2061: Uzay Efsanesi 3Arthur C. Clarke

·
Okunma
·
Beğeni
·
525
Gösterim
Adı:
2061: Uzay Efsanesi 3
Baskı tarihi:
Ocak 1999
Sayfa sayısı:
302
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756902073
Kitabın türü:
Çeviri:
Ardan Tüzünsoy, Oya İşeri
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
2061'de;Siyah tektaşın gizemi devam ediyor.Daha önceki iki araştırma uçuşunun kahramanı Heywood Floyd; Dave Bowman ve 'Bağımsız" bilgisayar Hal'la bir kez daha karşılaşıyor. Ve bilinmeyen bir uygarlığın gücü, insanın evrenin gelişiminde bir rol üstlenmesine karar veriyor.Arthur C. Clarke "... madde evrenin harikalarını, bilimsel doğruluğa saygı ile şaşırtıcı bir lirizmi birleştiren cümlelerle betimleyerek ustalığını koruyor."-The New York Times Book Review-"Clarke... Uzay çağının büyük şairi."-Los Angeles Times-
Uzay efsanesi serisinin üçüncü ve bu ana kadar olan en güzel romanı. Heywood Flood, Jüpiter'in içine patlayıp Lucifer adında bir güneşe dönüşmesi sırasında yolculukta sağ kalan nadir kişilerden biri olmuştur ve Ay'da yaşamaktadır. Lawrence adında meşhur bir Çinlinin iki adet gemisi vardır. Bunlardan biri zamanında insanlara yasaklanan Europa yakınlarında araştırma yaparken kaçırılır ve Europa uydusuna indirilir. Gemide Europa'da oluşan sağ ile ilgili ilginç bir teorisi olan bilim adamı Van Der Berg ve Flood'un torunu uçuş elemanı Chris de vardır. Diğer gemi içinde Dimitri ve Heywood olduğu halde Halley kuyruklu yıldızına iniş yapmış ve incelemelere başlamıştır ama Europa'da mahsur kalanlara yardıma gidecektir. Bu arada Chris Flopd ve Van Der Berg Europa'daki Zeus dağının aslında Jüpiter'in çekirdeğinden kopan bir elmas olduğunu ispatlar. Acaba dünyaya sağ salim dönebilecekler midir? Heywood ile Chris arasındaki ilişki düzelebilecek midir? Elmasa ne olacaktır? Soluksuz okunan bir roman daha.
**********SPOİLLER***
Aslına bakılırsa diğer kitapların bir tık altında kalmış gibiydi. Asıl değinmek istediğim nokta ise güneş sistemimizdeki hayat konusunda fazla toz pembe düşüncelere sahip olması.
2. Kitapta Europa'daki yaşam belirtileri bu kitapta jüpiter,hatta gezegen dışındaki bir astroitte bile kendini gösteriyor. Bu kadar çok hayat belirtisi biraz fazla değil mi sizce de?
İlk on yıl (2020'den 2030'a) öyle hızlı geçmişti ki şimdi tam olarak hatırlayamıyordu bile. Her zamanki krizler, skandallar, suçlar, felaketler vardı. En önemlisi Büyük California depremiydi, sonuçlarını istasyonun ekranlarından şaşkınlık ve dehşetle izlemişti. Uygun şartlardaki en güçlü büyütmeyle bile insanları ancak uzaktan gösterebiliyorlardı; ama bulunduğu tanrısal konumdan yanan şehirlerden kaçışanları tek tek seçebilmek imkânsızdı. Gerçek dehşeti sadece yer kameraları gösteriyordu.
Ve yeni dünyalar da kuracaklardı. İnsanlık artık "Savaşın ahlaki eşdeğerini", ırkının enerji fazlasını binlerce yıl boyunca kullanabileceği bir alan bulmuştu.
Artık istense de geniş çaplı bir savaş planlanamazdı. 1990'larda girişimci basın, çözünürlükleri orduda otuz yıldır olanlarla yarışacak düzeyde olan fotoğraf uydularına sahip olunca Şeffaflık Çağı başlamıştı. Pentagon ve Kremlin öfkeden delirmişlerdi; ama Reuters, Associated Press ve Dünya Haber Servisi'nin uyumayan, yirmi dört saat açık kameralarıyla baş edemezlerdi
2020-2030 arasında Süper Güçler arasında bir savaş çıkması, önceki yüzyılda Kanada ile Birleşik Devletler arasında bir savaş olması kadar imkânsız görünüyordu. Bunun nedeni ne insan doğasındaki önemli bir gelişme, ne de başka bir faktördü, tek neden normal olarak hayatın ölüme tercih edilmesiydi. Barış mekanizmasının büyük kısmı bilinçli olarak planlanmamıştı; politikacılar ne olduğunu anlayamadan her şeyin yolunda olduğunu, işlediğini fark etmişlerdi
Sonuçları daha sonra ortaya çıksa da, o on yılda politik yapı katmanları da jeolojik katmanlar gibi engellenemez bir hareketlilik içindeydi, ama tam ters yönde, sanki Zaman tersine dönmüş gibi. Başlangıçta Dünya'da sadece Pangea kıtası vardı, binlerce yıl boyunca parçalanıp ayrılmıştı. İnsanlar da sayısız kabile ve millete bölünmüşlerdi; şimdi ise birleşiyorlardı, eski dil ve kültür ayrımları kaybolmaya başlamıştı.
Ne kadar kanıtlanmış olursa olsun, kabul edilmiş bir mantık çerçevesine uyana kadar hiçbir "gerçek"e inanmamak iyi bir bilim prensibidir
Lucifer bunu hızlandırdıysa da başlangıcı yıllar önce, jet çağı küresel turizmin patlamasına neden olduğunda olmuştu. Hemen hemen aynı zamanlarda (tabii ki bir rastlantı değildi) uydular ve fiber optik teknolojisi iletişimde çığır açmıştı. 31 Aralık 2000'de uzun mesafe arama ücretlerinin tarihi kaldırılışıyla, her arama şehir içi olmuş ve insan ırkı yeni bin yılı kendini geveze, koca bir aileye dönüştürerek kutlamıştı

Kitabın basım bilgileri

Adı:
2061: Uzay Efsanesi 3
Baskı tarihi:
Ocak 1999
Sayfa sayısı:
302
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756902073
Kitabın türü:
Çeviri:
Ardan Tüzünsoy, Oya İşeri
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
2061'de;Siyah tektaşın gizemi devam ediyor.Daha önceki iki araştırma uçuşunun kahramanı Heywood Floyd; Dave Bowman ve 'Bağımsız" bilgisayar Hal'la bir kez daha karşılaşıyor. Ve bilinmeyen bir uygarlığın gücü, insanın evrenin gelişiminde bir rol üstlenmesine karar veriyor.Arthur C. Clarke "... madde evrenin harikalarını, bilimsel doğruluğa saygı ile şaşırtıcı bir lirizmi birleştiren cümlelerle betimleyerek ustalığını koruyor."-The New York Times Book Review-"Clarke... Uzay çağının büyük şairi."-Los Angeles Times-

Kitabı okuyanlar 27 okur

  • Zzzz Gggg
  • Ahmet Turan AKGÜNEŞ
  • Burak
  • Faruk
  • Batuhan Arslanoğlu
  • Serhan Tırpan
  • Figen Esin
  • rtgrlsln
  • Burhan Erdemir
  • murat tüfekçiler

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%42.9 (3)
9
%0
8
%28.6 (2)
7
%28.6 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0