• Türkiye'de insanların %94'ü televizyon seyrederken yalnızca %4,5' i kitap okuyor! Sakın şaşırmayın, Türkiye' de 40 milyon insan hiç kitap okumuyor. Düzenli okuma alışkanlığı Japonya' da %14, ABD' de %12, Türkiye' de ise yüzde on binde 1'dir. Bir japon yılda ortalama 25 kitap okurken, 6 Türk'ü bir araya getirdiğimizde yılda ancak 1 kitap okuyabiliyor.
  • Yale Üniversitesi’nde, 50 yaş ve üzerinde 3,635 kişi ile yapılan çalışmaya göre; yalnızca haftada 3.5 saatlik okuma süresi farklı bile uzun yaşamaya yatkınlık üzerinde etkili. Yapılan çalışmaya göre, kitap okuma alışkanlığı olanlar, kitap okumayanlara göre ortalama 2 yıl daha fazla yaşıyorlar.
  • Kitaplar üzerine:

    Kitap,',sadece boş zaman değerlendirme aracı değildir. Çok daha önemli bir işlevi vardır: Düşündürür!
    Yaşamın içinden örnekle, bir yazar alıntısı ile ifade edecek olursam : “Eğer altıncı yaşlarının sonuna doğru, tüm ülkelerdeki, tüm çocukların kütüphanelerde yaşayarak hemen hemen ozmos (geçişme) yoluyla öğrenmelerini sağlarsak, işte o zaman, uyuşturucu, sokak çeteleri, tecavüz ve cinayet rakamlarınız sıfıra yaklaşacaktır. ”Ray Bradbury, Fahrenheit 451 kitabından aldığım örnekle sanırım salt düşündürmediğini somut eylemler hedeflediğini ve yapabildiğini gözlemleyeceksiniz.

    Romanlar, öyküler, masallar, gezi ve şiir kitapları, anılar, Bu kitaplar kolay okunur. Dinlendirir, düşündürür, duygulandırır. Okura ilk etapta tavsiye edebileceğim, önereceğim sıralamadır. Profesyonel okuyucu değilse ve kafasında henüz ne okuyacağı yoksa sıralamam genelde bu şekilde oluyor.
    Eğer okumayı sevdireceksek bu çocukluk çağında başlamalı.
    Okuma alışkanlığı, ailede başlarsa asla okumayı bırakmayacağı ve sürekli okur pozisyonun da olacağı kaçınılmazdır.
    Kitaplar öyle bir bellek ki, yazıldıktan sonra asla değiştirilemiyor ve seneler geçse de öylece okurunu bekliyor.
    Okumanın bir de izan farkı vardır. Bir özdeyişle açıklamaya çalışırsam misal
    arı su içer bal akıtır, yılan su içer zehir akıtır. Kimisi Kafka’nın “Değişim” kitabından sadece böcek olmayı ve iğrençliği, öğrenir öyle algılar Kimisi küçük burjuva yaşam tarzı hastalıklıdır ve dönüşüm böcekleşinceye kadar sürer diyerek toplumsal bir isyanı algılar. Salt okumak değil bilinçli okumak tercihimiz olmalıdır.
    Bir de hiç kitap okumadığı ile övünen cumhur başı örneğin var. Topluma sirayet eden cehalet onda bütünleşerek bu cümlesi ile ete kemiğe bürünmüştür. Çok önemlilerini danışmanları okuyup, RTE’ye aktarıyorlarmış, herkesin danışmanı olmadığına göre, çok önemli veya önemsiz diye nasıl ayrıştıracaklar? Çok veciz içerikli yazı oldu ama dayanamadım yukarıda bahsedilenlere göre çok müthiş bir önerme var aklıma geldi yazmadan geçemeyeceğim:
    ''Ey insan, oku beni. Oku ki içimdeki karanlıklar aydınlansın. Ben okundukça kitap, sen okudukça insansin.''
    Gelecek hafta ülkemizdeki ismi “Çocuk Kitapları Haftası” dünya da ise “Kitap Haftası” olarak geçiyor. Amerikan İzcileri Kitaplık Yöneticileri ilk kez 1917 yılında bir kitap haftası düzenlemeyi önerdiler. Aydınlar, yazarlar, yayıncılar önerinin benimsenmesi için çalıştılar. Bu çalışmalar sonucu Kasım ayının ikinci haftası dünyanın birçok uygar ülkesinde Kitap Haftası olarak kabul edildi. Bu hafta, daha sonra bizde de Çocuk Kitapları Haftası olarak kutlanmaya başlandı. Bu hafta içinde ve sonrasında hediye kitaplar verelim, bu kitaplar üzerine konuşalım. Sevdiğimizle aynı kitabı okuyup üzerine konuşalım, algı farkımızın farkına varalım.farkımız bilincimiz olsun.
    Dostlukla, sevgiyle, kitapla kalın.

    Gürbüz Deniz
  • Lev Tolstoy.Ne büyük yazar değil mi?Romanlarda harikalar yaratan bu büyük ustanın konu çocuk kitaplarına geldiğinde bu kadar aciz kalması beni şaşırttı.
    Bir çoğu bir sayfa bile olmayan,çocuğun gelişimini hiç göz önünde bulundurmayan(ki bu yazıldığı dönemden kaynaklanıyor),öğretmeyen,düşündürmeyen, eğitmeyen,sürüklemeyen,heyecanlandırmayan bir kitap.Öyküler yarım yamalak yazılmış hissi uyandırıyor."Dürüst Kadı" hikayesi dışında dişe dokunur tek yazı yok.
    Çevirisi iyi olmasına karşın en azından çeviride çocukların yaşını ve gelişim evrelerini önemselermiş keşke.Ayrıca resimleme de berbat.6 yaşındaki çocuk çizmiş gibi.Tamam çizer, çocuklar kendine yakın hissetsin diye düşünmüş olabilir ama bu kadar da acemice çizilmez ki.
    Gelgelelim her şeye rağmen bazı çocuklar tarafından sevilerek okunabileceğini düşünüyorum.Özellikle kitap okuma alışkanlığı kazanmamış,kitap okurken eziyet çeken çocuklar sevebilir.Çünkü çok kısa ve masal tadında yazılar var.
  • Okuduğum ilk kitap, arkadaşım kitap okuma alışkanlığı kazanmam için hediye ettiği kitaplardan biri buydu cinayet, polisiye sürükleyici olacağı için ilk bundan başlamamı söyledi ve ben bunu nefes nefese okudum. Devamı yıllar sonra geldi ama güzel bir başlangıç oldu.
  • Değişen beynim adlı kitap sayesinde kitap okuma alışkanlığı kazandım. Ve ilk okuduğum klasikler dizisi martin eden oldu. Yaklaşık 2 sene önce arkadaşım hediye etmişti ve kendinden bir çok şey bulabileceğin ve bakış açını değiştirebilecek çok güzel bir kitap olduğunu söylemişti. Okumaya başladığımda çok ağır geldi ilk kitabımdı bende bıraktım bir köşeye. Ve bir kaç ay önce edebiyata ilk giriş kitabım bu oldu. Nasıl olduğunu anlamadım çok kısa sürede kitap bitti ve beni gerçekten etkiledi. Aslında zaten bir çoğumuzun farkında olduğu bir mesaj veriyor ama olayın içine bu kadar girince tokat gibi çarpıyor insanın suratına o bildiğimiz mesaj... Daha kitap okumaya başlayalı 2-3 ay oldu fakat bir sürü yeni kitapla tanıştım hepsinden ayrı ayrı etkilendim. 21 yaşımdayım hayatımda aldığım en güzel hediye idi... Beni kitaplarla tanıştıran ve elime martin eden ı tutuşturup okumam için dil döken arkadaşıma ne kadar teşekkür etsem azdır.
  • Evet !
    Bir kitabın arka kapağının kapanması ile birlikte tekrardan buradayım. Kitap okuma alışkanlığı yeni başladığı dönemlerde ablam ‘Ahmet Ümit’ diye bir yazar var, onu okumanı tavsiye ederim ben lise yıllarımda çok okumuştum elinden bırakamazsın kitaplarını demişti. Ben de türü ne diye sorduğumda. Polisiye demişti. Hafif gülümseme ile ne polisiyesi okuyacağım ben! görmüyormusun tarih,siyaset okuyorum ben demiştim.

    Evet şu anda sevgili yazarımız Ahmet Ümit’ın sanırım 7. kitabını bitirdim. İlk başta Ahmet Ümit’in kitabını aldığımda üstteki anlattığım hikaye gibi önyargı ile elime almıştım. Tarihi sevdiğim için Sultanı Öldürmek kitabını almıştım. Ve ne yazik ki katilini bilerek okudum. Patavatsızın birisi katili söyledi. Hatta ben 2 kitabını katilini bilerek okudum. Kırmızı Pazartesi kitabı gibi düşündüm. Bırakmadım kitabı çünkü Ahmet Ümit’in kitaplarında sadece cinayeti işlemediğini polisiye işlemediğini anladım. Sanat Tarihi - Tarih - Siyaset - Güncel Toplum Konuları. Ne ararsanız Ahmet Ümit’in kitabında vardı.

    Kırlangıç Çığlığı kitabını ucuza buldum direkt kaptım. Sanırım 11 Ekim’de başladım kitaba günlük 100 sayfa okumuş olabilirim. Hatta şu anda saat 06:12 ben kitaba tutulduğum için bırakamadım ve bitti.

    Bir çocuk parkının içinde gözleri bağlanmış, kulağı kesilmiş ve yanına barbie bebek bırakılmış bir ceset! Nevzat Başkomser bu sır gibi cinayeti çözebilecek mi? Bu cinayetin arkasında seri katil mi var? İşte bütün soruların cevabı bu kitapta.

    Ha sadece cinayet yok. Ne var biliyor musun? Hepimizin üzerinde yaşadığı , gökyüzüne baktığı , onunla hayat sürdüğü Türkiye var bir de Türkiyenin gerçekleri var.

    Suriye Mülteci sorunları !
    Organ Mafyaları !
    Çocuk İstismarları !
    Yurtta Çocuklara Tecavüz !

    Evet bu kitap biraz senin sürekli gördüğün ama tepkisiz kaldığın belki de tepki verdiğin ama 2-3 gün sonra Türkiye’de gündem hızlı değiştiği için unuttuğun bütün meseleler var!

    Eğer yazıyı buraya kadar okuduysan teşekkür ederim. Benim sana tavsiyem git bu kitabı bul ve oku!