1924 Bir Fotoğrafın Uzun Hikâyesi

·
Okunma
·
Beğeni
·
959
Gösterim
Adı:
1924 Bir Fotoğrafın Uzun Hikâyesi
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
282
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944486286
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
Baskılar:
1924 Bir Fotoğrafın Uzun Hikâyesi
1924 Bir Fotoğrafın Uzun Hikâyesi
Abdülhak Hamid, Mehmed Akif, Süleyman Nazif, Cenab Şahabeddin, Sami Paşazade Sezai ve Midhat Cemal Kuntay'ı mevsim çiçekleriyle bezeli mükellef bir yemek masasında gösteren ünlü bir fotoğraf vardır. Bu fotoğrafın adeta içine girerek davetin verildiği Mısır Apartmanı'nın kapısından 1924 yılına çıkan Beşir Ayvazoğlu, elinizdeki kitapta, Mehmed Akif'i mekeze alarak, söz konusu davetin sebebini, nerede ve niçin verildiğini, karede yer alan şair ve yazarların birbirleriyle ilişkilerini, o günlerde yaşadıkları dramları, henüz ilan edilmiş olan Cumhuriyet'in hayatlarına nasıl yansıdığını anlatıyor. Karede görünmeseler de, fotoğrafın içine girildiğinde hemen karşılaşılan Faruk Nafiz Çamlıbel, Abbas Halim Paşa ve Fuad Şemsi İnan gibi renkli şahsiyetlerin de yer aldıkları bu kitap, kültür ve edebiyat tarihimizin bazı karanlık noktalarına ışık tutuyor.
351 syf.
başrol Mehmet Akif Ersoy a ait. Kitap Akif ve çevresindeki edebiyatçıların fotoğraf üzerinden hayatları ele almakta. Dönemin sosyal ve siyasal durumu göz önüne alınaraktan gayet başarılı bir eser ortaya konulmuş. Çelişki olmaksızın olaylar birbirini yapboz parçaları gibi tamamlamakta ve en sonunda bir bütüne dönüşmekte. Edebi kişilere yönelik bir kitap
351 syf.
·Beğendi·10/10
Dönemin en önemli edebiyat adamları Sait Halim Paşa'nın dairesinde bir araya gelir ve bir fotoğraf çektirirler. Kadrajın diğer tarafındaki Ayvazoğlu, bu fotoğraftan yola çıkarak Mehmet Akif, Samipaşazade Sezai, Abdülhak Hamit, Cenap Şehabettin ve Mithat Cemal'in dünyalarından 1924'ün ve o tarihe uzanan sürecin daha geniş fotoğrafını çeker. Akif'in yeni kitabı Asım için hazırlanan ziyafet, ziyaretçilerini beklemektedir.
351 syf.
·14 günde·Beğendi·9/10
Edebiyat ders kitaplarında rastladığım, en aşinası olduğum simanın Âkif' e ait olduğu bir fotoğraf karesinin hikayesi. Şimdinin aksine fotoğrafların zorlukla çekildiği ve bir anlam ifade ettiği 1924 yılı. Fotoğraf denilince aklıma Ziya Osman Saba ve onun gülümsemek ve mutlu olduğunu gösterebilmek  için fotoğrafçıya gidişi geliyor. Bu fotoğraf karesinde yer alan şairler Saba' nın aksine gülümsemek için girmemişler bu fotoğraf karesine. Veya mutlu olup olmadıklarını kanıtlamak için.

Dediğimiz gibi. Tarih 1924 Eylül'ü. Eylül perşembelerinden biri. Ayvazoğlu' nun dediğine göre de tarih; 4, 11, 18 veya 24. Safahat'ın altıncı kitabı olan Âsım' ın çıkışı şerefine, Midhat Cemal Kuntay Mısır Apartmanı'nda bir ziyafet veriyor. Ve fotoğraf karesinde birbirinden kıymetli şairler... Cenap Şehabettin, Abdülhak Hamid, Süleyman Nazif, Mehmed Âkif, Sami Paşazade Sezai, Midhat Cemal. Yemeğin tertiplenme sebebi Asım' ın çıkışı olduğu için sayın Ayvazoğlu kurgunun ortasına Mehmed Akif' i alıyor. fotoğraf karesi içindekiler ve  karenin ardında kalanlar... Faruk Nafiz, Abbas Halim Paşa, Fuad Şemsi Bey, "Zeytindağı" yazarı Falih Rıfkı Atay... Hepsinin birbirleriyle olan ilişkisi, Cumhuriyet' in ilanı öncesi ve sonrası, Akif' in  Mısır' a gidişi, fotoğraf karesindenki şairlerin ömürlerinin son demleri... Hepsi çok güzel bir üslup ve olay örgüsü ile anlatılıyor. Kitapla ilgili zorlanılacak kısım ise dönemin dili. Yine de sözlük yardımı ve cümlenin gidişatı bu sorunu azaltıyor. Bir başka zorlanılabilecek kısım isimler. İsimlerin birbirlerine olan yakınlığı ve bir sayısal öğrencisi olarak Tanzimat Dönemi ve sonrası şair ve yazarlarına aşina olmamam sebebiyle takip etmem biraz zor oldu. Ama çok güzel bilgiler, anekdotlar okudum. Daha önce okuduğum Ertuğrul Düzdağ' a ait " Mehmed Akif ve Kuran meali" eserinden farklı olarak Mehmed Akif' in Mısır' daki hayatı değil, ömrünün son demlerinde büyük bir hasret çektiği İstanbul var. Paris, İstanbul, İstanbul' un semtleri... Hepsi birlikte 1924 ve bu altı şairin bir araya gelebildiği son birliktelik. Bir fotoğrafın uzun hikayesi...
351 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Eser Beşir Ayvazoğlu'na aittir. Türü anlatıdır. Eserde edebiyatımıza eserleriyle yön vermiş olan Abdülhak Hamit, Samipaşazade Sezai, Mehmet Âkif, Faruk Nafiz, Midhat Cemal gibi büyük edebiyatçıların hayatları, fikir ve düşünce yapıları hakkında önemli bilgiler sunulmuştur.Eserin konusu 1924 yılında Midhat Cemal Kuntay'ın Mehmet Âkif için verdiği yemekte çekilen fotoğrafta yer alan edebiyatçılar etrafında şekillenir. Bu yemekte ısrarla Âkif'den sohbet konusu olan Asım'da yer alan şiirlerden okuması istenir. O ise genç şair Faruk Nafiz'e yazdığı şiirlerini okutur. Gün, Midhat Cemal'in ifadesiyle, Âkif günü değil, "Faruk Nafiz Günü"olmuştur. Âkif'in gerekçesi de şaşırtıcıdır: "İnsaf et, o çocuğun şiirleri varken ben kendimi nasıl okurum?Ayıp!"
Mehmet Y.
Mehmet Y. 1924 Bir Fotoğrafın Uzun Hikâyesi'ni inceledi.
351 syf.
1924 - Bir Fotoğrafın Uzun Hikayesi, kitabın kapağında da bulunan bir fotoğraftan yola çıkarak o dönemin fotoğrafta yer alan ya da almayan pek çok ünlü edebiyatçısını anlatan bir kitap. Kimler mi var? Ev sahibi Mithat Cemal ile misafirleri Mehmet Akif, Cenab Şahabettin, Abdülhak Hamit, Süleyman Nazif ve Sami Paşazade Sezai... Bir de o fotoğrafta yer almayan ama ortamda bulunmuş olan Faruk Nafiz... Beşir Ayvazoğlu bu fotoğrafın hikayesinden yola çıkarak devrin edebiyat, matbuat ve siyaset dünyasını yazmış. Başarılı bir kitap ancak açıkça söylemek gerekirse kitap, daha ziyade edebiyatçılara yönelik. Sıradan okurlar için sıkıcı bir hal alabilir.
351 syf.
·Puan vermedi
Mısır Apartmanı’nda bir masa etrafında toplanmış ünlü isimlerin olduğu bir fotoğraftan hareketle yazılmış nefis bir inceleme kitabı. Merkezde Mehmet Akif.Adeta bir karakter heykeli. Abdülhak Hamit’ten Cenap Şehabettin’e, Mithat Cemal’den Süleyman Nazif’e diğer isimler ve fikri münakaşaları. Beşir Ayvazoğlu’nun emek verdiği her kitap okunmalı.
351 syf.
·3 günde·10/10
Kendine has akıcı üslubu, anlaşılır anlatım tarzı ve araştırmalarındaki titizliği ile tanınan Beşir Ayvazoğlu’nun ‘1924 Bir Fotoğrafın Uzun Hikayesi’ isimli anlatısı Kapı Yayınları arasında 282 sayfadan müteşekkil olarak 2016 yılında neşredilmiş, bendeki nüsha dördüncü baskı.Kitaba mevzu bahis fotoğraf, İstiklal Marşımızın şairi Mehmet Akif Ersoy’un ‘Safahat’ adlı nadide eserinin altıncı bölümü olan ‘Asım’ın yayınlanmasını kutlama amacıyla Midhat Cemal Kuntay’ın meşhur Mısır apartmanında verdiği bir davette çekilmiş. Aynı zamanda Mehmet Akif’in dostu olan Kuntay’ın unutulmaz Mehmet Akif monografisine de sıkça göndermelerde bulunan bir kitap, ‘1924 Bir Fotoğrafın Uzun Hikayesi’. Kitapta hem o günkü davete katılan dönemin ünlü ve saygın isimleri,  hem de davette konuşulan konuların muhatabı kişiler, hususiyetler barındıran anekdotlar ve anılar eşliğinde anlatılmış. Burada bir parantez açmalıyım, zira Beşir Bey, Midhat Cemal’in bazı aktarımlarının  yanlış ya da hatalı olduğunu, bu konuda dikkatli olunmasını salık veriyor.Davette çekilen fotoğraflarda her ne kadar merkezde Abdülhak Hamid Tarhan görünse de muhabbet akışı Mehmet Akif Ersoy odaklıdır. O gün kimler vardır? Davet sahibi Midhat Cemal Kuntay, Abdülhak Hamit Tarhan, Samipaşazade Sezai, Süleyman Nazif, Faruk Nafiz Çamlıbel…Topluluk içinde kendine has müstesna ve mütevazı bir portre çizen Akif, Asım’dan parçalar okunması isteğini usta manevralarla geçiştirir ,dikkatleri genç şair Faruk Nafiz üzerine yöneltir. Mehmet Akif’in, dönemin ses getiren romanı Sergüzeşt romanı müellifi Samipaşazade Sezai’yi, Sezai Bey’in de Safahat’ı okumamış olması başlarda tedirgin bir havaya sebebiyet verse de, davetlilerin hararetli bir şekilde o günlerin edebiyat ortamını mülahaza etmeleri havayı değiştirir. Herkesin büyük saygı duyduğu, övdüğü ve yazdıklarına onay bekledikleri isim ise şair-i azam Abdülhak Hamid Tarhan’dır. Kitapta davetin bir fotoğrafı çekildikten sonra bu önemli edebiyatçılarımızın edebi kişiliklerine, düşüncelerine ve herkesin birbirleri hakkındaki fiskoslarına  odaklanır. Tarhan, Ersoy, Sezai, Kuntay, Şehabeddin gibi kalemler olumlu ve olumsuz yönleriyle, kulis dedikoduları sosuyla okuyucuya aktarılır. Tarhan’ın şiirde eskide kalmış ve kendini pek yenileyememiş tarzı, Şehabeddin’in Milli Mücadeleye olumsuz bakışı ve bu minvaldeki net tavrı, Kuntay’ın lükse ve şatafata düşkünlüğü, genel olarak hepsinin çektiği maddi sıkıntılar… yer yer mizahi, yer yer düşündürücü ve hatta üzücü bir anlatımla okuyucuya ulaşır.‘1924 Bir Fotoğrafın Uzun Hikayesi’de belki de en etkileyici, hüzün dolu satırlar bu büyük aydınların edebi istirahatgahlarına uğurlandığı anları  anlatan bölüm, zannımca. Çapkınlığı ve bohem yaşamı, kadınları etkilemedeki hüneriyle bilinen Tarhan’ın son zamanlarını sefalet içinde geçirmesi, devletin bağladığı maaşla tutunabilmesi aydınlarımızın pür-ü melalini ortaya koyan etkileyici kısımlardan biri. Elhan-ı Şita gibi muazzam bir kar şiirinin büyük şairi Cenab  Şehabeddin’in cenazesinin defin gününde yoğun kar yağışı nedeniyle hasta ve yorgun bazı ediplerin cenaze merasimine katılamayışları da manidar anlatılardandı. Bir başka hüzün dolu detay ise Midhat Cemal Kuntay ile ilgili satırlardı. Eşinin ölümüyle adeta hayata küsen ve on yıl boyunca eşinin odasına giremeyen Kuntay, sekaret günlerinde eşinin yatağına yatar ve onun yatağında son nefesini verir. Yaşamı boyunca maddi ve manevi sıkıntılar çeken, ulusal marşımızın şairi olmasına rağmen devletin kendini adım adım takip ettirmesine içerleyen ve Mısır’da uzunca bir süre yaşamak zorunda kalan Akif, en zor günlerinde Said Halim ve Abbas Halim Paşaların yakın ilgisini ve desteğini görür. Mısır’da vefat eder, cenazesinin yurda getirilişi ve sahipsiz sanılan tabutunu üniversite öğrencisi gençlerin omuzlayışı adeta okuyanı derin acılara gark eden bir başka detay, kitapta.Edebiyatımızın bir dönemine damga vurmuş önemli ve saygın ediplerimizin, edebiyat tarihi kitaplarına pek yansımayan ilginç hususiyetlerini yer yer gülümseyerek, yer yer gözyaşları içinde okuyacağınız ‘1924 Bir Fotoğrafın Uzun Hikayesi’ adlı eseri meraklılarına hararetle öneririm, aynı zamanda akıp geçen ömrün, eldeki imkanların kıymetini iliklerinize kadar duyumsayabilmeniz için...
[ Doğduğumdan beridir âşıkım istiklâle,
Bana hiç taşmalık etmiş değil altın lâle.
Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum?
Kesilir, belki, fakat çekmeye gelmez boynum.
Kanayan bir yara gördüm mü yanar tâ ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim.
Adam aldırmada geç git, diyemem, aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım.
Zâlimin hasmıyım amma severim mazlûmu...
İrticâın su sizin lehçede ma'nâsı bu mu? ]
M.Akif Ersoy
[ Yıkmak insanlara yapmak gibi kıymet mi verir?
Onu en çolpa herifler de, emin ol, becerir.
Sâde sen gösteriver. "İşte budur kubbe!" diye;
İki ırgadla iner şimdi Suleymaniyye.
Ama gel kaldilıralım dendi mi, heyhat, o zaman,
Bir Süleyman daha lâzım yeniden, bir de Sinan.]
M.Akif Ersoy
Hayat, kadındı onun için. Karısı Fatma Hanım'ın ölümünden sonra, Hariciye tarafından kendini toplaması için bütün masrafları karşılanarak Paris'e gönderilince orada kendine hemen bir sevgili bulmuştu. Samipaşazade Sezai, bir gün dostlarına o tarihte başka bir Avrupa şehrinde görev yapmakta olduğunu, Hamid'in Paris'e geldiğini duyar duymaz acısını paylaşmak için işini gücünü bırakıp Paris'e gittiğini, otelini ararken kendisiyle Şanzelize'de burun buruna geldiğini ve hayretten donakaldığını anlatmıştır. Hiç de karısını yeni kaybetmiş birine benzemeyen Şair-i Azam her zamanki gibi şıktır ve endamlı bir siyahi dilberi koluna takmış, salına salına gezinmektedir. Bu tuhaf durumu nasıl açıkladığına gelince: Gayet pişkin bir tavırla der ki: "Sezai, biliyorsun büyük bir teessür içindeyim. Matemde olduğumu herkese göstermek için bu zenci kızı buldum.
" Gerçek bir kitap kurdu olan Midhat Cemal'in zengin kütüphanesindeki nadide Türkçe ve Fransızca kitapların hepsi ciltliydi ve raflara özenle yerleştirilmişti."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
1924 Bir Fotoğrafın Uzun Hikâyesi
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
282
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944486286
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
Baskılar:
1924 Bir Fotoğrafın Uzun Hikâyesi
1924 Bir Fotoğrafın Uzun Hikâyesi
Abdülhak Hamid, Mehmed Akif, Süleyman Nazif, Cenab Şahabeddin, Sami Paşazade Sezai ve Midhat Cemal Kuntay'ı mevsim çiçekleriyle bezeli mükellef bir yemek masasında gösteren ünlü bir fotoğraf vardır. Bu fotoğrafın adeta içine girerek davetin verildiği Mısır Apartmanı'nın kapısından 1924 yılına çıkan Beşir Ayvazoğlu, elinizdeki kitapta, Mehmed Akif'i mekeze alarak, söz konusu davetin sebebini, nerede ve niçin verildiğini, karede yer alan şair ve yazarların birbirleriyle ilişkilerini, o günlerde yaşadıkları dramları, henüz ilan edilmiş olan Cumhuriyet'in hayatlarına nasıl yansıdığını anlatıyor. Karede görünmeseler de, fotoğrafın içine girildiğinde hemen karşılaşılan Faruk Nafiz Çamlıbel, Abbas Halim Paşa ve Fuad Şemsi İnan gibi renkli şahsiyetlerin de yer aldıkları bu kitap, kültür ve edebiyat tarihimizin bazı karanlık noktalarına ışık tutuyor.

Kitabı okuyanlar 68 okur

  • Morbi

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0