Hakan Arık, Yüzüklerin Efendisi - I - Yüzük Kardeşliği'yi inceledi.
 17 May 16:54 · Kitabı okudu · 8 günde · Beğendi · 10/10 puan

J.R.R. Tolkien ile ilk tanışmam Silmarillion ile olduydu. Bilmiyorum, şuanda kim kime neyi nasıl okuması gerektiği konusunda ne diyordur; ancak zamanında bu konu hakkında çok çok uzun araştırmalar yaptıydım. Bir çok insan evreni iyi tanımam için sırasıyla: Silmarillion, Hurin'in Çocukları, Hobbit ve Yüzük üçlemesini okumamı tavsiye ettiydi. Bende büyük bi hata yapıp Silmarillion ile başladım Tolkien okumaya... İlk 150 sayfayı okudum ve sonuç ? Sadece ve sadece Arda diye bi herifin olduğunu öğrenebildim. Meğersem Arda da bu evrenin tanrısıymış... Wow!... Kitabın ilk kısmının özetini okuduğum sırada bu yazıyı görünce kendimi hızlı okuma kursuna gitmiş Woody Allen gibi hissettim : Olaylar Orta dünyada geçiyordu... 150.sayfada artık daha fazla dayanamayıp fırlattım kenara. O zamanlar 1000 Kitap'a yeni katılmıştım. Silmarillion'u aratıp başladım incelemeleri okumaya... Bilinçli olarak yapmadım, biliçli olarak yapsam da bu kadar denk getiremezdim büyük ihtimal: Silmarillion incelemesi yapan iki kişiye mesaj yolladım; Acaba benim mi kafa basmıyor ? Yoksa Silmarillion kötü bir tercih mi ? Bana sorarsanız ikisinede evet derim; ancak ikincisine 5 kat daha fazla evet derim . Her neyse konuyu yine çok dağıttım. Mesaj attığım kişiler Mithril / Danny ve mithrandir21 | Uğur idi. Sağolsunlar kendileri bu sitede hem ilk dostluk kurduğum insanlar hem de dolaylı yoldan bana bu evreni sevmemi sağlayan insanlar. Bir konuda işin ilmini bilen birisi gördüğüm zaman çok fazla soru sorarım dostlar; huyum bu, kendimi değiştiremiyorum(Yine konudan çok sapıyorum). Neyse sormam gereken konuları ikiye böldüm ve başladım Ceren Abla ve Uğur Abime sormaya :D Ya siz ne kadar iyi insanlarsınız ! Total de kaç soru sorduğumu bilmiyorum ama sonuç olarak atıldım Hobbit ile bu güzel evrene... Hobbit ile başladım, Yüzüklerin Efendisi üçlemesi, sonrasında ise kafama göre. Henüz daha bu evrene atılmamışsanız sizin de bu sıra ile okumanızı tavsiye ederim. Tanışma faslımızı halletiğimize göre, artık başlayabilirim incelemeye...(Evet daha yeni başlıyor)

************************************************************************************************

HİKAYE:
Spoiler içermez(sanırım)

Bilbo Baggins, 13 cüceyle yaptığı ''Beklenmedik Yolculuk'' sırasında kafilemiz Goblinlere tutsak düşüyor. Bilbo arada sıvışıp kaçarken Gollum' un takıldığı mekana düşüyor. Düştüğünde Gollum'un yüzüğü düşürdüğünü görüyor ve yüzüğü alıp cebine atıyor. Bilbo'nun yüzükle tanışması bu şekilde oluyor...

Bilbo Baggins' in cücelerle yaptığı yolculuğun üzeründen 60 yıl geçmiştir. Artık yaşlanmış ve yüzüğün etkisi altında kalmaya başlamıştır. Karanlığın Efendisi Sauron, yüzüğün bulunduğunu öğrenince, yüzüğü kendisine getirmesi için Kara süvarileri, bizimkilerin oraya yollamıştır. Olaylardan haberi olan yakışıklı-havalı- ihtiyar Gandalf, yüzüğün yalnızca Hüküm Dağında yok olabileceğini söyler. Bilbo'dan yüzüğü, varisi Frodo alır ve böylece maceramız başlar...

************************************************************************************************
Yüzüklerin Efendisi ilk başlarda benim açımdan okunması zor bir kitaptı. Bir çoğumuz Y.E. nin ilk önce filmini izlemiş ve sonradan kitabına merak sarmışızdır. Filmde o kadar alışmışız ki her anın bi ekşın ile geçmesine ; kitapta direk bi ekşın göremeyince ilk başlarda biraz sıkıldım doğrusu(Sadece ilk başlarda ekşın yok ve sadece ilk başlarda sıkıldım). Ne zaman ki Moria' ya geldik işte o zaman kitap benim için efsaneleşmeye başladı.

Tolkien favori yazarım değil yada Y.E. favori kitabım değil; ancak hayal gücüne en çok güvendiğim adam Tolkien : Bu kadar büyük bi evren tasarlayıp, güzel bir hikaye oluşturup, binlerce karakter üretip, türlerin kendine has lisanlarının olması ve bunların hepsinin birbiriyle tutarlı olabilecek bir fantastik kitap yazmak her baba yiğidin harcı değildir. Bu yüzden yaptığı iş diğer tüm yazarların yaptığına göre çok çok daha zor(bana göre) ve zoru başardığı için bu başarıya ulaşmıştır...

************************************************************************************************
Sevdiğim Alıntılar:

''Yaşayanların birçoğu ölümü hak ediyor. Ve ölenlerin bir kısmı da yaşamayı hak ediyor. Yaşamı onlara verebilir misin ? O halde öyle hak, hukuk adına ölüm buyurmakta çok acele etme. Çünkü en bilge olanlar bile her şeyin sonunu göremez.''

En mahir örümcek bile zayıf bir ip bırakır.

"Sakalınla, makalınla kelleni uçururdum Cüce Efendi, eğer yerden biraz daha yüksekte olsaydı," dedi Éomer.
"O tek başına değil," dedi Legolas gözden hızlı hareket eden ellerle yayına bir ok yerleştirip gererek. "Eliniz daha inemeden düşer kalırsınız."

Önce ben içeyim Bay Frodo,"dedi.
"Tamam, ama ikimize yetecek kadar yer var."
"Ben onu kastetmedim," dedi Sam. "Ben şöyle düşümdüm: Eğer zehirliyse veya kötü etkisini hemen gösterecek bir şey varsa, işte o zaman bana olması sana olmasından iyidir beyim, bilmem anlatabildim mi."

Dünya, savaşlar olmadan da yeterince acılara ve talihsizliklere sahip.

************************************************************************************************
BONUS:

Uyanın, uyanın, Théoden'in Süvarileri!
Kötülükler kapımızda: Ateş ve katliam!
Mızrak savrulacak, kalkan parçalanacak,
Kılıç günü geldi, kızıl gün geldi daha günes doğmadan!
Sürün atlarınızı, sürün! Haydi Gondor'a!

https://www.youtube.com/watch?v=MCX3ZLyTLgA

Vaktiniz olursa Yüzüklerin Efendisi'nin oyununa da bakmanızı tavsiye ederim :D

Etkinlik sayesinde kitapları daha erken okumamı sağlayan NigRa ile Ebru Ince' ye ve tabikide etkinlik suresince bizleri yalnız bırakmayan dostlarıma teşekkürü bir borç bilirim.

Saygı ve Selametle




DİPNOT: Silmarillion' u okumak için sabırsızlanıyorum!

Serkan Mutlu, Nuri Bilge Ceylan Sineması'ı inceledi.
11 May 17:53 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 9/10 puan

Nuri Bilge Ceylan Sineması – Türkiyeli Bir Sinemacının Küresel Hayal Gücü

Bir Nuri Bilge Ceylan hayranı olarak kitabı çıktığı gibi edindim. Kitabın yazarlarından Bülent Diken’i Doğu-Batı dergisi için özel hazırlanan Sinema Tutkusu serisinin ikinci kitabındaki Kış Uykusu filmi üzerine yazdığı incelemeyle tanımıştım. Filmi derinlemesine inceleyen şahane bir yazıydı. Bu kitapta da yönetmenin bütün filmlerinin belli bir çatı altında incelemesi yapılmış. Ve yine doyurucu, her satırı bilgi veren bir eser ortaya çıkmış.

Bölüm bölüm incelemeye başlayalım.

GİRİŞ

Filmler incelenirken izlenen yollar ve kavramların açıklamasının yer aldığı bu bölüm es geçilmemeli.
Filmlerin analizi için beş temel tema seçilmiş. Bunlar:
1-Yersiz yurtsuzluk (…)
2-Sürekli bir ‘yokluk’ duygusu (…)
3- (…) yas, melankoli ve can sıkıntısı (…)
4-Yerinden edilmiş “sürgünler” ve dışlanmışlar(…)
5-Uluslararası bir bakışla incelemek

1-İMOGALARIN KÖKENİ-AÇILAN KOZA

Analizlere yönetmenin kısa filmiyle başlanılıyor. Bulut Dörtlemesi adı verilen (Koza-Kasaba-Mayıs Sıkıntısı-Uzak) serinin ilk filmi Koza; bireysel bellek, insan faniliği, belirsizlik, yas ve yaşam çerçevesinde analiz ediliyor.
Analizde özellikle Walter Benjamin'in çalışmalarından yararlanılmış. Koza filmini izlemememe rağmen film hakkında detaylı açıklamalarıyla kitabın anlatmak istediği net bi şekilde anladım.

2-KASABAMIZ:KASABA VE MAYIS SIKINTISI’DA SILA HASRETİ

Bölümde yer alan Koza ve Uzak bağlantıları gayet aydınlatıcıydı. Bölümün alt bölümlerinden biri olan ‘Toplanan Bulutlar’da Mayıs sıkıntısı ve Kasaba filmleri arasındaki bağ vurgulanırken, yönetmenin kendi filmini nasıl yapıbozuma uğrattığı anlatılıyor.

Bölümün en sevdiğim kısmı Uzak filminde Mahmut’un Tarkovski’nin Stalker filmini izlediği sahnenin analiziydi.

<<<Uzak’taki haliyle güler misin ağlar mısın dedirten Mahmut figürü akşamları evde televizyonda porno izleyerek geçirir; fakat sinir bozucu Yusuf İstanbul’daki amaçsız gezintilerinden, hiçbir sonuç getirmeyen aylaklıklarından döndüğünde kanalı değiştirir. Gene böyle durumların birinde, Yusuf sohbet umuduyla odada oyalanırken, Mahmut büyük Rus sinemacı AndreyTarkovski’nin Stalker/İz Sürücü filmini izler gibi yapar ve istenmeyen misafiri en sonunda yatağa gider gitmez gene tercih ettiği kanala döner. Tarkovski’nin 1979 tarihli filminden anlık görüntüler tesadüfi değildir. Hatta iki kez ironiktir: Mahmut’un sinema sanatının şaheserleri yerine gizliden gizliye pornografiyi tercih den bir sözümona sinemacı ve estet olduğunu anlamamızı sapladığı için, ve Tarkovski birçok açıdan Ceylan’ın örnek auteur’ü olduğu için. >>

3-UZAK:KIŞ MASALI

Koza hariç diğer tüm filmlerini izlemiş biri olarak benim en sevdiğim filmi ‘Uzak’ olmuştur. Nedenini tam da bilmiyorum. Bazı filmler unutulmuş bir şeylere değiyor ve hafızada kalıcı yer ediyor. Uzak hakkında çok fazla inceleme, eleştiri okudum. O yüzden bu bölüm benim için daha anlamlıydı.
Kitabın başında değindiği temalar dışına çok da çıkmadan bir analiz yapıldığından bazı şeyler yarım kalabiliyor. Zaten sadece bir filmi üzerine analiz yapılsa bu kitabın boyutu kadar her film için kitap yazmak gerekirdi.

Bölümde özellikle vurgulanan Ceylan’nın mekan tasarımıyla, insan duyguları arasında sürekli zıtlığı tercih etmesi. <<< Ceylan’ın sinematorafisinin yakaladığı şehir manzaralarının nefes kesici görsel güzelliği hem Yusuf’un ümitsiz arayışıyla hem de Mahmut’un o acınası içselleştirilmiş varoluşuyla tezat oluşturur.>>>

İki başkarakterin Yusuf ve Mahmut ‘un ortak ve farklı yerleri detaylıca vurgulanmış, birbirlerini etkisi(etkilememesi) dahilinde derinlemesine karakter analizleri yapılmıştır.
Filmin görme edimi üzerine bir ansiklopedik bilgiler içerdiği savı, birçok örnekle desteklenmiş ve iki karakter üzerinden ‘cinsiyetçilik’ kavramı analiz edilmiştir.
<<<Uzak, gizli gizli bakan, gözetleyen erkekler, baştan aşağı süzülüp gözetlenen kadınlar hakkındadır.>>>

4-İKLİMLER VE NİHİLİZM SORUNU: EKSİK MEVSİM

Bence kitabın en iyi bölümü. Özellikle son zamanlarda Nietzsche okumaları fazlasıyla yaptığımdan dolayı bölüm bana ayrı bir tat verdi. Nietzsche’nin felsefesi filmden örneklerle anlatıldığı için hem filozofu hem de filmi daha iyi anlamamı sağladı.
Nietzsche’nin aktif ve pasif nihilizm tanımlarından yola çıkarak iki başkarakter İsa ve Bahar’ın birer düşünce olarak filmde nasıl yer ettiği, Freud ve Baudrillard gibi iki büyük dehanın düşüncelerine de yer vererek anlatılıyor.

Nuri Bilge Ceylan’ın edebiyatla ilişkisi Çehov bağlamında anlatılarak, Çehov’un “Aşk Hakkında” adlı öyküsüyle İklimler filmi üzerinden karşılaştırma yapılıyor.

5-ÜÇ MAYMUN VE HAYALETSİ DÖRDÜNCÜNÜN UNUTULUŞU

Nietzsche bağlamında film incelemesi bu bölümde de devam ediyor. Üç maymun’u temsil eden karakterler detaylıca analiz ediliyor. Bloch’un “Henüz-Değil” öğretisi açıklayıcı bir anlatımla aktarılırken filmin anlatısına katkısı iyi bağlanarak, felsefe teorileri sıkmadan ele alınmış oluyor.
Kapana sıkışmışlığın anlatıldığı İsmail’in eve dönüşünü gösteren sahne incelemesi en sevdiğim kısımlardan biri oldu.
<<<İsmail sivri kısımları eve dönük tel örgüyü tırmanıp aşsa da, ima edilen kaçışı gelen bir tren tarafından engellenir. Burada tren, kısıtlı ve sıradan yaşamının demirlenmiş olmasının güçlü bir metaforudur.>>>


6-BİR ZAMANLAR ANADOLU’DA: ANTE REM, ÖÇ, HİNTERLANT VE DEDEKTİF KİŞİ

Filmlerdeki karakterlerin isimleri üzerinde en fazla durulduğu bölüm. Kenan-Kabil-Habil isimleri çerçevesinde Eski Ahit referanslarıyla film arasında ilgiler kurulmuştur. Benim açımdan önemli verilerdi çünkü filmi izlerken hiç o gözle bakmamıştım.
Cemal karakteriyle modern insan simgesi, Nusret karakteriyle de gizem ve umut arayan insan simgesi karşılaştırılmıştır.

Bu bölümde Nietzsche özellikle Deleuze’un yazdığı Nietzsche ve Felsefe kitabında belirtilen Hınç kavramıyla verilmiş. Cemal ve Nusret arasında geçen uzun bir diyalogla bu kavramlar detaylıca anlatılmıştır.

“Biri sezgiden korkar, öteki soyutlamayı hor görür; birincisi sanata ne kadar uzaksa, ikincisi de akla o kadar mesafelidir: İkisi de yaşama hükmetmeyi arzular: biri yaşamın en büyük felaketleriyle nasıl başa çıkılacağına dair bilgisiyle, bugünün yarınını da düşünerek, ihtiyatlılığı ve düzenliliğiyle, diğeri ise bu felaketleri görmeyen, hayatı ancak güzellik ve görünüm kisvesi altında gerçek addeden bir “coşkulu kahraman” olarak.” (Nietzsche- Şen Bilim )

7-KIŞ UYKUSU: TOPLUMSAL TOPOLOJİ OLARAK KAYBOLUŞ

Filmi izleyenler bilir, filmde en önemli kavramlardan biri ‘sınıf’ kavramıdır. Bu kavram etrafında para, borç ilişkisi filmde sürekli işlenir. Bir de din adamının olduğu bölümleride aklımıza getirirsek, kitabın bu bölümünde bize yardımcı olacak filazoflar kendiliğinden ortaya çıkar.
Marx veEngel’in meta kavramları, Weber’in kapitalizm ruhuna dair tartışmaları, Benjamin’in din ve kapitalizm üzerine düşüncelerine (kitabın her zaman yaptığı gibi) filmden örnekler verilerek detaylıca anlatılıyor.
Aydın karakterine odaklanan bir çok incelemenin aksine bölüm daha yan karakterlere Necla, İsmail, İlyas, Hamdi, Nihal karakterlerine odaklanıyor. Özellikle İsmail’in Necla ile olan diyalog sahnesi detaylıca anlatılmış.

Film hakkında altyazı dergisinin Nuri Bilge Ceylan’la yaptığı enfes röportajı okumanızı şiddetle tavsiye ederim.
http://www.altyazi.net/...-kis-uykusu-uzerine/

Kitap bu işte. Baştanbaşa bir sinema ve felsefe ilişkisi üzerine Nuri Bilge Ceylan filmlerinin analizleriyle dolu. Tek eksik yanı Avrupa edebiyatı ve felsefesi çerçevesindeki incelemeye Avrupalı yönetmenlerle benzerlik ve farklılıkları da içeren bölümler konulmamış olması.
Öncelikle kitabı bütün Nuri Bilge Ceylan sevenlere tavsiye ederin. Bunun yanında yönetmen ve filmleri hakkında detaylı bilgi almak isteyenler ile sinema-felsefe-sosyoloji düzleminde okuma yapmak isteyenler de bu kitabı okumalı.

Ayşenur Kartal, Sultan 2. Abdülhamid'i inceledi.
04 May 14:15 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Bu zamana kadar tarih üzerine okuduğum eennn mükemmel kitaplardan biri diyebilirim.
Sultan 2. Abdulhamid hakkında öğrenmek istediğiniz her şey kitabın içinde mükemmel bir akıcılıkla verilmiş. Kitabı okurken tek bir sayfasında bile sıkılmayacağınıza garanti verebilirim.

Saltanatı öncesi Osmanlı'nın durumu, sehzadelik yılları, saltanatının ilk dönemleri, dönemindeki siyasi ve askeri gelişmeler, Abdülhamit'i tahttan indirme teşebbüsleri, darbe girişimleri, suikast girişimi, Hafiye Teşkilatı'nın kuruluşu, önemi, Ermeni meselesi, azınlıklar meselesi, Kızıl Sultan ifadesini kimlerin hangi sebeple çıkardığı, meşrutiyetin ilanı, sürgün yılları, vefatı.... Ve daha birçok şey...

Osmanlı Tarihinin en beğendiğim padişahı Abdülhamid olmasından dolayı, kitabı okumaya büyük bir sevgiyle başladım, ki yazarımız Mehmet Işık bir önceki okuduğum kitap ona aitti, çok iyi bir kalemi olduğunu tekrar dile getirmek istiyorum.
Kitabın önsözünde yazar "Lakin peşinen belirtmek isterim ki amaç çok okunmak, kitabın çok satılmasını sağlamak asla değildir. Gaye, ecdada vefa borcunu ödemeye çalışmak..." Bu yazıyı görünce daha da bir severek devam ettim açıkçası.

Öncelikle Abdülhamit'ten birkaç önceki padişahlardan söz ederek başlıyor yazar anlatmaya. Sultan Abdülaziz'i tahttan indirip yerine psikolojik bunalımda olan ve masonlarla işbirliği içerisinde olan Sultan 5.Murat'ın tahta çıkarılması, onun 3 aylık saltanatı, daha sonra hastalığı nedeniyle tahttan indirilip yerine Sultan 2. Abdülhamid'i padişah yapmaları, ki Abdülhamid'i meşrutiyeti ilan etme şartıyla padişah yapıyorlar. (Başını Mithat Paşa'nın çektiği, Namık Kemal gibi bilindik şahıslarında içinde olduğu Genç Osmanlılar Cemiyeti yapıyor bunu )
Abdülhamid saltanatının ilk dönemlerinde herkesle iyi geçinen (ki özellikle Genç Osmanlılarla) bir siyaset gütmüştür. Onların arzuları üzerine Kanuni Esasi'yi ilan etmiştir. Yine sadrazamlığa Genç Osmanlılardan birilerini getirmiştir. Genç Osmanlılarla iyi geçinirken halkın da desteğini almak için çaba sarf etmiştir. Lakin kitabın güzelliği şurda, Abdülhamit'in keskin zekasından bahsediyor, aslında Genç Osmanlılarla iyi geçinirken onları kendi aralarında birbirlerine düşürmesi üzerine yaptığı mükemmel eylemleri.
Kitabın bir diğer beğendiğim yanı ise şu, yazar tarafsız bir yazar, insancıl bir yazar, her türlü görüşe saygılı bir yazar olduğunu nerdeyse her sayfada belli ediyor. Şöyle ki, ne Genç Osmanlılar hakkında ne Padişahlar hakkında ne İttihat ve Terakkiciler hakkında kötü hiçbir yorum yapmıyor. Tarihi olduğu gibi akıcı bir şekilde anlatıyor bize. Aralarda Dikkat! diye başlık atarak konu hakkında kendi görüşlerine yer veriyor ve kitabın en beğendiğim bölümleri dikkat yazan kısımlar. Emperyalist Devletler hakkında (ki özellikle İngiltere) onların gerçek yüzünü açık bir dille sunuyor bize.
Kitabın incelemesi değilde özeti olsaydı burası, 240 sayfalık kitaptan 200 sayfalık özet çıkartır yazardım buraya, tabi yine yazılır ama ben biraz üşengecim:) yani şiddetle ama büyük bir şiddetle tavsiye ediyorum kitabı. Şunu da eklemeden bitirmek istemiyorum. 200.sayfada bir dikkat bölümünde hem Abdülhamitin yaptığı güzel işlerden bahsediyor, hem Enver Paşa'nın güzel icraatlarından, hem Mustafa Kemal'in hem de Sultan Vahdettin'in devlet için yaptığı fedakarlıklardan bahsediyor. Ve altına şunu yazıyor
" Bu tarih bizim tarihimizdir. Iyisiyle kötüsüyle hepimizin tarihidir. Hakaret etmek, küfürler savurmak bugüne bir fayda sağlamadığı gibi farklı düşünen insanlar arasında kardeşlik bağlarını zayıflatır. "
Yani şunu çok güzel bir şekilde açıklıyor bize yazar, Abdülhamit'i sevmek İttihatçılara düşman olmanızı gerektirmez, keza Mustafa Kemal'i sevmek Vahdettin'e vatan haini demenizi gerektirmez. Hepsini sevmek zorunda değilsiniz ama iyisiyle kötüsüyle bu tarih bizim tarihimiz..
Ve son olarak 2.meşrutiyetin aslında Abdülhamit'in sonu olduğu ve aynı zamanda Osmanlı'nın da sonu olduğu düşüncesi beynimize yerleşiyor.
Kitap hakkında olumsuz hiçbir eleştirim yok ve dediğim gibi akıcı, sade bir dille yazılmış. Herkese ama herkese okumalarını tavsiye ederim. Abdulhamid üzerine okuduğum en güzel ve en verimli kitaptı. Tekrar tekrar okumak isteyeceğim bir kitap. Herkese keyifli okumalar dilerim...)

RA, Babalar ve Oğullar'ı inceledi.
 30 Nis 18:50 · Kitabı okudu · 7 günde · Beğendi · 9/10 puan

Düşünceleri çivi gibi beyne saplayan ve bunu acıtmadan yapabilen bir kitap....

Üniversiteli iki gencin (Arkadi ve Bazarov) toprak sahibi babalarının yanına dönmeleri ile başlayan bir serüvenin anlatımıdır. Aslında kitabın ismi kitabı anlatmak için (kanımca) yetersiz, yayıncı her ne kadar baba ile oğul arasındaki kuşak çatışması dese de, ben bundan ziyade Nihilizm düşüncesine sahip bir gencin hayat hikayesinin bir parçası olarak görüyorum...

Bazarov düşüncelerini hayatına yansıtabilen ve korkusuzca dile getirebilen (bana göre) ender bir kişilik örneğidir;
((“Kim bu? Ne kadar güzel bir kadın!”
“Kimden söz ediyorsun?”
“Ne tuhaf soru..... burada sadece bir güzel kadın var.”))
veya
((“Doğa da mı saçma?” ....
“Senin anladığın anlamda doğa da saçma. Doğa bir mabet değil, bir atölyedir,
insan da orada çalışan bir işçi.”)).....

benim açımdan kitabın anlamını iki katlayan durum ise; Bazarov'dur...
şöyle ki; eğer bir gün biri benim hakkımda, kişiliğim hakkında biraz bilgi sahibi olma arzusunu duyarsa, Bazarov karakterini incelemesi yeterli olur sanırım...

~~~YAŞAR KEMAL OKUMA ETKİNLİĞİ~~~
Şimdi ben buraya neden çıktım? Niçin çıktım? Nasıl çıktım? Bunu izaha gerek yok. Gördünüz, yürüdüm çıktım. Ama, çıkmamış da olabilirim. Çıkmışsam çıkmışımdır, çıkmamışsam çıkmamışımdır. Görünen köy... uzakta değildir. Buraya çıktık da sonradan çıkmadık mı dedik? Bunlar bir takım uydurma laflardır. Sahi yahu ben buraya neden çıktım? Kim çıkardı lan beni buraya?
Şundan dolayı çıktım.

Bugün miskin miskin yerlerde yuvarlanırken, Semih arkadaşımızın yapmış olduğu güzel ve samimi Yaşar Kemal incelemesi( #26155548 ) altında
Roquentin tarafından adım zikredilmiş. Öncesinde de, Esra arkadaşımızın haklı isyanını da atlamak olmaz elbet. Demiş ki:

"Tekrar burdan duyurmuş olayım bir arkadaşımız kalksın ve bize Yaşar Kemal okuma etkinliği yapsın, şöyle güzel incelemeler, alıntılar okuyalım bu güzel mevsimde..."

Altına da bu işi yapsa yapsa https://1000kitap.com/lebowski yapar demiş Roquentin
Sağ ol varol :)

Daha önce hiç etkinlik yapmadığım için siteden rastgele bir etkinlik seçip kopya çektim. Ahan da kopya çektiğim güzel etkinlik : #29235825 :))
Siz de sağ olun var olun.
Dedik ki; Yaşar Kemal bu ülkenin ve dünyanın büyük bir değeridir. Ama bunun farkında olanlarımızın sayısı ne yazık ki az. Onu yazar kimliği ile tanıyoruz. Aslında o, bugün röportaj kavramını ülkemize kazandıran kişi.
Bkz: Bu Diyar Baştan Başa . Hangi yazar/gazeteci, görevi uğruna kılıktan kılığa girer, üstelik canı pahasına? Onun Antep'te kaçakçı kılığına girip sınırdan mal kaçırdığını ve bu esnada askerler ile çatışmaya girdiğini biliyor muydunuz? Amacı ise oradaki yoksulluğun ve sorunların sesi olup bunları çözüme kavuşturmak.
(Ayrıca kaçakçılık yaparken de Antep yöresinde namı alıp gidiyor. Herkes onla iş yapmak istiyor vs vs :D )
Ya da Yaşar Kemal Kendini Anlatıyor adlı kitapta neler yaşadığını okuyanlar bilir.
Demem o ki, O sadece bir yazar değil. Ülkesinin, halkının sorunlarını kendi sorunu edinip bunlara çözüm arayan, idealist ve devrimci birisi. Bundandır "İnce Memed canımız" dememiz. Neyse konuya döneyim.

Bu bağlamda biz de bir etkinlik yapsak dedik. Herkesin katılımlarını bekliyoruz. Sağlıcakla esen kalınız.

******* SÜRPRİZ - NOT ********
BUGÜNLERDE BAHAR İNDİ KAMP ETKİNLİĞİ

Daha öncesinde Mazlum Kaplan , Roquentin ve benim yaşar kemal etkinliği adına gezi veya kamp fikrimiz vardı. Bu okuma etkinliği ile birleştirip farklı bir hale dönüşmesini konuştuk. Neticesinde aşağıdaki çıkarımlara vardık:
Olay şu: Yukarıdaki ana etkinlik yine devam edecek. İncelemeler, alıntılar havada çarpışacak LAKİN, yeterli talep olursa, neden bir yaz kampı olmasın ki? İncelemelerimizi kamp ateşi etrafında konuşsak? Yaşar Kemal'i doğada tartışsak? Türküler çalsak, söylesek te selam çaksak gökyüzüne? Şiirlerini okusak... Şahane olmaz mı? Eğer böyle bir etkinlik olursa, katılmak isteyenlerin iletişime geçmesini isteriz.

Kamp için maksimum 10 kişi olmasını istedik. Çünkü daha fazla kişiyi koordine etmek zor olacaktır.

Tahmini tarih olarak Temmuz başını düşündük. Tabi bu tarih katılımcıların fikirleri doğrultusunda değişebilir.

Katılım durumuna göre gerekli incelemeler araştırmalar yapılıp, katılımcılar ile iletişime geçilecek ve KAMP etkinliği netlik kazanacaktır. (süre, yer, ulaşım, tahmini masraf, gider, yemek, konaklama, su, elektrik vs vs... kampa dair her ayrıntı )

KAMP etkinliği hakkında soru, öneri, görüş için bize yazabilirsiniz.
Ayrıca katılım talebinizi de bildirseniz seviniriz.
Mazlum Kaplan
Roquentin
https://1000kitap.com/lebowski

*****************************************************************************

Yaşar Kemal okuma etkinliğine katılmak isteyen candaşlarımız, bu ileti altına VARIM yazarsa, katılımcı listesine isimlerini ekleyeceğiz.

****TARİH***
Kitap okuma etkinliği tarihleri olarak ise 15 Mayıs - 20 temmuz olsun dedik.

Etkinlik kapsamında okunanabilecek kitaplar listesini şöyle ekledim. Hemen hemen bütün eserleri mevcut.

Yaşar Kemal Kendini Anlatıyor (Okumayanlar için şiddetle önerilir :) )
Bugünlerde Bahar İndi (kampta özel olarak okuyacağız :) )


İnce Memed
İnce Memed 1
İnce Memed 2
İnce Memed 3
İnce Memed 4


Ağrıdağı Efsanesi
Yılanı Öldürseler
Üç Anadolu Efsanesi
Teneke
Kuşlar da Gitti
Tek Kanatlı Bir Kuş


Bir Ada Hikayesi
Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana
Karıncanın Su İçtiği
Tanyeri Horozları
Çıplak Deniz Çıplak Ada


Dağın Öte Yüzü
Ortadirek
Yer Demir Gök Bakır
Ölmez Otu


Akçasazın Ağaları
Demirciler Çarşısı Cinayeti
Yusufçuk Yusuf


Bu diyar baştan başa
Nuhun Gemisi
Yanan Ormanlarda Elli Gün
Peri Bacaları
Bir Bulut Kaynıyor


Kimsecik
Yağmurcuk Kuşu
Kale Kapısı
Kanın Sesi


Binboğalar Efsanesi
Çakırcalı Efe
Filler Sultanı İle Kırmızı Sakallı Topal Karınca
Sarı Sıcak
Hüyükteki Nar Ağacı
Sevmek, Sevinmek, İyi Şeyler Üstüne
Deniz Küstü
Yolda
Allah'ın Askerleri
Al Gözüm Seyreyle Salih
Binbir Çiçekli Bahçe
Beyaz Pantolon
Ağacın Çürüğü
Ağıtlar
Baldaki Tuz
Zulmün Artsın
Gökyüzü Mavi Kaldı
Neredesin Arkadaşım
Ustadır Arı
Sarı Defterdekiler
Denizler Kurudu
Çocuklar İnsandır
Röportaj Yazarlığında 60 Yıl
Bu Bir Çağrıdır


Katılımcılara hediye olarak şu hoş ezgiyi/yorumu iliştiriyorum :))

https://youtu.be/L2qyIpiw3tQ

KAMP KATILIMCILARI VE DÜŞÜNENLER

-2) - Mazlum Kaplan
-1) - Roquentin
0) - Li-3
1) - https://1000kitap.com/Meltek
2) - Neslihan T. (Duruma göre)
3) - Neslihan Tabarlı
4) - https://1000kitap.com/YagmurSonrasi
5) - KitapKediKahvePapatya
6) - Melike
7) - Mahir O.
8) - ozlmnr
9) - Ayşe*
------------------------------------------------------------------------------------

KATILIMCILAR

1 - Mazlum Kaplan
2 - Roquentin
3 - Li-3
4 - Sezen B.
5 - ~ F e y z a ~
6 - https://1000kitap.com/Meltek
7 - Berdan Tabar
8 - Liliyar
9 - gökçe c.
10 - https://1000kitap.com/H_ibrahim (duruma bağlı)
11 - Nephren Ka
12 - Melek yeter
13 - Nazlı KARTAL GÜNKAYA
14 - Esra
15 - Esra D.
16 - Cem Eren
17 - Matelda
18 - Tugay Toğrul
19 - Gülsümm
20 - Arinn
21 - İbrahim (Sisifos)
22 - https://1000kitap.com/Siraaa
23 - Aysss
24 - Zeitgeist
25 - ozge
26 - Hera
27 - Medine T.
28 - Yaren
29 - Hasibe Dal
30 - Sui Generis
31 - Murat Ç
32 - #Bibliyofil Muallime#
33 - Azam
34 - Hatciş
35 - Hakan Arık
36 - Murat Sezgin
37 - ¤ Cerrah Asya ¤
38 - FIRAT.
39 - Nesibe Yiğit
40 - Hakan Arık
41 - Murat Sezgin
42 - Harun Inan
43 - Ebru
44 - Hayriye Ç.
45 - Naz-ı Murat
46 - Hatice doğan
47 - https://1000kitap.com/daydreameray
48 - https://1000kitap.com/YagmurSonrasi
49 - ismihan
50 - Murat YAĞLI
51 - KitapKediKahvePapatya
52 - Şükran damar
53 - Oğuzhan Yücel
54 - Melike
55 - Büşra A.
56 - https://1000kitap.com/Aerbelo
57 - Derya (Bahir) DENİZ
58 - Hayriye Ç.
59 - Sekiz
60 - Mahir O.
61 - Elif KY.
62 - zeyneb
63 - ozlmnr
64 - Neslihan T.
65 - Fırat İnan SARIÇİÇEK
66 - Bkrltn
67 - Buzullar Eriyor
68 - Azra ÇELİK
69 - Duygu

Zehra S., Sıcak Ülkelerden Dönen Vahşi Sakatlar'ı inceledi.
 10 Nis 23:10 · Kitabı okudu · 15 günde · 7/10 puan

Daha önce incelemesi yapılmamış bir kitaba inceleme yapmak bana nedensizce bir sorumluluk yükledi ama oldukça kişisel bir inceleme olacağını şimdiden söyleyeyim. Bu kitap tamamen kendiliğinden geçti elime, ne okuma listemde vardı ne de daha önceden adını duymuştum. Yazarın da daha önce kitabını okumadığım göz önünde bulundurulunca başarılı demek mümkün. Esasen benim puanım 6'ydı ama bunu 7 yapan sona kadar merak unsurunu bir şekilde canlı tutmuş olması ve herkesin kesinlikle boşuna gitmeyecek olsa da dilinin bana hitap etmesi.

Kitap hakkında detay ve yer yer okumamış olanların keyfini kaçırabilecek bilgilere geçiyorum bu paragraf itibariyle. Öncelikle bu romanda, ana karakter Switters dahil hiçbir karaktere sempati duymadığımı söyleyebilirim. Çok zorlasam birini sevmek için, belki Maestra. Paragraf sonlarında ya da ara cümlelerde verilen "bu kişi hayatının gidişatını değiştirecekti" şeklindeki geleceğe yönelik ipuçlarını da sevmedim aynı şekilde. Çeviri bir kitap olarak, okuyanı bu kadar zorlayacak imalar ve dolaylı anlatım söz konusuyken oldukça başarılı olduğunu söylemem mümkün. Tüm romana yayılan, hem anlatım hem de Switters sebebiyle var olan rahatsız edici bir dil kullanımı söz konusu. Açıkçası herkesin rahatlıkla okuyacağını düşünmüyorum. Yer yer yapmayı tercih ettiği konu dışına çıkmalar ise bana göre fazla başarılı değildi.

Bunca eleştiri yapıp bu kitaba neden 7 puan verdin diyebilirsiniz. Hemen onu da açıklayayım. Kitapta gerçekleşen bir tesadüf üzerine söylenirken şu cümleyi okudum birkaç sayfa sonra: "Dalga mı geçiyorsunuz benimle? Bu kadarı yeter! Şayet dünya daha da küçülürse siz de küçülün de yan cebime girin bari."

Kimseyi sevmeseniz de okurken, bu kitap insana kendini okutuyor. Hele farklı konulara açık ve fazla mantık aramıyorsanız her şey mümkün. Zaten bu kitap için "mantık" en son sıralarda kullanılabilecek bir kelime. Hikaye bir şekilde içine alıyor, zamanla Switters'ın hayatındaki kadınları ve onlarla gelişen-değişen ilişkisini okuyorsunuz elbette ana konuyla birlikte. Benim için hayal kırıklığı olan bir nokta daha var ama o incelemeden fazlasına girer.

"Kadınlar sıcak ülkelerden dönen vahşi sakatları sever!"

Harun Inan, Karamazov Kardeşler'i inceledi.
 08 Nis 18:27 · Kitabı okudu · 16 günde · Beğendi · 10/10 puan

"Ustalık Eserim." ~Dostoyevski~

Etkinlik incelemesi mi şimdi bu? O zaman nezaket kuralları gereği önce bir teşekkürlerimizi sunalım. Bu arada, nezaket kurallarının canı cehenneme! İnsanı daha da iki yüzlü yapar böyle şeyler. Ancak böyle sevdiğim bir yazarın etkinliğini düzenleyen başta dostum Quidam olmak üzere hepinize teşekkürlerimi sunarım.

Not: İncelemede kitabın içeriğine girilmeyecektir. Daha çok okurda yarattığı hisleri anlatacaktır.

Öncelikle sitedeki ilk Dostoyevski incelemem olacağı için Dostoyevski'nin yarattığı fikir akımlarına kısaca değinmek istiyorum. Adam, birçok fikir akımını ortaya çıkarmasına rağmen o akımların tam bir destekçisi olmamıştır. Sırf bu yönünden bile benim gözümde en büyük yazarlardan biridir. Bir örnek vereyim Dostoyevski varoluşçuluk akımının öncülerinden biridir. Ancak bir Sartre, bir Camus gibi kafayı bu akımla bozmamıştır. Veya tam anlamıyla bir yeraltı edebiyatı yazarı değildir. Neden mi söylüyorum bunu? Çünkü Dostoyevski yeraltı edebiyatı kavramının da kurucusu sayılabilir. Böylelikle birçok akımı birleştirip ve o akımları da ince bir şekilde hissettirdiği için kendine has bir üslubu var. İşte bu yüzden benim için en sevdiğim yazarlardan birisi. Pek anlatamadım gibi, neyse şimdi kitaba geçelim.

Baş mı yapıt?

Öncelikle bu eseri benim için okuduğum ya da yaşadığım en uzun soluklu eserlerden biri oldu. Hatta kitabın başlarında öyle bir varoluşsal sorgulamalara girdi ki; bir an kendimi onlara kaptırıp olaylardan uzaklaştığım için korktum. Hatta o ilk sayfalarda "Yahu! Ne oluyor? Neredeyiz biz?" demekten kendimi alamadım. Bu yüzden çok güzel ve ilgi çekici bir kurgusu var desem yalan olur. Ancak böylesine zor bir kurguyu, böyle akıcı bir biçimde, dolu dolu anlatabilen başka bir yazarı daha önce hiç okumadım. Bilmiyorum bana katılmayanlar elbet çıkacaktır ama ben böyle düşünüyorum. İşte, dediğim gibi kurgudan dolayı yavaş yavaş ilerliyordu ki... Sonra bir şey oldu... Artık sıkıntıdan patlayacağım sırada o yavaş yavaş, ağır ağır ilerleyen olay yerini tüm olay örgüsünün bir anda tümüyle birbirine bağlanmasına bıraktı. Kafadaki tüm o ne diyeyim, belirsizlikler bir anda kendini aydınlanmaya bıraktı. Daha yarım saat önceki okuduğum yer 100 sayfa öncede kalmıştı, yalan değil. Öyle hızlanmıştım ki çünkü artık neler olacak insanı merakta bırakıyordu. Ancak o konuların ve düşüncelerin bir anda bağlanması kıyamet gibi çarpıyor! "Dosto. Hocam ben yaşlı bir insanım böyle gerçekler beni bir anda kalpten götürür." dedirtmedi değil yani. Tabi ki böyle bir eserin sonunun da çok güzel bitmesini isteriz değil mi? Şimdi, biz böyle düşünürsek Dostoyevski diğer evrenlerden bize bakarak kıs kıs güler. Çünkü kitapta tam anlamıyla bir son yok! Dostoyevski'de karşılaştığımız klasik durum. Her yazdığı eserin sonunu bir belirsizliğe bağlayıp, bence okuru düşünmeye davet ediyor. Dostoyevski okurlarının bir çoğunda yaşanan bir tıkanma vardır. İşte o tıkanmanın nedeni bu! Ki benim de Dostoyevski'nin en sevdiğim yönü de budur.

Mimar Sinan'ın Selimiye'si,
Dostoyevski'nin Karamazov'u

Dostoyevski'nin belirli kitaplarını okuyarak kendimi bir Dostoyevski okuru olarak görüyordum. Taa ki bu eserini okuyana kadar... Bu ustalık eserini okuduğumda yazarın hakkında pek çok şeyi kaçırmış olduğumu farkettim. Bu yüzden bu zamana kadar okumadığım için kendime biraz da kızgınım. Çünkü bu eser diğer eserlerine kıyasla en dolu, en zengin. Hani Mimar Sinan'ın Selimiye'si vardır ya işte benim için de Dostoyevski'nin Karamazov'u ustalık eseridir. Okuduklarıma göre sıralama yaptım en zengin içerikli olandan en az içerikli olanına;
1-) Karamazov Kardeşler
2-) Suç ve Ceza
3-) Yeraltından Notlar
4-) Budala
5-) Kumarbaz
6-) İnsancıklar
7-) Öteki
Tabi bu sıralama sadece bana göre, başkalarına göre daha da farklı olabilir.

Kısaca bir karakterlerden söz ediş.

Kitaptaki çoğu karakterler Dostoyevski'nin diğer eserlerindeki ana karakterleri anımsatıyor. Okurken anlayacaksınız. :)

Aşırı kalın gelebilir, hayalinizdeki kitap olamayabilir, Dostoyevski'yi sevmiyor olabilirsiniz ancak hayatınızda birkaç defa Dostoyevski okuduysanız bu eseri de en azından bir kere okuyun. Bir insanın böyle bir nitelikli ve böylesine zor bir kurguyu nasıl doldurabildiğini görmelisiniz. İnanın takdir edeceksiniz. Ama şu kaçınılmaz bir gerçektir ki "Dostoyevski Adamdır!".

Son olarak inceleme yazmama destek olan tüm dostlara teşekkür ederim. Belki beklentinizi karşılayamayacak ama yazdım artık. :)

Ek: Dostoyevski Okuma Sırası - #27872199

Herkese Selam

Aslında böyle bir yazıyı yazmak biraz garip geliyor çünkü bir dergi ve onun incelemesi ama bu okuduğum ilk Kafka Okur dergisi hatta okuduğum ilk Edebiyat ile ilgili dergi olduğu için bir şeyler yazmazsam olmaz dedim :))
••••••••••••••••••••••
Aslında bu sayıyı almanın iki sebebi var ilk'i Kafka Okur ayraçları mükemmel bilenler bilir ama bu ay'ki ayraçlar bana tatlı geldiler ;

https://i.hizliresim.com/jyGL0W.png

Bu da benim kitaplığıma kattığı güzellik;

https://i.hizliresim.com/azbj42.jpg

İkinci neden ise bu ay ki sayıda Bob Marley'i konu alıyor olması. Ve beklediğim gibi gerçekten güzel bir şekilde anlatmışlar.
•••••••••••••••••••••••

Dergiyi içinde ki öyküler olsun, kitap incelemeleri olsun, film hakkında ki değerli görüşleri olsun Çok beğendim.

Bence okunması gereken bir Sayı
Son olarak "Bob Marley'e" özel:


https://youtu.be/-JhwxTen6yA

Sağlıcakla kalın :))

Feyzi Demirelli, Gelişim Psikolojisi'yi inceledi.
 01 Nis 16:41 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 8/10 puan

Sık sık akademik kitaplar okuyorum. Kitaptan verim almak her zaman hoşuma gitmiştir. Bu kitap da gelişim psikolojisini yani doğumdan ölüme kadar insan hayatının belirli zamanlarını inceleyen bir kitap. Bebeklik, ilk ve orta çocukluk, ergenlik, genç yetişkinlik gibi dönemler ayrıntılı olarak ele alınmış. Bu dönemleri açıklamaya çalışan psikolojik kuramların da detaylı incelemesi ve karşılaştırması yapılmış.

Ne çok ağır ne de çok yalın bir dili var. Insan psikolojisi ve gelişimi hakkında bilgi edinmek isterseniz tavsiye ederim.