Adı:
18 Saat
Baskı tarihi:
Eylül 2015
Sayfa sayısı:
424
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053110293
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Destek Yayınları
"Bedelini ödediğim hatalarımdan dolayı kimse beni yargılayamaz..."

Yaşadığın hayatın üzerinde bıraktığı izleri fark edebilmek için ölümün soğuk yüzüyle karşılaşmayı bekleme. Bazen sadece 18 saatlik bir zaman dilimi dahi, koca bir hayat kadar uzun gelir insana. En büyük aşkların filizlendiği ve en devrimci düşüncelerin toprağa düştüğü anlar zaten en dar ve çıkmaz zamanlar değil midir? Belki de bu yüzden hayat dediğin yarın cayacakmışsın gibi yaşanır...

"18 Saat" aşk, tutku, şehvet, macera ve tarihle örülü nefes kesici bir roman. Yolları aynı adreste kesişen birbirinden farklı ve iddialı karakterler ölümle burun buruna geldiklerinde bir daha eskisi gibi olmayacak hayatlar yeniden yazılmak zorunda kalınan kaderler sadece fikirleri değil, ruhları da değişenler...

"Gözümüzle gördüğümüz her güzel şeyin arkasında mutlaka bir giz ya da acı saklıdır..."
Bazı bölümlerinde yer alan detaylar (!) bana başka bir kitabın baş kahramanını hatırlattı. :) Oldukça sade bir dille yazılmış, kitabın içeriğinde herkesin altını çizebileceği veya üzerine düşünebileceği birçok cümle var. Yazar birçok konuya değinmeyi tercih ederek güzel bir kurgu ortaya çıkarmış diyebilirim.
İstanbul Gümüşsuyu’nda bulunan Libya Konsolosluğuna silahlı baskın düzenleyen dört Arap teröristin başarısızlığa uğrayan eylem sonrası güvenlik güçlerinden kaçmaya çalışırken sığındıkları bir binanın dördüncü katında Nadir ve ortağı Berrak’ın açılışını yaptıkları mimarlık ofisinin kokteyli ile yollarının kesişmesi ve gelişen olayları konu alan bir roman.
Öncelikle her eserde olduğu gibi burada da bir emek var. Bir kitabı kurgulamak, sözcükleri bir araya getirmek hiç kolay bir olay değil. Bu nedenle ortaya çıkan eser sebebiyle emeğe saygımı belirtiyorum. Bir okur olarak zaman ayırdığım kitap için tamamen okur penceresinden eleştiri mahiyetinde bir şeyler söyleyebilmenin de okur’un hakkı olduğunu düşünerek aşağıdaki eleştirilerimi sıralamak istiyorum:
1]Yazar kitapta, ortalama bir okuyucuyu bir sözlüğe müracaata neredeyse hiç zorlamayan çok sade bir dil ile sınırlı kelime dağarcığı kullanmış. Kitaplar ve yazarların okurlarını kelime bilgisi yönünden yukarı çekmelerini düşündüğümden, bu durumun kitap için bir olumsuzluk olduğunu düşünüyorum.
2]Kitabın 149.sayfasında “Hani şu yağ fıçısına düşmüş gibi sürekli tekleyen, goril kılıklı, kelli felli kıronun karısı mıydı bu afet?” cümlesi ile başlayan bir paragraf var. Cümle ve devamı muhatabı için olumsuz anlam yüklenmişken “kelli felli” sıfatının kullanılması yazar açısından kuşku uyandırıcı. Zira bu sıfat “görmüş, geçirmiş, gün görmüş” anlamı taşıdığı halde yazarın kahramanının ‘kel oluşunu’ betimlemeye çalıştığını ve bu halde yanlış kullanım olduğunu düşünüyorum.
3]Kitapta bulunan karakterlerin iç dünyalarına girilmeye ve okuyucuya yansıtılmasına çalışılmasına karşın; kitabın tüm iskeletini üzerinde taşıyan Nadir ve Tolga’nın ilişkilerinin, arkadaşlıklarının başlangıcının kitabın 97.sayfasında “üçüncü yıl. Tolga’yla bir şekilde samimi de oldular.” cümlesiyle anlatılması çok sığ kalmış. Başka karakterlerin ilişkisinin atlanması normal karşılanabilir ama bu iki ana karakterin arkadaşlığı tüm kitapta üstüne basa basa vurgulanıyor.
4]Kitapta çok fazla gereksiz ve olay örgüsüne uygun düşmeyen cümle var: Mesela mimarlık ofisinin açılış kokteyli devam edip karakterler konuşurken ve bu sözün Özge isimli karaktere söylettirilmesine gerek yokken kitabın 182.sayfasında “Özge, etraflarında bütün bu olan bitenleri midesi bulanarak izliyor.” cümlesinin geçmesi gibi. Yine kokteyle katılanların kendi aralarındaki sohbetler son derece zorlamalı. Mimarlık ofisi açılışından çok kadın-erkek ilişkilerinin tartışıldığı bir sempozyumun ikram arasını andırıyor.
5]Yazar; on sekiz saatlik bir zaman diliminde olanları karakterler yönünden ayrı ayrı anlatıp neticede olay örgüsünü tek bir yolda birleştirerek değişik bir tarz denemekle birlikte çok zor bir işe soyunmuş: Kokteyle katılanların bir anda silahlı saldırganlarla karşı karşıya kalması sonrası oluşması gereken aksiyon çok cılız kalmış. Kahkahaların ardı ardına patladığı, hayata dair sohbetlerin edildiği bir ortamda biri ağır yaralı, elleri silahlı dört terörist ile karşı karşıya kalan insanların (ki bunlar silaha, kan’a alışık olmayan şehir insanları) verdikleri tepki hiç yansıtılamamış. Yapılacak kamera şakasından haberdar edilmiş olan sözde şakazedelerin tepkilerini andırıyor halleri.
6]Mantık hataları da var kitapta: Dört kişi olan eylemcilerin kaçmak için dört kişilik uçak istemeleri gibi. Ellerinde rehine olmadan nasıl kaçmayı planladılar acaba?
Netice olarak şunları söyleyebilirim: İlerledikçe daha da kötüleşen anlatım ve kurguya sahip bu kitabı araya serpiştirilen yoğun cinsellik de kurtaramamış. Cinsellik her zaman prim yapar ama bu kez kitap kurtarmaya yetmemiş. Ancak her okura da şiddetle okumalarını tavsiye ediyorum. Zira kötüler okunmadan ve bilinmeden iyinin tadı bilinmez...
Sonunu rahatlıkla tahmin edebileceğiniz bir kitap. Kitap da verilen mesajlar güzel olsa da genel anlam da çok beğendim diyebileceğim bir kitap değil. Bence yazar Agafya'da olduğu gibi yerli yersiz seks sahnelerini serpiştirmiş gibi geldi. Verilen mesajlar hariç vasat bir kitaptı diyebilirim.
Siyasi görüşü devrime yakin olanlar okuyabilir. Ki ben hicbi zaman sevmem.desteklemem.bence hiçbi yazar siyaset bulastirmamali bi romana.ama hayatları değişen karakterler silsilesi olaylar.akicilik üst düzeyde. Şahsen okurken isimleri not aldim yoksa unutursunuz.sex sahnesi çok fazla.ülkede bu derece yazılmış sex romani yoktur.beni her konuda sarsan bi kitap oldu.cüretkarlar alsin okusun derim.
Kurgusal hata ve üslup bozukluğuyla dolu, okunması eziyet olan vasatın altında bir kitaptı.Kimseye tavsiye etmem..Yazar daha ne kadar saçmalayabilir diye sonunu zor getirdim..
Bir günü gerçekten ne kadar uzun yaşadığımızı anladığımız bir eserdir benim gözümde. Bir güne neler sığabilir ? Hikayesi ve karakterleri ile , edebiyat bakışınızı , hayatı sorgulama ve yorumlama açınızın açılmasının yollarını açan bir kitap.
Kaç kez elime alıp birkaç bölüm okuduktan sonra kenara koydum sayısını hatırlamıyorum. Daha sonra ısrarla devam et belki diğer bölümlerde daha güzel bir olay örgüsü seni bekliyor dediysemde hiçde tahmin ettiğim gibi olmadı.. Başta neyse okuuduğum yere kadar aynı seyrinde devam etti.. Aslında bana göre bir kitap olmadığını 160'lı sayfalara gelince daha iyi anladım ve okumayı burada sonlandırma kararı aldım.. Niye mi? Çünkü çok fazla kadın ve erkek arasındaki konulara girip lüzümsuz, fütursuz şeyler anlatmış yazar.. Elbette kitabı daha önce okumuş ve beğenmiş olanlarımız vardır,, saygı duyuyorum hepimize.. Ama ben beğenmedim.. Okumanızı pek tavsiye etmiyorum.. Şahsi kanaatimdir bu.. Buradan öğrendiğim kitap alırken daha da seçici olmam gerektiği.. Saygılarımla..
Önünüzde 18 saat var neler yaşayacağınızı bilmediğiniz bir zaman dilimi!!! Bana birkez daha evet geçmiş değil, gelecek değil an önemli dedirten bir kitap oldu... Dili çok sade, akıcı bir çırpıda okunuyor hiç yormuyor... okurken sakın kalemsizalmayın elinize onsekiz saat'i altını çizmediğiniz yer kalmayacak çünkü Her demden duygu ve konu var kitapta sadece beni erotizmin olduğu kısımlardaki argo ve müstehcen diye tabir ettiğimiz kısımların fazla açık bir dille kaleme alınmış olması rahatsız etti onun dışında çok keyif alarak okudum

Gelelim konusuna;
İstanbul Gümüşsuyu'nda bulunan Libya konsolosluğuna silahlı baskın düzenleyen 4 teröristin başarısızlıkla sonuçlanan eyleminin ardından güvenlik güçlerinden kaçmaya çalışırken sığınmak amacıyla bir binaya girmeleri ve bu bina da herşeyden habersiz mimarlık bürosu açılış kokteyli için bir araya gelen Nadir, Tolga, Özge, Jale, Berrak, Arzu, Bektaş, Paşa, Ganimet ve diğerleri ile kesişen yolları O yaşanılan onsekiz saatlik ⏳ günden sonra hiç birinin hayatı eskisi gibi olmayacak

Teşkilat-ı Mahsusa'yı en iyi anlatan romanlardan biri diyor kitabın arka kapağında Cengiz Semercioğlu sırf bu bilgi için bile okunmaya değer... Kalemi değerli bir yazarla tanışmaktan ben çok büyük keyif aldım.
..bir insanın ne kadar çok kitabı varsa o kadar yalnızdır. Ne kadar çok kitabı varsa o kadar az ihtiyaç duyar başka kimselere de ondan.
Güzellik doğuştan gelen bir torpildir insana. Ama aynı zamanda doğuştan gelen bir lanet de bahşeder. O aynı zamanda herşeyi kolay elde eden ama sürekli izlenen ve yağmalanan bir bedeldir. İzleyene ilk etapta ilham veren ama sonrasındaysa değersizliğini hissettiren bir şeydir güzellik. Güzellik doğru kullanmayan için insanı kirleten, aptallaştıran bir etkiye sahiptir ve içten içe çürütür insanı.
Ertürk Akşun
Sayfa 90 - Destek yayınları
Ne büyük bir özgürlüktü yazmak. Alabildiğine kendi olabildiği sonsuz bir evren kucaklıyordu onu boş sayfalarda.
Ertürk Akşun
Sayfa 87 - Destek

Kitabın basım bilgileri

Adı:
18 Saat
Baskı tarihi:
Eylül 2015
Sayfa sayısı:
424
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053110293
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Destek Yayınları
"Bedelini ödediğim hatalarımdan dolayı kimse beni yargılayamaz..."

Yaşadığın hayatın üzerinde bıraktığı izleri fark edebilmek için ölümün soğuk yüzüyle karşılaşmayı bekleme. Bazen sadece 18 saatlik bir zaman dilimi dahi, koca bir hayat kadar uzun gelir insana. En büyük aşkların filizlendiği ve en devrimci düşüncelerin toprağa düştüğü anlar zaten en dar ve çıkmaz zamanlar değil midir? Belki de bu yüzden hayat dediğin yarın cayacakmışsın gibi yaşanır...

"18 Saat" aşk, tutku, şehvet, macera ve tarihle örülü nefes kesici bir roman. Yolları aynı adreste kesişen birbirinden farklı ve iddialı karakterler ölümle burun buruna geldiklerinde bir daha eskisi gibi olmayacak hayatlar yeniden yazılmak zorunda kalınan kaderler sadece fikirleri değil, ruhları da değişenler...

"Gözümüzle gördüğümüz her güzel şeyin arkasında mutlaka bir giz ya da acı saklıdır..."

Kitabı okuyanlar 84 okur

  • Sinem Tekin
  • Tuğçe Nur Doğru
  • Özge
  • Buse Kabakoz
  • Mustafa Can Ateş
  • Ayşen Vural
  • Müjdeyalmantaşcı
  • Pembe Panter
  • Elif
  • Rukiye Dinç

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%10.7
14-17 Yaş
%7.1
18-24 Yaş
%0
25-34 Yaş
%25
35-44 Yaş
%42.9
45-54 Yaş
%10.7
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%3.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%72.9
Erkek
%27.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%11.1 (4)
9
%5.6 (2)
8
%11.1 (4)
7
%16.7 (6)
6
%16.7 (6)
5
%16.7 (6)
4
%5.6 (2)
3
%2.8 (1)
2
%0
1
%13.9 (5)