Güller Kitabı " adlı eseri, çiçekler ve bahçecilik hakkındaki genel eserlerin ötesine geçerek, Osmanlı'dan günümüze çiçeklerin toplumsal ve kültürel sembolizmini inceler. Kitap, “Bakmasını bilenler için her çiçek aslında kendisinden fazla bir şeydir” sözüyle, çiçeklerin hem pratik hem de sembolik anlamlarını gözler önüne seriyor.
Ayvazoğlu, Osmanlı dönemine ait “Şükûfenâme” adı verilen çiçek risalelerine değinerek, çiçeklerin dervişlerin zikirlerinde, saray bahçelerindeki seremonilerde, hatta tasavvuf ritüellerinde nasıl bir yer bulduğunu araştırıyor. Özellikle Osmanlı’nın en çok sevilen çiçeği olan gül üzerinden, güllerin tarikatler ve şiirlerde nasıl bir ruhsal derinlik kazandığını anlatıyor.
Ayrıca kitabında, IV. Mehmed döneminde kurulan çiçek araştırma enstitüsü Meclis-i Şükûfe’ye ve Sultan İbrahim’in tayin ettiği Çiçekçiler Başbuğu Sarı Abdullah Efendi’ye de değinen Ayvazoğlu, Osmanlı kültüründeki çiçek tutkusunu titizlikle ele alıyor. Lamii Çelebi’nin Bahar Sultanı ile Kış Şehriyarı risalesinde betimlediği “Bahar Sultanı’nın Çiçek Ordusu” gibi mitolojik sembollerle, çiçeklerin göçebe Türk kültüründen yerleşik hayata geçişteki algısını irdeliyor.
Güller Kitabı, çiçeklerin tarihsel serüvenine ilgi duyan herkes için bir başucu kitabı olarak Osmanlı’dan günümüze uzanan bir çiçek yolculuğu sunuyor.