45'lik Dergi - Sayı 5

·
Okunma
·
Beğeni
·
61
Gösterim
Adı:
45'lik Dergi - Sayı 5
Baskı tarihi:
Temmuz 2018
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yazıya başlık bulamamak böyle bir şeydi işte. Neresinden tutsanız elinizde kalıyordu. Tabi elimde kalan kötü ve hatırlanmaması gereken anılar değil, hatırlandığında insanı güldüren ve içinde sevinç çığlıkları koparan anılardı. Lise zamanlarından başlayarak, dönemimize uzanan atari oyunlarından, bu oyunların hayatımıza kattıklarından ve aldıklarından bahsedeceğim bu yazımda.

Bıyıkları yeni terlemiş çocuklar olarak (günümüzün tabiriyle Ergenuslar) atari salonlarının vazgeçilmez müdavimleriydik. Fakat üzülmüyor da değildik; herkes haftalık harçlıklarını hiçbir şey yemeden, içmeden biriktirir, atari salonlarında harcardı. Ben ve kardeşim bu konuda şanslıydık. Dayımız, dayımızın oğlu ve bizim ailenin ortak olduğu bir atari salonumuz olduğu için rahatça oyun oynayabiliyor hatta arada arkadaşlarımıza da oynatabiliyorduk. Prestijimiz sağlamdı. Bizim nesil atari salonlarında büyüdü diyebiliriz. En fazla tercih edilen Street Fighter II, tüm zamanların en başarılı ve en çok oynanan oyunuydu. İki tane Street Fighter makinemiz olmasına rağmen ikisi de dolu olurdu hep. Bu makinelerde sıra beklemekten yorulan yaştaşlarımız, Samurai Shodown (İnanılmaz görsel efekleri olan bir oyundu, dört tuşla oynanırdı.) Pac-Man(Sadece dobişko dersem anlamış olursunuz.), Mortal Kombat, Final Fight (Haggar desem hatırlarsınız.), Fatal Fury’yi( Mai Shiranui) unutmamak gerekir, Blood Bros. (Herşeyi kırıp dökebiliyorduk. Bu oyunda hayatımız hep aksiyonluydu.), Art of Fighting (Zor olduğu için tercih ederdik.), Air Buster (Kolay bulunmazdı ama çok

da kaliteliydi), Mutant Fighter (Sürekli kolları kırardık) ve Tetris’i de unutmamak gerekir; say say bitmiyor. Sanki birini saymayınca ihanet edecekmişsin gibi geliyor. İşte bizim ergenliğimizin atari oyunları bunlardı.

Atari salonlarının jetonları ise Karaköy’deki genelevin sokağında satılırdı. Bir keresinde genelevin yerini sormaya utandığım için, Karaköy sokaklarında üç saat jetoncu bulmak umuduyla gezdiğimi ise hiç unutamam.

Bir de o dönemin dijital olmayan oyunlarından bahsetmek istiyorum. Mantar tabancası vardı. Ben silahı pek sevmediğimden mantar tabancam hiç olmadı. Ama misket, taso, sapan, solo test, halka geçirme, saklambaç, vazgeçilmezimiz mahalle futbolumuz, çelik çomak, yağ satarım bal satarım, yakar top, uzun eşek… Bu oyunlar da say say bitmez işte.

Biz özgürdük, sokaklarımız boş ve rahattı. Her yer oyun oynanabilecek kadar güvenliydi. Her tarafımız boş arsalarla doluydu ve inanmayacaksınız belki ama ağaçlık alanlar vardı. Piknik yapmak için saatlerce yol giderek, yeşil bir orman aramazdık, mahallemizde piknik yapabildiğimiz alanlar, su içebildiğimiz çeşmeler, ağaçların altında gölgelenebildiğimiz yerler vardı. Bu arada çok mutluyduk çünkü cep telefonu henüz icat edilmemiş ve birçok evde daha televizyon bile yoktu. Bilgisayarın ise adını bile duymamıştık. Bu da bizi masumlaştırıp arkadaşlarımızla vakit geçirmemizi sağlıyordu. Ama Betamax videoları, VHS film kasetlerini de unutmamak gerekir. Yazlık sinemalardan sonra ilk göz ağrımızdır. İlk filmlerimizi seyrettiğimiz dünyaya bakışımızı değiştiren kasetlerdir. Unutanlar için bir tarih olsun istedim. Bir yarısı seksenlerde kalanlara umut olsun.
250 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
45'lik dergisinin temmuz 2018 itibarıyla 5. sayısını okudum. Hepsi birbirinden değerli yazılardan oluşan ve nostaljiyle de aranız iyiyse mutlaka koleksiyon oluşturabileceğiniz bir dergi. Hem içerik hem de görsel olarak iddialı bir dergi.

Az sayıda yaptığım alıntı kadar değil. Hem müzik hem de sinema ile ilgili belki de ilk defa duyacağınız yazılara sahip. O yüzden bir göz atmakta fayda var diye düşünüyorum.

Bir dergi okuru olarak tavsiye ediyorum.
Atari salonlarının vazgeçilmez müdavimleriydik. Fakat üzülmüyor da değildik; herkes haftalık harçlıklarını yemez, içmez bu salonlarda harcardı.
Kolektif
Sayfa 1 - Fatih Akyol
1980 yılında Ümit Besen'in ilk albümü "Şikâyetim Var" piyasaya çıktı ve o güne dek genellikle bilinen ve sevilen şarkılarla hız kazanmış taverna müziğinde yeni bir kulvar açtı.
Kolektif
Sayfa 12 - Kolektif -Yavuz hakan Tok - Temmuz 2018
"Sen Ağlama" sadece o dönem resmi kayıtlara göre 2 milyonun üzerinde satmıştı. Buna korsan kasetleri ve bugüne kadar devam eden satışları da eklersek, bu albümün temiz 5 milyonun üzerinde bir satış yakaladığını söylemek mümkündür.
Kolektif
Sayfa 5 - Kolektif -Michael Kuyucu - Temmuz 2018
1981 yılında verdiği röportajında "Sonradan kadın olanlar, güzel olsalar da zarif olamazlar. Bir kadının bel inceliği, kalça hatları istenildiği kadar ameliyat olsun, bir transseksüelde oluşamaz" demişti. O günlerde Twitter yoktu ki bu sözleri olay olsun, adı TT'lerden düşmesin.
Kolektif
Sayfa 6 - Kolektif -Hakan Eren - Temmuz 2018
Biz özgürdük, sokaklarımız boş ve rahattı. Her yer oyun oynanabilecek kadar güvenliydi. Her tarafımız boş arsalarla doluydu ve inanmayacaksınız belki ama ağaçlık alanlar vardı. Piknik yapmak için saatlerce yol giderek, yeşil bir orman aramazdık, mahallemizde piknik yapabildiğimiz alanlar, su içebildiğimiz çeşmeler, ağaçların altında gölgelenebildiğimiz yerler vardı. Bu arada çok mutluyduk çünkü cep telefonu henüz icat edilmemiş ve birçok evde daha televizyon bile yoktu. Bilgisayarın ise adını bile duymamıştık. Bu da bizi masumlaştırıp arkadaşlarımızla vakit geçirmemizi sağlıyordu. Ama Betamax videoları, VHS film kasetlerini de unutmamak gerekir. Yazlık sinemalardan sonra ilk göz ağrımızdır. İlk filmlerimizi seyrettiğimiz dünyaya bakışımızı değiştiren kasetlerdir. Unutanlar için bir tarih olsun istedim. Bir yarısı seksenlerde kalanlara umut olsun.
Kolektif
Sayfa 1 - Kolektif - Fuat Akyol - Temmuz 2018
Nitekim 1985 yılında Nurtaç Düzgit, Rüya Çağla, Asya Sabancı ve Devran Düzgit'ten kurulu Grup Turbo'nun tek bir orgla kaydedilmiş "Mavi Mavi" adlı kaseti bir milyonun üzerinde bir satış rakamı yakalayınca, bu furya da kaçınılmaz bir şekilde başlamış oldu.
Kolektif
Sayfa 13 - Kolektif -Yavuz hakan Tok - Temmuz 2018
80'lerde Boğaz'da arabayla tur atmak aile ritüellerimizden biriydi. Özellikle de yaz geceleri. Yolumuz Tarabya'dan da geçerdi tur boyunca. "Yavaş sür burada." derdim babama. Çünkü Boğaz hattında eğlencenin kalbi Tarabya'da atardı. Sahil boyunca taverna diye tabir edilen sayısız eğlence yerinden neşeli sesler yükselir, piyanist şantörlerin çaldığı orgların şakır şakır ritimleriyle göbek atan insanların coşkusu ister istemez bize de sirayet ederdi.
Kolektif
Sayfa 12 - Kolektif -Yavuz hakan Tok - Temmuz 2018

Kitabın basım bilgileri

Adı:
45'lik Dergi - Sayı 5
Baskı tarihi:
Temmuz 2018
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yazıya başlık bulamamak böyle bir şeydi işte. Neresinden tutsanız elinizde kalıyordu. Tabi elimde kalan kötü ve hatırlanmaması gereken anılar değil, hatırlandığında insanı güldüren ve içinde sevinç çığlıkları koparan anılardı. Lise zamanlarından başlayarak, dönemimize uzanan atari oyunlarından, bu oyunların hayatımıza kattıklarından ve aldıklarından bahsedeceğim bu yazımda.

Bıyıkları yeni terlemiş çocuklar olarak (günümüzün tabiriyle Ergenuslar) atari salonlarının vazgeçilmez müdavimleriydik. Fakat üzülmüyor da değildik; herkes haftalık harçlıklarını hiçbir şey yemeden, içmeden biriktirir, atari salonlarında harcardı. Ben ve kardeşim bu konuda şanslıydık. Dayımız, dayımızın oğlu ve bizim ailenin ortak olduğu bir atari salonumuz olduğu için rahatça oyun oynayabiliyor hatta arada arkadaşlarımıza da oynatabiliyorduk. Prestijimiz sağlamdı. Bizim nesil atari salonlarında büyüdü diyebiliriz. En fazla tercih edilen Street Fighter II, tüm zamanların en başarılı ve en çok oynanan oyunuydu. İki tane Street Fighter makinemiz olmasına rağmen ikisi de dolu olurdu hep. Bu makinelerde sıra beklemekten yorulan yaştaşlarımız, Samurai Shodown (İnanılmaz görsel efekleri olan bir oyundu, dört tuşla oynanırdı.) Pac-Man(Sadece dobişko dersem anlamış olursunuz.), Mortal Kombat, Final Fight (Haggar desem hatırlarsınız.), Fatal Fury’yi( Mai Shiranui) unutmamak gerekir, Blood Bros. (Herşeyi kırıp dökebiliyorduk. Bu oyunda hayatımız hep aksiyonluydu.), Art of Fighting (Zor olduğu için tercih ederdik.), Air Buster (Kolay bulunmazdı ama çok

da kaliteliydi), Mutant Fighter (Sürekli kolları kırardık) ve Tetris’i de unutmamak gerekir; say say bitmiyor. Sanki birini saymayınca ihanet edecekmişsin gibi geliyor. İşte bizim ergenliğimizin atari oyunları bunlardı.

Atari salonlarının jetonları ise Karaköy’deki genelevin sokağında satılırdı. Bir keresinde genelevin yerini sormaya utandığım için, Karaköy sokaklarında üç saat jetoncu bulmak umuduyla gezdiğimi ise hiç unutamam.

Bir de o dönemin dijital olmayan oyunlarından bahsetmek istiyorum. Mantar tabancası vardı. Ben silahı pek sevmediğimden mantar tabancam hiç olmadı. Ama misket, taso, sapan, solo test, halka geçirme, saklambaç, vazgeçilmezimiz mahalle futbolumuz, çelik çomak, yağ satarım bal satarım, yakar top, uzun eşek… Bu oyunlar da say say bitmez işte.

Biz özgürdük, sokaklarımız boş ve rahattı. Her yer oyun oynanabilecek kadar güvenliydi. Her tarafımız boş arsalarla doluydu ve inanmayacaksınız belki ama ağaçlık alanlar vardı. Piknik yapmak için saatlerce yol giderek, yeşil bir orman aramazdık, mahallemizde piknik yapabildiğimiz alanlar, su içebildiğimiz çeşmeler, ağaçların altında gölgelenebildiğimiz yerler vardı. Bu arada çok mutluyduk çünkü cep telefonu henüz icat edilmemiş ve birçok evde daha televizyon bile yoktu. Bilgisayarın ise adını bile duymamıştık. Bu da bizi masumlaştırıp arkadaşlarımızla vakit geçirmemizi sağlıyordu. Ama Betamax videoları, VHS film kasetlerini de unutmamak gerekir. Yazlık sinemalardan sonra ilk göz ağrımızdır. İlk filmlerimizi seyrettiğimiz dünyaya bakışımızı değiştiren kasetlerdir. Unutanlar için bir tarih olsun istedim. Bir yarısı seksenlerde kalanlara umut olsun.

Kitabı okuyanlar 2 okur

  • S. Ali
  • ozakiabi

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%100 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0