10 Kasım Yas Günü

·
Okunma
·
Beğeni
·
999
Gösterim
Adı:
10 Kasım Yas Günü
Yazar:
Baskı tarihi:
2006
Sayfa sayısı:
135
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750811562
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
10 Kasım Yas Günü
10 Kasım Yas Günü
Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı Atatürk, 10 Kasım 1938 perşembe günü saat 09.05'te Dolmabahçe Sarayı'nda hayata gözlerini yumdu. Onun ölümü Türkiye'yi yasa boğduğu gibi bütün dünyada da geniş bir yankı uyandırdı. Dünya büyük liderlerinden birini kaybetmişti.
Atatürk'ün Türk bayrağına sarılı tabutu 16 Kasım'da Dolmabahçe Sarayı'nın büyük tören salonunda katafalk üzerine konuldu. Üç gün üç gece İstanbul halkı önünden saygı geçişi yaptı. Cenaze namazı 19 Kasım sabahı Prof. Şerafeddin Yaltkaya tarafından kıldırıldı. Aynı gün saat 08.30'da tabut, sarayın dış kapısı önündeki top arabasına konularak törenle Sarayburnu'na getirildi; Zafer torpidosuna alınarak Moda açıklarında duran Yavuz zırhlısına nakledildi. Saat 14.00'te İstanbul'dan ayrılan zırhlı saat 18.30'da İzmit'e vardı. Gece özel bir trenle Ankara'ya gönderilen cenaze, 20 Kasım günü saat 10.00'da Ankara İstasyonu'nda Cumhurbaşkanı İsmet İnönü tarafından karşılandı.
144 syf.
·Beğendi·10/10 puan
YouTube Üzerinden "10 Kasım Ölümün Değil, Ölümsüzlüğün Günü" videomu izleyebilirsiniz;
https://www.youtube.com/watch?v=GKo-S1yghSY
___________________________________________________
“Ölümün bitmeyen ufkunda yatarken gene sağ,
Bir avuç toprak olurken gene yüksek, gene dağ…”
***
Dolmabahçe sarayı her zamankinden daha sessizdi,
En yakın arkadaşlarının gözleri dolu dolu ona bakıyorlardı,
O günün sabahında herkeste bir huzursuzluk vardı,
Etrafı kalabalık değildi,
Ayağa kalkacak diye umutla bakıyorlardı,
Tüm heybetine rağmen, sessizce uyuyordu,
Trablus’ta, Çanakkale’de, Sakarya’da düşmanı titreten o mavi gözler canlansın diye bekliyorlardı,
Kocatepe’de ki o meşhur fotoğraf akıllarına geliyordu,
Çocukluk arkadaşı ve yaveri, onun yanından ayrılmayan can yoldaşı Salih Bozok odasına gitmişti,
Eğer Atatürk’ü ölürse, dayanamazdı, o da ardından ebediyete gidecekti,
Onsuz bir dünya yaşanılır değildi,
“Bana ‘ölenle ölünmez’ diyorlar. Ben ölenle ölmüyorum ki… Yaşayamadığım için ölüyorum! Siz, oksijensiz bir dünyada yaşayabilir misiniz? İşte Mustafa Kemal Paşa benim hayatım için bir oksijendi. Bugüne kadar geçen hayatımı nasıl Mustafa Kemal Paşa’ya adamışsam, bundan böyle geçecek hayatımı da Mustafa Kemal Paşa’nın buyruğunda geçirmeliyim.” diyecekti,
***
19 Mayıs 1919 günü Samsun’a çıktığında bir milletin yazgısı değişecekti,
Selanikli küçük Mustafa,
Zübeyde Hanım’ın Sarı Paşası vatanı uğruna gerektiğinde canını vermek için yola çıkmıştı,
O günden bugüne yeni bir ulus doğacaktı…
Atatürk komadaydı…
Bilinmeze doğru bekleyiş sürüyordu,
Saat 09.00 olduğunda göğsü hızla inip çıkmaya başladı,
Dünyadaki son 5 dakikasına gözleri kapalı giriyordu,
Dışarıda bütün bir ulus, endişe içinde radyo başında bekliyordu,
Savarona, son bir saygı duruşu için Dolmabahçe önüne demirlemişti.”
Savarona’yı Türkiye Büyük Millet Meclisi Atatürk’e hediye etmek için almıştı,
Ertuğrul Yatı ile bir kaza atlatılmış, daha büyük bir yat alınması kararı alınmıştı,
Savarona hazır olduğunda Atatürk hazır değildi,
“Bir çocuk oyuncağını bekler gibi bu yatı beklemiştim. Mezarım mı olacak bu tekne benim?" demişti.
İçerisinde sadece 55 gün kalabilmiş, hastalığı şiddetlendiği için tekrardan Dolmabahçe’ye taşınmıştı,
Herkes dehşet içindeydi.
***
Kılıç Ali;
"Hayatına kastedilmemesi için icabında canımızı fedaya azmetmiş olduğumuz büyük Atatürk gözümüzün önünde güpegündüz fani hayata veda edip gidiyor, herkes ellerini kavuşturmuş, büyük bir acz içinde tazimkârane bir vaziyet almış duruyor ve kimsenin elinden bir şey yapmak gelmiyordu. Aman yarabbi... Adeta dehşet içindeydik.” diyecekti.
Saatler ilerliyor, hiçbir şey iyiye işaret etmiyordu,
Bir ara Hasan Rıza dayanamayarak, Kılıç Ali’ye büyük bir teessür içinde;
“Kılıç bak, koca bir tarih göçüyor” diyecekti.
Mustafa Kemal Atatürk,
57 yıllık yaşamına;
11 Savaş,
24 Madalya,
7 Nişan,
13 Yazılmış Kitap,
1 Ülke,
Ve Milyonlarca özgür İnsan sığdırdı…
Dünyaya ise, barışçıl bir ülke bırakarak,
“Yurtta Barış, Dünyada Barış” İlkesini kazandırdı.
***
10 Kasım… Saat tam 9'u 5 geçiyordu.
Hasan Rıza Soyak:
"Birdenbire gök mavisi gözleri açıldı ve sert bir hareketle başını sağa çevirdi. Ben de artık hıçkırıklarımı zapt edemedim. Diz çöktüm, sağ elini ellerimin içine aldım. Öptüm ve yüzüme sürdüm." diyecekti.
Türkiye Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk’ümüz ebediyete intikal etmişti,
Koşuşturmacalar ve hıçkırıklar,
Göz yaşları birbirine karışmış, herkes ne yapacağını şaşırmıştı,
Olduğu yerde kala kalanlar,
Yere düşenler…
Kolay değildi, hiçbir zaman hazmedilmedi,
Onunla birlikte bir ömür geçiren arkadaşları, onsuzluğun ne demek olduğunu bilmiyorlardı…
***
Muhafız Komutanı İsmail Hakkı Tekçe, Atatürk’ün elini öptü ve yorganın altına koydu. Prof. Dr. Mim Kemal Öke Atatürk'ün açık gözlerini kapattı. Dr. Kâmil Berk de "G.M.K." (Gazi Mustafa Kemal) markalı beyaz bir mendille çenesini bağladı.
Evet, 10 Kasım günü Saat 9’u 5 geçe, Atatürk vefat etmişti.
***
Radyolar, Atatürk’ün ölümünü duyurduğunda,
Tüm ülkede hayat durmuştu,
Kendilerini yollara bırakanlar,
Ağlayanlar,
Feryat edenler,
İnanmayanlar…
Hüzün çökmüştü ülkeye,
Kolay değildi,
Atatürk artık bu dünyaya veda etmiş,
Halkı öksüz kalmıştı.
***
Can yoldaşı, yaveri Salih Bozok odasına gidecek,
Bir mektup kaleme alacaktı,
Daha sonrasında Dolmabahçe de bir silah sesi duyulacaktı,
Onsuz yaşamayı bilmediğini söyleyecek,
Atatürk’üne kavuşmak için kurşunu kalbine sıkacaktı,
Ölmeyecekti,
Hesapları tutmayacak ve hastaneye kaldırılıp tedavi olacaktı,
Bu bağlılık başka bir bağlılıktı,
Mustafa Kemal ile yaşayanlar onunla olmayı biliyorlardı ama,
Onsuz bir yaşam tarzına hazır değillerdi,
Ne en yakını hazırdı, Ne silah arkadaşları,
Ne Çankaya, Ne Dolmabahçe,
Ne Sakarya, Ne Kocatepe,
Ne Çanakkale, Ne Trablusgarp,
Ne Ankara, Ne İzmir, Ne İstanbul, Ne Eskişehir…
Dünya dahi hazır değildi.
***
En yakınında bulunmuş olan Falih Rıfkı Atay 11Kasım’da,
“En mesut Türkler, Atatürk yaşarken ölmüş olanlardır. Ömrümüzün ve Türk tarihinin en acı yasını tutmak talihsizliği bize düştü.” diyecek ve acının yüreklere kor alev gibi düşmüş halini tasvir edecekti.
***
Bu büyük adamın ölümüne Dünya ağlayacak,
Saygı yarışına girişecekti,
Savaş esnasında dahi düşmana düşmanlık etmeyen Atatürk,
İzmir İşgalden kurtulduğunda önüne serilen Yunan bayrağını yerden kaldırtacak,
Başkalarının yaptığı hatayı yapmayacak ve zamanı geldiğinde Dünyaya Barış temsilcisi olarak Nobel’e aday gösterilecekti,
Dönemin Yunanistan Başbakanı Eleftherios Kyriakou Venizelos onu Barış Elçisi olarak Nobel adayı olarak önerecekti,
https://ibb.co/m99KSq
Dünyanın Saygı duyduğu Başkumandan satırları 10.Yıl Marşında hak ettiği için ona ithaf olunmuştu.
***
16 Kasım günü, hazırlanan program dahilinde Atatürk’ün aziz naaşı ziyarete açıldı,
https://ibb.co/mqttLA
Büyük topluluklar ziyaret etti,
Herkesin göz yaşı durmadan akıyor, dünya ağlıyordu,
Radyolar kesintisiz yayın yapıyor,
Sabah ve akşam olmak üzere gazeteler basılıyordu,
Halk her gün daha fazla kalabalıklaşıyor ve ziyaretin sonu gelmiyordu,
Son bir kez olsun ona yürekleri ile dokunmak istiyorlardı,
Söylediği gibi “Naçiz vücudu elbet toprak olacaktı” lakin,
“Türkiye Cumhuriyeti İlelebet Payidar” kalacaktı,
Gençlere güveniyordu, gençlik onun yolundan vazgeçmeyecek,
Geliştirerek ona olan borçlarını ödeyecekti,
Atatürk’ün hatırası önünde dinmeyen gözyaşları 17 Kasım günü de devam edecekti,
Sabah erkenden tüm şehir yollara akın etmiş,
Yüzlerinde asil bir ıstırabın gölgesi vardı,
19 Kasım günü hazırlanan protokol ile naaş Ankara’ya defnedilecekti,
Gerçekleşmesi kolay olmayacak,
Akın akın gelen insanlar Atatürk’ünü kolay kolay İstanbul’dan uğurlamayacaktı.
***
Behçet Kemal Çağlar o günü şöyle anlatacaktı;
“Yolun kenarındaki setler insanlarla dolu. Hıçkırıktan arabanın ve ayakların sesleri duyulmaz oldu.
Bütün millet ağlıyor sözü ilk defa benzetme olmaktan çıkmış,
https://ibb.co/grGDLA
Bütün yollar adeta bedenden bir dağ, baştan bir nehir.
https://ibb.co/b5wf0A
Fındıklı'dan ayrıldık. Kenarlarda sıralanmış mektepler, sokaklar dolmuş,
https://ibb.co/j6itLA
halk cadde kenarındaki ev ve dükkânları hınca hınç doldurmuş, kalabalık,
ağaç üstlerine ve minare şerefelerine tırmanmış kimseler dövüne dövüne,
hıçkıra hıçkıra ağlıyorlar.”
Kortej, Tophane ve Fındıklı arasından geçerken
feryat ve çığlık seslerinin çok artmasından dolayı kortejin güvenliğinden sorumlu Fahrettin
Altay, tabutu taşıyan top arabasını geçici süre durdurma gereğini hissedecekti,
***
Atatürk’ün naaşı Sarayburnu’ndan, Zafer Torpidosu’na,
oradan da naaşı İzmit’e götürecek olan Yavuz zırhlısına konuldu.
Atatürk’ün naaşı’nın Yavuz’a konulması sırasında ona yabancı devletlere ait savaş gemileri ve
töreni denizden takip etmek isteyenler için belirlenmiş vapurlar da eşlik etmiştir.
Yavuz zırhlısı, Atatürk’ün cenazesini aldıktan sonra, arkasında Hamidiye, Zafer,
Tınaztepe ve iki denizaltı gemisi ile Savarona,
Sancağında İngiliz dretnotu, bunu takiben Sovyet, Alman, Fransız, Yunan, Romen savaş
gemileri, üstünde uçak filoları ile Marmara açıklarına doğru ilerlemeye başladı.
***
Atatürk’ün cenaze töreni için yabancı savaş gemileri de gelmişti.
İngiltere’den Malaya, Sovyetler Birliği’nden Moskova,
Romanya’dan Regina Marina, Fransa’dan Emile Bertin,
Almanya’dan Emden, Yunanistan’dan Hydra gemileri vardı.
Naaşın taşınması ve Ankara’ya götürülmesi ile ilgili çok detaylı bir program hazırlanmış,
Harfiyen uygulanmıştır,
Planlanmayan ve örgütlenmeyen tek program HALKTIR,
Halk ona olan saygısını derinden ve tüm gerçekliğiyle sunuyordu,
***
Ankara Büyükelçisi Sir Percy Loraine İngiltere’ye gönderdiği raporda;
“Onun için gerçekten yas tutuluyor. Cenaze törenleri sırasında sıradan insanların (Halkın) samimi üzüntüsü kolayca anlaşılıyordu” diyecekti,
***
Atatürk’ün cenaze töreni, farklı kamplarda yer alan ülkeleri bir araya getiren bir zemin oldu.
Neue ZürcherZeitung adlı İsviçre gazetesi, cenaze töreninde ortaya çıkan tabloyu şu şekilde tasvir edecekti;
“Atatürk’ün cenaze töreni, onun son zaferi oldu. Tabutunun önünde karşıtlarının hepsi sessiz kaldı.
Türk ve Alman askerleri, tabutunun arkasında bir sırada yürüdüler; bir diğer sırada Stalin ve Hitler’in
temsilcileri yan yanaydılar; hem Valencia hem de General Franco çiçek yollamışlardı. Tabutun
önünde Faşistler, Demokratlar ve Komünistler eğildiler.”
***
Bunların hiçbiri zorla yapılmıyordu,
Bu saygı kazanılmıştı ve sadece gösterilmesi gerekiyordu,
Hak ettiği saygıya ebediyete intikal ettiğinde de ulaşacaktı,
Matem havası ülkeyi ve dünyayı sarmıştı,
Yerli ve yabancı basın tüm olanakları ile yayın yapmaya ve duyurmaya çalışıyordu…
***
Yavuz zırhlısı, saat 19.30'da İzmit Mayın İskelesi'ne yaklaştı.
Cenaze, burada binlerce İzmitli tarafından karşılandı.
İzmit’te de tören düzeni ve güvenlik önlemleri önceden alınmıştı.
Yavuz zırhlısından alınan Atatürk'ün naaşı, tren istasyonuna götürüldü.
Atatürk'ün tabutu, sağlığında yurt gezilerinde kullandığı beyaz renkli vagona konuldu.
Atatürk'ün tabutunun konulduğu tren, saat 20.30'da İzmit'ten ayrıldı.
Tren, İzmit’ten sonra geçtiği bütün istasyonlarda yavaşlayarak;
Bilecik, Eskişehir, Polatlı ve Etimesgut’tan sonra Ankara’ya ulaştı.
Hat boyunca, trenin geçtiği yerlerde, halk, geç saate aldırmaksızın, kimi zaman ellerinde meşalelerle, treninin geçişini izlediler.
Atatürk’ün naaşını taşıyan tren, 20 Kasım 1938 günü saat 10.03'te Ankara garına ulaştı.

***
Onu anlamak için okuyun,
Araştırın,
Öğrendiklerinizi tartışın, yeni fikirler edinin,
En sevdiği şey, fikirler üzerinden tartışmaktır.
Onun sohbetlerinde ona yalakalık edene değil, ona fikir beyan edene saygı gösterirdi,
Cephede kitap okurdu, bu imkanlar dahilinde sen de onu oku ve öğren,
Yaşadığın Cumhuriyeti ve Kurucusunu tanımanın tek yolu araştırmaktır,
Vazgeçme, yılma, yorulma, bıkma, pes etme,
Sayfalarca oku,
Saatlerce dinle,
İlk önce onu ve ne yapmak istediğini anla,
Sonra farklı bir gözle bak,
İşte o zaman memleketin her bir toprağı gözüne başka gelecektir,
Yürüdüğün yol; asfaltın ötesine geçecek,
Dokunduğun ağaç anlam kazanacaktır,
Cumhuriyet döneminde yoklukla yapılan her yapı gözünde büyüyecek,
“AZ ZAMANDA” Yapılan “ÇOK ve BÜYÜK” işlerin neler olduğunu anlayacaksın,
Fikri HÜR, Vicdanı HÜR yetişeceksin, bu senin ödevindir; geliştireceksin,
Falih Rıfkı Atay’ın dediği gibi,
“Çünkü o sensin artık. O sende sağdır!”
***
Atatürk’ün izinden değil, Yolundan gidin…
Neyi nasıl yaptığını, neler yapmak istediğini anlayın,
Onun izi 10 Kasım 1938 günü Saat 09:05’te ebediyete intikal etti,
Onun yolu 10 Kasım 1938 günü saat 09:06’da bize armağan oldu.
Yolun, yolumuzdur,
Açtığın Yolda, Gösterdiğin Hedefe!
***
Sözümüz Söz;
(…) memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hatta hıyanet içinde BULUNMUŞ OLSADALAR DAHİ, Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit ETSELER DAHİ, Millet, fakr-ü zaruret içinde harap ve bitap düşmüş OLSA DAHİ…

İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifeMİZ, Türk İstiklâl ve Cumhuriyeti'ni kurtarmaktır! Muhtaç olduğuMUZ kudret, damarlarıMIZdaki asil kanda mevcuttur!
***
Sevgi, Saygı ve Özlemle Anıyorum.
Ruhun Şad olsun;
Başkomutanım, Mareşalim, Komutanım, Gazim, Paşam, Mustafam, Kemalim, ATATÜRKÜM!
***
Bu özel baskı kitabı mutlaka temin edin ve o günlere dönüp yaşananları gözlerinizle görün. Maneviyatınızı güçlendirin, halkın matem havası içinde Atatürk'ünü nasıl son yolculuğuna uğurladığına tanıklık edin.
https://ibb.co/i6uy3V
***
Fikirler ÖLMEZ; Fikirlere Bağlılık Gerekir...
https://www.youtube.com/watch?v=mB96DMkHCzo
"Atatürk olmak mümkün değil ama Atatürk gibi düşünmek mümkündür."
144 syf.
·Beğendi·10/10 puan
"Atatürk Ankara'nın kucağında. Ey büyük Türk Milleti! Atatürk'ün eserlerine, layık oldukları mevkii vermekte devam ettiğin sürece emin ol ki O daima senin aranda yaşayacaktır." #Yky #yasgünü syf:93

"Şehirde yalnız bir ışık.Onun makamında yanan meş'aleler görünüyor. Gönüllere, zor bir ayrılığın kahrı çöktü, gözlerde yaşın ne hükmü olur?"
Syf:121

Cumhuriyet Gazetesi, 21 Kasım 1938


Her yıl, milyonlarca onurlu Türk vatandaşının yüreğinin yeniden dağlandığı, bir yandan sonsuz bir hüzün ve sızı veren, diğer yandan da bir kere daha onurlu, gururlu hissettiren önemli bir tarih.. Bizim atamızın, babamızın, ilk öğretmenimizin, başkomutanımızın, ilk cumhurbaşkanımızın(ve ünvanları, vasıfları ve nitelikleri saymakla bitmez) #MustafaKemalAtatürk ümüzün vefaat yıl dönümü.
Saygıyla, sevgiyle, minnetle, şükürle, büyük bir hasretle, derin bir özlemle anıyoruz. . Daima anacağız.. Ve bir kere daha;
#Atatürk dediğimiz ulaşılamayacak bir deha, asalet, nezaket, bilim-ilim, öngörü, içgörü, gurur duygudaşlığı, hüzün, hasret ve özlem demektir. Ona ve onun fikirler deryasına erişemeyeceğini bilen her akıllı insan, onu baş tacı yapar, onun yolunu örnek alır.. Onu yücelten, kendini ve vatanını yüceltir.. Var olmusluğuna şükrediyoruz, halen var oluşundan onur ve gurur duyuyoruz.. Senin fotoğraflarını duvarlardan indirseler de, üç kuruş etmeyen insanların hakaretlerine izin verseler de, seni içimizden, aklımızdan ve kalbimizden hiç bir koşulda söküp alamazlar.. Biz senin üstün akıl ve becerinle bize bıraktığın bu vatana ve sana aşık bir milletiz..Seni bu aşkla anıyor ve anmaya devam edeceğiz..
144 syf.
Aziz Ata’nın vefatını anlatan bu güzel eseri incelemek ne haddime! Sadece hislerimi dile getirmek için yazıyorum. Yapı Kredi Bankası’nın tarih arşivindeki fotoğrafların yer aldığı bu güzel eser her kitaplıkta bulunması gereken çok önemli bir kitaptır. 1938’in 10 Kasım’ında neler yaşandığı fotoğraflarla kanıtlanmış ve bu kanıtlarda göze çarpan da halkımızın o sonsuz sevgisiyle ve minnetiyle Ata’nın ardından nasıl gözyaşı döktüğü, adeta ana babasını kaybetmişçesine nasıl yas içinde olduğudur. Bu kitabı okuyun büyük küçük herkese okutun. Ata’yı yeniden anmak ve anlamak için çok güzel bir eser.
144 syf.
·8 günde·Beğendi·9/10 puan
"Atatürk Ankara'nın kucağında. Ey büyük Türk milleti! Atatürk'ün eserlerine, layık oldukları mevkii vermekte devam ettiğin müddetçe emin ol ki, o daima senin aranda yaşayacaktır."
Cumhuriyet Gazetesi 21 Kasım 1938
.
Cumhuriyetimizin kurucusu sevgili Mustafa Kemal Atatürk'ün cenazesinden İstanbul, İzmir ve Ankara'da ki tarihi anları belgeleyen fotoğraflarla dolu bir koleksiyon kitabı... Özenle seçildiği belli olan fotoğraflar ve o günün gazetelerinden kısa alıntılarla 10- 21 Kasım arasındaki tarihi günleri yeniden yaşatıyor okura. Bana bir çok duyguyu hissettirdi. Muazzamdı. Gazi Mustafa Kemal, cephede bile sürekli okuyan biriydi.. Biz onun evlatları olarak elimizdeki imkanlarla daha fazla okumalı, daha fazla araştırmalıyız. Vatan toprağını tanımalı, değerini daha iyi bilmeliyiz. Bireysel ve toplumsal değişim adım adım gelecektir.
135 syf.
Sanki; o günlerde oradaydım.. Kendimi öyle hissettim.. Belkide hep olmak istediğimdendir.
Uzun ve süslü cümlelere gerek duymadan sadece Yaşadım diyorum..
Tavsiyemdir.
135 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10 puan
ATATÜRK'ün ölümü sonrası cenaze töreninde çekilen Atasına saygı sevgi üzüntüyü yansıtan resimlerden oluşan bir kitap.Yeni neslin mutlaka görmesi gereken resimler
144 syf.
·2 günde·9/10 puan
10 Kasım Yas Günü, Yapı Kredi Bankası Tarihi Arşivi, Selahattin Giz Koleksiyonu'ndan seçilen fotoğraflar, o günün gazetelerinden yapılan alıntılarla 10-20 Kasım arasındaki tarihi günleri yeniden yaşatıyor.
144 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10 puan
Her 10 Kasım hüzünlüdür. 10 Kasım'da doğan kimi insanlar doğum günlerini o gün kutlamaz bile; Kemal Sunal gibi... Nasıl kutlasın ki? Herkesin umudunu kestiği bir millete yeniden vatanlarını, özgürlüklerini vermiş bir önderin öldüğü gün 10 Kasım.
Yazının tamamı için: https://kitapmagarasi.blogspot.com/...ap-kredi-bankas.html
"Günlerden beri ağlamaktan kızarmış olan gözlerden şimdi yeniden gözyaşları boşanıyor. Atatürk'ün yiğit Ankara'sı Ebedi Şefine bu sefer ne acı şekilde kavuştu. Sen böyle mi gidecektin? Onu bu sabah kendi treninden omuzlar üstünde indirildiği zamana kadar hiç kimsenin bunu söylemeye dili varmıyordu."
Kolektif
Sayfa 94 - Cumhuriyet Gazetesi, 21 kasım 1938
"Onu anlamak için okuyun,
Araştırın,
Öğrendiklerinizi tartışın, yeni fikirler edinin,
En sevdiği şey, fikirler üzerinden tartışmaktır.
Onun sohbetlerinde ona yalakalık edene değil, ona fikir beyan edene saygı gösterirdi,
Cephede kitap okurdu, bu imkanlar dahilinde sen de onu oku ve öğren,
Yaşadığın Cumhuriyeti ve Kurucusunu tanımanın tek yolu araştırmaktır,
Vazgeçme, yılma, yorulma, bıkma, pes etme,
Sayfalarca oku,
Saatlerce dinle,
İlk önce onu ve ne yapmak istediğini anla,
Sonra farklı bir gözle bak,
İşte o zaman memleketin her bir toprağı gözüne başka gelecektir,
Yürüdüğün yol; asfaltın ötesine geçecek,
Dokunduğun ağaç anlam kazanacaktır,
Cumhuriyet döneminde yoklukla yapılan her yapı gözünde büyüyecek,
“AZ ZAMANDA” Yapılan “ÇOK ve BÜYÜK” işlerin neler olduğunu anlayacaksın,
Fikri HÜR, Vicdanı HÜR yetişeceksin, bu senin ödevindir; geliştireceksin,
Falih Rıfkı Atay’ın dediği gibi,
“Çünkü o sensin artık. O sende sağdır!”
"Şehirde yalnız bir ışık, Onun makamında yanan meş'aleler görünüyor. Gönüllere, zor bir ayrılığın kahrı çöktü, gözlerde yaşın ne hükmü olur?"
Kolektif
Sayfa 121 - Cumhuriyet Gazetesi, 21 Kasım 1938
"Ey büyük Türk milleti! Atatürk'ün eserlerine, layık oldukları mevkii vermekte devam ettiği müddetçe emin ol ki O daima senin aranda yaşayacaktır."
Kolektif
Sayfa 93 - Cumhuriyet Gazetesi, 21 Kasım 1938
Yeni Türkiye'nin genç evlatları!
yorulursanız dahi beni takip edeceksiniz. dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar. Türk Gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir.''
"Ebedi Şefimize ebedi vedamız.
Atatürk'ten yüreklerimiz yanarak ayrılıyoruz.
Ruhumuz ebediyete kadar onu takip edecektir."

Kurun Gazetesi, 17 Kasım 1938
"Şehirde yalnız bir ışık, Onun makamında yanan meș'aleler görünüyor.
Gönüllere, zor bir ayrılığın kahrı çöktü,
Gözlerde yaşın ne hükmü olur?"

Kitabın basım bilgileri

Adı:
10 Kasım Yas Günü
Yazar:
Baskı tarihi:
2006
Sayfa sayısı:
135
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750811562
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
10 Kasım Yas Günü
10 Kasım Yas Günü
Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı Atatürk, 10 Kasım 1938 perşembe günü saat 09.05'te Dolmabahçe Sarayı'nda hayata gözlerini yumdu. Onun ölümü Türkiye'yi yasa boğduğu gibi bütün dünyada da geniş bir yankı uyandırdı. Dünya büyük liderlerinden birini kaybetmişti.
Atatürk'ün Türk bayrağına sarılı tabutu 16 Kasım'da Dolmabahçe Sarayı'nın büyük tören salonunda katafalk üzerine konuldu. Üç gün üç gece İstanbul halkı önünden saygı geçişi yaptı. Cenaze namazı 19 Kasım sabahı Prof. Şerafeddin Yaltkaya tarafından kıldırıldı. Aynı gün saat 08.30'da tabut, sarayın dış kapısı önündeki top arabasına konularak törenle Sarayburnu'na getirildi; Zafer torpidosuna alınarak Moda açıklarında duran Yavuz zırhlısına nakledildi. Saat 14.00'te İstanbul'dan ayrılan zırhlı saat 18.30'da İzmit'e vardı. Gece özel bir trenle Ankara'ya gönderilen cenaze, 20 Kasım günü saat 10.00'da Ankara İstasyonu'nda Cumhurbaşkanı İsmet İnönü tarafından karşılandı.

Kitabı okuyanlar 39 okur

  • UlU 〄
  • FİRDEVS ÇELEBİ
  • Arda Balkaya
  • mrtdgdvrn
  • Nlf3r ✔
  • Buket TIMAÇ
  • Ali Deniz TUNÇ
  • Black Jack

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%32.1 (9)
9
%3.6 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0