden habersiz olarak, konuşmamın içeriği, üniversitenin bütün kampüslerine dağıtılan bir gazetede yer aldı.

    Sonucunda 1963 Kasımında, San Francisco’da düzenlenen yıllık Amerikan Antropoloji Derneği toplantısında yanıma tıknaz, iyi giyimli ve Latin tipli bir beyefendi yaklaştı ve kendisini Carlos Castaneda olarak tanıtarak, UCLA’da (Los Angeles Kaliforniya Üniversitesi) öğrenci olduğunu söyledi. Berkeley’deki konferansında konuştuklarım hakkında benimle görüşmek istiyordu. Yakui (Yaqui) Kızılderilileri arasında derlediği saha notlarını düzenlemekte zorlandığını, hakkında konuşma yaptığım, gerçekliğe dair ikilik konusuna ilgi duyduğunu açıkladı.

    Daha sakin bir köşeye çekildik. Carlos’un, içine girmekte olduğum dünyalara karşı heyecan duyan ve bunlara ilişkin yerlilerin bilgisine gösterdiğim ciddi saygıyı paylaşan ilk antropolog olduğunu fark ettim.

    İlerleyen haftalarda düşüncelerini ve deneyimlerini paylaşmak üzere sıklıkla arabasıyla Los Angeles’dan Berkeley’e geldi. Tartışmalarımız, Batılılar açısmdan faydalı iki gerçeklik kavramı geliştirmemizi sağladı. Sonraki yayınlarında Carlos bu ikiliği, “sıradan” ve “sıra dışı” gerçeklik olarak iki basit terimle formüle etti ve ben de bununla ilintili “olağan (sıradan) bilinç hali” ve “şamanik bilinç hali” terimlerini kullandım. En sonunda, şamanizm ve halüsinojenlere ilişkin deneyimlerimi paylaşabileceğim bir antropologun var olduğunu bilmenin verdiği şevkle Şuarları üç kez daha ziyaret ettim.

    Carlos çok nükteli ve içten biriydi. Peyote kaktüsü ve Don Juan isimli bir Yakui brujo’su (büyücü) ile olan temasları hakkında harika hikâyeler anlatıyordu. Sandra Hamer ile bunları yazması için kendisini teşvik ettik. Birkaç hafta içinde ilk yazılı hikâyesini getirdi. Son derece etkileyici ve zannımca etnografya açısından doğru bir anlatımdı; daha da yazması için onu cesaretlendirdik.

    Ziyaretleri sürüp, yeni konular biriktikçe kitap uzunluğunda bir metin oluştu. Carlos’a, taslağını New York’taki Grove Press yayınevine götürmesi için yardıma olduk ve kitabı derhal geri çevrildi; söylendiğine göre yayınevinin sahibi daha sonraları bu kararına çok pişman olmuş. Don Juan’ın Öğretileri adıyla en sonunda Kaliforniya Üniversitesi Yayınevi tarafından, 1968 yılında birçok dram ve zorlukların ardından yayınlandı ki bu, başka bir sefere anlatılacak başlı başına bir hikâye. Ancak açık olan şey şuydu: Batının, yerlilerin sahip olduğu ruhsal ve felsefi bilgiye karşı olan kayıtsızlığı çözülüyordu.

    Bundan öncesinde bile daha 1964 yılında, Eliade’nin 1951 tarihli Şamanizm hakkındaki kitabının İngilizce basımı, başta Kaliforniya olmak üzere Amerika Birleşik Devletlerinde konuya olan ilginin hızla artmasını sağlamıştı. Bu ilgi, 1960’larda LSD gibi psikodelik maddelerin yaygın olarak kullanımından büyük ölçüde güç alıyordu. 1964’ten önce bu Amerikalı psikodelik kâşifleri, şamanlarm binlerce yıldır aşinası oldukları bir alanı yeniden keşfettiklerinin farkında değildi. Hiç de şaşırtıcı olmayan bir şekilde, yaşadıkları bu deneyimleri, Hinduizm ve Tibet Budizmi başta olmak üzere Doğu medeniyetlerinin iyi bilinen ruhcu gelenekleri içinde bir çerçeveye oturtma arayışına girdiler. “Yolculuk (seyahat)” kelimesinden ziyade “gezi” kelimesini kullanıyorlardı ve şamanlann deneyimledikleri seyahatleri çok azı duymuştu.

    Eliade’nin kitabıyla eş zamanlı olarak, San Francisco’ nun Haight-Ashbury bölgesindeki psikodelik “hippi” kâşiflere tuhaf şeyler olmaya başladı. LSD ve diğer bilinç durumunu değiştiren maddelerle yaptıkları geziler sonucu çoğunluğu, bu dünyadan göçmüş Amerikan Kızılderililerinin reenkamasyonlan oldukları sonucuna vardılar, içlerinden bazıları boncuklar, tüyler takmaya ve geyik derisi giymeye başladılar. Şamanik açıdan yorumlarsak, muhtemelen aslında deneyimledikleri, gezileri sırasında özellikle fark edilmek isteyen ruhlarla kaynaşmaktı.

    Tüm bunlar olurken, Berkeley’e döndüğüm zamanlarda meslektaşım olan antropologlarla ayahuska ve diğer şamanik deneyimlerimi paylaşmaya çalıştım. Sempatik ve ilgili davranmaya çalıştılar ancak fark ettim ki, tıpkı misyoner dini görüşlerle olduğu gibi, benim deneyimlerim de onların laik paradigmaları ile çatışıyordu. Kutsallığından ötürü ağza alınmaması gereken tabuları paylaşma çabalarımdan büyük oranda vaz geçerek, hem düz anlamıyla hem de mecazi olarak, akraba ruhları bulmak üzere Berkeley’ deki büyük üniversite kütüphanesinin rafları arasına dal-dım. İlk olarak, güçlü etkileri için halüsinojenlerin, öncelikle Ayahuska ve sonra tatulanın (boru çiçeği), kabilelerdeki kullanımına ilişkin üzerinde durulmamış kanıtları araştırdım. Bu maddelerle olan deneyimlerim ve Kuzey, Orta ve Güney Amerika’da kullanılan diğer bitkiler, insanlığın ruhsal deneyimlerinin psikotrop maddelerden kaynaklandığını düşünmeme yol açtı; başka bir deyişle, dinsel deneyimin ve dolayısıyla din ve şamanizmin esas kaynağının, bu bitkiler olduğunu düşünüyordum. Dinlerin kökenine dair öğrenim görenler tarafından bu bitkilerin ‘kullanım ve etkisinin ciddiye alınmadığına ikna olduktan sonra büyük bir merak ve beklenti ile kültürlerarası karşılaştırma yaparak etnografya ve tarih literatürünü araştırmaya başladım. Dünyanın bazı kesimlerinde şamanların, öteki gerçekliği deneyimlemek için gerçekten de psikodelik bitkileri kullandıklarına ilişkin hatırı sayılır derecede kanıt buldum.

    Aynı zamanda uçan “cadılar”, kurt adamlar, vampir ve zombilere dair hikâyelerin ardında da bu bitkiler varmış gibi görünüyordu. Bu keşiflerin bazıları, Geç Ortaçağ ve Rönesans’ta şamanizmin (o zamanlar “cadılık”) hayatta kalmasında bitkilerin kullanımına dair makalemde yer aldı.

    Makale, düzeltilmiş basımı yapılan Halüsinojenler ve Şamanizm kitabımın bir parçasıydı ve esas olarak 1965 yılında Amerikan Antropoloji Derneği’nin yıllık toplantısında sunduğum makalelerin bir toplamıydı. Carlos Castaneda da sempozyumdaydı; ancak onun makalesi, kendi tercihi olarak, hiç yayınlanmadı.

    Gordon Wasson’in Meksika’da Mazatec yerlileri ile “sihirli mantar” deneyimleri, LSD’yi keşfinden sonra Albert Hofmann’ın yaptığı yayınlar, Aldous Huxley’in meskalin ile deneyimlerine ilişkin açıklamaları ve Timothy Leary’in dünyadan uzak Harvard lisans öğrencilerine LSD hakkında yaptığı sunum en başta olmak üzere başkaları da, eş zamanlı olarak, benzeri bilimsel araştırmalar ortaya koydular. Dolayısıyla 1960’ların başı ve ortalarında çoğumuza göre “bunu yapan uyuşturuculardı” ve eski zamanlardaki “dini deneyimleri” psikodelik bitkilerin ağızdan alınmasına bağlayan birçok makale yayınlandı. O yıllarda yaygın bir şekilde LSD ile yaşanan deneyler, ağızdan alman bioaktif maddelerin, şamanlarm başka bir gerçekliğe geçişinin “gizli” anahtarı olduğu görüşünü kuvvetlendirmişti.

    1968’de yayınlanan Castaneda’nın ilk kitabı da, tıpkı VVasson’ın Sibirya şamanlarının görü deneyimlerini psikodelik sinek mantarı (Amanita muscaria) yenmesine bağlayan 1957 tarihli Mantar, Rusya ve Tarih kitabında yaptığı gibi, bu genel görüşe katkıda bulundu.

    Ancak kültürler arası karşılaştırmalı araştırmalarım neticesinde, 1960’ların sonunda, hiç de istemeyerek, dünyadaki birçok yerli kültürde şamanların işlerini psikodelik maddeler kullanmadan yaptıkları sonucuna varmaya başladım. Dünya genelinde, en başta davul olmak üzere, vurmalı çalgı (perküsyon aletleri) sesinin yerli şamanlar tarafından psikodeliklerden daha yaygın bir şekilde kullanıldığı açıktı. Davulun şamanik amaçlı kullanımının, birisinin bilinç halini değiştireceği olasılığını kabullenmek güçtü.

    Temel Şamanizm

    Onlarca yıllık kendi pratik deneyimlerim, kültürler arası karşılaştırmalı araştırmalarım ve yaptığım saha çalışmalarım boyunca, kademeli bir şekilde, bilinç halini değiştirmek üzere işitsel uyarımın kullanılması da dâhil, şamanizmin temelinde yatan evrensel, evrensele yakın, ortak ilke ve uygulamaları diğerlerinden ayırdım. Özellikle 1970’lerde, sürekli daha da iyileştirmek suretiyle, bu ilkeleri etkin bir şekilde uygulamak ve öğretmek üzere yöntemler geliştirdim.

    Bu, kısmen kendi adıma şamanik şifa ve kehanete yönelik uygulamaları geliştirme çabamdan, kısmen da şamanik yöntemler konusunda başkalarını eğitirken gelmiş olan talepleri cevaplama gayretlerim neticesinde gerçekleşti.

    Şamanik uygulamanın altında yatan bu kültürler ötesi ilkeler, Temel Şamanizm olarak adlandığım şeyin esasıdır. Giriş bölümünde belirtiğim gibi temel Şamanizm, şamanizmin ayırt edici özelliklerinden birisi olan öteki dünyalara yolculukla birlikte şamanizmin evrensel, -evrensele yakın ve ortak özelliklerinden meydana gelir. Çoğu Batılı için şamanik yolculuk dâhil temel şamanizmin öğrenilmesi ve uygulanması, her kültürün kendine özgü sembolizmi, söylenceleri ve kavramsal ayrınülan bulunduğundan, tek bir kültürdeki şamanik uygulamaları örnek almaktan çok daha verimli bir yaklaşımdır. Eğer bu sizin kendi kültürünüz değilse söz konusu ayrıntılar, özellikler ve anlamlar, söz konusu yerli halk açısından taşıdıkları doğruluğu taşımazlar. Bununla bağlantılı olarak antropolog Joan Townsend, temel şamanizmi dikkatli bir biçimde neo şamanizmden ayırmıştır.

    Daha detaylı bilgi için “Şamanik Şifa” kitabımda, “Temel Şamanizmde Ana Kavramlar”a bakınız.

    Zaman içinde atölye çalışmalarının sıklığı, yoğunluğu ve uzunluğu arttı. Yaklaşık son otuz yıldır talepleri karşılamak için, şamanizm ve şamanik şifanın dünya genelinde korunması, çalışılması ve öğretilmesi amacıyla kar gütmeyen bir kuruluş olarak hayata geçirilen Şaman Çalışmaları Vakfı Uluslararası Fakültesine davet edilen eski öğrencilerim atölye çalışmalarında bana yardımcı oluyorlar.

    https://yeryuzusifasi.wordpress.com/...-yarginin-kirilmasi/
  • Bu kitapların okunmasını tavsiye ederim. Eklemek istedikleriniz olursa lütfen siz de ekleyin.

    1. Yabancı Albert Camus , Can Yayınları
    2. Küçük Prens –Mavi Bulut , Antonie de saint-exupery, mavibulut yayınları
    3. Otostopçunun galaksi rehberi -5 cilt takım , Douglas Adams, kabalcı yayınevi
    4. Yüzyıllık yalnızlık, gabriel garcia marquez, can yayınları
    5. Bin dokuz yüz seksen dört, george orwell, can yayınları
    6. Bütün hikayeleri - tek cilt, edgar allan poe, ithaki yayınları
    7. Satranç, stefan zweig, can yayınlarıss
    8. Çavdar tarlasında çocuklar, j. d. salinger, yapı kredi yayınları
    9. Hayvan çiftliği, george orwell, can yayınları
    10. Siddhartha, hermann hesse, can yayınları
    11. Cesur yeni dünya, aldous huxley, ithaki yayınları
    12. Ölümsüz aile, natalie babbitt, iş bankası kültür yayınları
    13. Bulantı, jean-paul sartre, can yayınları
    14. Yolda, jack kerouac, ayrıntı yayınları
    15. Büyücü, john fowles, ayrıntı yayınları
    16. Suç ve ceza - hasan ali yücel klasikleri, fyodor mihailoviç dostoyevski, iş bankası kültür yayınları
    17. Dava, franz kafka, can yayınları
    18. Görünmez kentler, ıtalo calvino, yapı kredi yayınları
    19. Koku, patrick süskind, can yayınları
    20. Açlık, knut hamsun, varlık yayınları
    21. Veba, albert camus, can yayınları
    22. Bozkırkurdu, hermann hesse, yapı kredi yayınları
    23. Ulysses, james joyce, yapı kredi yayınları
    24. İnce memed 1, yaşar kemal, yapı kredi yayınları
    25. Venedik'te ölüm, thomas mann, can yayınları
    26. New york üçlemesi, paul auster, can yayınları
    27. Varolmanın dayanılmaz hafifliği, milan kundera, iletişim yayınevi
    28. Zorba, nikos kazancakis, can yayınları
    29. kolera günlerinde aşk, gabriel garcia marquez, can yayınları
    30. yüzüklerin efendisi - tek cilt özel basım, j.r.r. tolkien, metis yayıncılık
    32. huzursuzluğun kitabı, fernando pessoa, can yayınları
    33. günlerin köpüğü , boris vian, e yayınları
    34. foucault sarkacı, umberto eco, can yayınları
    35. gülün adı, umberto eco, can yayınları
    36. gecenin sonuna yolculuk, louis ferdinand celine, yapı kredi yayınları
    37. kör baykuş, sadık hidayet, yapı kredi yayınları
    38. biz, yevgeni zamyatin, versus kitap yayınları
    39. hobbit, j.r.r. tolkien, ithaki yayınları
    40. yaşlı adam ve deniz, ernest hemingway, bilgi yayınevi
    41. fransız teğmenin kadını, john fowles, ayrıntı yayınları
    42. yeraltından notlar, fyodor mihailoviç dostoyevski, iletişim yayınevi
    43. oblomov-hasan ali yücel klasikleri, ivan gonçatov, iş bankası kültür yayınları
    44. kayboluş, georges perec, ayrıntı yayınları
    45. her şey aydınlandı, jonathan safran foer, siren yayınları
    46. başkaldıran insan, albert camus, can yayınları
    47. amok koşucusu, stefan zweig, can yayınları
    48. körleşme, elias canetti, payel yayınevi
    49. dünyanın merkezine seyahat-ithaki, jules verne, ithaki yayınları
    50. franny ve zooey, jerome david salinger, yapı kredi yayınları
    51. güvercin, patrick süskind, can yayınları
    52. bir kış gecesi eğer bir yolcu, ıtalo calvino, yapı kredi yayınları
    53. dorian gray'in portresi, oscar wilde, can yayınları
    54. genç werther'in acıları, goethe , can yayınları
    55. ay sarayı, paul auster, can yayınları
    56. çiçek açmış genç kızların gölgesinde - kayıp zamanın izinde (ikinci kitap), marcel proust, yapı kredi yayınları
    57. çanlar kimin için çalıyor, ernest hemingway, bilgi yayınevi
    58. albaya mektup yazan kimse yok, gabriel garcia marquez, can yayınları
    59. bülbülü öldürmek, harper lee, altın kitaplar
    60. iskenderiye dörtlüsü 1-justine, lawrence durrell, can yayınları
    61. suç ve ceza, fyodor mihailoviç dostoyevski, iletişim yayınevi
    62. mrs. dalloway, virginia woolf, iletişim yayınevi
    63. lolita , vladimir nabokov, iletişim yayınevi
    64. swann' ların tarafı - kayıp zamanın izinde (birinci kitap), marcel proust, yapı kredi yayınları
    65. tatar çölü, dino buzzati, iletişim yayınevi
    66. savaş ve barış (2 cilt birlikte), lev nikolayeviç tolstoy, iletişim yayınevi
    67. drina köprüsü, ivo andriç, iletişim yayınevi
    68. gülüşün ve unutuşun kitabı, milan kundera, can yayınları
    69. gazap üzümleri, john steinbeck, remzi kitabevi
    70. trainspotting, ırvine welsh, siren yayınları
    71. anna karenina, lev nikolayeviç tolstoy, iletişim yayınevi
    72. doğal yaşam ve başkaldırı, henry david thoreau, kaknüs yayınları
    73. yüzüklerin efendisi - ııı - kralın dönüşü, j.r.r. tolkıen, metis yayıncılık
    74. boncuk oyunu, hermann hesse, yapı kredi yayınları
    75. yüzüklerin efendisi - ıı - iki kule, j.r.r. tolkien, metis yayıncılık
    76. madame bovary - hasan ali yücel klasikleri, gustave flaubert, iş bankası kültür yayınları
    77. yüzüklerin efendisi - ı - yüzük kardeşliği, j.r.r. tolkien, metis yayıncılık
    78. büyülü dağ (2 cilt takım), thomas mann, can yayınları
    79. usta ile margarita, mihail bulgakov, can yayınları
    80. otostopçunun galaksi rehberi, Douglas Adams, alfa yayınları
    81. budala, fyodor mihailoviç dostoyevski, iletişim yayınevi
    82. deliliğin dağlarında, h.p. lovecraft, ithaki yayınları
    83. yakalanan zaman - kayıp zamanın izinde, marcel proust, yapı kredi yayınları
    84. binbir gece masalları 1/1, alim şerif onaran, yapı kredi yayınları
    85. sodom , marquis de sade, chiviyazıları yayınevi
    86. yengeç dönencesi, henry miller, siren yayınları
    87. şato, franz kafka, cem yayınevi
    88. gurur ve önyargı-hasan ali yücel klasikleri, jane austen, iş bankası kültür yayınları
    89. sodom ve gomorra - kayıp zamanın izinde (dördüncü kitap), marcel proust, yapı kredi yayınları
    90. mahpus - kayıp zamanın izinde (beşinci kitap), marcel proust, yapı kredi yayınları
    91. tiffany'de kahvaltı, truman capote, sel yayıncılık
    92. murphy, samuel beckett, ayrıntı yayınları
    93. deniz feneri, virginia woolf, iletişim yayınevi
    94. soğukkanlılıkla, truman capote, sel yayıncılık
    95. albertine kayıp, marcel proust, yapı kredi yayınları
    96. barbarları beklerken, j. m. coetzee, can yayınları
    97. niteliksiz adam 1, robert musil, yapı kredi yayınları
    98. tristram shandy beyefendi'nin hayatı, laurence sterne, yapı kredi yayınları
    99. malte laurids brigge'nin notları, rainer maria rilke, can yayınları
    100. madde 22, joseph heller, ithaki yayınları
    101. şans müziği, paul auster, can yayınları
    102. acı çikolata, laura esquivel, can yayınları
    103. moby dick, herman melville, yapı kredi yayınları
    104. garp cephesinde yeni birşey yok, erich maria remarque, engin yayıncılık
    105. alice harikalar diyarında, lewis carroll, can çocuk yayınları
    106. aspidistra, george orwell, can yayınları
    107. zeno'nun bilinci, ıtalo svevo, can yayınları
    108. altın defter, doris lessing, can yayınları
    109. ivan ilyiçin ölümü-can, lev nikolayeviç tolstoy, can yayınları
    110. guarmantes tarafı - kayıp zamanın izinde (üçüncü kitap), marcel proust, yapı kredi yayınları
    111. buddenbrooklar - bir ailenin çöküşü, thomas mann, can yayınları
    112. bir öykü yazalım mı?, cemil kavukçu, can çocuk yayınları
    113. sıkı kontrol edilen trenler, bohumil hrabal, everest yayınları
    114. ince memed seti - özel baskı (kutulu 4 cilt), yaşar kemal, yapı kredi yayınları
    115. flaubert'in papağanı, julian barnes, ayrıntı yayınları
    116. akıl ve tutku - hasan ali yücel klasikleri, jane austen, iş bankası kültür yayınları
    117. binbir gece masalları 1/2, alim şerif onaran, yapı kredi yayınları
    118. ruhlar evi, ısabel allende, can yayınları
    119. guguk kuşu, ken kesey, turkuvaz kitap
    120. justine, marquis de sade,
    chiviyazıları yayınevi
    121. karanlığın yüreği, joseph conrad, iletişim yayınevi
    122. dava, franz kafka, iletişim yayınevi
    123. sevgili, marguerite duras, can yayınları
    124. solaris, stanislaw lem, iletişim yayınevi
    125. baba, mario puzoe yayınları
    126. roger ackroyd cinayeti, agatha christie, altın kitaplar
    127. şeyler, george perec, metis yayıncılık
    128. emma, jane austen, can yayınları
    129. otuz dokuz basamak, john buchan, bilge kültür sanat
    130. budala - dostoyevski-can yay., fyodor mihailoviç dostoyevski, can yayınları
    131. katharina blum'un çiğnenen onuru, heinrich böll, can yayınları
    132. dalgalar, virginia woolf, iletişim yayınevi
    133. kalpazanlar, andre gide, can yayınları
    134. duygusal eğitim , gustave flaubert, iletişim yayınevi
    135. binbir gece masalları 2/2, alim şerif onaran, yapı kredi yayınları
    136. mansfield parkı, jane austen, can yayınları
    137. örümceklerin yuvalandığı patika, ıtalo calvino, yapı kredi yayınları
    138. türkü söylüyor otlar, doris lessing, can yayınları
    139. bir uzay efsanesi :(2001-2010-2061-3001:son efsane), arthur c. clarke, ithaki yayınları
    140. şato, franz kafka, ithaki yayınları
    141. binbir gece masalları 2/1, alim şerif onaran, yapı kredi yayınları
    142. büyük umutlar, charles dickens, can yayınları
    143. başkan babamızın sonbaharı, gabriel garcia marquez, can yayınları
    144. ada ya da arzu, vladimir nabokov, iletişim yayınevi
    145. homo faber, max frisch, can yayınları
    146. lady chatterley'in sevgilisi, d.h.lawrence , yapı kredi yayınları
    147. artemio cruz'un ölümü, carlos fuentes, can yayınları
    148. portnoy'un feryadı, philip roth, ayrıntı yayınları
    149. üçleme, samuel beckett, ayrıntı yayınları
    150. tehlikeli ilişkiler, charles de laclos, oğlak yayıncılık
    151. biçem alıştırmaları, raymond queneau, sel yayıncılık
    152. binbir gece masalları 4/2, alim şerif onaran, yapı kredi yayınları
    153. sanatçının bir genç adam olarak portresi, james joyce, iletişim yayınevi
    154. kasap çırağı, patrick mccabe, ithaki yayınları
    155. kedi beşiği, kurt vonnegut, dost kitabevi yayınları
    156. goriot baba-can, honore de balzac, can yayınları
    157. madame bovary, gustave flaubert, can yayınları
    158. burun, palto, neva bulvarı, delinin defteri, nikolay vasilyeviç gogol, sosyal yayınları
    159. örümcek kadının öpücüğü, manuel puig, can yayınları,
    160. parma manastırı, stendhal , can yayınları
    161. sıfır noktasındaki kadın, neval el seddavi, metis yayıncılık
    162. ay ve şenlik ateşleri, cesare pavese, can yayınları
    163. amerika, franz kafka, can yayınları
    164. tarçın kokulu kız, jorge amado, can yayınları
    165. ricardo reis'in öldüğü yıl, jose saramago, can yayınları
    166. babalar ve oğullar, ıvan turgenyev, iletişim yayınevi
    167. günaha son çağrı, nikos kazancakis, can yayınları
    168. binbir gece masalları 3/1, anonim yapı kredi yayınları
    169. dracula, bram stoker, ithaki yayınları
    170. şeffaf mavi, ryu murakami, doğan kitap
    171. binbir gece masalları 4/1, anonim , yapı kredi yayınları
    172. aslan asker şvayk, jaroslav hasek, can yayınları
    173. senin köylerin, cesare pavese, can yayınları
    174. utanç, salman rushdie, metis yayıncılık
    175. yağmur akşamları, selim ileri, everest yayınları
    176. oblomov-hasan ali yücel klasikleri, ivan gonçatov, iş bankası kültür yayınları
    177. vampirle görüşme, anne rice, turkuvaz kitap
    178. ölü canlar, nikolay vasilyeviç gogol, iletişim yayınevi
    179. yaban diyarlardaki yabancı, robert a. heinlein, artemis yayınları
    180. candide ya da iyimserlik, voltaire, adam yayıncılık
    181. kızıl ile kara, stendhal , can yayınları
    182. medyum, stephen king, altın kitaplar
    183. yanardağın altında, malcolm lowry, can yayınları
    184. güliver'in gezileri - hasan ali yücel klasikleri, jonathan swift, iş bankası kültür yayınları
    185. aynanın içinden, levis carrol, can çocuk yayınları,
    186. frankenstein, mary shelley, ithaki yayınları
    187. başkalaşımlar, apuleius, kabalcı yayınevi
    188. bunlar da mı insan, primo levi, can yayınları
    189. eugenie grandet-can yay., honore de balzac, can yayınları
    190. dorian gray'in portresi, oscar wilde, engin yayıncılık
    191. wittgenstein'ın yeğeni, thomas bernhard, metis yayıncılık
    192. solak kadın, peter handke, metis yayıncılık
    193. oliver twist, charles dickens, can yayınları
    194. güneş imparatorluğu, j. g. ballard, ayrıntı yayınları
    195. biri hiçbiri binlercesi, luigi pirandello, telos yayıncılık
    196. önemsiz bir adamın günlüğü, weedon grossmith, iletişim yayınevi
    197. bilirbilmezler, gustave flaubert, can yayınları
    198. ölüm hükmü, maurice blanchot, kabalcı yayınevi
    199. kızıl damga, nathaniel hawthorne, bilge kültür sanat
    200. michael kohlhaas, heinrich von kleist, can yayınları
    201. pnin, vladimir nabokov, iletişim yayınevi
    202. jane eyre, charlotte bronte, can yayınları
    203. michael k : yaşamı ve yaşadığı dönem, j.m. coetzee, can yayınları
    204. ramea'nun yeğeni, denıs dıderot, engin yayıncılık
    205. vathek - babil kitaplığı-3, william beckford, dost kitabevi yayınları
    206. rahip c., georges bataille, kabalcı yayınevi
    207. dünya nimetleri ve yeni nimetler, andre gide, can yayınları
    208. adsız sansız bir jude, thomas hardy, letişim yayınevi
    209. w ya da bir çocukluk hatırası, georges perecmetis yayıncılık
    210. dr. moreau'nun adası, h.g. wells, ithaki yayınları
    211. taşıdıkları şeyler, tim o'brien,
    212. insanlık durumu, andre malraux, iletişim yayınevi
    213. alice harikalar diyarında (ciltli), lewis carrollsinan ezber, iş bankası kültür yayınları
    214. define adası, r. l. stevenson, iş bankası kültür yayınları
    215. bir kadının portresi, henry james, yapı kredi yayınları
    216. nostromo, joseph conrad, iletişim yayınevi
    217. dr. jekyll ve bay hyde, robert louis stevenson, iletişim yayınevi
    218. kent ve köpekler, mario vargas llosa, can yayınları
    219. effie briest, theodor fontane, turkuvaz kitap
    220. çağımızın bir kahramanı, mihail yuryeviç lermontov, cem yayınevi
    221. fotoğrafta kadın da vardı, heinrich böll, can yayınları
    222. yok etme, thomas bernhard, yapı kredi yayınları
    223. ecinniler 1-2 takım, fyodor mihailoviç dostoyevski, engin yayıncılık
    224. bahar karları, yukio mişima, can yayınları
    225. amerika, franz kafka, ithaki yayınları
    226. therese raquin, emile zola, varlık yayınları
    227. boğulanlar, kurtulanlar, primo levi, can yayınları
    228. hayvanlaşan insanemile zolaithaki yayınları
    229. şeytanın kurbanları, somerset maugham, kastaş yayınları
    230. kırmızı ve siyah, stendhal , remzi kitabevi
    231. geniş geniş bir deniz, jean rhys, can yayınları
    232. ateş, henri barbusse, evrensel basım yayın
    233. gönül yakınlıkları, johann wolfgang von goethemustafa özdemir, akçağ
    234. amerikan sapığı, bret easton ellis, ithaki yayınları
    235. nişanlılar, alessandro manzoni, literatür yayıncılık
    236. germinal, emile zola, oğlak yayıncılık
    237. tom amcanın kulübesi, harriet beecher stowe, can yayınları
    238. orlando - toplu eserleri 3, virginia woolf, iletişim yayınevi
    239. fay kırığı - 3: rojin, mehmet eroğlu, iletişim yayınevi
    240. toprak yeşerince, knut hamsun, kastaş yayınları
    241. aşktan ve gölgeden, ısabel allende, can yayınları
    242. gökkuşağı - oğlak y., david herbert lawrence, oğlak yayıncılık
    243. dr. jekyll ve mr. hyde, robert louis stevenson, oğlak yayıncılık
    244. oyunun kuralı, leonardo sciascia, can yayınları
    245. meyhane, emile zola, sosyal yayınları
    246. masumiyet çağı, edith wharton, altın bilek yayınları
    247. manzaralı bir oda, e. m. forster, iletişim yayınevi
    248. kapanda üç kaplan, guillermo cabrera ınfante, ayrıntı yayınları
    249. leopar, giuseppe tomasi di lamped, can yayınları
    250. hindistan'a bir geçit, e. m. forster, iletişim yayınevi
    251. aşk eğitimi, gustave flaubert, ithaki yayınları
    252. rüzgarın yüzyılı-ateş anıları 3, eduardo galeano, can yayınları
    253. kızılağaçlar kralı, michel tournier, ayrıntı yayınları
    254. kaçak atlar, yukio mişima, can yayınları
    255. altın kollu adam, nelson algren, versus kitap yayınları
    256. gizli ajan, joseph conrad, imge kitabevi yayınları
    257. yıldızın saati, clarice lispector, imge kitabevi yayınları
    258. aşık kadınlar, lawrence , metin celâl, engin yayıncılık
    259. beyazlı kadın, wilkie collinsnihal yeğinobalı, engin yayıncılık
    260. ağ, ıris murdoch, ayrıntı yayınları
    261. şafak tapınağı, yukio mişima, can yayınları
    262. babalar ve oğulları, turgenyev , inkılap kitapevi,
    263. uyanış, kate chopin, adam yayıncılık,
    264. ragazzipier paolo pasolini, remzi kitabevi
    265. aytaşı, wilkie collins, bilge kültür sanat
    266. goriot baba-oğlak, honore de balzac, oğlak yayıncılık
    267. david copperfield, charles dickens, alfa yayıncılık
    268. profesör unrat, heinrich mann, ithaki yayınları,
    269. tais, anatole france,pencere yayınları
    270. sicilya konuşmaları, elio vittorini, adam yayıncılık
    271. silas marner, george eliot, altın bilek yayınları
    272. günaydın geceyarısı, jean rhys, can yayınları
    273. dokuz buçukta bilardo, heinrich böllcan yayınları
    274. ağla sevgili yurdum, alan paton, bilgi yayınevi
    275. goriot baba,honore de balzac (honoré de balzac), cem yayınevi
    276. goriot baba, honore de balzac (honoré de balzac), sosyal yayınları
    277. hazreti süleyman'ın hazineleri, h. r. haggard, remzi kitabevi
    278. jane eyre, charlotte bronte, inkılap kitapevi
    279. rehber, r.k. narayan, remzi kitabevi
    280. drenai masalları 1.bölüm-efsane, david gemmell, artemis yayınları
    281. konsolos yardımcısı, marguerite duras, can yayınları
    282. artamonov ailesi, maksim gorki, payel yayınevi
    283. binbir gece masalları, mustafa delioğlu, sennur sezer, büyülü fener yayınları
    284. sirte kıyısı, julien gracq, yapı kredi yayınları
    285. gurur dünyası, william makepeace thackeray, imge kitabevi yayınları
    286. don quijote, miguel de cervantes saavedra, alfa yayıncılık
    287. u.s.a. ııı büyük para, john dos passos, adam yayıncılık
    288. eugenie grandet, honore de balzac (honoré de balzac), cem yayınevi
    289. fantoma 2 boş tabut, marcel allain, pierre souvestre, güncel yayıncılık
    290. siyah dalya los angeles dörtlemesi bir, james ellroy, nisan yayınları
    291. fareler ve insanlar, john steinbeck, remzi kitabevi
    292. don quijote (2 cilt takım), cervantes, yapı kredi yayınları
    293. fedailerin kalesi alamut, wladimir bartol, yurt kitap yayın
    294. berci kristin çöp masallarılatife tekin, everest yayınları
    295. körleşme, elias canetti, payel yayınevi,
    296. beyaz kale, orhan pamukiletişim yayınevi
    297. zaman makinası, h. g. wells, ithaki yayınları
    298. orlando, virginia woolf, ayrıntı yayınları
    299. binbir gece masalları (2 cilt takım), alim şerif onaran, yapı kredi yayınları
    300. sırça fanus, sylvia plath, can yayınları
    301. geceyarısı çocukları, salman rushdiemetis yayıncılık
    302. kesişen yazgılar şatosu, italo calvino, yapı kredi yayınları
    303. gargantua-hasan ali yücel klasikleri, françois rabelais, iş bankası kültür yayınları
    304. vakıf kurulurken - vakıf serisi 1.kitap, ısaac asimov, ithaki yayınları
    305. duygu yolculuğu, laurence sterne, ayrıntı yayınları
    306. çılgın kalabalıktan uzak, thomas hardy, can yayınları
    307. otranto şatosu, horace walpole, altıkırkbeş yayınları
    308. myra, gore vidal, ayrıntı yayınları
    309. alıklar birliği, john kennedy toole, turkuvaz kitap
    310. sevilen, toni morrison, can yayınları
    311. yalancı jakob, jurek becker, ayrıntı yayınları
    312. mezbaha no:5,kurt vonnegut, dost kitabevi yayınları
    313. gelecekten anılar, william moris, ayrıntı yayınları
    314. çıplak şölen, william s. burroughs, versus kitap yayınları
    315. 2001:bir uzay efsanesi, arthur c. clarke, ithaki yayınları
    316. çarpışma, j.g.ballard , ayrıntı yayınları
    317. doktor jivago, boris pasternak, cem yayınevi
    318. solgun ateş, vladimir nabokov, yaba yayınları
    319. willard ve onun bowling kupaları, richard brautigan, altıkırkbeş yayınları
    320. soğuktan gelen casus, john le carre, bilgi yayınevi
    321. kapan, vüsat o bener, yapı kredi yayınları
    322. sefiller 1.-2.cilt takım, victor hugo, oğlak yayıncılık
    323. ivan ilyiç'in ölümü, lev nikolayeviç tolstoy, iletişim yayınevi
    324. alice b. toklas'ın özyaşamöyküsü, kolektif, punto özel fiyat
    325. 80 günde dünya gezisi, jules verne, iş bankası kültür yayınları
    326. kesik bir baş, ıris murdoch, ayrıntı yayınları
    327. hayatın ve aşkın yasaları, connie palmen, ayrıntı yayınları
    328. ve tutku - ciltli - hasan ali yücel klasikleri, jane austen, iş bankası kültür yayınları
    329. kasvetli ev, charles dickens, yapı kredi yayınları
    330. gurur ve önyargı (ciltli), jane austen, iş bankası kültür yayınları
    331. gormenghastgormenghast 2, dost körpe, om yayınevi
    332. tavşan kaçjohn updike, alef yayınevi
    333. kadersizlik, ımre kertesz (ımre kertész), can yayınları
    334. pippi uzunçorap 1.kitap, astrid lindgren, ithaki yayınları
    335. en mavi göz, toni morrison, can yayınları
    336. nadja, andre breton, dost kitabevi yayınları
    337. boşlukta sallanan adam saul bellowokuyan us yayınları
    338. teneke trampet, günter grass gendaş kültür
    339. nana, emile zola, can yayınları
    340. beyaz gürültü, don delillodost kitabevi yayınları
    341. ivan denisoviç'in bir günü , aleksandr isayeviç soljenitsin, cem yayınevi
    342. gözün hikayesi, georges bataille, roland barthes, susan sontag, chiviyazıları yayınevi
    343. maldoror'un şarkıları (ciltli), comte de lautreamont, kırmızı yayınları
    344. matrix avcısı, william gibson, punto özel fiyat
    345. çıplak şölen, william s. burroughs, altıkırkbeş yayınları
    346. dünyaların savaşı, h. g. wells, ithaki yayınları,
    347. sıddhartha - 25.yıla özel, hermann hesse, can yayınları
    348. tess, thomas hardy, inkılap kitapevi
    349. çalgılı bahçe, simon vestdijk, versus kitap yayınları
    350. ferdydurke, witold gombrowicz, ayrıntı yayınları
    351. obabakoak, joseba ırazu garmendia (bernardo atxaga), dost kitabevi yayınları
    352. mutfak, banana yoshimoto, arion yayınevi
    353. ruhum yeniden doğacak, chinua achebe, sosyalist yayınlar
    354. sessizlik zamanı, luis martin, yapı kredi yayınları
    355. monte cristo kontu, alexandre dumas, ithaki yayınları
    356. yengeç dönencesi, henry miller, parantez yayınları
    357. habeşistan prensi rasseas'ın hikayesi, samuel johnson, ayraç yayınları kelepir kitaplar,
    358. herzog, saul bellow, iletişim yayınevi
    359. hayat bir kervansaray iki kapısı var, birinden girdim, birinden çıktım, emine sevgi özdamar, varlık yayınları
    360. yaban kuğuları, jung chang, inkılap kitapevi
    361. ölümün karanlık yüzü, henning mankell, punto özel fiyat
    362. rahibe, denis diderot, engin yayıncılık
    363. nehrin dönemeci, v. s. naipaul, turkuvaz kitap
    364. bin beyaz turna, kavabata yasunari, doğan kitap
    365. zor tercih, graham greene, oğlak yayıncılık,
    366. itiraflar, j.j. rousseau, doruk yayınları, bağışlanmış bir günahkarın özel anıları ve itirafları, james hogg, altıkırkbeş yayınları
    367. lol v. stein'ın kendinden geçişi, marguerite duras, iletişim yayınevi
    368. uzun bir mektupafrika'da dul bir kadının hayat hikayesi, betül biliktü, kaknüs yayınları
    369. stiller, max frisch, yapı kredi yayınları
    370. yevgeni onegin, aleksandr sergeyeviç puşkin, yapı kredi yayınları
    371. yargıç ve celladı, friedrich dürrenmatt, iş bankası kültür yayınları,
    372. giovanni'nin odası, james baldwin, yapı kredi yayınları
    373. huckleberry finn'in maceraları mark twain, alfa yayıncılık
    374. kedi ve fare, günter grass, gendaş kültür
    375. sessiz amerikalı, graham greene, everest yayınları
    376. yalnızlık dolambacı, octavio paz, can yayınları
    377. o'nun hikayesi, pauline reage, chiviyazıları yayınevi
    378. yaşam kullanma kılavuzu, georges perec, yapı kredi yayınları
    379. yaratılış - ateş anıları 1, eduardo galeano, can yayınları
    380. yüzler ve maskeler-ateş anıları 2, erduardo galeano, can yayınları
    381. vahşetin çağrısı, jack london, can yayınları
    382. robinson crusoe, daniel defoe, yapı kredi yayınları
    383. baltasar ve blımunda, jose saramago, gendaş kültür
    384. fanny hill-bir zevk kadınının anıları, john cleland, istiklal kitabevi
    385. hadrianus'un anıları, marguerite yourcenar, adam yayıncılık
    386. uğultulu tepeler, emily bronte, alfa yayıncılık
    387. senilita, ıtalo svevo, can yayınları
    388. krom sarısı, aldous huxley, ithaki yayınları
    389. talihli jim, kingsley amis, punto özel fiyat
    390. parma manastırı, stendhal , engin yayıncılık
    391. caz dönemi (ragtime), e.l.doctorow , arşiv
    392. piyanist, elfriede jelinek, everest yayınları
    393. meleğin çürüyüşü, yukio mişima, can yayınları
    394. büyük uyku, raymond chandler, arşiv
    395. baden baden'de yaz, leonid tsıpkin, yapı kredi yayınları
    396. üç silahşörler - oğlak y., alexandre dumas, oğlak yayıncılık
    397. raşamon, akutagava , bilgi yayınevi
    398. james bond royale kumarhanesi, ıan fleming, oğlak yayıncılık,
    399. hoşçakal berlin, christopher ısherwood, punto özel fiyat
    400. ödeşmeler, tomris uyar, arşiv
    401. tanrıya bakıyorlardı, zora neale hurston, phoenix yayınevi,
    402. rüzgar gibi geçti 2 cilt takım, margaret mitchell, toker yayınları,
    403. berlin - aleksander meydanı, alfred döblin, sel yayıncılık
    404. lanetli göl, george sand, şule yayınları,
    405. oğullar ve sevgililer - oğlak y., d.h.lawrence , oğlak yayıncılık,
    406. simon ve meşe ağaçları, marianne fredriksson, punto özel fiyat,
    407. suç ve ceza 2 cilt takım, fyodor mihailoviç dostoyevski, cem yayınevi,
    408. gülün adı - 25.yıla özel, umberto eco, can yayınları,
    409. güliver'in gezileri - hasan ali yücel klasikleri, jonathan swift, iş bankası kültür yayınları,
    410. gargantua-hasan ali yücel klasikleri, françois rabelais, iş bankası kültür yayınları,
    411. dilsizin kızı, pavlos matesis, everest yayınları,
    412. geceyi anlat bana, djuna barnes, ayrıntı yayınları,
    413. atları da vururlar, horace mccoy, yeniyaz yayınları,
    414. platero ile ben - bir endülüs ağıtı, juan ramon jimenez, yapı kredi yayınları,
    415. ahlaksız, andre gide, imge kitabevi yayınları,
    416. hawksmoor, peter ackroyd, yapı kredi yayınları
    417. baskervillelerin köpeği, sir arthur conan doyle, iş bankası kültür yayınları,
    418. lizbon kuşatmasının tarihi, jose saramago, iş bankası kültür yayınları
    419. küçük kadınlar, louisa may alcott, artemis yayınları,
    420. gurur dünyası, william makepeace thackeray, remzi kitabevi,
    421. kül ve elmas, jerzy andrzejewski, versus kitap yayınları
    422. korkusuz şövalye ıvanhoe, sir walter scott, arşiv
    423. tersine, j.k huysmans, yapı kredi yayınları
    424. yüzyıllık yanlızlık - 25.yıla özel, gabriel garcia marquez, arşiv
    425. anna karenina 2 cilt takım, lev nikolayeviç tolstoy, sosyal yayınları
    426. notre dame de paris, victor hugo, sosyal yayınları
    427. kızgın ova, juan rulfo, yapı kredi yayınları,
    428. eşekarısı fabrikası, ıain banks, ayrıntı yayınları,
    429. moll flanders, daniel defoe, iletişim yayınevi,
    430. son dünya, christoph ransmayr, dost kitabevi yayınları,
    431. genç törless, robert musil, iletişim yayınevi,
    432. sirk geceleri, angela carter, arşiv
    433. uzak tepeler, kazura işiguro, arşiv,
    434. fantoma 1 suç dehası, marcel allain, pierre souvestre, güncel yayıncılık,
    435. vişnenin cinsiyeti, jeanette winterson, iletişim yayınevi,
    436. u.s.a. ı42. enlem, kolektif, adam yayıncılık,
    437. quo vadis?, henryk sienkiewicz, timaş yayınları,
    438. dumas kulübü ya da richelieu'nün gölgesi, arturo perez reverte, iletişim yayınevi
    439. bilge kan, flannery o'connor, arşiv,
    440. silahlara veda - bütün eserleri 4, ernest hemingway, arşiv,
    441. don quijote 2 cilt takım, miguel de cervantes saavedra, sosyal yayınları,
    442. ingiliz casus, michael ondaatje, can yayınları,
    443. ana, maksim gorki, sosyal yayınları,
    444. doktor faustus, irfan şahinbaş, öteki yayınevi,
    445. içimizdeki şeytan, raymond radiguet, arşiv
    446. mao 2, don delillogülden şen, simavi yayınları,
    447. berci kristin çöp masalları, latife tekin, arşiv,
    448. yürek yangını, sandor marai, gendaş kültür kelepir kitaplar,
    449. g, john berger, arşiv,
    450. boncuk oyunu, kolektif, afa yayınları,
    451. kasvetli ev2 cilt takım (ciltli), charles dickens, yapı kredi yayınları,
    452. u.s.a. ıı1919, kolektif, adam yayıncılık,
    453. tanrının eseri, john ırving, arşiv
    454. kreutzer sonat, lev nikolayeviç tolstoy, öteki yayıncılık,
    455. transit, anna seghers, evrensel basım yayın,
    456. travnik günlüğü, ivo andriç, iletişim yayınevi
    457. en acıklı öykü iyi asker, ford madox ford, kabalcı yayınevi,
    458. mucizeler dükkanı, jorge amado, gendaş kültür
    459. holmes dizisini alana (8 kitap)´cave canem´ kitabı hediye, arthur conan doyle, güncel yayıncılık
    460. dalgaların sesi, yukio mişima, varlık yayınları,
    461. lazarillo hayatı öğreniyor ispanyol halk klasiği, özlem kumrular, gendaş kültür
    462. göç mevsimi, tayeb salah, adam yayıncılık
    463. şimdi değilse ne zaman?, primo levi, iletişim yayınevi
    464. binbir gece masalları, anonim , elips kitapları,
    465. her kadın gibi, sigrid undset, elips kitapları

    https://eksisozluk.com/...lar-listesi--3719107

    İlgili linkten, daha farklı önerilere de bakabilirsiniz.
  • FES’in Peşinde Türkiye Tarihi ve “İkinci Vatanım”

    "Geceye yenilmeyen her insana, ödül olarak bir sabah, bir gündüz ve bir güneş vardır." Sezai Karakoç'un doyumsuz derin manalı bu sözünde; Jeremy Seal gecenin zorluğuna bir zaferle çıkar. Tuhaf ve yabancı bir kültürün ikliminde; yol, iz bilmez bir seyyah. Yüreğin aktığı yolda ödenen canlar, geri dönüşü olmayan yollar, bunun özeti İngiliz Seal'in kalemindeki mürekkebin döküldüğü izlerde bulacaksınız.

    Britanya'dan Anadolu'ya uzanan bir heyecanın ardındaki merakta gizlidir her şey. Her şey bir Osmanlı yadigârı Fes dediğimiz şapkaya gizlenmiş merakta Seal için. İngiliz seyyah Seal, 1990'larda Side'de başlayıp Marmara Bölgesi, Karadeniz, İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz bölgelerini kapsayan iki ayrı rota ile otobüs, tiren, vapur, posta treni ve her türlü ulaşım araçlarıyla gerçekleştirdiği gezilerdir. 1990'lı yıllarının ulaşım şartlarını, karşılaştığı insanların fikirlerini, anlık olayları anlatmasının yanında yabancı uzak bir coğrafyanın vatandaşı olarak; Osmanlı tarihi, Cumhuriyet tarihi, kısacası uzak/yakın tarihimizi anlatıyordu.

    Tarihin gezintisi birinci bölümle başlar. On birinci yüzyılda Orta Asya'dan Anadolu'ya ilk göçler, 1453'te Konstantinopolis'in büyük fethi ile büyük olaylar. Türklerin Avrupa ile kurduğu ve devam ettiği münasebetler dantel dantel Seal'in kitabına işlediğini görürsünüz.

    Fes, kitabın ismi olmakla beraber; tepesi düz, genellikle kırmızı renkte olan, püsküllü, silindirik şekliyle bir başlıktır. İsmini başlıca üretim merkezi olan Fas'ın Fes şehri olduğunu kaynaklar nakleder. Fes, Sultan Mahmud'ün fermanı üzerine imparatorluğun resmi şapkası oldu 1840'lardan itibaren. Osmanlı İmparatorluğu olmak üzere birçok Müslüman ülkede kullanılagelmiştir. O dönemlerin Osmanlı giyiminin en göze çarpan en çok kullanılan giyimiydi. Fes demek Şark diyarı, İslam Medeniyeti, Osmanlı demekti. Fes günümüzde kullanılmasa da temsil ettiği bu görevini devam etmektedir. Lakin Seal, Türkiye'ye yaptığı gezilerinde her gittiği yerde Fes ile ilgili sorular sorar, insanların fikirlerini alıp izlenimlerde bulunur. Bu izlenimlerden: turist çekmek isteyen fes giyen bir genç normal hayatta fes giymek yasak olduğunu Türkiye'de büyük sorun yaşanacağını anlatır. (s.29) Ama buna inat Seal, Türkiye'nin dağlık, iç bölgelerinde Anadolu'da hala feslerine sadık kalanlar ola bileceğini umut ediyordu. Eğer fes yalnızca turistlere hitap edecek, anlamından arınmış bir hediyelik eşya olarak yaşamını sürdürüyor olsaydı, bana fesimi satan genç esnafın rahatsızlığı nedendi ki? (s.30) Akılları zorlayan çelişkiler, ardından gelen sorular Seal'i Osmanlı'nın son dönemlerini, Cumhuriyet'in ilk yıllarına müthiş bir araştırma isteğini uyandırmıştı bu yabancı seyyaha... Öyle ki bir kış vaktinde Seal fesini yanına alarak Anadolu'nun yollarına düşer. Yollar kuytu, aşılması zor ama "Anadolu Tarihi"ne çıkmak için zorlanılacaktır, lakin bir zamanlar baş tacı olan; şimdi bahsedilmekten korkuyla çekinen istenmeyen fesler şahittir. Feslerden izler bulundukça tarihin kalıntılarının içinde ezilmiş Anadolu insanı daha iyi anlaşılacaktır.

    Jeremy Seal, "FES" adlı kitabı Nisan 2016'da çevirmen, yayıncı ve gazeteci; İngiliz Edebiyatı alanında yüksek Lisans ve Master Derecesi alan Gül Greenslade Türkçeye kazandırdı. 2011 yılında kurulan, %100 okunan nitelikli kitaplar yayımlamayı hedefleyen Koton Kitap'ta dağıtımda bulundu.

    Kendisine has güzel bir gözlemle yazılmış bu seyahat kitabı, popüler tarih hakkında, sosyal-kültürel konuları, heyecanlı ve duygusal ayrıntılarla Anadolu topraklarından haberler getirir.

    Jeremy Seal'in bu gezilerle Türkiye hakkındaki derin araştırmalarla kendine birçok şey katmıştır. Geçen zamanla sık sık Türkiye'ye geziler yapmaya başlaması, onu başka ülkelerde Türkiye'yi temsil etme konumuna getirmiştir. Öyle ki Türkiye adına seminerler, tanıtımlar ve her türlü organizasyonlarda bulunmuştur. Dergilerde yazdığı yazılarıyla, çıkarttığı kitaplarıyla Türkiye merakı sevgiye dönüşmesi, saygınlık kazandırdığı kadar "Türkiye benim ikinci vatanım." onun deyimiyle ikinci bir vatanda kazandıracaktı.

    Fes, Jeremy Seal, Koton Kitap Yayınları, Çevirmen: Gül Greenslade, Nisan 2016 İstanbul

    Not: Bu yazı Ayraç Aylık Kitap Tahlili ve Eleştiri Dergisi 79. sayısında yayınlandı.

    Yunus Özdemir - 24.10.2016

    * http://www.kitaphaber.com.tr/...i-vatanim-k2546.html