• Arkadaşlar mobilden istediğim kitabı nasıl okuyacağım biri anlatabilirmi lütfen 😥
  • Yazar hakkında

    Tess Gerritsen Çin asıllı, doktor, yazar. 12 Haziran 1953 yılında ABD'nin San Diego kentinde doğdu. Stanford Üniversitesi'nde antropoloji konusunda lisans yaptı, Cafirnia Ünüversitesi'nde tıp diplomasını aldı. Film yapımcısı olan Jacob Gerritsen ile evlendi. İlk kitabı olan 'Cerrah'ı 2001 yılında yayımladı.

    Kitaba nereden başlayacağımı düşünüyorum, nasıl bir başlangıç yapacağımı, ne tür bir giriş yapacağımı...

    Öncelikle kitap kapağından ve isminden başlayayım. Kitap kapağı polisiye kitaplarında olduğu gibi dikkat çekici, gözler sargı bezi ile kapanmış, acı bir şekilde çığlık atan bir kuru kafanın resmi. Kitap ismine gelirsek ki bu daha da ilginç gelecek. ''Cerrah'' kitap hakkında hiç araştırma, öneri ve bilgisi olmayan herhangi biri kitap isminden nasıl bir içeriğinin hatta yazarın mesleğini tahmin edebilir. Açıkçası araştırmadan önce tahmin etmiştim. Araştırmama gelince, Tess Gerrıtsen'i baya araştırdım, birçok siteden kitapları hakkında yorumları okudum. Dikkat çektiğim birkaç şeyi paylaşmak gerekirse, birçok kişi kitabın 'tıbbi' terimlerinden dolayı sıkıcı ve karmaşık olduğunu yazmıştı. Aslında onları yadırgamıyorum, insanı daha önce duymadığı hatta bazen terimleri bile söyleyemediği bir takım terimler sıkıcı gelebilir. Ancak önemli olan bu terimleri öğrenmektir, bağdaştırmaktır, birleştirmektir.


    Kitapta, geçmişte tecavüze uğramış kadınları hedef alan seri katilin geçmişini ve neden bu cinayetleri işlediğini anlatmaktadır. Seri katilin peşinde düşen Boston polis teşkilatından dedektifler işin peşine düşmektedir. Polisiye kitaplarının hemen hemen hepsinde olduğu gibi bir karakter ön plana çıkar, 'kararlı, kurnaz ve vazgeçmeyen' biri olan Jane Rizzoli dişiliğinin verdiği hırs ile bu işin üstesine diğerlerinden çok daha kararlı adımlarla gitmeye çalışır. Seri katilimiz olan Warren Hoyt, Tıp fakültesi 1. sınıftayken okuldan kovulmuştur. Gecenin bir vakti kadavranın rahmini çıplak ellerle çıkardığını gören Prof. onunla bir anlaşma yaparak bu işin duyulmasını engeller ve okuldan kovar. Aynı sınıfta olan Catherine Cordell'i hedef alan seri katil rahmini çıkaracağı an, Cordell'in pratikliği ile öldürülür. Her şeyin bittiğini düşünen Cordell, Boston'a taşınır ama kendini yeni bir çıkmazın içinde bulur. Çünkü onun öldürdüğü seri kati değil, sadece bir kopyasıdır. 'İkili kombinasyon'

    Kitapta yukarıda da belirttiğim gibi çok fazla tıbbi terim vardı. Yani bilinmedik ve karmaşık olarak görünen birçok terim. Kitabın karakterlerini beğenmedim, çünkü akılda kalıcı değillerdi. Kitabın yayınevinden mi kaynaklı emin değilim ama yer yer kopuklar oluştu. Cerrah'ın ismini de beğenmedim, erkek olup olmadığına dair git geller yaşadım. Sadece kadın dedektif 'Rizzoli' ve 'Moore'in ismini beğendim.

    Rizzoli'nin özelliklerini de sevdim, kararlı, kendine pek bakmayan, hırslı, dirençli, güçlü, sert bir kişiliği olmasını sevdim. Bir kadın da olması gerekenler diyebilirim.

    Tess Gerrıtsen'in diğer kitaplarnı tıbbi terimler ve kendini geliştirmiş mi diye okuyacağım. Öncelikle iki kitap sipariş ettim, ama bu kitaptan sonra diğerlerini de okuyacağım. Evet, belki ilk kitabı diye bazı aksaklıklar ve hatalar gözardı edilebilir, önemli olan sonrasıdır. Tıpkı Aleın Kentigerna gibi, ilk kitabı her ne kadar iyi olsa da, son kitabına kadar çıtayı baya yükseltmiş ve kendine 'hayran' bırakmıştır. Bu yüzden tıbbi terimler bakımından güzel bir polisiye kitap. Aslında çok basit yazılmış, zevkle okuyabilirsiniz.

    Daha önce duymadığım, okumadığım birkaç tıbbi terimi kitaptan yazmak istiyorum.

    Disseminated intravascular coagulation: Yaygın damar içi pıhtılaşması.

    Cardiopulmonary resuscitation: Kalbi ve solunum durmuş bir kişide suni solunum ve kalp masajının bir arada uygulandığı bir ilk yardım yöntemi.

    Central venous pressure: Sentral venöz basınç.

    Torakotomi: Göğüs kafesinin cerrahi girişimle açılması. Çoğunlukla kalp-damar cerrahisi ve göğüs cerrahisinde kullanılır.

    Kitaptan beğendiğim birkaç yer paylaşmak istiyorum.

    ''Hayatında belirli bir düzeni ne kadar korumaya çalışırsan çalış, kendini yanlışlara, kusurlara karşı ne kadar korumak istersen iste, her zaman gözden kaçıracağın bir leke, bir hata olacaktır. Seni hep bir sürpriz bekleyecektir. '' (40)

    Tek bir cümle ile açıklamam gerekirse: Umudun tükendiği an, umudun yeşermiştir. Elman çürüdükten sonra, sağlam bir portakal alacaksın.

    2- ''Çoğu katil adayı, toplumun güçsüz üyelerine saldırır. Fahişeler ya da otostopçulara. Avlanan bütün yırtıcılar gibi, sürünün dışına çıkanlara yaklaşırlar.'' (73)

    Burada bir yanlışı düzeltmek istiyorum. Burada bahsedilen sıradan, zevk uğruna cinayet işleyen sıradan katiller. Çünkü bu kesim ne polis teşkilatının ne de başka birilerinin üstüne gitmeyeceği kişiler. Çünkü onlar dışlanmış olarak lanse edilen insanlar. Hayır, seri katillerin amacı farklı, psikolojik yapısı farklıdır. Öldürdüğü her insanın neden öldürdüğüne dair bir açıklaması vardır. Karıştırmayın.

    3- ''Mantıklılık, ne zamandan beri duygusuzluk anlamına geliyordu?'' (147)

    İşte bu tespite şapka çıkardım. Çevrenize bir göz atın, mantıklı olduğunu düşündüğü birkaç adım, mantıklı olarak düşündüğünü birkaç söylemden kaçınma gibi bir durumda kişinin duygusuz olduğunu söyleyebilir misiniz? Evet mi? Yani sırf size göre mantıklı olmadığı için mantıklı mı değil? İyi de siz, sen kimsin? Umurumda mısın? Değilsin! Başkalarının sırlarına dokunmaktan vazgeç! Elleme bile, okşama, hissetme bile. Seni ucube!

    4-'' Kanın sadece görüntüsü bile bazı erkeklerin bayılmasına neden olabiliyor; insanlar kanın döküldüğü kaldırımlara basınçlı su tutarak ya da televizyonda şiddet sahneleri gösterildiğinde elleriyle çocukların gözlerini kapatarak böylesi korkunçlukları halkın gözünden saklamaya çalışıyor. İnsanlar aslında kim olduklarını, neden yaşadıklarını yitirmiş.''

    Şapkayı takmayın, elinizde dursun.

    Tarihi önemli bir bilgi ile sonlandırayım.

    Aztekler insanın kalbini çıkarmak için çapraz torakotomi denen bir yöntem kullanıyor. Kesik, sternumun bir tarafında, ikinci ve üçüncü kaburgaların arasından başlayıp, göğüs kemiğinin öbür yanına yarıyor. Kemik çaprazlamasına, muhtemelen sert bir kesik darbesiyle kırılıyor. Bunun sonunda, ortaya kocaman bir delik çıkıyor. Dış havayla temasa geçen ciğerler o anda sönüyor ve kurban bilincini yitiriyor. Yürek çarpmaya devam ederken, rahip elini göğüs boşluğuna sokup, atardamaları ve toplardamarları kesiyor. Hâlâ titreşen yüreği kavrayıp, kanlı beşiğinden çıkarıyor ve havaya kaldırıyor.

    Keyifli okumalar.
  • Hata !!! Error beynim yandı.
    Neden çünkü hata edip es kaza böyle bir kitabı okuduğumdan değil haaa böyle bir kitabı birinin yazmış olması birilerinin basmış olması ve birçok kişinin (inşallah çok değildir)bu kitabı almış olması.Kitaba başladığımda güldüm,saf mısın ne ayaksın kadın dedim yazara ama yeter ama artık aaaa dediğim yeri okuyunca tamam dedim bırak kitabı.O neresimi anlatayım da duyun aaa dostlar.
    Yazara hayatında iki kez Allah cevap vermiş onunla konuşmuş ikinci konuşmasında Allaha teşekkür etmis,Allah ta ona "bişey değil" demiş.Biri beni çimdikleyip kendime getirebilir mi.
    Bu kitabı eşim bana iki yıl önce bu tarz şeyleri seviyorum diye almış ,adamcagiz bu tarz şeylerden hoşlanmadığı için açıp içine bakmamiş bile aklınca bana jest yaptığını sanıyor ama neyse bunu burda tartişmayacağım.Hayır iki yıldır okumadın şimdi niye okuyorsun olsun okuyacağım tuttu.
    Kitapla ilgili olarak otopark melekleri varmış bakın , arabanızı park edecek yer bulamayınca otopark meleğim bana yardım et diyormuşsunuz,şaaakkk o sizin yerinize buluyormuş.Ayrica dua Allah'a ,meleğe ,evrene hiç farketmezmiş Allah ona öyle demiş.
    Denişiklere musallat olmuş yazar ,ölmüş kadının arkasından nasıl konuşuyorum ya ben, Allah'ım sen beni affet.
    Haaa unutmamak lazım bir de vurgu yaptığı noktalar var -çok lüks bir otelde tatil yaparken(burda devamında anlatılan konuyla otelin lüks olmasında hiç bir bağlantı yok).ben Frankfurt ta ki daha önce de defalarca gelmiştim,arkadaşım otelvari bir rezidans ta kalıyor......Hayırdır abla sen bizi paranla mı ezmeye çalışıyorsun demek isterdim ki maalesef yazar yaşam koçluğu yaptığı bir danışanı tarafından silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmiş (melekler yardım edememiş )Zanlı da ifadesin de bana şeytanları gösterdi onlarla musallat etti beni onla görüşmeler e başladıktan sonra beynim den böcekler hiç gitmedi.Demiş.
    Denişikler var bu hayatta denişikler ,Allah muhafaza besmele mi çeker ben giderim
    Aaaa tabiki kitabı okumayı bıraktım.
  • Bayılıyorum bu adamın kitaplarına, bu 4.cü kitabı okudugum ve bırakmadan bitirmek istiyosunuz. Sanırım bütün kitaplarını okuyacagım. Bildiğiniz konuları nasıl hiç tahmin bile edemediğiniz bir bakış açısıyla incelenir bize onu gösteriyo resmen.
  • Birkaç hafta önce Cioran hakkında bir video izlemiştim. Cioran'ı ve yazdıklarını anlatıyordu. Nasıl ya demiştim nasıl?

    "Bu yazarın bütün kitaplarını okumalıyım!" demiştim ama param yoktu :D Öğrencilik malum :(

    Herhangi bir kitabı elime geçerse sabaha kadar okur bitiririm demiştim hani o kadar hayran kalmıştım yazara.
    Sonra da sağ olsun bir şekilde Hasret Hanım (Uykucu Midilli) ile karşılaştım ve kendisi bana bu kitabı hediye etti. Kendisine buradan çok teşekkür ederim :)


    Kitap neyi anlatıyor diye sorarsanız size yazarın da kafa yapısıyla şu şekilde cevap vereyim:
    "Her şeyi anlatıyor ama hiçbir şey söylemiyor."

    Cioran doğmanın insanın başına gelebilecek en kötü olay olduğunu düşünür. Bu kitabında da zaten 200 sayfa boyunca bunu anlatır. Ama normal bir roman tarzı değil de aforizmalar gibi alt alta atlaya atlaya frklı konular hakkında düşüncelerini yazarak yapmış bunu.

    Tabii Tezer Özlü kadar mükemmel olmasa da Tezer'e veda ederken böyle bir yazarla tanışmam çok iyi oldu. Eksikliğini bir nevi hissettirmeyecek.

    Yazarın ne kadar kaliteli olduğunu bütün kitaplarını okuyacağım dememden anlarsınız zaten :)

    Ekim'e kadar Cioran okuma etkinliğimiz sürecektir ona da buyrun gelin :)
    #33168433

    Okumak isteyen herkese iyi okumalar dilerim.
  • 27/ Ağustos / Pazartesi _2018

    Bu sabah uyandım ve dedim ki kendime
    Kalk ve yaz ...

    SPOILER :)

    Insanı sabahın sekizinde kalkıp "inceleme " yazmaya iten "güdü" nedir diye düşündüm ...

    "Zaman içerisinde okuduğu kitaplarla bütünleşmek , seçtiği yazarlara olan saygısı ve gün geçtikçe büyüyen sevgisi olmalı " ..

    Bu bir
    VASİLİ SEMYONOVIÇ GROSSMAN hikayesidir ..
    Saygı_sıdır..
    Sevgi_sidir. .
    Asķıdır ....

    Kimileri benim için çok ayrı yerlerde

    "kalbimin raflarına dizdigim kitapların yazarları"
    MALAPARTE gibi PASTERNAK gibi ..TOLSTOY gibi :)
    Yeni yeni alıştığım SOLJENİTSİN gibi ..

    Yaşam ve yazgı ..bir kez okunması yetmeyen kitaplarımdan, yıllar geçtikçe tekrar tekrar okunması gerekenlerden benim için ..

    Uzun bir anlatı 1200 sayfa civarında .. nasıl başlar nasıl biter diye hiç korkmadığım bir mecra ... SAVAŞ..
    üstelik II .dünya savaşı ve Rus cephesi :)) Ballı kaymak yani .. bu kitabı "yiyin " :)

    Zaman zaman lokmalar boğazınıza dizilecek tabii "SAVAŞ " bu öyle kolay yenilir yutulur bir şey değil ..fakat ruhunuzu doyurmak istiyorsanız .. Yaşam sofrasından "tok" kalkmak istiyorsanız ..bu kitapları öğütün ,hazmedin bedeninizde. ..

    "Bir anneyle ömür boyu hesaplaşma ve vicdan azabı " bulacaksınız yaşam ve yazgının kalbinde ..
    Bu duygunun peşine düseceksiniz ..
    Çok ağır bir yük yükleyecek omuzlarınıza ..
    Katliamlar ,insan üstü bir görev bilinci ,hayatta kalma mücadelesi okuyacaksınız sayfalar boyunca ..

    Özünde kimyager eğitimi almış bir adamın savaşta neye dönüştüğüne tanıklık edeceksiniz ..

    Grosman. .
    O bir savaş muhabiriydi ..
    Aynı zamanda Stalingrat kahramanlarından biriydi ..

    "Almanlar şöyle soruyordu ..

    "Bize yeniden saldırıyorlar ,ölümsüz olabilir mi bunlar ?"

    __Evet gerçekten de ölümsüzdük ve çok azımız hayatta kalabildi
    Görevimizi yerine getirdik ..hepimiz ..

    Bu sözler ve makaleler GROSSMAN ın ellerinden gazetelere aktarılıyor ,Sovyet hakkı için büyük önem taşıyordu. .

    "Grossman ve Ehrenburg un yazılarıyla dolu gazeteler elimizde paramparça olana kadar okurduk" diyen bir okuyucu kitlesi
    "benzer bir gazetecilik örneği yok "
    Diyerek ödüllendiriyordu onları

    Fakat herzamanki gibi KOBA öyle düşünmüyordu ..

    Büyük adam STALIN. . Vasilinin de adının altını kırmızı kalemiyle çizecek ve öykü şöyle devam edecekti ...

    Çornaya Kniga (kara kitap) _ Stalin kozmopolitine başlattığı kampanya nedeniyle imha edildi ..

    Narod Bessmerten (ölümsüz halk ) _Roman
    Stalin ödülüne aday gösterildi ama Stalin tarafından veto edildi ..

    Za Pravoye Delo (Hakkı bir dava uğruna 1951)
    Önce övüldü sonra kınandı

    Treblinka cehennemi (1944) adlı makalesi Nürnberg mahkemelerinde belge olarak kullanıldı. ..

    Yaşam ve yazgı (1960) romanı reddedildi ..devlet güvenlik organları romanı mahkum ederek ilgili herşeye el koydu ...

    Sovyet toplumunu "yaşam ve yazgı " dan daha ağır eleştiren "Her Şey Geçip Gider" i tamamladı ...

    Yaşamının son on yılını

    Eserlerinin hemen hemen hiç birinin yayınlandığını göremeden gecirdi ..

    1964 yılında Moskovada umutsuzluk içinde öldü. ..


    "Yaşam ve Yazgı " rejim muhalifleri tarafindan ülke dışına çıkarıldı

    1980 de ısviçrede eksikleri de olsa basıldı ..

    Yetmiş yıl sonra yüz binlerce okunan eleştirmenlerce yirminci yüzyılın "Savaş ve Barış "ı olarak nitelendirildi ...

    Şimdi karar sizin ...
    Yaşam ve yazgı okunmalı mı ?

    Dip not ..
    Ben bu kış bir kez daha okuyacağım ..
    Saygıyla ..
  • Kitap, başlamadan önce bir süre gözümü korkutmuştu ne yalan söyleyeyim... Okuyacağım 3. Stephen King kitabı olduğundan, henüz olayı nasıl işlediğine dair kafamda net bir şema oluşmadığı için, bu kadar uzun bir korku kitabının sıkacağından korktum. Medyumu okuyup minik Dan'i sevmiş olan herkesin de yapacağı üzere, merak ve hayret içinde okumaya başladım. Bölüm bölüm, sanki bir film izler gibi ele alınan farklı mekanlar ve farklı karakterlere ait diyaloglar romana harika bir tad katmakla birlikte; kitabı yeterince uyanıkken okumanızda fayda var. Zira bazen açıklama amaçlı geriye dönüşler o kadar uzun oluyor ki, hikayenin diğer tarafını unutmuş olabiliyorsunuz. Yani ilk okumada başucu kitabı yapmayı aklınızın ucundan bile geçirmeyin. Karakterlerin hepsini yeteri kadar güçlü bulmuyorum, ön plana çıkan karakterler, çok sayıda yan karakterin arasından bir sıyrılıp bir yok oluyorlar. "Gerçek Kardeşlik" ziyadesiyle kalabalık ve hakettikleri kadar yer aldıklarını düşünmüyorum. Finale yaklaştıkça heyecanlanıyoruz ve kitabı elimizden bırakmak bir kabusa dönüşüyor, merakla devam ederken olay bir hızlanıp bir yavaşlıyor. Biz okuyucular için sinir bozucu evet; fakat yine de en heyecanlı kısmın böyle uzun tutulması bir bakıma iyi. Aslında kitabı çok sevdim, hatta uzun bir süre karavan gördüğümde şöyle bir dönüp ikinci kez bakma gereği hissettim diyebilirim. Yine de bu bir inceleme ve düşüncelerimi saklamayacağım. Sanırım ana ve yan karakterlerin hikayedeki rollerine dair gitgeller bulunabilecek tek kusur. Tabi buna kusur denirse...