1930'larda Ankara (Avusturya Büyükelçisi'nin Gözüyle)Norbert von Bischoff

·
Okunma
·
Beğeni
·
283
Gösterim
Adı:
1930'larda Ankara
Alt başlık:
Avusturya Büyükelçisi'nin Gözüyle
Baskı tarihi:
Aralık 2015
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054534814
Kitabın türü:
Çeviri:
Güven Göktan Uçer
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Tarihçi Kitabevi
İnsan faktörü konusu da farklı değildi. İmparatorluk döneminde ülkedeki tüm ekonomik faaliyetleri yabancılara ve Hıristiyan azınlıklara bırakan, bu konuda ne deneyime, ne de geleneğe sahip olan Türkler, şimdi ülkeden uzaklaştırılan Ermenilerin ve Rumların yardımı olmadan, politik nedenlerle bu işlerden uzak tutulan, kendileri de uzak kalmak isteyen yabancılardan da yardım görmeden, çok kısa bir süre içinde her işin üstesinden gelmek zorundaydılar.

Türk devriminin büyüklüğünü anlayabilmek için, geleceğe yönelik bir perspektif içinde Türkiye'ye bakmak gerekir. Ancak o zaman Türk devriminin dünya tarihi içindeki eşsizliği idrak edilebilir; gerek etkinliği, gerekse amacı itibariyle şimdiye kadar yaşanmış ulusal kurtuluş hareketlerinden çok farklı olduğu görülebilir. Ve ancak o zaman Türkiye'nin yeniden yapılandırılmasını tasarlayan ve gerçekleştiren rejimin eylemleri ile yöntemleri hakkında hüküm verilebilir...
(Tanıtım Bülteninden)

Derleyici: Necip Azakoğlu
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Selçukluların bu başarısı, Türklerin Anadolu'da egemen olma iddialarına, tarihin mahkemesi önünde yaklaşık altı yüz yıl boyunca meşruluk kazandırdı. Bu durum, ülkenin yeniden ihmal edilmesi, geri bırakılması üzerine, tarihin verdiği kararı değiştirme sürecine girmesine kadar sürdü. Bu karar aşamasında ise, bugünkü Türk ulusu sahneye çıktı ve aynı üstün başarıyı, aynı kahramanlığı göstererek Anadolu'daki Türk egemenliğini tarihe yeniden tescil ettirdi.
Kolektif
Sayfa 39 - Norbert von Bischoff
Dünya Savaşı'ndan önce Osmanlı padişahının elinde sadece payitaht İstanbul, Doğu Trakya'da küçük bir toprak parçası, Anadolu ve Arap yarımadası kalmıştı; Ermenilerin yaşadığı Doğu vilayetleri, 1878'den beri Rus işgali altındaydı.
Türklerin anavatanı, padişahın onları yolladığı yerdi, aslında bütün bu topraklar padişahın mülküydü, yasal anlamda Türklere ait değildi. Türklerin başka bir vatanı, üzerinde herhangi bir hak iddia edebilecekleri bir yurtları olmadığı gibi, böyle bir yurda sahip olma hakları da yoktu.
Bankalardan demiryollarına, havagazı işletmelerinden şehir suyu şebekelerine, ormanlardan maden ocaklarına kadar her şey yabancıların elindeydi; her şey yabancılar tarafından yapılmıştı ve onların çıkarlarına göre yönetiliyordu.
Sonuçta bu haklar adına, Osmanlı İmparatorluğu'nda yaşayan insanlar iki sınıfa ayrılmış oldular. Birinde her hakka sahip olanlar, yani yabancılar; diğerinde ise ancak yabancıların izin verdiği haklara sahip olanlar, yani yerliler vardı.
Bugün birine, ertesi gün diğerine olmak üzere dış güçlere topraklarından parçalar dağıtan, ayrıcalıklı haklar veren Abdülhamit, karşıtlarının zaafına dayandırdığı, çok ustaca yürüttüğü dış politikası sayesinde dönemin süper güçlerini birbirine düşürmüştür.
Doğu'da bir dilenci bile onurlu bir insandır ve Tanrının yarattığı bu dünyada tartışılmaz bir yere sahiptir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
1930'larda Ankara
Alt başlık:
Avusturya Büyükelçisi'nin Gözüyle
Baskı tarihi:
Aralık 2015
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054534814
Kitabın türü:
Çeviri:
Güven Göktan Uçer
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Tarihçi Kitabevi
İnsan faktörü konusu da farklı değildi. İmparatorluk döneminde ülkedeki tüm ekonomik faaliyetleri yabancılara ve Hıristiyan azınlıklara bırakan, bu konuda ne deneyime, ne de geleneğe sahip olan Türkler, şimdi ülkeden uzaklaştırılan Ermenilerin ve Rumların yardımı olmadan, politik nedenlerle bu işlerden uzak tutulan, kendileri de uzak kalmak isteyen yabancılardan da yardım görmeden, çok kısa bir süre içinde her işin üstesinden gelmek zorundaydılar.

Türk devriminin büyüklüğünü anlayabilmek için, geleceğe yönelik bir perspektif içinde Türkiye'ye bakmak gerekir. Ancak o zaman Türk devriminin dünya tarihi içindeki eşsizliği idrak edilebilir; gerek etkinliği, gerekse amacı itibariyle şimdiye kadar yaşanmış ulusal kurtuluş hareketlerinden çok farklı olduğu görülebilir. Ve ancak o zaman Türkiye'nin yeniden yapılandırılmasını tasarlayan ve gerçekleştiren rejimin eylemleri ile yöntemleri hakkında hüküm verilebilir...
(Tanıtım Bülteninden)

Derleyici: Necip Azakoğlu

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0