1844 Elyazmaları

9,2/10  (16 Oy) · 
42 okunma  · 
15 beğeni  · 
1.732 gösterim
Marx'ın 1844 yılında Paris'te kaleme aldığı Elyazmaları kadar didiklenmiş, öylesine çeşitli yorumlara konu olmuş, öylesine tartışmalara yolaçmış bir metin, ender bulunur. Bu metinde ya Marx'ın düşüncesinin özü görülmek istenmiş, ya da olgunluk yapıtları ile çeliştiği için önemi yadsınmıştır. Polemikler daha kesin metin düzenlenmeden önce başlamıştır. Daha Landshut ve Mayer tarafından yayınlanır yayınlanmaz, henüz okuma yanlışlıkları ile dolu ve kısmi bir metin sözkonusu olduğu halde, Elyazmaları çeşitli yorumlara yolaçmıştır. O günden bugüne, başka yayınlar da yapıldı. Bununla birlikte, Moskova'daki Marksizm-Leninizm Enstitüsü, daha bu yıl bile [1962] okuma yanlışlıklarını düzeltiyordu ve eğer kesin metin düzenlendiyse, bu iş daha yeni oldu.

Gene de kamuoyu tarafından pek tanınmayan bu yapıt yöresinde tüm bir yayın etkinliği gelişmekten geri kalmadı. Ve bu metin yorumları, Marx'ın metni üzerine gerçekten eğilmekten çok, siyasal ya da ideolojik konumları savunma kaygısını taşıyordu. Bunlar arasında üç eğilim ayırdedilebilir. Tüm bir yorumlamalar dizisi, kabaca sosyal-demokrat başlığı altında toplanabilir. Burada, Landshut ve Mayer tarafından kendi önsözlerinde savunulmuş bulunan tezleri benimseyerek, Elyazmaları'nda tepeden tırnağa aktörel (éthique) bir düşüncenin dışavurumunu gören yorumlayıcılar sözkonusudur. Bu yorumlara göre Marx, bu metinde insanın kapitalist rejimdeki durumu karşısında duyduğu tiksintiyi, felsefi bir biçim altında dile getirmiştir. Düşüncesinin gerçek temeli, daha sonraki yapıtların bu sağtörel (moral) ülküyü iktisat ya da siyaset dilinde aslına azçok uygun bir biçimde dile getirmekten başka bir şey yapmadıkları bu başkaldırmanın ta kendisidir. Bu eğilimin erekleri açık. Bu eğilim, genç Marx'ın düşüncesini sorgulamaktan çok, onun devrimci sivriliğini köreltmeyi ve öğretinin özüne bağlı kalarak toplumu değiştirme işinde ondan yararlanan marksist-leninistlerin saygınlığını azaltmayı gözetiyor.
E.Botigelli, Sunuş'tan
  • Baskı Tarihi:
    2011
  • Sayfa Sayısı:
    400
  • ISBN:
    9757399310
  • Çeviri:
    Kenan Somer
  • Yayınevi:
    Sol Yayınları
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 6 Alıntı

Ne kadar az yer, içer, kitap okursan; tiyatroya, dansa, meyhaneye ne kadar az gidersen; ne kadar az düşünür, sever, kuram yaratır, şarkı söyler, resim ve eskrim yaparsan, o kadar fazla sermaye biriktirirsin. Hazinen öyle büyür ki ne böcekler ne de toprak onu yok edemez. Ne kadar az kendin olursan, o kadar çoğa sahip olursun; kendi hayatını daha az yaşadıkça, yabancılaşmış hayatını uzaklaşmış varlığını o kadar çok yaşarsın.

1844 Elyazmaları, Karl Marx1844 Elyazmaları, Karl Marx
mehmet aysu 
13 Ara 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Sevgi yalnız bir insana bağlılık değildir. Bir tutumdur. Kişinin yalnız bir sevgi nesnesine değil, bütünüyle dünyaya bağlılığını gösteren bir kişilik yapısıdır. Kişi yalnız bir tek kimseyi seviyor, başka her şeye karşı ilgisiz kalıyorsa sevgisi sevgi değil, genişletilmiş bencilliktir.

1844 Elyazmaları, Karl Marx1844 Elyazmaları, Karl Marx
semih 
 23 Kas 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

“Emek tarafından üretilen nesne, onun ürünü, artık üreticisinden bağımsız bir güç olarak, emeğe karşı yabancı bir varlık olarak dikilir… işçi kendisini işte daha fazla harcadıkça, kendine rağmen yarattığı nesneler dünyası daha güçlü hale gelir, o kendi iç dünyasında daha da yoksullaşır ve daha az kendisine ait olur” (s.122).

“Ancak yabancılaşma sadece sonuçta değil, üretim sürecinde, üretici etkinliğin kendi içinde de ortaya çıkar… Eğer emeğin ürünü yabancılaşmaysa, üretimin kendisi etkin yabancılaşma olmak zorundadır… Emeğin nesnesinin yabancılaşması, çalışma etkinliğinin kendisindeki yabancılaşmayı adeta özetler” (s.124)

“iş, işçiye dışsaldır. …onun doğasının bir parçası değildir; o, sonuçta yaptığı işte kendisini gerçekleştiremez; ancak kendisini inkâr eder. … Bu nedenle işçi, yalnızca boş zamanı süresince kendisini yuvasında hisseder, işte ise yuvasız hisseder” (s.124-125).

“işte (işçi) kendisine değil, başka bir kişiye aittir” (s.125).

“Bu, işçinin kendisinin etkinliğiyle kendisine ait olmayan yabancı bir şey olarak, etkinlikle ıstırap çekme (edilgenlik) olarak kuvvetle güçsüzlük olarak, yaratımla kuvvetten düşme olarak, işçinin kişisel fiziksel ve zihinsel enerjisi kendi kişisel yaşantısıyla…kendisine karşı yöneltilmiş, kendisinden bağımsız ve kendisine ait olmayan bir etkinlik olarak ilişkisidir” (s.126).

“insan başka insanlardan yabancılaşır. insan, kendisiyle zıtlaştığında başka insanlarla da zıtlaşır. insanın kendi işiyle, kendi işinin ürünüyle ve kendisiyle ilişki için geçerli olan başka insanlarla ilişkisi için de geçerlidir. … Her insan başkalarından yabancılaşır… başkalarının her biri benzer şekilde insan yaşamından yabancılaşır” (s.129)

1844 Elyazmaları, Karl Marx1844 Elyazmaları, Karl Marx

’’...eger sen insanı insan olarak ve onun dünya ile ilişkisini de insansal bir ilişki olarak görürsen sevgiyi ancak sevgi ile,güveni ancak güven ile değiştirebilirsin.eger sanattan zevk almak istersen,sanat kültürüne sahip bir insan olman gerekir;eger öbür insanlar üzerinde etkili olmak istersen,öbür insanlar üzerinde gerçekten canlandırıcı ve uyarıcı bir etkisi bulunan bir insan olman gerekir.insan ile-ve doğa ile-ilişkilerin her biri,senin gerçek bireysel yaşamının,iradenin nesnesine uygun düşen belirli bir belirtisi olmalıdır.eger sen karşılıklı bir sevgi uyandırmadan seversen,yani senin sevgin,sevgi olarak karşılıklı aşkı uyandırmazsa,seven insan olarak dirimsel belirtin ile sen kendini sevilen insan durumuna dünüştüremiyorsan,senin aşkın amaçsızdır ve buda bir mutsuzluktur..’’

1844 Elyazmaları, Karl Marx1844 Elyazmaları, Karl Marx

Marx, kapitalizmde tüm ihtiyaçların sahip olma ihtiyacına indirgendiğini vurgular; bunun sonucunda insanların çoğu çevreleriyle tek yönlü bir ilişki kurmaya mahkûm olur.

1844 Elyazmaları, Karl Marx1844 Elyazmaları, Karl Marx