Çok uzun zamandır sadece ülkemiz değil ümmetin üzerine oynanan oyunların analizi, kaybettiğimiz Alperen ruhunu bir nebze de olsa hatırlatıyor. Askerin çatışmada operasyon da ki ruh halini tasvir eden güzel bir çalışma. Özellikle operasyon bölümüne gelince, askerlik anılarım depreşti.
5. TimAbdullah Ağar · Destek Yayınları · 2020129 okunma
Bu kitabı okumak, tamamen gerçeğin yalın bir dille aktarıldığına şahit olmak insanı sarsarak kendine getiriyor. Bugünümüzü ve yarınımızı borçlu olduğumuz isimsiz kahramanların hatırası önünde eğilmek muhakkak lazım, ancak yeterli değil. Yer ve gök şahit olsun ki bu vatanın her evladı, hepimiz, vatan anamız davet ettiği takdirde kanımızı bayrağa canımızı vatan toprağına katmak suretiyle davete icabet edeceğiz evelallah. Biz, güneş doğsun isteriz…
Şehit Ahmet Şengülen
Şehit Ahmet Gündoğmuş
Şehit Ali Rıza Dursun
Şehit Alaattin Çelik
Şehit Öner Tekemen
Şehit Nezir Özkan
Şehit Mustafa Durmaz
Şehit Metin Gür
Şehit İsmail Atmaca
Şehit İlker Vurgun
Şehit Gürel Alagöz
27.10.1992 - Kuzey Irak Şehitleri, ruhunuz şad olsun, mekanınız cennet olsun.
5. TimAbdullah Ağar · Destek Yayınları · 2020129 okunma
Güneydoğu hakkında yazılan kitaplar genelde üst rütbeli subaylar tarafından kaleme alınmıştır. Bu kitap ise bir tim komutanı tarafından yazıldığı için daha farklı tatlar barındırıyor içinde. Kitabın ismine bakılarak sürekli çatışma sürekli operasyon ve sıcak temas gibi unsurlar bulunulacağı sanılıyorsa yanılıyorsunuz. Çatışmalardan ziyade askerin psikolojisi ön planda tutulmuş.
5.tim Güneş Doğsun İsteriz, vatan sevgisi ve kahramanlık duygularını uyandıran, askerlerimizin yaşadığı zorlukları ve fedakarlıkları anlatan etkileyici kitaptır. Bu kitabı özellikle Türk tarihinin önemli dönemiyle ilgilenlere ve kahramanlık hikayelerini sevenlere tavsiye ederim. Gerçek bir hikayeye dayanması ve akıcı, samimi , sürükleyici dille bizlere aktarıyor olması övgü alınması gereken diğer bir noktadır.
Abdullah Ağar'ın yazmış olduğu kitap, yazarın başından geçen olayları 1.ağızdan öğrenmemizi sağlıyor. 90'lı yıllarda meslek hayatına yeni başlayan yazarımız mesleğe başlar başlamaz başına ilginç olaylar geliyor. Görev yerine varır varmaz hemen operasyona gitmek zorunda kalan Ağar bu kıymetli eserde okuyucuya kesintisiz bir macera sunuyor. Okumanızı tavsiye ederim. Şimdiden iyi okumalar dostlar.
Türk'ü, Türk'lüğü iliklerinde hissetmek isteyenler için... Kimi zaman gözyaşı, kimi zaman sevinç, ama her satırı gurur ve onur taşıyan,belki de bir değil birkaç defa okunması gereken bir kitap.
Terörün en yoğun yaşandığı yıllarda göreve başlar başlamaz kendisini çatışmanın içinde bulan bir komutanın, askerleriyle birlikte yaşadığı ibret dolu hayat hikayesi.
Kitabı okurken zaman zaman güldüm, yeri geldi göz yaşlarıma hakim olamadım. Nasıl olayım ki? Allah için vatan millet için gözünü kırpmadan Şehit düşen yiğitlerimizin yaşadıklarını okurken ağlamamak ne mümkün!
İsterim ki bu kitap okullar da ders niyetine okutulsun. Okutulsun ki maneviyatından, kültüründen kopmuş, sadece zevk ve sefasını düşünen bu gençlik yaşadığı bu rahatlığın bedelinin birileri tarafından ödendiğini bilsin! Bu şuurda yaşasınlar!
Türklük için nizam-ı Alem için. Allah rızası için savaşan yiğitlerimiz var olsun.
Rabbim bizide şehitlerden yazsın.
Şehitlerimizin Ruhu için El- Fatiha.
Bir asker ne için ölür?" diyor Abdullah Ağar; "Peki bir asker ne için ölmek ister? Bu millet asker? Peki düşmanlar, neden düşman?" Bu sorulara yanıt bulmadan, Sadece Güneydoğu'daki üstü örtülü savaşı değil, Anadolu insanının bin yıldır yaptığı savaşları da anlamak mümkün değildir; bundan sonra yapacağı savaşları ve nasıl savaşacağını da... Bu kitapta yazılı olan her şey gerçektir. Bütün bunlar Türk askerinin Güneydoğu'da yazdığı tarihin bir parçası olmuştur. Hayatta olanların ismi değiştirilmiştir. Şehitlerin anısı ise isimlerinin geçtiği satırlarda da olsa 'yaşasın' istenmiştir. Zaten onların kendilerini güvenlikte hissetme gibi bir ihtiyaçları da yoktur. Sonsuza kadar olmayacaktır da... Anlattığım her şeyi 'yaşam ne kadar güzel olsa da ölüm yaşamdan daha güzeldir' inancıyla yazdım... Layıkıyla öldükten sonra..."
1992lerdeki TSKlerinin terörle mücadelesini anlatan, çok gerçekçi bence her Türk vatandaşının okuması gereken bir anı kitabı olmuş. Kitapta geçen o ruhun hiç eksilmemesi umuduyla...
1967'de Ankara'da doğdu. Ankara'da okudu. 1989 yılında Kara Harp Okulu'ndan mezun olduğunda, bölücü terörün ve diğer bölücülüklerin ne anlama geldiği pek çokları tarafından anlaşılamamıştı. Birinci tercihten 'Piyade', özel kura çekerek 'Komando', sonra da Özel Kuvvetler'de Tim Komutanı oldu. İlk kıt'ası Bolu Komando Tugayı'na ayak basar basmaz Güneydoğu'ya; Güneydoğu'ya vardığı ilk gece de ilk operasyonuna çıktı... Görev yaptığı Bolu Komando Tugayı'nın, Özel Kuvvetler'in ve Kayseri Hava İndirme Tugayı'nın kışlalarını hemen hiç görmedi. Bestler, Gabar, Cudi, Kuzey Irak... Menteş, Azerbaycan, Deve Geçidi... Dicle, Ergani, Baykan... Siirt, Şırnak, Diyarbakır... Ve adı sayılamayan daha nice kırsal, meskûn mahal ve dağlarda geçen 6 yılın ardından, artık dağlardan inerken, aldığı kurşun yaralarıyla belinde oluşan bir nişan, komutanlığını yaptığı birliklerden de 25 gazisi ve 11 şehidi vardı.