ibiaryu, Kutup Soğuğu'yu inceledi.
 6 saat önce · Kitabı okudu · 25 günde · Beğendi · 7/10 puan

İsimlerin telaffuzlarından içim zaman zaman şişmedi dersem yalan olur isimleri de memleketleri gibi soğuk Allah'ın gücüne gitmesinde konu iyi çeviri ona keza yazarın dili mili özetle her şey gayet güzeldi kısmet olursa sıra yazarın diğer kitaplarını edinmemde. :))

Songül Arslan, Bir Bilim Adamının Romanı'ı inceledi.
Dün 16:06 · Kitabı okudu · 9 günde · Puan vermedi

Bir Bilim Adamının Romanı (Mustafa İnan) -Oğuz Atay

Öncelikle bu kitabı okumama vesile olan Ömer Gezen 'in #29309205 etkinliği için kendisine teşekkür ediyorum. Eminim pek çok kimsenin tanımadığı ve benimde bu kitap sayesinde tanımış olduğum Bilim insanı Mustafa İnan.
Oğuz Atay okumadım hiç bugüne kadar. Tutunamayan 'larını merak etmiştim ama kısmet olmadı okumak. Demek ki ilk okuyacağım kitabı bu olacakmış.

1911 de Adana 'da doğan Mustafa İnan 4 yaşında damdan düşmüş ve Babası Hüseyin Avni Bey bu çocuk adam olmaz demiş. Babası bilse ki ilerde bir bilim insanı olacak ülkesine çevresine kendini bilime adayan biri olacak. Belki görmedi babası ama büyük adam oldu Mustafa.
Derler ki meşhur fizikçi Einstein bir toplantıda Şarlo'ya 'Siz büyük bir adamsınız 'demiş, herkes sizi anlıyor, herkes Size hayran,.Şarlo, 'Siz daha büyüksünüz 'diye itiraz etmiş :'Size herkes, hiç anlamadığı halde hayran. "

Düşünürdü Mustafa İnan sözcükleri basma kalıp halleriyle değil onları her yönden içine girerek tam manası ile anlayarak o şekilde oturtarak olması gerektiğini ön görürdü. İnsnalara anlatım uslubu onalra bişey öğretiyormuş gibi değilde sohbet havasında, espirili gülmeli olurdu. Insanlar sonradan anlarlardı Mustafa 'yı o konuşmasından öğrendiklerini. Seminerlerinde bile mizahı eksik etmezdi insnlar onu dinlerken zevk alırlardı. Bilime kendini adamış biriydi o İnsanları değştirmek için değilde onalrın bildiği yanlışların giderilmesi ve öğrendikleri bildikleri şeyleri nedeni nasılı her yönüyle gerçek manada bilmelerini isterdi. Kendiside öyle değil miydi çok araştıran çok okuyan.
Üniversitesi yıllarında derste hocalar yazı yazmadığı için dinlemediğini düşünür serzenişt te bulunurlardı. Fakat bir kere dinledi mi aklından çıkmazdı bişey. Hocalarının anlattıklarından sınıfta anlamayan arkadaşlarına kendisi anlatırdı dersi. Hatta bir ders anlatımından sonra aynı yıl boyunca kendisi anlatmıştı. Üniversitede bir hoca onun yüzünden istifasını vermişti de bu çocuk çok şey biliyor o dersteyken ben bişey anlatamıyorum gibi sözler kullanmış.

Bu denli güzel anlatılmış bir kitap tan sonra Mustafa İnan'ı anlatmak doğru mudur? Belki kitapta yazılanları ben hiçbir şekilde aksettiremem,anlatımım yetmez. Ama kitabı okumanız için küçük bir vesile olabilirim.

Bilime kendini adamış Mustafa İnan ölümünden sonra bile 4 yıl Hizmet Ödülü alıyor. Şu an ülkemizin belki bir fırında, fabrikasında, market te, sokakta ülkenin ücra köşelerinde bi yerlerde Mustafa İnan lar olabilir.

Okumalıyız, Araştırmalı öğrenmeliyiz.

33 yaşında profesör olan biri. Hocası Kerim Erim gibi, bilim alanında yeni yetişenleri elinden geldigi kadar da dış ülkelere tanıtmaya çalıştı. Herkes de onu tanıyordu. Gerçekten meşhur mukavemetçiydi ülkesinde.
Herkesin eşit olduğu düşüncesinin hemen istismar edilmesinden korkuyordu. Mehmet Akif gibi, Bilenle bilmeyenin elbette bir olmayacağını düşünüyordu.
Kendisine Bayındırlık Bakanlığı teklif edilince bi düşünce sarar kendinisini. Yeni yönetimi gücendirmek istemiyordu konuyu arkadaşaları ile görüştü herkes olması yönünde ısrar ediyordu. Cemal Gürsel çok istiyordu çünkü o zmn işler iyice bozulmuştu bunu Mustafa nın düzelticeğine yürekten inanılıyordu. Ama o idareci olmak istemiyordu sadece meşhur mukavemetçi olmak istiyordu.

Yapmak istediği herşeyi yapmıştı. Ülkesine yararlı olan bir bilim insanı.Gayesi öğrenmek ve öğretmek. Bu ülkenin nice Mustafa İnan lara ihtiyacı var. Bu kitap bütün genç nesillere okutulmalı diye düşünüyorum. Okuyun okutun...

Kuşlar bile kader'le uçar,
Velhasıl evvela “kısmet”,
Evvela “kader"
-Cahit Zarifoğlu

Hakan Yetmez, Suç ve Ceza'yı inceledi.
23 May 08:45 · Kitabı okudu · 11 günde · Beğendi · 10/10 puan

"Ben Suç ve Ceza’yı okuduğumda I. Dünya Savaşı yeni bitmişti ve savaşın yıkımı, acısı çok net ve apaçık ortadaydı. Fakat Suç ve Ceza’yı okuduğum zaman, orada anlatılan meselenin I. Dünya Savaşı’ndan daha yıkıcı olduğunu hissettim."

J. L. Borges


Ben bu başyapıtı yıllar önce farklı bir yayınevinden farklı bir çevirmenden okuduğumda kitabı çok zor güç bela bitirmiştim ancak bu kadar kötü çeviriye rağmen konu o kadar ilgimi çekmişti ki birgün daha iyi bir yayınevinden ve daha iyi bir çeviriden bu başyapıtı okuyacağıma söz vermiştim. Biraz gecikmeli de olsa kısmet bugünlere imiş .

Suç ve Ceza hangi türe girer diye sorsanız felsefi derim polisiye derim gerilim derim psikolojik derim ıdeolojik derim sosyolojik derim hatta ucundan azıcık aşk bile derim.

İşin gerçeği böyle bir başyapıta inceleme yapmak bile benim ne haddime bu kitabın usta kalemler tarafından yapılmış çok daha teknik incelemelerini bulabilirsiniz. Benimkisi sadece tavsiyeden öte geçmez

1866 da yayımlanan Suç ve Ceza dönemin Çağdaş Rusyasında hikayenin baş karakteri Raskolnikov'un işlemiş olduğu suçun psikolojik,sosyolojik ve ahlaki yönünü ortaya koymakla beraber Raskolnikov işlediği bu cinayetle vicdanı ve aklı arasında kalmış ve bunun iç çatışmalarını yoğun bir şekilde yaşamıştır. Aslında kitap Raskolnikov'un öğrenciliğinin devam ettiği yıllarda yazmış olduğu süper insanlar ve sıradan insanlar diye gruplandırdığı bir makale çevresinde dönmektedir.makalenin özeti şu şekildedir.süper insanlar tıpkı Napolyon gibi iyi bir amaç uğruna yüzbinlerce insanı öldürebilir ancak bu suç olarak kabul edilmez.sıradan insanlar ise doğası gereği kanunlara uygun yaşamak zorunda olan ve suç teşkil edecek işlerden kaçınacak olan gruptur.Burada Raskolnikov işlemiş olduğu cinayetin suç olup olmadığı konusunda içsel çatışmalar ve buhran yaşamaktadır.

Kitabı okurken Raskolnikov'u o kadar yakından tanımaya başlıyorsunuz ki gündelik hayatınızda karşınıza alıp iç dünyasında dönen girdapları sorgulamak onu anlamak istiyorsunuz.Ayrıca kitaptaki diğer karakterler de oldukça güzel işlenmiş ve çok iyi profil analizi yapılmış.En az ana karakter kadar ilgi çekici karakterlere yer verilmiş.
.

Yasemin AYDIN, bir alıntı ekledi.
23 May 02:05 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Günün her doğuşu yepyeni ayrı bir gün getirir. Talihim bugün yaver gidiverir bakarsın. Ben işimi eksiksiz yapayım da kısmet geldiğinde beni aradığı yerde bulsun.

Yaşlı Adam ve Deniz (İhtiyar Balıkçı), Ernest HemingwayYaşlı Adam ve Deniz (İhtiyar Balıkçı), Ernest Hemingway

Sonra çıkıyorsun dışarı,
bakıyorsun güneş hala tepede.
Yıllardır kurduğun cümleyi bilmem kaçıncı kez kuruyorsun:
"Ne yapalım kısmet değilmiş..."

Sadun terlemezler, bir alıntı ekledi.
22 May 17:54 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Kısmet denilen zillinin egemenliğini kabul edip rahat edeceğimize, çaba denilen bir hödük ve akıl isminde bir snopla yola çıkarız hep. Ve tabii çuvallarız. Kısmet kimlere verir? Önüne ilk çıkan hıyarlara, durmaksızın isteyen yüzsüzlere ve en gözü kara en gözü doymaz hergelelere.

Şeytan'ın Fısıldadıkları, Emre YılmazŞeytan'ın Fısıldadıkları, Emre Yılmaz
Sadun terlemezler, bir alıntı ekledi.
22 May 17:53 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Hayatımızın her kavşağında ya talih, ya kader,, ya da kısmet isminde bir orospuyla düzüşmüşüzdür. Ve bu sıradan, ucuz ve rastlantısal düziişlerimizi daha sonralar otobiyografimizde çabalarımızla gerçekleşen büyük zaferlerimiz olarak hatırlarız

Şeytan'ın Fısıldadıkları, Emre YılmazŞeytan'ın Fısıldadıkları, Emre Yılmaz
vaveylali, bir alıntı ekledi.
22 May 16:59 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

"Sonra çıkıyorsun dışarı, bakıyorsun Güneş hala tepede. Bir cigara yakıyorsun ve yıllardır kurduğun cümleyi bilmem kaçıncı kez kuruyorsun:
"Napalım, kısmet değilmiş…”

Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin AliKürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali