• Herkesin hayatı, deneyimleri biricik ve tektir öyleyse sevdiği kitaplarıda.
    Kendini bulduğun senin hikayeni anlatıyor gibi hissettiğin kitapları oku.
    Hatta senin düşüncelerini, duygularını satırlarına dökmüş yazarları oku.
    Bunları da kitap kapağına bakarak yapma.
    Ancak okuyarak kendini ve kendi gerçekliğini bulabilirsin.
    Keyifli okumalar. :)
  • Kitapların yakıldığı bir dünya... Okurken ya gerçek olursa diye bir düşünce moralimi bozdu hep. Kitapların olmadığı ve bunun güvenli bir dünya yarattığı düşüncesi. Peki ya kendi hayatından sıkılıp farklı hayatlara adım atmak isteyen kişilere ne olacak?

    Altını çizdiğim çok yer var burada. "Yandaki evde bulunan bir kitap, dolu bir tabancadır. Yak onu. Silahın mermisini al. Adamın zihnine zorla gir. Okumuş adamın hedefinin kim olacağını kim bilebilir?" de bunlardan biri ayrıca o cümleler kitabın özeti gibi.

    Benden kitap tavsiyesi isteyenlere söyleyebileceğim kitaplar arasında ilk sırayı aldı.
  • Kitap:  Kuyucaklı Yusuf

    Yazar:  Sabahattin Ali

    Inceleyen: Hatice Aydın


      Kelimeler...
    Kelimenin cümledeki yeri çok önemlidir, yabancı bir kelime onda sırıtır, ona ait olmadığı hemen anlaşılır. Derinlik ve anlam açısından uyumlu olmalıdır yani. Eskiler bu konuda cok sabırlıymış. Yahya kemal bir kelimeyi sekiz yıl beklemiş. Bizim öyle sabrımız yok. Daha az anlam daha basit bir dil istiyoruz çünkü öyle kafamızı karıştırmaya, kendimizi yormaya niyetimiz yok sabrımız da yok zaten. Ama seçiciyiz de sade, anlaşılır ve zarif yazarları seviyoruz. Kimden mi bahsediyorum tabi ki Sabahattin Ali...

    __________________

       Peki naif yazarımız şuan nerede?

    " Birgün kadrim bilinirse
       ismim ağza alınırsa,
       yerim soran bulunursa
       Benim meskenim dağlardır... "

                                                S. Ali..

    (25 şubat 1907- 2 Nisan 1948)

    O'nu seviyor, saygıyla yad ediyoruz...

    ___________________


         O başkalarından farklıydı. Farkı neydi?

    "Benim başkalarından farkım, samimiyetim,
     düşüncelerimi açıkça söyleyip yapmamdır. "

    __________________


       Zarif yazarımızın bize bi tavsiyesi var:

    “etrafın seni sıktığı zaman kitap oku… ben şimdiye kadar her şeyden çok kitaplarımı severdim. bundan sonra her şeyden çok seni seveceğim ve kitapları beraber seveceğiz. insan muhitin bayağı, manasız, soğuk tesirlerinden kurtulmak istediği zaman yalnız okumak fayda verir. bana en felaketli günlerimde kitaplarım arkadaş olmuştu."

    Benim de tek arkadaşım kitaplar olmuştur ve sığındığım tek limanım...

    _________________


       Şimdi kitap hakkında birazcık bilgi verelim. (Spoi icerir)

     Bi tür köy romanı, modernizmden uzak halkın içinden bir roman.. Dili gayet basit, anlaşılır bir kitap. Edebi yönden de fena değil, lezzet alarak okuyabilceğiniz akıcı bir roman...

    Bir yetimin hikayesi...

    Yusuf'un ailesi eşkıyalar tarafından katledilir, kaymakam onu yanına alır ve onu yetiştirir. Şahande (kaymakamın karısı) yusufu pek sevmez. Kaymakamın kızı muazzez yusuftan birkaç yaş küçüktür, beraber büyürler. Yusuf'a gittikçe bağlanan muazzez birgün aşkını itiraf eder. Evden kaçıp nikahlanırlar. Kaymakam bu işe çok sevinir. Damadını yanına alıp ona iş verir. Kaymakamın ölmesiyle bu evliliğe gölge düşer.

    Şakir ile planlar yapan Şahende Hanım, Yusuf’u gezici köy tahsildarlığına verdirir. Yusuf gidince Şahende Hanım, evini içkili eğlencelere açar ve kızını fuhuşa zorlar. Olanları duyan Yusuf köye döner. Şahende’yi, Şakir’i ve kendisini gezici göreve yollayan yeni kaymakamı öldürür. Ağır yaralı karısını alıp şehrin dışına çıkar. Karısı da ölünce onu bir çukura gömüp ortadan kaybolur.
    Hüzünlü son...


    ___________________

    Çok uzattım farkındayım, hemen bitiriyorum. Cerrah Asya ' nin etkinliği saniyesinde okuduğum ve okumaktan keyif aldığım bir kitap. Çok güzeldi. Okumak isteyenlere keyifli okumalar diliyorum...
  • Bir kitap sitesinde en çok karşılaşılabilecek şey kitap tavsiyesi istemek, bana da soruyorlar haliyle insanlar. Erhan bugün Allah için ne yaptın diye, onları öteleyerek kitap tavsiyesi isteyenlere dönüyorum hemen. Zor iş bir kitabı tavsiye etmek, sonuçta kefil olmak gibi bir şey kredi çeken birisine. Beğenmezse eğer tavsiyeyi alan okur , çoğunlukla beğenir gibi yapıyor, sonuçta kimse neyin iyi neyin kötü olduğunu bilmiyor. Yani bir yazar da kitabı yazarken iyi bir şey mi kötü bir şey mi çıkardığını tahayyül edemiyor, çok satarsa iyi- satmaz da çok konuşulursa mükemmel olarak değerlendiriliyor kitabını. O yüzden benim gibi kitaplardan anlamayan birisinin bile tavsiye ettiği saçma bir yazar, dahilerin arasına girebiliyor aniden. Ama bazı külyutmaz okurlarda bu yöntem işlemiyor. Onlar ısrarla en az dört kişiden teyit ediyorlar tavsiye ettiğiniz kitapları ve bu diğer üç kişi her halükarda benden daha yetkin insanlar olduğu için hiç bir zaman kabul görmüyorum bu külyutmaz okurlardan. Ama yine de bu satırları okuyacak kadar düştüyseniz sizleri, kitap tavsiye ederken dikkat etmeniz gereken bazı küçük ayrıntılar konusunda bilgilendireceğim. Kalem, kağıtlarınızı çıkardıysanız başlıyorum:

    - Asla Kürk Mantolu Madonna'yı tavsiye etmeyin, yemiyor artık kimse
    - Stefan Zweig herkese hitap eden bir tavsiye, özellikle az okunan kitaplarından birini tavsiye ederseniz, dinleyen kişi bir cevher bulmuşcasına sevinecektir.
    - Uzun kitaplar da benzer bir etki yaratacaktır karşımızdakinde. Savaş ve Barış'ı mümkün olduğunca çok tavsiye edin mesela. Şu ana kadar ben beğenmedim diyeni görmedim, zaten siteye geldiğimden beri toplam 3-4 kişi okudu kitabı, o kadar uzun bir kitap okuyup beğenmeme ihtimali çok düşük, Stokholm sendromu gibi bir şey.
    - Kitap tavsiyesi vereceğiniz okurun profilini iyice inceleyin, mesela Osman'a asla Kafka tavsiyesinde bulunmayın
    - Özellikle Kör Baykuş'vari kitaplar herkeste aynı etkiyi bırakacaktır, "Ulan ben bunu anlamadım ama kesin bir şey var" tepkisi. Tembel olmayın, benzer kitapları araştırın.
    - Postmodern yazarları klasik okuyuculara, klasik yazarları postmodern okuyuculara tavsiye edin, okumayacakları için pek bir şey kaybetmezsiniz.
    - Herkese James Joyce tavsiye edin, daha anlayan çıkmadı zaten.
    - Bu tavsiyeler esnasında sitenin duayenlerine yakalanmamaya çalışın. Vur kaç taktiği çalışmazsa, hilal taktiğini deneyin
    - Ara sıra güncel Watpad yazarlarından tavsiyeler vererek esprili kişiliğinizi gözler önüne serin
    - Unutmayın, kitap tavsiye etmek bir sanattır, ama ne yazık ki sizin beyninizin sol lobu daha fazla geliştiği için sanatla en ufak bir ilginiz yok. Moralinizi bozmayın, kimler başardı bu işi siz mi başaramayacaksınız. Dostoyevski her durumda yardımınıza koşar.
    - Ara sıra geri çekilin, her yıldızın bazen dinlenmeye ihtiyacı olduğunu unutmayın
    - Kişisel gelişim kitapları bu yoldaki en büyük yardımcınızdır, ilerde siz de benzer tavsiyeler verirken benim gibi bu kitaplardan kolaylıkla kopya çekebilirsiniz.
    - Nietzche, Shopenhauer ve Foucoult sizin can simitlerinizdir. Zor duruma düştüğünüzde kullanmaktan çekinmeyin.
    - Mümkün olduğunca kadınlara bilimkurgu, erkeklere Austen'vari kitaplar tavsiye etmeyin.
    - Ve son olarak, ne kadar beğenirseniz beğenin, asla kendi okuduğunuz bir kitabı tavsiye etmeye kalkmayın , insanlar ne mal olduğunuzu anlamasın.

    Evet bütün maddeleri içselleştirmeyi başarabildiyseniz siz de ideal bir kitap tavsiyecisi oldunuz demektir. Keşfette ileti ileti dolaşıp zor durumdaki okurlara (damsell in distress) yardım etmenin zamanı daha gelmedi mi sizce? Hadi bakalım, buralarda yetişip belki ilerde bir kitap dergisinde yazarlık bile yapabilirsiniz, kim bilir? Unutmayın muhtaç olduğunuz tek şey, açık ikinci bir tarayıcı sayfasıdır.

    Herkese iyi şanslar. Bu arada Dönüşüm diye süper bir kitap çıkmış diyorlar, fantastik bir şey. Daha önce fark edemeyen herkese tavsiye ederim en içten duygularımla.
  • Kurgusu muazzam olan bir roman...
    Emir ve Hasan isimli iki çocuğun dostluğunu, daha doğrusu Emir’in ihanetlerini anlatıyor. Kitabın Etkisi uzunca bir süre üzerinizde kalacak ve size çocuklukta yaşadıklarınızı sorgulatma imkanı sunacak , kitap tavsiyesi isteyenlere ilk Onun adını vereceksiniz.
  • Tess Gerritsen ne yazarsa yazsın mükemmel bir kitap okuyacağız demektir. Bu da benim için harika bir kitap. Özellikle diğer seriden daha farklı olmasının hoşuma gittiğini ve işlediği konu bakımından ilgimi oldukça çektiğini söyleyebilirim.
    İtiraf etmem gerekirse neredeyse ilk 100 sayfa bir cinayet bekledim. Cinayetin olmayacağının farkında vardığımda ise yazarın diğer kitaplarından farklı bir olay örgüsü işlediğini anladım ve kitabı okuma konusunda daha büyük bir istek duydum. Yazar bu değişiklik ile beni şaşırttı ve bu oldukça hoşuma gitti. Zaten bir Tess kitabını okumaya başladıysanız onu bitirmeden rahat edemezsiniz.
    Karakterleri sevdim. Özellikle Abby’nin başına gelenlerin yarattığı çaresizlik ve öfke hissini bire bir yaşadım. Organ ticaretinin tüm çirkinliği gözler önüne serilmiş, bazı hayatları kurtarabilmek adına bazı önemsiz gözüken hayatların nasıl feda edilebileceğini ve bunun için kendine haklı sebepler bulmanın ne kadar kolay olduğunu anlatılmaya çalışılmış. Hikayenin ilerleyişinden daha romantik bir son beklerdim ama yazarın hayal gücümüze bıraktığı karanlık boşlukları da seve seve doldurabilirim.
    Yazarın kaleminin büyük bir hayranıyım. Yazar tavsiyesi isteyenlere tavsiye edeceğim ilk yazar.
  • Vay canına, bu kitapta bitti. Çok iyi dediğim kitaplardan biri oldu. Ve artık benden kitap tavsiyesi isteyenlere rahatlıkla önereceğim kitaplar arasına girdi.

    Kinyas ve Kayra yitik hayatlarının unutulmuş insanları.
    Hissetmekten, sevmekten, acı çekmekten ve daha birçok insani özellikten mahrum, ruhları bozuk adamlar.
    Hayatın anlamı, ölüm ve yaşam konusunda kendi felsefelerinden şaşmayan ve körü körüne bağlı olan iki ruh hastası.
    Kim sırf pişman olup olmayacağını anlamak için masum bir insanı gözünü kırpmadan öldürür?

    Kişiliklerini kaybetmiş adamlar 21 yaşlarında haritanın en ucuna, kan ve güneşin harmanlandığı kıtaya, Afrikaya gelerek bozuk ruhlarına uygun şekilde hayal edilemeyecek kötülükler yaparlar. Ama kime göre?

    İçlerinde birden fazla kişilik taşımaları kendilerinden, dünyadaki herşeyden daha çok nefret etmelerini sağlamada en büyük etken.
    Kim günün her saati kendini en kötü şekilde nasıl öldüreceğini düşünerek yaşar? Kim en yakın dostlarının bile hiçbir pişmanlık duymadan beynini dağıtır?
    Bu adamların en çok istedikleri şey bedenleri ölmeden önce kendilerine bunca acıyı çektiren, her şeyin sorumlusu zihinlerini öldürmek.

    Kitabın başları bana fikir açısından 'Dövüş Kulübü' ve 'Kaybenler Kulübü' filmlerini hatırlattı. Ama ilerledikçe bu adamların olaylarının daha farklı olduğunu anladım.
    Ve merak etmeyin yukarıda katil uşak gibi büyük bir spoiler vermedim. :) Rahat olun kitapta bahsettiklerimden çok daha fazlası var.

    Bence bu kitap yazarın en büyük eseri, her ne kadar diğer kitaplarını okumasamda öyle hissettiriyor. Sanırım çok uzun bir sürede yazmış ve daha gençken yazmaya başlamış. Kitap üç bölümden oluşuyor ve eminim her bölümden keyif alacaksınız, bazı yerlerde dehşete düşeceksiniz ve bazen de üzüleceksiniz.
    Ama size şunu söyleyeyim, alın okuyun birşey kaybetmezsiniz ama birşeyler kazanırsınız.

    Çok uzattım, bu kadar yeter :) hadi bayramın keyfini çıkarın.
    Keyifli okumalar...