• “Her bir dakikamın elli dokuz saniyesi,
    ” diye söylendim
    sokaklarda,
    “acıya ya da... acı fikrine vakfedilmiş. Keşke bir
    taş olabilseydim! ‘Yürek’: Bütün azapların kökeni... Nesneye
    imreniyorum... maddenin ve donukluğun lütfuna...
  • 96 syf.
    ·1 günde·9/10 puan
    Ülkemizde büyük bir kitle tarafından çocuk macera kitabı yazarı olarak bilinen Jules VERNE çoğumuzun çocukluk döneminde okuduğu en heyecanlı ve keyifli kitapların altında bu isim bulunur. Mesela Ay’a Yolculuk ya da Denizler Altında Yirmi Bin Fersah gibi. Onun hayal gücüne teslim olduktan sonra okurun gözünü hangi akıl almaz macerada açacağı bilinmez ama eminim büyük çoğunluğun aklına Doktor Ox’un Deneyi kitabı gelmeyecektir. Yazarın diğer kitaplarına nazaran pek fazla bilinmeyen bir kitaptır.
    Daha önce başka bir yayınevi tarafından basılmış olan bir kitap Doktor Ox’un Deneyi. Yazarın kitaplarını sevenlerin bir kısmının haberdar olmadığı bir eser açıkçası. Kötülük nasıl yapılır bir de Jules VERNE’nin kaleminden okuyalım. İş Bankası Kültür Yayınları tarafından modern klasikler serisinde tekrar okuyucu ile buluşturduğu eseri bir çırpıda okuyacaksınız.
    90 sayfaya sığan hikaye, adını okumakta zorlandıgım Quiquendone adlı kentte geçer. Kitapta Quiquendone de yaşayan, sakin ve ağırkanlı insanların hikayesi anlatılıyor. Kent son derece sakin ve olaysız. Öyle ki bir binanın yapımı bile yüzyıllar sürebilmektedir. Fakat bir gün Doktor Ox'un yapmış olduğu deneyle her şey karışıyor ve kent sakinleri tuhaf davranışlar sergilemeye başlıyorlar. Görünürde Doktor Ox’un bu kente geliş amacı aydınlatma sistemi kurmaktır. Ama aslında insan kişiliklerini değiştirmek üzerine bir deney yürütmektedir. Ve bu sakin halk onun için inanılmaz bir fırsattır. Doktor Ox’un amacına ulaşıp ulaşamayacağı ise kitabın sayfalarında sizi beklemektedir. Okuması, eğlenceli ve elimden bırakmadan bitirdiğim bir kitap oldu. Hayali şehirlerin, fantastik deneylerine maruz kalmış bir halkı okumak isteyenler için ilk tercihlerden olabilir…
  • 152 syf.
    ·7 günde·Beğendi·Puan vermedi
    🅾︎🆂🅼🅰︎🅽🅻🅸’🅽🅸🅽 🅳🅴🆁🅳🅸 🅽🅴?~🅺🅾︎🆁🅰︎🆈 🆂̧🅴🆁🅱︎🅴🆃🅲̧🅸̇

    Osmanlı tarihi...Hakkında okumaktan hiç bıkmadığım ve bıkmayacağım bir konu olmuştur hep. Bu defa yıllar boyunca Osmanlı’nın yaşadığı her türlü krizlerin nasıl başladığı, krizin dönem insanları tarafından nasıl yorumlandığı ve sonuçlandığını okuduk. Geçmişte de hiçbir şey güllük gülistanlık değildi elbette. Her türlü krizler, afetler, yangınlar, salgınlar yaşandı ve üstesinden bir şekilde gelindi. Bildiğimiz birçok krizin, olayın aslında nasıl gerçekleştiğini okudukça şaşırdım bir o kadar da üzüldüm. Umarım bu yaşadığımız salgın sürecinin de üstesinden gelip her birimiz iyi birer kriz yöneticisi olabiliriz diye dua ediyorum. Kitabı çok severek ve ilgiyle okudum biraz olsun ilgisi olan herkes de severek okuyacaktır eminim sıra ikinci kitapta. Herkese kitap sayfalarında bol bol gezindiği bir hafta dilerim.
  • %5 (5/118)
    ·Beğendi·8/10 puan
    ölmeden önce mutlaka okunması gereken kitaplardan bir tanesidir. ve bu kitabı bir de okuması gereken avaz avaz bağırıp idam cezası isteyenlerdir; ki onlar kitap okusaydı, kendini eğitseydi zaten idam istemezdi. çünkü toplumda idama götürecek suçlar işlenmeye de müsade etmezlerdi.

    ilk olarak suç kavramına bakacak olursak kitap üzerinden, bu suçu var eden aslında toplumdur, kitlelerdir. hiçbir birey içinde olduğu toplumdan bağımsız değildir. her türlü bir aidiyet bağı vardır, pamuk ipliği kadar da olsa. yani bir nevi insanları suça teşvik eden toplumdur. bunu sadece kitapta değil çevrenize baktığınızda da görürsünüz.

    ikinci olarak ceza kavramına bakmalıyız. düşünebiliyor musunuz insanları doğru yola getirmek için cezalandırıyoruz ve bunu da en katı şekilde idam ile yapıyoruz. peki neden? amacımız suçluyu doğru yola getirmek mi yoksa topluma ibret olmasını sağlamak mı? eğer bu ceza idam cezası ise amaç ibret olmasını sağlamak, “bakın ibret alın, yoksa sizin de sonunuz böyle idam olur, ona göre uslu durun” demektir. bu işe yarıyor mu peki? kitaptan söyleyecek olursak hayır! çünkü kahramanımızdan önce de sonra da idama mahkum edilen var. demek ki idam cezası suçu önlemede yeterli değilmiş.

    üçüncü olarak kral üzerinde durmalıyız. kral mutlak otoritedir, güçtür. tebasındaki bütün insanlar onun malıdır. o her şeye sahiptir ve onların güvenliğini de her şeyini de sağlamak zorundadır. mal canın yongasıdır! halktan birine yapılan bir şey krala da yapılmış sayılır. bugün kralın yerini devlet almıştır. size karşı bir suç işleyen kişi aslında devlete karşı da suç işlemiştir, zarar vermiştir. kralın veya devletin cezalandırması ya da merhamet etmesi en doğal hakkıdır. ama toplumun ve kendisinin huzurunu ve devamlılığını sağlaması için cezalandırması gerekir yasalarla. bu hem kendisinin hem de toplumun devamlılığının garantisidir.

    son olarak idam cezasına bakacak olursak; ne kadar adil olup olmadığı tartışılır. lakin bunu tartışacak kişiler sıradan bakkal, manav, pazarcı, berber değil; komisyonlardır. sosyologlar, hukukçular, felsefeciler, din görevlileri gibi heyetler oturup uzun uzun tartışıp karar vermeli. idam cezası geri dönüşü olmayan, hatası telafi edilmeyen bir cezadır. bir insanın dahi yanlışlıkla idam edilmesi tüm toplumu mahvedebilir. ve ayrıca cezalar dönemlere göre de değişebilir. bu çok zor bir konu maalesef, üzerine yorum getirmek bile ürkütücü. ne olsun ne olmasın diyemeyiz.

    bu kitap öyle basitçe okunup geçilecek bir kitap değil. büyük bir düşünce emeği isteyen, sorgulama ve muhakeme gücü isteyen bir kitap. bu kavramlar ışığında okunmasında çok fayda var.

    yine bu kitaba paralel olarak bakılacak bir kitap önermek gerekirse aziz nesin ‘in surname romanıdır. ikisi adeta bir elmanın bütününü oluşturuyor.
  • Seray Özkan
    Seray Özkan Düşünce ve Tartışma Özgürlüğü Üzerine'yi inceledi.
    64 syf.
    ·4 günde·Puan vermedi
    Liberal ve yararcı düşüncenin on dokuzuncu yüzyıldaki en önemli isimlerinden biri olan John Stuart Mill'in 1860'ta yayımladığı Özgürlük Üzerine adlı yapıtının ikinci bölümünü oluşturuyor, Düşünce ve Tartışma Özgürlüğü Üzerine. Can Yayınları'nın 'Kısa Klasikler' serisinin üçüncü kitabı olan bu kitap, inancı sorgulamanın ve karşıt görüşler ortaya koymanın, yanlışlığından en emin olunan düşüncenin dahi özgürce dile getirilip tartışılabilmesinin toplum açısından yararlarını sayıyor. Kısa bir kitap olmasına rağmen içeriği itibariyle okunmasının kolay olmadığını söyleyebilirim. Ancak düşüncenin neden özgür olması gerektiğine, özgürce tartışabilmeye neden ihtiyaç duyduğumuza on dokuzuncu yüzyılda getirdiği bakış, günümüzde de kesinlikle okunmalı.
  • "Okumak bir kitabı, dolaşmaktır dünyayı."
  • 184 syf.
    ·5 günde·7/10 puan
    Kasvetli betimlemelere rağmen kendine çeken bir kitap. Okurken bile zaman zaman o kumların arasında olduğum hissine kapılıp, boğulacak gibi olsamda kesinlikle beğendiğim bir kitap oldu. Farklı bir tarzda, güzel bir kitap arayanlara tavsiyemdir.
    Eserin ana teması; kum. En başından okuyucuya kumlarla alakalı çeşitli bilgiler veriliyor. Hatta bir ara Zemin Mekaniği dersini aldığım günleri dahi anımsadım :) Kumun topraktan farkı, uçuculuğu, kohezyon oranı, çapı, vs…. Tabi bunlar kısa bir yer tutuyor, öyle okuru bezdirecek bir belgesel ya da mühendislik ders kitabı gibi değil. Yazar, bu bilimsel bilgilerin yanı sıra kum üzerinden felsefe dahi yapıyor. Kurduğu atmosferde başat rolün kumda olduğunu da düşünürsek, yazar, kumu epey verimli kullanmış diyebiliriz :)