“Cami sadece bedenle ruh, maddeyle anlam, işlevle tezyin arasında gerili değil, yine bu niteliği sebebiyle, bu dünya ile ahiret arasında da gerilidir.”
“ Bizim ihtiyacımız olan şey eğitim ütopyaları üretmektir. Eğitimi hayal etmektir. Yeni modeller yeni mekanlar yeni sınıflar yeni öğretmenler yeni kitaplar yeni bir öğrenci hayal etmek. Bu mümkün mü peki? Mevcut eğitim bize hayal kurmayı da büsbütün unutturmadıysa evet mümkün.”
Mürîdler, her zaman ve her ahvâlde kendi kusurlarına bakmalı ve kendileriyle uğraşmalı, insanların kusurlarını görmezden gelmeli, hiçkimse hakkında hayırdan başka bir şey düşünmemeli, lüzumsuz şeylerden gözlerini korumalı, hızlıca yürümeli, ilâhî kudret ve tasarruf gözüyle bakarak kendi bütün hallerinden" fânî olmalıdırlar. Fakr, kendini hakîr ve biçâre görmek, boyun eğmek, huşü ve tevâzu müridlere yakışan sıfatlardır. Bütün bunların hepsi, bu vasıflara karşılık gelen esmânın zuhürundan kaynaklanır. Bu ilähi isimlerin sırrını, sadece onlara karşılık gelen vasıflara sahip kişi bilir. Ve bu da kulluğun rühudur.
Irâdesini Allah'ın râzı olmadığı haramları dışında varlıkta
cereyân eden herşeyle bağlantılı kılmak da onların (müridlerin) husüsiyetlerindendir. Hizmet edenin yada halkın onun hakkında yapıp ettikleri herşey O'nun (Allah'ın) murâdıdır. Çünkü mürid nefsinin âleminden ayrı düştüğü için nefsinin payından fânî ol-muştur. Nefsi olmayanın, maksadı da yoktur. Kulun kalbinden maksad kaybolduğunda, ondan her türlü hastalık da gider. Çünkü hastalıkların sebebi, maksatlardan kopamamaktır.