• 232 syf.
    ·Beğendi·6/10
    Tepedeki Ev büyük umutlarla başladığım ama zor bitirdiğim kitaplardan biri oldu. Nedeni Netflix yapımı dizisini baya bir beğenmem ve Dreamworks yapımı filmini 6 kez bayıla bayıla izlemiş olmam. Haliyle kitapta dizi ve filmin o çıldırtıcı atmosferini görmeyi bekleyip anca gelişme bölümünün sonlarına doğru karşılaşabilmek az da olsa hayal kırıklığı oldu benim için. Kitap bir klasik, birçok yapıma fikir anası olmuş değişik bir hikaye ama kişiden kişiye bile değişecek bir yapısı ve isminin aksine karakterler üzerine daha fazla oynayan bir kurgusu var. Örneğin kitabı okuyup bu bir psikolojik gerilim diyen de çıkabilir ve haksız da sayılmaz. Bana dizi ile benzerlikleri var mı diye soranlar olmuştu; kitabın dizi ile tek ortak noktası yıldızlı fincan (izleyenler anlayacaktır). Kitap 1999 yapımı #thehaunting ‘e daha fazla benziyor, ana karakterler aynı ama film ismini kitaptan çok daha fazla hak ediyor ve tabii ki iki final arasında uçurum var (Dreamworks’ü bu konuda suçlayamayacağım). Bir klasik olarak Tepedeki Ev’i okumalısınız ama beklentilerinizi diziye ve filmlere göre ayarlamayın. Not: kitabın bendeki baskısı Siren Yayınları’na ait ve kitabın orjinal ismi yanlış yazılmış (the underground railroad) böyle bir şeye ilk defa rastlıyorum ve benden başka fark eden oldu mu acaba merak ediyorum. Filmi ve diziyi de izleyin bu arada (filmi bu yazı öncesi 6. kez izledim hala ilk günkü gibi gerdi beni)
  • 112 syf.
    Okuma etkinliği kapsamında ele aldığım bu kısa kitabın beni neyle karşı karşıya bırakacağını bilmiyordum. Başlarken iştahsiz bir giriş ve ite kaka yokuşa tırmanmak gibi hissettirdi. Kitabı yariladigimda aslında yokuşa değil de inişe doğru yol aldığımi fark ettirdi. Meğer uyuyormusum. Yazar uyudu ben uyandım ve kitap bittiğinde Fransa sokaklarında gezmedigim yer, ugramadigim lokanta ve dükkan kalmadi, tabii uyuyarak oldu bunun hepsi. Sessiz bir film izledim sanki ama bir filmden ziyade yazarın kalabalıklar ile olan sıradan yaşama tekme atışı, onu kapı dışarı edişi, bir böcek gibi ezme isteğini hissettim. Evet, yalnız olmak zor da olsa yasamin, dünyanın ve kendinin farkına varmak için en ideal yaşam tercihi gibi... Yazarin, otobiyografik de kabul edilebilen bu kitabı bende Sadık Hidayet'in Kör Baykuş'unu bu kitapla tartma hevesi uyandırdı. Tarttim mi, evet:) hangisi mi ağır? Bence ikisini de okuyanlar karar vermeli buna. Macera, aksiyon,bilimkurgu, aşk sevmeyenler için ideal bir eser.
  • 183 syf.
    ·1 günde·Puan vermedi
    Reşat Nuri' nin bu romana heyecanla başladıktan sonra aynı içerikte başka bir romanın varlığını öğrendiğini, bu nedenle hevesinin kaçıp romanı kısa tuttuğunu okumuştum.

    Bir çok romanını okuduğum yazarın eserleri yıllarca film ve dizilere esin kaynağı olmuştur.

    Çok fazla türk yazar okumadım ( Benim kaybım )

    Okul dönemlerimde mali kısıtlar nedeniyle okul ve halk kütüphanelerinden kitap ödünç alarak açlığımı gidermeye çalışırdım.

    O dönemlerde tanıştığım yazar hakkında lise edebiyat öğretmenimin söylediği bir cümleyi size de aktarmak isterim ( Ellerinizden öperim Arif Öğretmenim)
    - Reşat Nuri Güntekin' i okurken yanınızda mendilinizi hazır tutun !

    Ne kadar haklıydı. Tecrübeyle sabit. Elime kitaplarını aldığımda gözlerim kızarmış, boğazım yumru yumru, kafam kazan gibi, hatta üzülmekten sesim kısılmış bir halde kalakalırdım.

    Karakterlerle gülüp, ağlayacağınız elinizden bırakamayacağınız eserlere hazır okuyun bu kitapları.
  • 128 syf.
    ·4 günde
    Yalın ve basit, sürükleyici ve etkileyici...
    Abartılı sözlerden ve karakterlerden uzak durmayı başarabilmiş, döneminde ülkesinin edebiyatında çığır açan bir yazarın keyifli iki öyküsünü okuyabileceğimiz bir kitap.

    Yazarın kendisine dert edindiği şeyler:
    * Neden herkes kendi gibi yaşayamıyor şu hayatta? Hep başkalarının istekleri, beklentileri, kurallarına göre yaşanan bir hayatta insan nasıl kendi olabilir?
    * 6. Koğuşun bir eli yağda bir eli balda yetişmiş ama gerçekte hayatı ve acılarını tanımadan varoluş sancısı çeken doktoru ne kadar gerçekçi olabilirler? Bu ahkam kesmeler niye? Yaşamadan bilinemeyen şeyler söz konusu olduğunda Diyojen bile sessizlik fıçısına mı hapsolmalıdır? Neden olmasın? Evet!
    * Hayır diyememek felaketleri çağıran bir borazan mıdır? Bunu öğrenmek hayatın iplerini eline almak mıdır? Kesinlikle!
    * Güzellik başa bela mıdır talih kuşu mu? Fakirsen başa bela, zenginsen talih kuşu mu? Hepsinden bir parça, belki de...
    * Her devrin delisi biraz dahi, dahisi biraz deli midir? Birbirinin tamamlayıcısı...
    ( Bu noktada hala vizyonda olan Deli ve Dahi filmi aklıma geldi. Bu öyküye çok benzeyen tarafları var. Bu kitabı beğenenleri kendine çekecek bir film.)
    * Yaşanan hayat bir trajedya mıdır farkında olmak istenmeyen? Aynı trajedyayı yaşayanlar fark edemez hale mi gelirler? Toplumsallık...
    * Burjuvazinin yüz kızartıcılığı ve kaotik hayatı dönemsel midir insanın tabiatında mı gizli? Her ikisi de...
    * Şerefli ve dürüst yaşayanlar aza kanaat getirip maneviyatla doymak durumunda kalırken; onursuz ve riyakarca yaşayanlar köşeyi dönüyorsa bu sistem ne kadar ahlakidir? Unutulmasın ister Çehov. Sorgulansın...
    * Tımarhaneler hapishane midir şifa merkezi mi? Sistemin bozulmasına sebep olacakların durdurulduğu bir yer mi? Çok acı...

    Acımasız kalemiyle gözlemlerini okuruna aktaran Çehov; yozlaşmış toplumu, insan ilişkilerindeki çıkarcılığı, yabancılaşmayı, çürümüşlüğü, damgalama ve damgalanmayı, özgürlüğün ve adaletin nasıl ellerde olduğunu anlatır ustaca. Yine de umudu aşılar bize Çehov. İkinci öyküde yer alan Sibirya'dan gelen ihtiyarın yavrusunu kaybeden kıza verdiği tavsiyelerde görüldüğü gibi hayattan her şeye rağmen umudun kesilmemesi gerekir. İyisiyle kötüsüyle hayat her yeni gün yeniliklere gebedir. Tüm kötülüklerin bir gün sona ereceğine inanır Çehov. Bizler görebilsek de göremeden ölecek olsak da. Gelecekten olduğu kadar insanlardan da umutludur.

    Öz: İnsanı insana acımasızca anlatarak ayna tutar Çehov. Hem de ayna pürüzsüzdür ve kimse bu aynanın gerçekliğinden kaçamaz. Ne bugünün insanı, ne dünün insanı, ne de yarının insanı...

    Ek: Lenin bu kitap için şöyle demiş: "Okuduktan sonra kendimi altıncı koğuşta hissettim."
  • Çoğunluğun ilgi gösterdiği şeyler; dizi, film, moda, kitap, şarkı, mekan, vb...itici olma özelliğini hiçbir zaman yitirmiyor bazılarımız için. Koşarak uzaklaşma hissi ele geçiriyor insanı. İlginç..
  • 560 syf.
    ·6 günde·Beğendi·10/10
    Kitap çok iyidi, olaysız geçen, aşkın ve dostluğun hissedilmediği tek bir sayfa bile yoktu. Sayfaların akışına kapılıp adeta film izler gibi okuyup bitirdim. Sanki daha önce okumamış gibi ama aynı zamanda onlara yeni okuyuculardan daha yakın ve bilerek okudum; ki ben normalde daha önce okuduğum şeyleri tekrar okuyamam ama bu seri söz konusu olduğunda bu geçerli bir durum değil. Kitaplarda sevdiğim her şey bu seride mevcut; dostluk, aşk, güç, bol olay, tahmin edilememezlik, komiklik, zekice olaylar silsilesi ve özgünlük.

    Ada ve Dawson'un aşklarının bol bol sınandığı, kendi hayatlarından çok birbirlerinin, ailelerinin ve dostlarının hayatları için savaştıkları ve tüm kurtların değişime adım adım yaklaşlaştığı bir kitaptı. Geçmiş biraz daha açığa çıkarken, bugünler, büyücülerle ve başka kurtlarla süregelen güçlü bir mücadeleyi gözler önüne seriyor.

    Ada'ya, hikâye olarak okuduğum zamanlarda kızdığım bir konuyu kitap haliyle daha kısa ve diğer şeylerle birlikte okumak farklı hissettirdi ve Ada'ya bu sefer kızamadım. Hikâyedeki her duyguyu güçlü bir şekilde hissettim. Bu derece bağlılık, vahşilik seviyorum sanırım. Her an yeni bir olay ve bu olayların hem duygusal hem fiziksel hem de yönetimsel vs. etkileri var. Bazen, keşke biraz rahat etseler dediğim bile oldu, fazlasıyla olay seven yapıma rağmen, düşünün. Savaş mı ararsın, birebir mücadele mi ararsın, planlar, yeni bilgiler ve güçler... Kesinlikle çok kapsamlı bir seri, her konuda zengin bir konusu ve bakış açısı var. Kitabın sonuna doğru gelişen durumlarla ucu açık kalan her şeyi okumak için sabırsızlanıyorum. Kesinlikle şiddetle önerdiğim bir seridir; okuyun, okutun.
  • Ben enyisi film paylaşan bir sayfa olayım. Kitap konusunda bu ara sıkıntı yaşıyorum. Ne dersiniz?