4. Murad: Şarkın Sultanı

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.147
Gösterim
Adı:
4. Murad: Şarkın Sultanı
Baskı tarihi:
Kasım 2016
Sayfa sayısı:
240
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786058301139
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kroniik Kitap
ZAMANIN İSKENDER’İ, ŞARKIN SULTANI
BAĞDAT VE REVAN FATİHİ IV. MURAD

“Bizim tarihimizde askeri eğitim görmediği ve sancağa çıkmadığı hâlde IV. Murad gibi bir dâhi vardır. 17. yüzyılın en büyük mareşalidir. O devirde dünya üzerinde ona denk düşecek bir başka deha yoktur. 12 yaşında tahta çıkan bu genç adam, 19’unda devlete hâkim oldu. 28 yaşında da öldü. Bu kadar kısa sürede de Bağdat ve Revan Fatihi olarak adını tarihe yazdırdı. Prof. Dr. Abdülkadir Özcan’ın vesikalara dayanarak hazırladığı bu kıymetli çalışma tarihteki büyük komutanlarımızdan IV. Murad’a dair birçok bilgiyi tazeleyecek.”
İlber Ortaylı

Sultan Osman’ın hazin akıbeti ve I. Mustafa’nın birkaç ay daha süren ikinci saltanatından sonra Kösem Sultan’ın planıyla henüz 11 yaşında tahta geçen IV. Murad… Yaptığı iki doğu seferi nedeniyle, çağdaş kaynaklarda ve İslâmî edebiyatta efsane olan Makedonya Kralı Büyük İskender ve yine iki büyük doğu seferinin sahibi Yavuz Sultan Selim’le kıyaslanarak bazen “İskender-i Sânî” ve “Zamanın İskender’i”, bazen de “Şarkın Sultanı” olarak nitelendirilen IV. Murad…

17 yıllık saltanatının ilk 9 senesi annesi Kösem Sultan’ın vesayeti altında geçen fakat 1632’den sonra idareyi tamamen eline alan IV. Murad önce kendi adamlarıyla dersaadette ve taşrada büyük bir temizlik harekatı yaptı. Koyduğu amansız yasaklarla asi önderlerin ve iç isyanların hakkından gelen sultan daha sonra doğuya iki büyük sefer düzenleyerek günümüz Türkiye-İran sınırını çizdi.

IV. Murad devrinin iç ve dış olaylarını ele alan, orijinal kaynaklar ve araştırmalarla yepyeni bir sentez olarak ortaya çıkan bu özgün çalışma alanında büyük bir boşluğu dolduruyor.
240 syf.
·4 günde·8/10 puan
4. Murad'ın saltanatının ilk yıllarından başlayarak saltanatı süresince yaşanan hadiseler ve icraatları anlatılıyor.

Kitapta 4. Murad'a ilişkin çokça anekdot var: Mizacı, bedensel özellikleri, gücü/kuvveti, hakkındaki söylenceler, fıkralar vb. Bunların yanı sıra kitabın ana unsurunu seferleri, eylemleri oluşturuyor. Ve bunlar epey "kanlı" diyebilirim. Örnek olması açısından küçük bir anekdot vereyim: Onun dönemine kadar hiçbir Şeyhülislam idam edilmemişken kendisi Şeyhülislam ya da kadıları idam etmekten imtina etmemiştir.

Gayet basit, anlaşılır ve sade bir dili olduğu için herkes rahatlıkla sıkılmadan okuyabilir.

Kitaba dair özellikle sevdiğim kısımları hem şahsına dair anekdotlar hem de alkol ve tütün yasağını çok katı ve kanlı bir şekilde uygulamasının nedenine ilişkin getirilen açıklama oluşturuyor. Bu konudaki açıklama bana gayet mantıklı gelse de başka kaynaklardan da araştırmak gerekiyor. Ancak yine de insan onun emrini verdiği ya da şahit olduğu katliamları düşündükçe tüyleri ürperiyor.

Keyifli okumalar dilerim...
240 syf.
·Beğendi·7/10 puan
Kitabın çoğu bölümleri yalın bir anlatıma sahip fakat öyküleyici anlatım çok az ve tarih sevmeyen bir kişiyi içine çekmesi oldukça zor. Bunun dışında tarihi severim ben sıkılmadan bilgileri okurum diyenler için çok iyi bir kitap yararlandığı kaynaklar ve anlatımı 4. Murad dönemine ışık tutuyor.
240 syf.
Kitap adeta IV. Murad’ın ne kadar ilginç bir şahsiyet olduğunu anlatıyor. Çünkü bence ortası olmayan bir padişahmış. Bir yönüyle Doğu’nun fatihi, güçlü, kudretli ve zor zamanlarda devleti yeniden toparlamış değerli bir kumandan, bir cihangir…
Revan ve hele de Bağdat Seferleri tarihin akışını değiştirebilecek kadar önemli ve başarılı seferlerdir. İlber Ortaylı’nın tabiriyle 17. yüzyılın en büyük mareşalidir.

Kişisel kuvveti de dillere destandır. Tüfekle bile delinemez denen deriyi ok atışıyla delebilen, bir kılıç darbesiyle bir merkebi ikiye bölebilen, ok atış mesafesinde bugün bile kırılamayacak rekorları olan çok güçlü bir insan…

Diğer tarafta ise 15.000’den fazla insan öldürtmüş ki bazılarını bizzat öldürmüş, içki yasağına rağmen kendisi bir alkolik olan, psikopatlık derecesinde sinirli bir adam. Nitekim kardeşi ve halefi Sultan İbrahim onun için ‘gaddar bir insan ama iyi bir komutandı’ demiş. Öldürttüğü kişiler arasında Şehzade Kasım, Süleyman ve Bayezid gibi öz kardeşleri olduğu gibi, Piri Paşa, Emir Çelebi gibi devlet adamları, Nef'i gibi bir şair, kadılar, Şeyhülislamlar ve her nevi insan vardır.

Elbette bu gaddarlığının altında gerçekten çok bozulan devlet düzenini yeniden sağlamak vardır. Bu anlamda halka zulmeden, başıbozukluk yapan, kanun kural tanımayan, isyan eden kişi ve grupları da katlettirmiştir.

Dediğim gibi bir yanıyla büyük bir padişah, diğer yanıyla merhametsiz ve zaaflara gark olmuş bir insan portresi var. Ortası yok… Son olarak şunu da ifade edeyim, onun erken vefatı Batı’da büyük bir sevinçle karşılanmış.

Hamiş: Atatürk'e alkol kullanıyor olmasından dolayı demediklerini bırakmayan bazı arızalı kafaların 'Osmanlı padişahlarını evliya sanmaları ve moda olan ecdad güzelleme hastalıkları' nedeniyle Sultan IV. Murad'ın alkoliklik durumunu ya görmezden geleceklerini ya da inkar edeceklerini tahmin ediyorum.
240 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10 puan
Osmanlı tarihinin son mareşal padişahı IV.Murat karşınızda. Prof.Dr. Abdülkadir Özcan hocanın yalın anlatımı ile keyifli bir biyografi okuyoruz. Çocukluk yılları, söz sahip olması ve ölümü ile hüzünlü ve renkli hayatıyla karşımızda bir Şarkın Sultanı.

IV.Murat nispeten yeni uygulanmaya başlanan ekber ve erşed sistemiyle şehzadelerin sancağa çıkma usulü sona ermiştir. Böylece şehzadelerin tamamen saray içinde yetiştiği kafes usulüne geçilmiştir. Bunun etkilerinin yanında çocuk yaşta abisinin (II.Osman) yeniçeri tarafından katledilmesi ve amcasının yetersizliği üzerine tahtan indirilmesi, sultanın karakterini direkt etkilemiştir. Hakkında çok fazla vurgunculuk yapılan bu padişahın hazin hayatı kendisi seçmemişti. Şartlar ne ise onu yerine getirdi. Hayatı boyunca isyanlar, iktidar savaşanları, yasaklar ve en çok kendisiyle savaştı. Devrin en kuvvetli düşmanı Safevi devleti üzerine bizzat kendi önderliğinde iki sefer düzenledi. Anadolu’da celali isyanlarını bitirdi. Bilim ve sanat değer verirdi. Fiziksel kuvveti, askeri başarıları, şiirleri ve hayat tarzıyla dönemin en renkli kişilerinde biriydi.

4.Murat için kanlı birçok alıntı yapabilirdim. Ufak bir araştırma ile bu eylemlerin hepsini bulabilirsiniz. Kimse çok ilgi çeken bu kanlı eylemlerin arkasında siyasi kararları görmek istemez. III. Murad'ın ataleti, III. Mehmed'in iktidarsızlığı, I. Ahmed'in ve oğlu II. Osman'ın tecrübesizliği I. Mustafa'nın da belahatı yüzünden iç karışıklıklar içinde kalan devleti IV. Murad adeta şok vererek diriltmiş. Safevi devletini üzerine yaptığı iki seferde Anadolu’daki yönetim zafiyetlerini bizzat kendi görüp yeni bir siyaset uygulamıştır.

‘’ YA DEVLET BAŞA YA KUZGUN LEŞE’’ 19 yaşında devlete hâkim olan sultan, ulemadan, yeniçeri ortalarına, devrisaadetten, taşraya kadar bütün cumhurları elden geçirdi. Böyle bir temizlik harekâtında muhakkak masumlarda nasibini aldı. Kurunun yanında yaşta yandı kısacası. Günahıyla, sevabıyla Osmanlı imparatorluğuna tarihine bizzat kendi elleriyle yöne veren bir padişah olduğunu görebiliyoruz.
240 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10 puan
Türk tarihinin en kıymetli şahsiyetlerinden ve en büyük mareşallerinden biri hiç şüphesiz IV.Murat'tır. Yaşadığı dönem koşullarını göz önüne aldığımda benim içinde cidden çok ayrı bir yere sahip. Kendisinden önce gelen beş padişahın ve yönetici kadrolarının çeşitli sebeplerden dolayı devleti zaafa uğratan uygulamalarının tüm olumsuz bakiyesi Murat Han'ın üzerine miras kalıyor. Üstüne üstlük olağanüstü bir dönemde, olağanüstü şartlar içinde tahta geçiyor. Tahta oturduğunda sadece 11 yaşındadır ve henüz sünnet bile olmamıştır.

İmparatorluğun her yerinde huzursuzluklar, dumanı tüten isyanlar vardır. Sipahiler, Yeniçeriler ve bunların komutanları olan Ocak Ağaları devlet yönetimindeki kargaşa ortamından faydalanarak zorbalıklar yapıyor, halka sıkıntılar veriyor, padişah otoritesini tanımıyorlardı. Hazinesi boşalan, kaos denizinin karanlık ve bulanık sularında pusulasını yitirmiş bir kadırga gibi meçhule sürüklenen imparatorluğu birde Bağdat'ın Safevilerce (İran) işgal edilmesinin kahredici buhranı sarar.

Aslında çok şey yazmak istiyorum ama kısaca anlatmak gerekirse. Murat han, yönetime 9 sene boyunca annesi Kösem Sultan ve ekibinin vekalet ettiği sırada devletin ve asilerin adeta röntgenini çekmiş, haklanması gereken isimleri tek tek not etmiş, kangren olmuş meseleler üzerinde düşünmüştür.

20 yaşına geldiğinde ise amansız demir yumruğunu vurarak yönetimi tam manasıyla ele almış ve en önce zorba yeniçeri ve sipahileri ile onların ağalarını idam ettirmiş; yolsuzlukları, rüşveti, suistimalleri ortadan kaldırıp, liyakatsiz görevlileri def etmiş, bozulan tımar sistemini yeniden düzene koyarak hazineyi ağzına kadar doldurmuştur. Devlet yönetimindeki ikiliğe ve fitneye tahammülü olmayan Murat Han, bu uğurdu "Şeyhülislam" dahil bir çok paşayı, isyancıyı hatta ilmiye sınıfından olan kadıları bile idam ettirmiştir.

Yeniçeri ve sipahi askerlerini yeniden yüksek disiplinli korkunç bir savaş makinasına çevirip; Revan (Erivan) ve Bağdat'ı Safevi işgalinden kurtarmış. Kurduğu inanılmaz istihbarat ağıyla Viyana'dan İsfahan'a, Venedik'ten Yemen'e kadar bilgi akışını sağlamış ve İmparatorluğun ömrüne ömür katmıştır. Çok sert mizaçlı ve devlet işlerinde hatayı kabul etmeyen tavırlarını yaşadığı dönemin kaos ortamına, küçük yaşlardan beri şahit olduğu hatta gözü önünde gerçekleşen infazlara, isyanlara ve travmalara bağlamak lazım.

Doğu meselesini halleden büyük Mareşal, Venedik korsanlarının tacizlerine hesap sormak amacıyla Avrupa üzerine sefer hazırlıklar yaptırdığı sırada Nikris Hastalığından dolayı 1640 yılında sadece 28 yaşındayken vefat ediyor.

Yazılması gereken o kadar çok şey var ki, fakat bu kadar yeter. Abdülkadir Özcan hocanın IV. Murat hakkındaki bu bilimsel monografisi alanında büyük bir boşluğu doldurmuş. IV. Murat hakkında okuyabileceğiniz nadide bir çalışma. Meraklısına tavsiye edilir.
240 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Osmanlı Devletinin dağılma devrinde ortaya çıkan İlber Hoca'nın tabiriyle 17.yüzyılın en büyük mareşalidir.
Yavuz Sultan Selim'e benzetilip Şarkın Sultanı denilmiştir.İç ve merkezi otoriteyi sağlamış,toplumda disiplini ve iç nizamı sağlamış,Revan ve Bağdat fatihi olmuş genç yaşına rağmen en önemlisi askeri bir eğitim almamasına ve sancağa atanmamasına rağmen büyük işler çıkarmış büyük saygı ile anılması gereken bir hükümdar olduğu kanaatindeyim.Böyle bir karakterin yaratılmasında annesi Kösem Mahpeyker Sultan'ın ve IV.Murad'ın yaşadıklarının da büyük etkisi olduğu açıktır.Kitapta özellikle seferler sırasında komutanlarla IV.Murad'ın konuşmalarını beğendim.
Sert mizaçlı,büyük cüsseli ve iri yarı bir adam olan IV.Murad liyakata da çok önem vermiştir.Adeta klasik Dönem padişahlarından biridir. Kitabın sonunda resimlerde esere ayrı bir güzellik katmış, ilgisi olanların elbet okumaktan keyif alacaktır.
240 syf.
·Beğendi·8/10 puan
4. Murad "Şarkın Sultanı" & Prof.Dr. Abdulkadir Özcan
+

4. Murad'ın tahta çıkmadan önce imparatorluğun durumundan başlayarak onun ölümüne dek geçen zamanın akıcı, anlaşılır ve sade dille anlatıldığı çok güzel bir kitap.
+
4. Murad; ataları Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman'a çokça benzetilir. Özellikle onun döneminde akli dengesi olmayan, çocuk padişahların tahta çıktığı ortamda padişah annelerinin devleti yönettiğini unutmamak lazım. 12 yaşında tahta çıkıp 28 yaşında ölen 4. Murad dönemi, padişahın 18-19 yaşından sonra oldukça kanlı ve yasaklı geçmiştir.
+
Atası Yavuz Sultan Selim gibi doğuya çokça sefer düzenlemiş ve Bağdat'ı, Revan'ı fethettiği için Şarkın Sultanı lakabını almıştır. Şahsına dair notların tarih vakaları eşliğinde anlatıldığı eser, benim de Osmanlı'da ilgimi çeken padişahlardan biri olduğundan ötürü merakla okuduğum bir yapıt olmuştur. O halde hadi okuyun.
+
#4
.murad #şarkınsultanı #abdulkadirözcan #kitap #kitapokumakgüzeldir #kitaptavsiyesi #kitaptavsiyeleri #kitapönerisi #kitapönerileri #kronikkitap #bookstagram #hadiokuyun #okudumbitti #osmanlı #ottomanempire #ottoman #osmanlıimparatorluğu
240 syf.
·1 günde·10/10 puan
Dağılış sürecine giren Osmanlı İmparatorluğu'nu tekrar canlandıran, yoldan çıkmış ve başıbozuk askerlerin Osmanlı ahalisine yapmış olduğu zorbalıklara son veren, padişaha itaati ve padişah otoritesini yeniden hatırlatan (kendimce) muhteşem bir padişahın hayatının anlatıldığı bir kitap. Kitapta Sultan IV. Murad Han'ın çocukluğundan itibaren hükümdar olma sürecine ve devamında hayata veda edişine kadar konular ele alınıyor. Çoğu insan Sultan Murad'ı despot bir kişilik ilan etmişken bu kitabı okumanız, size Sultan Murad'ın döneme göre gerekli olan her şeyi yapmış olduğuna ikna edecektir. Kim bilir belki de despot dediğiniz padişah, bu kitabı okuduktan sonra favori padişahınız olacak. :)
240 syf.
·5 günde·Puan vermedi
10 Eylül 1623 tarihinde 11 yaşındayken amcası I.Mustafa'nın yerine en büyük şehzade olarak tahta çıkıp 17 yıl hüküm sürmüş.Yasakları ile tanınan astığı astık,kestigi kestik Bağdat Fatihi padişahımız IV. Murad'ın özel hayatı(kısaca anlatılmış)savaşlar ve siyasetinin ele alındığı bir kitap.Beğendim.Osmanlı tarihi severler okumalı.
240 syf.
·15 günde·10/10 puan
Yazarı bizzat üniversiteden hocam olan Abdülkadir Özcan'ın IV. Murad ile ilgili yazdığı bu kitabı büyük bir zevkle okudum çünkü dönem, sahici belgelerle desteklenerek anlatılmıştır. 17. yüzyılın en büyük padişahı olan IV. Murad'ı tanımak, dönemi hakkında gerçekçi bilgilere sahip olmak isteyen herkesin okumasını tavsiye ederim. Dil akıcı ve anlaşılır; herkes kolaylıkla anlayabilir. Dönemin şairlerinin şiirlerine yer verilmesi kitaba ayrı bir tat katmıştır. Sözün özü, okunmasını şiddetle tavsiye ediyorum.
240 syf.
·27 günde·Beğendi·8/10 puan
Bir hükümdarın hayatını bilmek, bize, hükümranlık sürdüğü dönemle ilgili çok önemli bilgiler verir. Osmanlı Devletinin çokça sendelediği bir dönem olan 17.yüzyılı anlayabilmek için, sanırsam dönemin en başarılı liderlerinden birini, IV.Murad'ı bilmek gerek.

IV.Murad, yaptıklarını bir nevi, kalbi duran insana elektroşok vermeye benzetebiliriz. Çok hiddetli ve bir o kadar da başarılı bir padişah olan Murad, atası Selime bir çok yönden benziyor. Bu dönemle ilgili bilgilerimiz ise çok bol. Katip Çelebi gibi bir tarihçi ve Evliya Çelebi gibi bir gezginin eserlerinin başını çektiği bu dönem hakkında bol bol bilgi, bol bol anekdot bulabiliyoruz.

Abdülkadir Özcan'ın kalemini ise çok beğendim. Gayet akıcı bir şekilde, betimlemeli ve açıklamalı bir şekilde bizlere sunmuş bu eseri. Tarih meraklısı iseniz ve bu dönem hakkında ortalama bir bilgiye ihtiyacınız varsa, bu eser sizi tatmin edecektir.
240 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Osmanlı Tarihinde en çok tartışılan karakterler biri olan lakin 28 yıllık kısacık yaşamında bile mizacı ve yaptıklarıyla sancağa dahi çıkmamasına rağmen (o dönemde kafes uygulaması vardı.) dedeleri Fatih, Yavuz ve Kanuni'nin yanında yer almayı hakeden bir padişah olan 4. Murad'ın, akademik dille yazılmış ve roman akıcılığında olan ve İlber Ortaylı'nın da övgüsünü almış bu kitap sayesinde bir açık daha kapanmış oluyor.
 O sıralarda çıkan veba salgını İstanbul’da günde 1000 kadar kişinin ölmesine sebep oluyordu, hatta hastalığın hayvanlara da sirayet ettiği düşüncesiyle bir süre hayvan kesimi yasaklandı. Bu beladan kurtulmak için halk Ok meydanı‘nda topluca dua etti.
"Ok, mızrak ve cirit ile bir kaç kalkanı delmek, bir vuruşta merkebi ikiye bölmek, 200 okka ağırlığındaki gürzü kullanmak gibi insan gücünü aşan hünerleri çoktu. Eski Saray'dan attığı cirit, Sultan Bayezid Camii minaresi dibine düşmüştü. Halep kalesinden fırlattığı cirit ise hendeği geçip Saraçhane üzerine düşmüştü. Her ikisine de nişan dikilip tarih yazılmıştı. Musul'dayken Hind elçisinin getirdiği "ok ve tüfek tesir etmez" dediği siperi delmiş, sonra da bu siperin içine altın doldurarak elçiye iade etmişti."
Abdülkadir Özcan
Sayfa 176 - Kronik Yayıncılık
Rivayete göre güya Sultan Murad kendisini kurtaramamaları halinde hekimleri ölümle tehdit etmişti. Hayattan ümidini kesince Osmanlı tahtını nedimi Silahdar Mustafa Paşa'ya bırakmak, bunun için de kardeşi İbrahim'i öldürtmek istiyordu. Ancak, Osmanlı'nın hayattaki bu tek şehzadesi annesi Kösem Mahpeyker Sultan'ın koruması sayesinde kurtulabildi. Bir Batılı elçinin raporuna göre güya ''İbrahim ölsün, benden sonra devlet yok olsun'' dediği de nakledilir.
O dönemde popüler olan ve remil denilen kum falından çok iyi anlayan Ahmed Çelebi ile ilgili fıkra da ilginçtir. Tebdil gezilerinin birinde Sultan Murad Üsküdar'dan kayığa biner. Yanında Remilci Ahmed Çelebi de vardır. Kayıkçı kürekleri çekerken padişah, dönemin tütün ve içki yasağından yakınır ve arada tütün çubuğunu yakar. Ahmed Çelebi bu gizemli gence, "Oğlum, sen ne iş yaparsın" diye sorar. Padişah, "Eskiciyim, ya sen ne işle meşgulsün?" deyince, Ahmed Çelebi, "Remmalim" der. Padişah, “Öyleyse bir remil at ve padişahın şu anda nerede olduğunu söyle bakalım" der. Ahmed Çelebi bir kâğıt üzerinde bazı şekiller yapıp "Deniz üzerinde görünüyor" cevabını verir. Sultan Murad, "Uzakta mı, yakında mı?" deyince, Ahmed Çelebi yine bazı hesaplar yaptıktan sonra korkulu bakışlarla, "Padişah çok yakınımızda. Ben Remmal Ahmed olduğuma göre ya sensin ya da șu kayıkçı" der. O sırada kolunu sıvayıp hükümdarlık nişanı olan bazubendini gösteren Sultan Murad, "Ey Remmal Çelebi! Bir remil daha atıp benim şehre hangi kapıdan gireceğimi bilirsen seni bağışlarım" der. Bu teklifi kabul eden Ahmed Çelebi, bir şart koşar ve hangi kapıdan gireceğini sözle değil, kâğıda yazarak cevaplayacağını, padişahın da bu kâğıdı şehre girdikten sonra açmasını söyler. Onun bu şartını kabul eden padişah kâğıdı alır ve cebine koyar. Remmal Çelebi'den ayrıldıktan sonra, kayıkçıya, "Çek bakalım Langa Sahili'ne" der. Remmal Ahmed Çelebi'yi mutlaka öldürtmek istemektedir. Langa Sahili'ne çıkınca kale ustalarını ve diğer ırgatlara, surlarda hemen yeni bir kapı açmalarını emreder ve bu kapıdan şehre girer. Hemen Remmal Ahmed Çelebi'nin verdiği kâğıdı açar ve okur. "Padişahım, Yeni Kapı'nız hayırlı olsun" yazmaktadır".
Keza dönemin bazı meczup şeyh ve dedeleri ile Sultan Murad arasında geçmiş fıkralar da vardır. Bunlardan biri tütün içme yasağının sürdüğü günlerde geçer. Sıkı yasağa rağmen tiryakiler bazı gizli mekânlarda tütün içmeye devam etmektedir. Bu yerlerden biri de Üsküdar'da Miskinler Tekkesi civarındaki bir kahvehanedir. Birbiri içinden geçen iki odalı bir yer olan bu mekânin sokağa bakan bölümü kahvehanedir. İç taraftaki bölümünde ise tütün ve afyon içilir. Durumdan haberdar olan Sultan Murad derviş kılığında bu kahvehaneve gider. Kahveci yanına gelip, "Dede Sultan ne içersiniz" diye sorar. Padişah, "Kahve" deyince, kahveci kulağına eğilip sessizce "Tütün de içer misiniz?" der. "Hayır" cevabını alınca, içine bir şüphe düşer ve son sözleri söylediğine pişman olur. Zira Sultan Murad'ın sık sık tebdili kıyafet ile şehirde dolaştığını bilir. Kahveyi önüne koyarken, "Safa geldin Dede Sultan, ismini bağışlar mısın?" deyince, "Murad" cevabını alır. Bu defa eli ayağı titremeye başlayan kahveci, "Han"ı da var mı?" diye sorar. Gizemli müşteri “Evet" deyince, kahveci tütün ve afyon içilen odanın kapısını aralayıp, "Ağalar! Hazır olun cenaze namazına" der ve düşer bayılır. Kahvecinin bu halinden hoşlanan Sultan Murad orada bulunanları affeder fakat kahvehaneyi de yıktırır.
İstanbul folklorunu zenginleştiren Bekri Mustafa, İncili Çavuş, ünlü meddah Tıflî gibi tipler ile kendi yaptığı kanatlarla Galata Kulesi'nden Üsküdar'a uçtuğu bilinen Hezarfen Ahmed ve Kaya Sultan'ın doğumu münasebetiyle düzenlenen şenliklerde barut macunundan yaptığı fişeklerle Sarayburnu'nda havaya yükseldiği rivayet edilen Lagarî Hasan çelebiler bu dönemde yaşamış önemli şahsiyetlerdir. Bu uçuşları Sarayburnu'ndaki Sinan Paşa Köşkü'nden (İncili Köşk) seyreden Sultan Murad her ikisini de akçe ve altınlarla taltif etmiş, Hasan Çelebi'yi 70 akçe yevmiye ile sipahi yazdırmıştır. Ancak rivayete göre tehlikeli biri sayılan Ahmed Çelebi Cezayir'e sürülmüş; Hasan Çelebi de bir süre sonra Kırım'a gitmiştir.
Demirden bir kafes içine konulan Bekir Paşa, yedi gün yedi gece uyutulmayıp azap çektirildi. Sonra meydana getirilip yaktıkları ateşe karşı çıplak vaziyette yağları akıncaya kadar tutularak bütün mallarının yerini söylettiler ve bunlara el koydular. O sırada Bekir Paşa'nın oğlu Derviş Mehmed Şah Abbas ile birlikte babasının çıplak halini elinde şarap nedeniyle gülerek seyretmişti. Daha sonra Bekir Paşa kendisinin daha önce Kanber Ağa'ya yaptığı gibi, etrafı petrolle yağlanan bir kayığa konuldu ve ateşlenerek nehrin ortasına gonderildi; orada dolaşa dolaşa yanarak can verdi.
Bizimle kerbela vadisinde hem - dert olan gelsin
Sınansın arsa-ı ferzanelerde ferd olan gelsin
Adudan intikam almak içün azm ettik ey Hafıx
Ko bu lafü güzafı, işte meydan merd olan gelsin
Fakat onun sözünü tutamayıp hicivlere devam etmesi, Vezir Bayram Paşa'yı, hatta Sultan Murad'ı hicvetmesi mukadder akıbetini yaklaştırdı. Sultan Murad bu ünlü şairi, cezasını vermek üzere Bayram Paşa'ya teslim etti. O da o sırada cizye muhasebecisi olan Nef'î'yi çağırtarak 27 Ocak 1635 günü konağının odunluğunda Çavuşbaşı Boynueğri Mehmet Ağa eliyle boğdurup bir rivayete göre cesedini denize attırdı. Ölümüne hicivlerinden bıkmış olan ulemanın da sevindiği nakledilir. Ölümüyle ilgili en çok bilinen beyit şudur:

Gökten Nazire indi Sihâm-ı Kazâ'sına
Nef'î diliyle uğradı Hakk'ın belâsına

Kitabın basım bilgileri

Adı:
4. Murad: Şarkın Sultanı
Baskı tarihi:
Kasım 2016
Sayfa sayısı:
240
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786058301139
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kroniik Kitap
ZAMANIN İSKENDER’İ, ŞARKIN SULTANI
BAĞDAT VE REVAN FATİHİ IV. MURAD

“Bizim tarihimizde askeri eğitim görmediği ve sancağa çıkmadığı hâlde IV. Murad gibi bir dâhi vardır. 17. yüzyılın en büyük mareşalidir. O devirde dünya üzerinde ona denk düşecek bir başka deha yoktur. 12 yaşında tahta çıkan bu genç adam, 19’unda devlete hâkim oldu. 28 yaşında da öldü. Bu kadar kısa sürede de Bağdat ve Revan Fatihi olarak adını tarihe yazdırdı. Prof. Dr. Abdülkadir Özcan’ın vesikalara dayanarak hazırladığı bu kıymetli çalışma tarihteki büyük komutanlarımızdan IV. Murad’a dair birçok bilgiyi tazeleyecek.”
İlber Ortaylı

Sultan Osman’ın hazin akıbeti ve I. Mustafa’nın birkaç ay daha süren ikinci saltanatından sonra Kösem Sultan’ın planıyla henüz 11 yaşında tahta geçen IV. Murad… Yaptığı iki doğu seferi nedeniyle, çağdaş kaynaklarda ve İslâmî edebiyatta efsane olan Makedonya Kralı Büyük İskender ve yine iki büyük doğu seferinin sahibi Yavuz Sultan Selim’le kıyaslanarak bazen “İskender-i Sânî” ve “Zamanın İskender’i”, bazen de “Şarkın Sultanı” olarak nitelendirilen IV. Murad…

17 yıllık saltanatının ilk 9 senesi annesi Kösem Sultan’ın vesayeti altında geçen fakat 1632’den sonra idareyi tamamen eline alan IV. Murad önce kendi adamlarıyla dersaadette ve taşrada büyük bir temizlik harekatı yaptı. Koyduğu amansız yasaklarla asi önderlerin ve iç isyanların hakkından gelen sultan daha sonra doğuya iki büyük sefer düzenleyerek günümüz Türkiye-İran sınırını çizdi.

IV. Murad devrinin iç ve dış olaylarını ele alan, orijinal kaynaklar ve araştırmalarla yepyeni bir sentez olarak ortaya çıkan bu özgün çalışma alanında büyük bir boşluğu dolduruyor.

Kitabı okuyanlar 136 okur

  • ilker tömek
  • Onur İriş
  • Arda Alpay Kayabay
  • azim
  • İbrahim BÜYÜKGÜLLÜ
  • Murat Usta
  • Emre aksu
  • Arda Alpay Kayabay
  • özgür yeğin
  • Hilal Kevser Asa

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%32.3 (20)
9
%14.5 (9)
8
%35.5 (22)
7
%16.1 (10)
6
%1.6 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0