• 436 syf.
    ·5 günde·Beğendi·9/10
    Son yılların, duruş ve karakter olarak en sağlam kalemlerinden olan gazeteci, yazar Yılmaz Özdil'in deneme, inceleme, araştırma, siyaset türündeki" İsim, Şehir, Bitki" adlı kitabını ikinci kez okudum. Yılmaz Özdil çok güzel dipnotlar kullanarak, iğneleyici bir üslupla çok güzel bir eser meydana getirmiş. Bu kitabı okurken çok şeyi yeniden yaşıyor ve yeniden hatırlıyorsunuz. Yazar geçmişten günümüze harika anekdotlar ve örneklemeler ile bizi yeniden düşünmeye ve özeleştiri yapmaya yönlendiriyor. Bu kitabı okurken çok zevk alarak okudum. Herkese iyi okumalar diliyorum. "KİTAP ŞUURU" insanlık şuurudur. Unutmayalım lütfen! " Hayat bir kitabın kıyısındadır"
  • 200 syf.
    ·4 günde·Puan vermedi
    [Kitap Şuuru İnsanlık Şuurudur]
    OĞUZHAN SAYGILI Kitap Şuuru 'na bu kitabı ikrâm ettikleri için hürmetler.
    Sn. Muaz Ergü'nün yazmış olduğu bu kitap 'Coğrafyamız' ve 'Duralım Tefekkür Edelim' isimli iki bölümden oluşuyor. Coğrafyamız adlı bölümde kendini Müslüman ülke olarak adlandıran oluşumların İslâm bezirganlığı yaparak ülkemize ve İslâm'a, İslâm coğrafyasına verdiği zararlardan bahsetmektedir. Aynı zamanda güç sahiplerinin insanları elinde tutabilmek için sadece kendilerinin nüfuz edebildiği bilgilerin olduğunu iddia etmelerine, Türkiye'nin zorluktan, çalışmaktan kaçanların ve hazıra konanların, karşı olduklarına zamanla dönüşenlerin cenneti olduğuna değinmiştir. İkinci bölümde de aynı konularla devam etmekte olan Ezgü, bu sefer toplumsal olarak değil fâni olarak bizleri ele almaktadır. Düşünüş, yaşayış, islamı ifa ediş şeklimiz hakkında yanlışları, doğruları belirtmiştir. Genel olarak aynı düşünceleri taşıyor olsak da bazı detaylarda farklı düşünmekteyim. Kitabı imzaladığı için kendisine teşekkürlerimi sunuyorum. #kitapşuuru
  • 271 syf.
    ·11 günde·8/10
    Yazarın okuduğu 41 ayrı kitabı incelemesi ve değerlendirmesinden oluşan araştırma- inceleme türünde bir eser. Yazar kitapları okumakla kalmayıp okuduğu kitaplar hakkında değerlendirmeler yaparak okuyucuya bambaşka kitaplarla tanışma fırsatı sunmuş ve ciddi emek harcamış. İlk bölümde başarı hikayeleriyle sonraki bölümlerde daha çok tarihi konularla ilgili kitaplar hakkında incelemeler yapmış. Bir kitap okuyarak birçok kitap hakkında fikir sahibi olmak isteyenler için kesinlikle tavsiye ederim.
    #kitapşuuruinsanlıkşuurudur Kitap Şuuru
  • 101 syf.
    ·Puan vermedi
    [Kitap Şuuru İnsanlık Şuurudur]
    #kitapsuuru OĞUZHAN SAYGILI ve Kitap Şuuru 'na saygılarımla.
    ¤¤¤¤¤¤¤
    Kitap bizzati savaşta bulunan ve bozgunu yakından teneffüs eden Hafız Hakkı Paşa'nın kalemiyle I. Cihân Harbi ve Balkan Harbi hakkında bilgiler verilerek başlıyor. Harp sürecinde gelişen ve geçmişten beri gelen nedenlerle bir ordunun nasıl bozguna uğradığını, asker ile halkın haleti ruhiyesini ve onları bozguna düşürecek tüm sebepleri detayları ile anlatıyor. Sn. İlyas Kara'ya bu kitabı tarafsız, yalın ve güzel bir şekilde günümüz Türkçe'sine çevirmesinden dolayı teşekkürlerimi sunuyorum.
    ¤¤¤¤¤¤¤¤¤
    Bozgunu lûgat manası ile bir topluluğun karşılıklı güveninin bozulmasından dolayı çıkan karışıklık olarak anlamlandırabiliriz. Bu durum aynı zamanda ordu bünyesindeki subaylar ve halk içerisinde de geçerli olup namümkün olan zayiatları mümkün kılabiliyor.
    ¤¤¤¤¤¤¤¤¤¤
    İşte böyle bozgunlara -sadece harp değil normal hayatımızda yaşadıklarımıza da- karşı Hafız Hakkı Paşa mühim bir şey söylüyor.

    "Bugünkü Harp, Bugünkü Askerden Ne Bekler?

    Avcı hattındaki askerlere kadar bütün askerlerde, daima maksadı göz önünde bulunduran bir anlayış, en karışık anlarda sükûneti kaybetmeyen bir düşünce, kendiliğinden harekete geçmeye muktedir bir zekâ, harbin asabını sarsan buhranlarına, insanın içinden gelen hayatını korumak arzularına karşı koyacak inatçı bir sebat lazımdır. (26. sahife)" OĞUZHAN SAYGILI Kitap Şuuru
  • 222 syf.
    ·3 günde·Beğendi·9/10
    Kuyucaklı Yusuf hakkında kısa bir özet yapacak olursak ;
    1903 yılında Aydın'ın Kuyucak ilçesinde bir karı kocanın öldürülmesi olayını soruşturmaya giden Nazilli kaymakamı Salahattin Bey, anne babası gözleri önünde katledilmiş olan 9 yaşındaki oğlu Yusuf'u, evlatlık olarak alıp evine götürür.
    Salahattin Bey, kendisinden 15 yaş küçük Şahinde Hanım ile evlidir. Hem yaş farkı, hem de mizaç bakımından uyuşmazlık yaşadığı eşiyle zor yürüttüğü ilişkisi, Yusuf’u eve getirmesiyle daha da bozulur. Şahinde, kocasının eve getirdiği bu köylü çocuğunu benimsemez. Yusuf, evin küçük kızı Muazzez ile birlikte, karı koca arasındaki huzursuzluğun içinde büyür. Kaymakam, Yusuf’u eve getirişinden bir yıl sonra Edremit'e atanır; Yusuf evdeki karı-koca kavgalarının getirdiği huzursuzluğa rağmen Edremit’te mutlu bir çocukluk geçirir.
    19 yaşına gelen Yusuf, bir bayram günü kaymakamın kızı Muazzez'e kasaba eşrafından Hilmi Beyin oğlu Şakir'in sataşması üzerine onunla kavga eder. Bu olay sonucu kasabanın en zengini olan fabrikatör Hilmi Bey’in gücü ile karşı karşıya gelir. Şakir bayramyerindeki olaydan bir süre önce Kübra adında bir genç kıza tecavüz etmiştir. Şakir, babası ve Hacı Ethem Bey’in tertibi ile Kübra ve annesini de kullanarak suçu Yusuf’a yüklemeye çalışır. Ancak Kübra’nın itirafı sonucu plan başarısız olur; Yusuf tarafından korunan Kübra ve annesi kaymakamın zeytinliğinde çalışmaya başlar; bu durum Şakir’in Yusuf’a kinini arttırır.
    İlk defa bir genç kıza gösterdiği ilgi ters karşılanan Şakir, Yusuf’la kavgasından sonra Muazzez’le evlenmek ister. Babası Hilmi Bey, evliliğe kaymakamı ikna etmek için yeni bir plan yapar. Selahattin Bey’i hileli bir kumar oyununa dahil ederek borçlandırır. İmzalattığı senetler karşılığında Muazzez’i oğlu Şakir’e ister. Şahinde Hanım kızını Şakir ile evlendirme düşüncesini sevinçle karşılar ama Selahattin Bey işi sürüncemede bırakır. Kübra’ya Şakir’in tecavüz ettiğini öğrenince borcu ödeyip kızını Şakir’le evlenmekten kurtarmanın yollarını arar.
    Yusuf, esnaf arkadaşı Ali’den para alarak borcu kapatır ve karşılığında Muazzez’i onunla evlendirmeyi düşünür. Muazzez ise Yusuf’u sevdiği için Ali ile evlenmeye yanaşmaz. Yusuf Ali’ye Muazzez’in onunla evlenmek istemediğini söyleyemeyip zeytinliğe kapanır. Evlilik hazırlıklarına başlayan Ali’yi bir arkadaşlarının düğününde Şakir bütün kasabanın gözü önünde öldürür. Güçlüden yana olan kasaba halkı, elbirliği ile bu cinayeti örtbaseder.
    Şakir’in Muazzez ile evlenme düşüncesi Şahinde Hanım’ın da teşviki ile yeniden canlanır. Bunu öğrenen Yusuf, Muazzzez’i kaçırıp evlenir. Yusuf tahrirat katibi olarak kaymakamlıkta işe girer. Kalbinden rahatsızlanan Salahattin Bey çok geçmeden ölür; yeni atanan Kaymakam İzzet Bey, Şakir ve Hilmi Bey’in oyuncağı gibidir; onların isteğiyle Yusuf'u masa-başı işten alıp süvari tahsildarı yapar. O köy köy gezerken, Muazzez annesinin ısrarları ve paranın cazibesi sonucu eşraf ve bürokratların evlerindeki içki alemlerine katılır; alkole alışır; kendi evlerinde içki alemleri düzenler. Durumdan şüphelenen Yusuf, bir gece habersiz çıkıp gelir. Gördüğü durum karşısında çılgına dönerek, her yana gelişigüzel ateş eder. Yanlışlıkla Muazzez’i vurur, onu yaraladığının farkında olmayarak onu atına atıp kaçırır. Muazzez yolda ölür; Yusuf karısını gömer ve atını dağlara sürer.

    Ama bu eser bunların dışında dikkatli okuyuculara şunları da vermekten geri kalmaz :

    Yusuf ile Muazzez'in aşkı etrafında gelişen eser, romantik felsefeden kaynaklanan zengin ve fakir, zalim ve mazlum, saf olanla yozlaşmış olan, doğal hayat ve yapay hayat, köy ve kent, medeniyet ve tabiat arasındaki karşıtlıklardan beslenir. Diğer eserlerinde genel olarak toplumsal gerçekçi edebiyat çizgisini sürdüren Sabahattin Ali, bu ilk romanında bu çizginin dışına çıkarak romantik edebiyata yakınlaşır. Bu evrensel temanın yanı sıra Anadolu kasabasındaki toplumsal, töresel yaşamı güçlü bir gözlemcilikle yansıtır. Romanda kasaba ve köy gerçekliği; bir bireyin iç dünyası, yalnızlığı ve değerleri üzerinden anlatılmaktadır. Kasaba hayatında eşraf ve bürokrasinin kurduğu adaletsiz düzene romanda geniş yer verilir ve bu düzen eleştirilir. Romanın sonunda Yusuf'un kasabadaki eşraf ve bürokrat temsilcilerini öldürerek atını dağlara doğru sürmesi nedeniyle eser, Türk edebiyatındaki başkaldırı ve eşkıya romanlarının öncüsü kabul edilir. Eleştirmen Alaattin Karaca'nın iddiasına göre Yusuf karakteri, köyden kente çeşitli nedenlerle göç eden ve uyum sağlayamayan köylü tipinin de habercisidir.
    * Sabahattin Ali'nin ilk romanı olmasına rağmen çağdaşlarından aşağı kalır bir yanı yoktur . Üslubu , kişi ve çevre betimlemeleri , karakter tespiti muazzam derecede başarılıdır. Başta Yusuf karakteri olsun Muazzez olsun Şahinde olsun Türk edebiyatında yer etmiş başarılı birer karakter örnekleridirler . Yetim ve öksüz olan Yusuf karakterinin ruh halini , saf ve masum olan Muazzez'in değişimi , kötülük timsali olan Şahinde'nin ruh halleri en güzel anlatımıyla bizlere sunulmuştur .
    # KİTAP ŞUURU İNSANLIK ŞUURUDUR
    Kitap Şuuru
  • 143 syf.
    ·2 günde·6/10
    Öncelikle yazarın okuduğum ikinci kitabı . Ama ne yazık ki beni tatmin etmedi . Eser hakkında detaya girecek olursak ; eğer bir kalp kırıklığınız , hüznünüz , nefretiniz varsa bu kitapla birlikte duygularınız biraz daha artacak . Eser baştan sona melankolizmi , acıyı , ihaneti , yaşamayı ve birçok konuyu daha damarlarınıza , ruhunuza dokundurarak anlatıyor . Eserde dikkat çeken şey ise anlatıcıydı . Kahramanımızın cinsel kimliğini saptayamadım . Bir kadın ağzından mı anlatılıyor yoksa bir erkek ağzından mı belirsiz . Belkide kitabın adından da anlaşılacağı gibi ortada şizofren bir anlatıcı vardır . Ne hissettiğini ne yapmaya çalıştığını bilmeyen biri . Eserin konusundan biri de iki insanın yaralarının birbirini tamamlayamıyor oluşu . Sürekli ihanet , sürekli birbirine dönüş . Ne yaptığını bilmeyen iki insanın aşk ve melankoli dolu , ıstıraplı yaşamı ... Ayrıca Cezmi Ersöz'ün kelimelerle arası iyi ; cümle kurmayı , bu cümlelerle insan ruhuna dokunmayı başarmış . Aşkın en histerik, en karşı konulamaz, en tutkulu ve en saf halini insanın içine işleyen bir eser.

    #KİTAP ŞUURU İNSANLIK ŞUURUDUR

    Kitap Şuuru
  • 174 syf.
    ·Beğendi·Puan vermedi
    Aklım yettiğinden buyana gökte uçan, karada koşan aklınıza gelen tüm hayvanlara hayranım. Evcil hayvanlardan da şöyle aşağı yokurı hepsi ile içili dışlı oldum. Besledim, büyüttüm(zaten çoban kızıyım). Ve bu süreçte karşılık almadığım halde bir insandan çok hep hayvanlar ile konuştum. Bundan öyle zevk aldım ki...

    Hu Diyen Karga eserini görür görmez hemen edinip okumalıyım dedim. İlk fırsatta da bunu gerçekleştirdim. Bunca yıl hayal ettiğim hayvanlar dile gelse ne derdi, o da beni seviyor mu, bana ne demek isterdi diye düşündüğüm hayvanlardan biri (hemde en çok hayran olduğum - kullanıcı adımdan da belli olduğu gibi - ) bir karga ile konuştum. Misli Baydoğana teşekkür ediyorum bizi bir karga ile tanıştırdığı için. :D

    Kitabın başında dediğim gibi sizi bir karga karşılıyor. Ve bu karga konuşa bildiği yetmiyormuş gibi tarih meraklılarının daha da iyi anlayabileceği gibi bunca zaman bizim de tanık olmak istediğimiz bir çok tarihi olaya tanık oluyor.

    Şimdi bir Karganın azından Türklerin en ateşli dönemlerinden Selçüklü dönemini dinlemeyenle hazır olun.

    KİTAP ŞUURU İNSANLIK ŞUURUDUR