• Nasıl yetişkin olunur sorusunu Google da ararsanız çoğunlukla iş görüşmeleri, maddi durumunuzu idare etmek, kendinize bakmak ve boktan biri olmamak hakkında şeyler bulursunuz. Bunlar önemlidir ve bir yetişkinden beklenen şeylerdir. Ama bence bunlar sizi bir yetişkin yapmaz sadece bir çocuk olmanıza engel olurlar ve bu da aynı şey değildir. Çoğu insanın bunları yapmasının nedeni kural ve pazarlık temelli olmalarıdır. Yüzeysel bir sonuca ulaşmanın yollarıdır. İyi bir şeye sahip olmak için iş görüşmesine hazırlanırsınız, evinizi temiz tutmayı öğrenirsiniz. Çünkü bunun insanların sizin hakkınızda ne düşündükleriyle doğrudan ilgisi vardır. Maddi durumunuzu idare edersiniz çünkü bunu yapmazsanız yolda bir yerde canınıza okunacaktır. Kurallarla ve sosyal düzenle pazarlık yapmak bu dünya da iyi işleyen bireyler olmanızı sağlar. Zamanla hayatta ki en önemli şeylerin pazarlık yoluyla kazanılmayacağını öğreniriz. Babanızla sevgisi, arkadaşlarınızla yoldaşlıkları patronunuzla size olan saygısı hakkında pazarlık yapamazsınız. İnsanlarla sevgi ve saygı pazarlığı yapmak kendinizi boktan hissetmenize neden olur. Tüm projenin altına mayın döşer. Birinin size saygı duyması için köşeye sıkıştırırsanız. Size asla saygı duymayacaktır. Birini size güvenmeye ikna ederseniz aslında size asla gerçekten güvenmeyecektir. Hayatta en kıymetli ve önemli şeyler tanımı gereği pazarlığa yatkın değildir. Ve onların pazarlığını yapmayı denemek onları yok eder. Mutluluk için işbirliği yapamazsınız, bu olanaksızdır. Ama insanlar genellikle bunu yapmayı denerler. Özellikle kişisel gelişim tavsiyeleri aradıklarında aslında şunu söylerler; bana oynamam gereken oyun kurallarını söyle ve bende ona göre hareket edeyim. Aslında onların mutlu olmalarına engel olan şeyin mutluluğun kuralları olduğunu fark etmezler. Hayatta pazarlık ve kurallarla ilerleyenler maddi dünya da ilerleme kaydedebilirler ama duygusal dünyalarında sakat ve yalnız kalırlar. Bunun nedeni pazarlık değerlerinin yarattığı ilişkilerinin manipülasyon üzerine inşa edilmesidir. Yetişkinlik bazen soyut bir prensibin sadece kendisi ve sizin için iyi olduğunu fark etmektir. Bugün size ve başkalarına acı verse de DÜRÜST olmak yine de yapılacak en doğru şeydir. Yetişkin dünya da çocuğun hazzından ya da acısından daha fazla şey olduğunu keşfeder. Erginlik sürekli onay, doğrulanma ve tatmin duygusundan daha fazlası vardır. Demek ki bi yetişkin olmak doğru olanı sadece doğru olduğu için yapma becerisini geliştirmektir.
  • 408 syf.
    ·25 günde·Beğendi·9/10
    ⠀⠀⠀⠀⠀
    İyi Hissetmek. Modern dünya; insanı anlamsız kategorilere ayırırken, fiziksel olarak mükemmel olmayanı dışlarken, sosyal medyada herkes mutluyken İyi Hissetmek ne kadar da zor bir hale geldi değil mi? Okulda mükemmel öğrenci, evde mükemmel anne-baba, iş yerinde mükemmel bir çalışan olmak artık bir zorunluluk. Hep daha iyisini hep daha tepedekini istiyoruz. Böyle bir dünyada depresyonun önemli bir sağlık problemi haline geldiğinin, bilinçsiz antidepresan kullanımının ne kadar da arttığının farkında mıyız?

    Mükemmeli arayan olmak ciddi bir stres kaynağı. Bunu yaşayan ve bu probleminin gerçekten farkında olan biriyim. Her ne kadar bu yönümü törpülemeyi öğrenmiş olsam da beni olumsuz duygu durumuna sürükleyen diğer faktörlerin farkında değildim. Ayda bir PMS ile gelen duygu değişikliğinin süresi uzamaya, bazen anlık olabilecek kadar kısa bir süreye düştü bu değişimler. Bunun için bir kaynak ararken rastladım bu kitaba.

    Kişisel gelişim kitaplarına karşı ön yargılı olabilirsiniz. Hatta anlık gaza getirmelerinden faydalanıp sonra balon gibi sönmüş birçok kitap okumuş da olabilirsiniz. Ama bu kitap farklı. Çünkü bu kitap sadece bunu bunu yap, ya da bunu yok say gibi şeyler söylemiyor. Öncelikli amacı kişinin kendisinin farkına varmasını sağlamak. İçeriğindeki ölçekler, hasta odaklı yaşanmış diyaloglar ile ilerleme kaydedebileceğiniz bir kitap. Böyle söylerken şunu belirtmeliyim ki bu ilerleme, aldım kitabı okudum bir haftada hoop gelsin değişiklik diyebileceğiniz bir kitap değil. Yavaş yavaş, bölümleri bitirdikçe, anlatılan yöntemleri uygulayarak ilerleyin.

    Kitaptaki tüm sorunlara sahip olmayabilirsiniz. Ama çevrenizdeki birinin böyle bir sorunu olup sizin için sorun oluyor olabilir. Kısacası sadece okuyan kişinin değil yakın çevresinin de faydalanabileceği bir kitap. Dili de oldukça sade. Okuyacak kişilerin terminoloji bilmediği düşünülerek yazılmış.

    Hayatınıza değer katmak isterseniz okuyabileceğiniz bir kitap bu. Sevgiler (:

    https://www.instagram.com/...?igshid=5c81w3qlmtok
  • 200 syf.
    ·2 günde·Puan vermedi
    Kitapla ilgili yazarın girişinden bir not düşmek isterim. keza ben kitap okumadan önce yazarın düşüncelerine bakarım. Her halde bu da bir yanılmadır. Şöyle bir şeyler var Giriş kısmında:

    "Yaklaşık yirmi yıldan beri "âşık olmanın biyolojisi"nde görülmeye değer bir ilerleme kaydettik. Bu ilerleme, çılgınca hazdan en karanlık ıstırabımıza kadar tüm duygularımıza eşlik eden arzu ve duygusal hallerin altında yatan mekanizmaların incelenmesinden başka bir şey değildi. İçebakışa dayalı
    yaklaşımlar dışında, bilimsel ve nesnel bir açıdan yaklaşılan psikoloji, aşkın seyrini aydınlatan verilerden yoksun değildir. Darwinci kurallara sıkıca bağlı bir biyolog için aşk özel bir araçtır, reprodüksiyona adanmıştır ve türlerin hayatta kalmasını sağlamak dışında bir amacı yoktur. Ancak orgazm yaşayan
    kadın yurdunun tehlike altında olduğunu ne kadar düşünüyorsa, menisini eşinin "kutsal vazosuna" bırakan erkek de tehlike altındaki türlerin korunması gerekliliğini o kadar düşünür. Bu, aşk stratejilerinin doğal seçilim ve evrim
    tarafından dayatılan kurallara itaat etmesini engellemez. Ben bunların gizli yanlarını, güçlerini ve sınırlarının nerede olduğunu göstermeye çalışacağım."

    Kendisinin anlatdığından da anladığımız gibi Lucy Vincent çok iddialı bir işe kalkışmış. Ben şahsen bilimsel bir yapıt okuyacağım umuduyla başladım okumaya. Malesef beklentimi karşılamadı. Alışılmış kişisel gelişim kitaplarının dışına çıkamayan psevdobilimsel bir kitap. Belki bazıları için çok ilginç gele bilir. Şahsen ben etkilenmedim ve aradığımı bulamadım. 200 sayfalık zaman israfı gibi geldi bana.
  • 176 syf.
    ·Beğendi·8/10
    İnsan bir şeye zorlanacaksa özgürlüğe zorlanmalı mutlu olmaya değil. Günümüzde sanırım herkes mutlu olmaya zorlanıyor ya da akışkan kültürün değişken mutluluk tanımlamalarını mutluluk olarak algılıyoruz. Onaylanma, kabul görme ve beğenilme ile sağladığımız özsaygımızın temelleri de çok zayıf olsa gerek. #zygmuntbauman bireyin kendi özgücüne dayanarak hayatını sürdürme çabasını yaşam sanatı olarak tanımlıyor.
    Üçüncü Bauman denememde bir parça ilerleme var. Kitabı yarısına kadar soluksuz okuyabildim. Kitabı kişisel gelişim kitapları ile karıştırmamak gerekiyor. #zygmuntbauman Polonyalı bir sosyolog ve filozof. Yaşam sanatını mutluluk teorisi üzerinden işlemiş. Aslında Maslow’un ihtiyaçlar piramidinin en üst evresi olan “kendini gerçekleştirme” aşamasında olanlara hitaben yazılmış bir kitap gibi duruyor. Bu evrenin aydınlık ve karanlık yönlerini ortaya koyuyor.
    Kitap 3 ana bölümden oluşuyor. İlk bölüm kolay ve anlaşılır sonrası ise diline alışanlar için sorun teşkil etmiyor ama genel itibariyle çok akıcı değil. Akışkan toplumu anlatan yazarın hiçbir kitabı akışkan değil oda ayrı bir mesele.
    #okuduğunkitabıpaylaş
    #bilgiylekalın
    #Allahkitabınızıversin
    #yasamsanati
  • Bireyselleşmek...

    Modern toplumun donanımlı bireyleri. Bu insan doğasına aykırı değil miydi? Hani ilk insanlar toplu yaşama geçtiklerinde ilerleme kaydetmeye başlamışlardı ya! İş bölümü, paylaşmak ve yardımlaşmak. Günümüzde neden tam aksi olan bireyselleşme savunulur ve ilgi görür? İnsanlar artık bireysel olarak daha güçlü olduklarına inanıyor. Bunun için ailelerini terk ediyor, yalnızlaşıp kendilerini "kişisel gelişim'e" adıyorlar. Toplum olarak gelişemiyor muyuz artık? Yoksa bunun sebebi artık bir toplum olmadığımızdan mı? Herkes kalabalıklar içinde yalnızlıktan bahsediyor. Neden? Çevremizde insanlar varken, neden yalnızız? Kimse kimseye güvenmiyor. Yıllar içinde kültür sanat hep yalnızlığa ve bireyselleşmeye yönelmiş. Şarkılar, kitaplar, filmler hep yalnızlık ve bireysellik üzerine. Komik olan ne biliyor musunuz; tüm bu sanat sepet işleri sevgiye itafen yapılıyor. Şair sevgiliye olan aşkını yalnızlığıyla anlatıyor. Müzisyen özlemini yalnızlıkla betimliyor. Yazar insanlığa olan eleştirisini yalnızlıkla kaleme alıyor. Herkes yalnız. Kime sorsan; kimse onu anlamıyor. Kime sorsan; kimse onu sevmiyor. Sen kimi anlıyorsun? Kimi seviyorsun? Bunu kimsenin düşündüğü yok. Herkes mağdur bu dünyada. Peki kazanan kim?