Korkunç önseziler. Her şey korkutuyor. Buraya döndüğümde yeniden on üç yaşımda oluyorum ve anlayacağın, iyi bir anlamda değil. Her şey o gün durdu. kelimenin tam anlamıyla. Büyümem bile durdu.
Dünyayı anlayabilmek
için bazen yalnızca ufacık bir parçasına odaklanabiliyordunuz, elinizin altında ne varsa ona yakından bakabiliyor ve bunu bütünün yerine koyuyordunuz ama tablo elimden çekilip alındığından beri uçsuz bucaksız bir boşluğun içinde boğuluyormuş ve tükeniyormuş gibi hissediyordum - bu yalnızca zamanın ve mekanın yarattığı öngörülebilir bir boşluk değildi, elimi uzatsam dokunabileceğim kadar yakınırndaki insanlarla arandaki aşılmaz mesafelerdi; bir baş dönmesi dalgasıyla gittiğim ve gitmediğim
her yeri, kaybolmuş, engin, bilinmez bir dünyayı, şehirlerden ve daracık
sokaklardan oluşan köhne labirenti, ta uzaklara sürüklenen küller ve hasmane uzaklıkları, kopan bağlantıları, kaybolan ve asla bulunmayan şeyleri ve o güçlü akıntıyla süpürülen ve bir yerlere doğru sürüklenen tablomu düşündüm: ufacık bir ruh parçası, karanlık bir denizin üstünde
bir görünüp bir kaybolan zayıf bir kıvılcım.
Şehrin bambaşka bir yerinde sakladığım sırra dayanarak daha iyi biri, daha bilge biri, daha soylu, yaşamaya layık biri olduğuma nasıl inanmış olabilirdim ki? Ama inanmıştım işte. Tablo kendimi daha az ölümlü, daha az sıradan hissetmemi sağlamıştı. O destek ve kanıttı; o rızık ve paraydı. O bütün bu katedrali ayakta tutanl kilit taşıydı. Aniden altımdan çekilerek ortadan kaybolmasıyla birlikte bütün yetişkinlik hayatımın gizliden gizliye bu büyük, saklı, yabani hızla - bütün hayatımın onu her an paramparça edebilecek bir sırrın üstünde dengede durduğu inancıyla ayakta kaldığını öğrenmek korkunçtu.
Kafamın içindeki atomlar döne döne birbirinden ayrılıyorlardı. Son kokainin çaktığı kıvılcım sönmeye başlamıştı bile, kaygı ve tedirginlik, gök gürültülü sağanak yağmurdan önce çöken karanlık hava gibi çöküyordu üstüme. Uzun, karamsar bir an boyunca birbirimize baktık : yüksek kimyasal frekans, yalnızlığa karşı yalnızlık, bir dağın tepesindeki iki tibetli keşiş gibi.