• Delikanlı "Kişisel Menkıbe"nin ne anlama geldiğini bilmiyordu.
    "Senin her zaman gerçekleştirmek istediğin şeydir. Hepimiz, gençken, Kişisel Menkıbemizin ne olduğunu biliriz. "
    "Hayatın bu döneminde, her şey açık seçiktir, her şey mümkündür ve hayal kurmaktan, hayatında gerçekleştirmek istediği şeylerin olmasını istemekten korkmaz. Ama zaman geçtikçe, gizemli birr güç, Kişisel Menkıbe'nin gerçekleştirilmesinin olanaksız olduğunu kanıtlamaya başlar."
    Yaşlı adamın söylediklerinin, genç çoban için önemli bir anlamı yoktu. Ama şu "gizemli güçler"in ne olduğunu öğrenmek istiyordu: Anlattığı zaman tüccarın kızının ağzı bir karış açık kalacaktı.
    "Olumsuz gibi görünen güçlerdir bunlar, ama aslında sana Kişisel Menkıbeni nasıl gerçekleştireceğini öğretirler. Zihnini ve iradeni bunlar hazırlar, çünkü dünyada bir büyük gerçek vardır: Kim olusan ol, ne yaparsan yap, bütün yüreğinle gerçekten bir şey istediğin zaman, Evren'in Ruhu'nda bu istek oluşur. Bu senin yeryüzündeki özel görevindir."
    "İnsan yalnızca yolculuk yapmak istese? Ya da bir kumaş tüccarının kızıyla evlenmek istese?"
    "Ya da hazine aramak istese. Dünyanın Ruhu insanların mutluluğuyla beslenir. Ya da mutsuzluklarıyla, arzuyla, kıskançlıkla. Kendi Kişisel Menkıbesini gerçekleştirmek isteyen insanların biricik gerçek yükümlülüğüdür. Her şey bir ve tektir.
    "Ve bir şey istediğin zaman, bütün Evren arzunun gerçekleşmesi için işbirliği yapar."
  • 192 syf.
    ·7 günde·Beğendi·9/10
    Kitap da anlatım dili akıcı ve sadedir. Santiago adında bir çobanın maceralı yaşamı anlatılıyor. Santiago eğitim görmüş rahip okuluna gitmişti ama hayatını gezgin olarak yaşamak istediği için çobanlık mesleğine yöneldi.Çoban, gördüğü bir rüya üzerine falcı kadına gider ve mısır piramitlerinin yanında bir hazine olduğunu ve hazineye sahip olma hayaliyle önce koyunlarını satar daha sonra yola koyulur. Bunun üzerine yolda paraları çalınır ve bir billuriyecinin yanında işe başlar. Bu iş yeri çok durgun müşterisi olmayan bir dükkandır fakat delikanlı işe başladıktan sonra çok müşterisi olur bu yerin .Delikanlı bir yıl kadar çalışarak parayı yeniden toplar ve yeniden yollara koyulur bir kervanla.burada da başına tuhaf olaylar gelir .Yolda bir İngiliz ve bir simyası ile tanışır daha sonra yola simyacı ile devam eder.Simyacıdan bir şeyler öğrenmek ister fakat simyacı ona öğretecek bir şeyi olmadığını bilginin kendisinde olduğunu söyler ona.Bu şekilde yol mısıra geldiğinde simyacı ile ayrılır ve piramitlerin yanına geldiğinde rüyasında gördüğü yeri kazmaya başlar fakat hazine orada değildir.Bu esnada çöldeki eşkıya bedeviler gelir ,onu döverler fakat delikanlı dayanamaz ve rüyasını anlatır, altın aradığını söyler.Bedevilerin başı da bende yıllar önce bir rüya gördüm diyerek delikanlının Endülüs de yaşadığı yeri tarif ederek yaşayacaksın der. Delikanlı mısır piramitlerini görerek eli boş döner fakat bedevinin dediği yeri kazar ve hazineye sahip olur. İnsanların kaderi kendi ellerindedir ve eğer bir şeyi çok istersek evren onu gerçekleştirmek için harekete geçer yeter ki umudumuzu kaybetmeyelim. Her insan hayallerini ve mutluluğu uzaklarda arar fakat aslında onlar hep yanı başımızdadır. Kitapta yılmadan kişisel menkıbelerin peşinden gidilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.
  • 192 syf.
    ·9/10
    Severek ve bir çırpıda okudum. İnsanin kemdini anlamasini daha detayli dusunmesini ve yasaminin amacini derinlestiritek temellemdirmesini saglayan bir eser.
  • 200 syf.
    ·17 günde·Beğendi·9/10
    “Sağlam bir karakter” ..
    Eşte,dostta,arkadaşta,aile bireylerinde, evlatta.. Hepimizin öncelikli olarak aradığı, birçoğumuzun bulamadığı ve hiçbirimizin dönüp kendine bakmayı akıl edemediği bir kişisel özellik değil mi?
    Jules Payot, 1909 yılında yazdığı bu kitapta diyor ki: “nitelikli bir eğitimle karakter değişebilir.”

    Sonrasında da ekliyor : “insan nefsini, iradesini çeşitli yöntemlerle terbiye edebilir ve sonuçta istediği başarıya, disipline, verimliliğe ulaşabilir. “

    Ülke olarak değerlendirince ailede ve okullarda verilen eğitimimiz oldukça yetersiz. Bunu günlük hayatta yaşadıklarımız fazlasıyla teyit ediyor. Sadece çaba harcayanlarımız bir adım önde. Bu yoksunlukta, İrade Terbiyesi kitabı özellikle lise çağlarında zorunlu okutulması gereken bir hazine niteliğinde.

    Ali Fuat Başgil ve Cemil Meriç’ in kitaplarında bahsinin geçmesiyle tanıştım bu kitapla. İbrahim Ethem’in tercümesiyle okumayı elbette isterdim ama #HakanAlp çevirisiyle okuyarak da çok büyük bir kazanım sağladım kendimce.

    Zaman aşımına uğramış ve günümüz şartlarında katılmadığım çok az kısım oldu tabi. O da nazar boncuğu olsun

    Kitaptan ve sonsöz kısmından birer alıntı yapmak istiyorum.

    “Zaman, onu doğru kullanana yanlış yapmaz”

    “İnsanları birbirine bağlayan ve ilişkileri güçlendiren saygı ve sevgidir. Aksi ise insanları birbirinden ayırır, uzaklaştırır.
    İşte bu yüzden bir konuşmacının her cümlesini alkışlayan kendini bilmezlerin olduğu bir toplumda küçük dürüst bir grubun varlığı toplumun doğruya yönelmesi için yeterli olur. “

    Keyifli okumalar.
  • 192 syf.
    ·Beğendi
    İlgi ve alakanın hak ettiği okuyunca anladım gözlerimi dahi kırpmadan tek oturuşta elimden birakmadan okudum ve gerçekten istemsiz bir şekilde bitirdim .
    Kitabın icerigine gelecek olursam
    Endülüs (İspanya) santiago bir koyunlarına çobanlık yapmaya çalışan bir genç her gün onları otlatırken arada uyukladigi terk edilmiş firavuninciri ağacı yetişmiş bir kilisede(bu cümleyi kitabı okuyanlar çok iyi hatırlayacaktır-okuyacak olanlarda kitabın sonunda anlayacaklardır) bir rüya görür. Rüyasında Mısır Piramitlerinde bir hazine bulacağını görüyordur. Santiago işte bu rüyayı bir çingene kadına anlatır ve kadın ona rüyasının peşinden gitmesini söyler. Santiago'da öyle yapar ve Mısır'a doğru yola çıkar. Uzun yolcuğunda yeni hayat yeni arkadaşlıklar edinir insanların kendi dilini anlamaya çalışırken başına talihsiz olaylar da gelir. Ancak bu onun kişisel menkıbesi dediği şeyi yaşamaktan alıkoymaz. Tabi en umutsuz vakalarında tam bitti derken Evrenin Ruhu dediği güç ona yardım eder. Delikanlının yolu uzar dağ bayırlar derken çöllere kadar düşer. Burada bir simyacı ile tanışır. Simyacı ona hikayesini yaşamasında yardımcı olur ve kendisinin Evrensel gücünü kullanmayı söyler.
    Sonu muhteşem süprizli hiç aklıma gelmeyen bir fikir yapmış yazarımız sondaki kahkahamı unutamam okuyunca sizde anlayacak aynı yerde tebessüm etme umuduyla iyi okumalar.


    Ve yazarımız Mevlana'nın Mesnevisî'nden bulanan bir öyküden yola. Çıkarak bu kitabı yazmış.



    Ne geçmişte ne de gelecekte yaşıyorum.
    Benim yalnızca şimdim var.
    Her zaman şimdide yaşamayı başarabilirsen mutlu bir insan olursun.
    Çünkü hayat, yaşamakta olduğumuz andan ibarettir
  • ...
    "İnsan yalnızca yolculuk yapmak istese?
    Ya da bir kumaş tüccarının kızıyla evlenmek istese?
    "Ya da hazine aramak istese. Dünyanın Ruhu insanların mutluluğuyla beslenir. Ya da mutsuzluklarıyla, arzuyla, kıskaçlıkla. Kendi kişisel Menkıbesini gerçekleştirmek insanların biricik gerçek yükümlülüğüdür. Her şey bir ve tektir.
  • 192 syf.
    ·6 günde·Puan vermedi
    Ben Simyacı'yı çok beğendim fakat bana göre bu kitabın tek bir sorunu var oda aynı konulardan ( genellikle Kişisel Menkıbe ve Evrenin Dili ) tekrar tekrar anlatması fakat onun haricinde kitabı beğendim

    Spoiler:
    Birgün Santiago adlı bir çoban rüyasında Mısır piramitlerinin orada bir hazine görür ve bu hazineyi bulmak için bir yolculuğa çıkar. Paulo Coelho Simyacı