1989 Bulgaristan Türklerinin Göç Hikayeleri (Bir Sözlü Tarih Denemesi)

·
Okunma
·
Beğeni
·
103
Gösterim
Adı:
1989 Bulgaristan Türklerinin Göç Hikayeleri
Alt başlık:
Bir Sözlü Tarih Denemesi
Baskı tarihi:
10 Haziran 2019
Sayfa sayısı:
184
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052290323
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Karakum Yayınları
“Ben göç esnasında oradaydım 6 yaşındaydım. Bir kaçışma ve uzun bir bekleyiş hatırlıyorum sınırda çok bekledik sanırım. (7 güne yakın bekledik) Sınırdayken yiyecek sıkıntısı çektik, rahmetli dedem Raim Kurtuluş’un bir yerlerden gidip ekmek bulup getirmesini unutamam. Türkiye’ye gelmek, yerleşmek zordu bizim için. İlk geldiğimizde ‘Ses yapmayın, gürültü yapmayın! Sizi geri gönderirler’ diye korkutuyorlardı bizi. İlk geldiğimde çok yadırgadım. Mahalledeki arkadaşlarımdan ayrılmak çok zor geldi. Çok da olayların farkında değildim. Tabi ki özlediğimiz şeyler vardı. En çok orada bıraktığım biz giderken gözünden yaşlar akan köpeğim Şarik’i unutamam. Orada yaşanan olayları ben çok hatırlamıyorum. Dedem ve amcam isim değişikliklerini anlattıklarında üzülüyorduk. Büyüklerimizin yaşadığı o büyük haksızlığı, hakareti, hapis yatanları ve ölenleri duyduğumuzda üzülüyorduk. Ben de az buçuk hatırlıyorum mahallede gece sokağa çıkma yasakları vardı, polisleri, asker tanklarını, baskılar hafızamdan silinmeyen şeyler.”
zafer saraç
zafer saraç 1989 Bulgaristan Türklerinin Göç Hikayeleri'ni inceledi.
184 syf.
·10/10
Anadolu'nun bir göçler beldesi olduğu tarihten aşikardır. Bu göçler beldesine en son dalga 1989 yılında Bulgaristan'dan gelmiştir. Fakat tarih kitaplarına basit bir göç dalgası şeklinde geçen bu olayın toplumsal yansımalarını bireyin dilinden dinlediğimiz ya da yaşananların acı sesine kulak verdiğimiz pek söylenemez. Bir göçün anatomisinin çizildiği eserde sathi bildiğimiz bilgiler daha şeffaf bir halde detaylı sunulmuştur. Akademik bir perspektifle kaleme alınmasına karşın pek az kullanılan bir metot olan sözlü tarih uygulamasına can veren dönemi yaşayanların anıları deyim yerindeyse kitabın satırlarına hayat vermiştir. Özellikle Bulgaristan Türklerinin göç öncesi yaşadıkları özgürlüğün kıymetini anlatmakla beraber Bulgar despotizminin günahlarını da ortaya dökmüştür. Türk'ün mazlumluğunun ibret belgeselini okumak Türklüğün ne şekilde bir tehdit altında olduğunu görmek gerçekten ibret verici... Soydaşlarımızın yaşadıklarının vatanın kıymetini anlamaya yardımcı olacağına şüphe yok.
184 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Biz Bulgar değiliz biz Türk'üz. Benim Çakmaklı dedem yirmi dört vilayetten Osmanlı için vergi toplanmış. Çetelerer pusu kurmuş on sekiz yaşında şehit olmuş. Çakmaklı dedemin adına köyümüz vardı onun adını bile değistirdiler. Ali dedem Çanakkale Savaşı'nda cephaneye mühimmat taşırken şehit olmuş.
1984 Aralık ayına gelince o gece yer yerinden oynadı insanlar sokaklarda koşarken kadın , çocuk, yaşlı demediler asker ve polisler hiç acımadan ateş açiyorlardi. Aylarca köyümüzde olağan üstü hal vardi, sokağa çıkma yasağı. Bahçe kapısının önünde akşam saat altıdan sonra oynuyor diye iki yaşında kardeşimi vurmaya kalktılar. Annem babam işten atıldı, eve ekmek getirecek kimse yoktu çocuk yaşta konfeksiyonda çalışmaya başladım. Türkçe konuşuyorum diye çok ceza ödedim.
1989 da biz isteyerek göç etmedik, bizi sınır dışı ettiler. Annem teyzeme gitmişti, abim çalışıyordu, ben işe gitmeye hazırlanıyordum, babam 20 yıllık matematik öğretmeni işten atılınca inşaatlarda çalışıyordu Sofyada, ayda bir eve gelirdi, daha bir gün önce gelmişti. Kapıya polis geldi iki saat sonra Cebel de olun dedi. İki saat içinde topladığımız valizlerle, annem üstünü değiştirmeden yola çıktık. Rahmetli dayıma sadece el sallayabildik arabalardan. Abim kalıyor diye feryat ediyordu annem onu da işyerinden almışlar Cebel yol ayrımına getirdiler. Bana bir isim için her şeyinizi bırakıp neden geldiniz diyenlere bana inanmiyorsunuz bu kitabı okuyun diyorum.
Rahmetli dedem derdi "Türk'ün kendinden başka milletten dostu yoktur."
Size kitap özeti yazmadim, çok kısa yaşadiklarımın özetini yaptım. Ben Bulgaristan Türk üyüm, 1989 goçmeniyim.
Yazar Gülbahar Kurtuluş'u bu kitabı yazdığı için kutlarım emeğine kalemine sağlık.
"Şöyle bir şey, ilk önce Türkçe kitaplar toplandı, sonra av tüfekleri toplandı sonra isim meselesine gelindi. 78'li, 80'li yıllarda oldu bunlar bizim de evimizden gelip evrakları topladılar, diplomalarımızı, elimizdeki resmi belgeleri aldılar. Ne hissetceksin kızım, her şey isminde bitmiyor ki benim kalbimde değiştiremezler ki gene Müslümanız gene Müslümanız tabi çok zor bir şey, çocuklarının ismini seve seve koymuşsun, 30 yıl o ismi taşımışsın."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
1989 Bulgaristan Türklerinin Göç Hikayeleri
Alt başlık:
Bir Sözlü Tarih Denemesi
Baskı tarihi:
10 Haziran 2019
Sayfa sayısı:
184
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052290323
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Karakum Yayınları
“Ben göç esnasında oradaydım 6 yaşındaydım. Bir kaçışma ve uzun bir bekleyiş hatırlıyorum sınırda çok bekledik sanırım. (7 güne yakın bekledik) Sınırdayken yiyecek sıkıntısı çektik, rahmetli dedem Raim Kurtuluş’un bir yerlerden gidip ekmek bulup getirmesini unutamam. Türkiye’ye gelmek, yerleşmek zordu bizim için. İlk geldiğimizde ‘Ses yapmayın, gürültü yapmayın! Sizi geri gönderirler’ diye korkutuyorlardı bizi. İlk geldiğimde çok yadırgadım. Mahalledeki arkadaşlarımdan ayrılmak çok zor geldi. Çok da olayların farkında değildim. Tabi ki özlediğimiz şeyler vardı. En çok orada bıraktığım biz giderken gözünden yaşlar akan köpeğim Şarik’i unutamam. Orada yaşanan olayları ben çok hatırlamıyorum. Dedem ve amcam isim değişikliklerini anlattıklarında üzülüyorduk. Büyüklerimizin yaşadığı o büyük haksızlığı, hakareti, hapis yatanları ve ölenleri duyduğumuzda üzülüyorduk. Ben de az buçuk hatırlıyorum mahallede gece sokağa çıkma yasakları vardı, polisleri, asker tanklarını, baskılar hafızamdan silinmeyen şeyler.”

Kitabı okuyanlar 3 okur

  • Burcu Ünlü
  • zafer saraç
  • mesude sert

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%66.7 (2)
9
%0
8
%0
7
%33.3 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0